Malatya'da yaşayan velîlerden. Doğum tarihi belli değildir. Ahmed Efendi 1301 (m. 1884) senesinde 60 yaşlarında vefat etti. Battalgazi ilçesinde imamlık yaptığı caminin mihrabı önündeki mezarlığa defnedildi. Babasının adı Mahmud'dur. Aslen Medineli olup, Seyyid olduğu söylenir. Hazreti Ömer'in soyundan geldiği de rivayet edilmiştir. Hicaz'daki karışıklıktan dolayı ailesi Şam'a göç etti. Ahmed Efendi Şam'da doğdu ve burada zamanın âlimlerinden ilim öğrendi. Bir ara ailesi ile birlikte Şam valisi tarafından Harput sancağında bilinmeyen sebepler yüzünden mecburi ikamete tabi tutuldu. Ahmed Efendi burada evlenerek, Harput'a yerleşti. Sonra Malatya'ya göçtü. Hacı Ahmed Efendi Malatya Medreselerinde ders verdi ve Ulu Camide imamlık yaptı. İnsanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını anlatan vaazlar verdi.
Bir gün Ahmed Efendi şimdiki Malatya şehir merkezindeyken bir tanıdığı ile karşılaştı. Biraz konuştuktan sonra Ahmed Efendi Battalgazi'ye (Eski Malatya) gideceğini söyledi. Ahbabı, saatini göstererek; “Hocam Cuma vaktine yedi dakika kaldı. Oysa gideceğiniz yer iki saatlik yol. Birlikte burada kılalım.” dedi. Ahmed Efendi ise; “Vazifemde aksaklık yapıp kazancımı haram edemem.” diyerek yürüdü. Arkadaşı; “Bunda bir hikmet vardır.” diyerek Ahmed Efendinin peşine takıldı ve birlikte gitmek istediğini söyledi. Battalgazi'ye yaklaştıklarında karşılarına ihtiyar bir zat çıktı. Üstü başı biraz kirliydi. Ahmed Efendi; “Esselamü aleyküm Sultanım.” diye selam verdi. Bir müddet daha yürüdükten sonra o zatın bu kere daha heybetli geldiğini gördüler. Yanlarına gelince; “Kardeşim Ahmed! Bu yanındaki adam kimdir? Onu nereye götürüyorsun?” diye sorunca Ahmed Efendi; “Himmetinize muhtac efendim!” karşılığını verdi. İhtiyar zat oradan uzaklaşınca Ahmed Efendi arkadaşına dönerek; “İçinden kötü bir şey mi geçirdin ki, bu zat bize böyle söyledi.” dedi. Arkadaşı da; “Evet sizin böyle pejmurde kıyafetli bir fukaranın önünde eğilmeniz garibime gitmişti.” dedi. Hacı Ahmed Efendi; “O pejmurde kıyafetli gördüğün zât zamanın kutbudur. Böyle kişilere hor bakmamalı.” dedi. Arkadaşı hemen tövbe etti. Camiye geldiklerinde saatine bakan arkadaşı Cuma vaktine yine yedi dakika olduğunu gördü. Allahü tealanın izniyle iki saatlik yolu bir anda almışlardı. Arkadaşı Ahmed Efendinin büyüklüğünü o anda anladı.
Ahmed Efendinin halen İstanbul kütüphanelerinde üç eseri olduğu tahmin ve rivayet edilmektedir.