Kıraat imamlarından ve hadis âlimi. Asım kıraatinin iki ravisinden biri. Asıl adı Ebu Ömer Hafs bin Süleyman bin el-Mugire el-Gadirî el-Esedî olup, 90 (m. 709) yılında Kufe’ye bağlı Gadiriyye köyünde dünyaya gelmiştir. Kumaş ticareti yaptığı için “Bezzaz” lakabıyla tanınmıştır. İbn-i Ebu Davud ve Hufays diye de bilinir. 180 (m. 796) senesinde vefat etmiştir. Bu tarihi 190 (m. 806) olarak verenler de vardır.
Üvey babası Asım bin Behdele’nin evinde yaşadığından onun terbiyesinde yetişmiştir. Asım bin Behdele, kıraat-i seb’a (yedi kıraat) imamlarından biridir. Yani Kur’an-ı Kerim’i Arapça’nın yedi lehçesine göre okuyabilen âlimlerdendir. Bu kıraati, Ebu Abdurrahman es-Sülemî ve Zir bin Hubeyş vasıtasıyla Hazreti Ali’den almıştır.
Hafs, Kur’an-ı Kerim kıraatini Asım’dan öğrenmiş ve Kur’an-ı Kerim’i ona defalarca okumuştur. Asım ona, Ebu Abdurrahman es-Sülemî’den öğrendiği okuyuş tarzını öğretmiştir. Zir bin Hubeyş’ten öğrendiğini de Ebu Bekr bin Ayyaş’a okutmuştur. Böylece Hafs bin Süleyman’ın kıraat ilmindeki senedi; Asım bin Behdele, Ebu Abdurrahman es-Sülemî, Ali bin Ebu Talib ve Hazreti Peygamber olarak ortaya çıkmıştır.
Hafs bin Süleyman bir ara Bağdat’a giderek burada Asım’dan öğrendiği kıraati okutmuş, bir müddet sonra da Mekke-i Mükerreme’ye geçmiştir. Burada da aynı şekilde Asım kıraatini öğretmiştir.
Hafs bin Süleyman aynı zamanda hadis âlimidir. Alkame bin Mersed, Kesir bin Zazan, Ebu İshak es-Sebiî, Ebu İshak eş-Şeybanî, Semmak bin Harb, Asım bin Behdele, Abdülmelik bin Umeyr gibi zatlardan hadis-i şerif rivayet etmiştir. Kendisinden de Ubeyd bin Sabbah, Muhammed bin Bekkar bin Reyyan, Ali bin Hucr el-Mervezî, Muhammed bin Harb el-Havlanî, Hişam bin Ammar ed-Dımaşkî ve diğerleri hadis-i şerif rivayetinde bulunmuşlardır. Hafs bin Süleyman’ın rivayetleri Tirmizî ve İbn-i Mace’nin sünenlerinde yer alır. Nesâî de kendisinden hadis-i şerif yazmıştır.
Hafs bin Süleyman’dan; Hüseyin bin Muhammed el-Mervezî, Hamza bin Kasım el-Ahvel, Amr bin Sabbah, Ubeyd bin Sabbah, Süleyman bin Davud ez-Zehranî ve daha pek çok zat arz ve sema yoluyla kıraat öğrenmişlerdir.
Hafs bin Süleyman, Kur’an-ı Kerim kıraatinde hüccet (delil) sayılırdı. Bütün kaynaklar, Hafs bin Süleyman’ın Asım bin Behdele’nin kıraatinin rivayetteki güvenilirliği ve hıfzının sağlamlığı üzerinde müttefiktir. Yahya bin Maîn’in, Eyyub bin Mütevekkil’den naklen; Hafs bin Süleyman’ın, Asım bin Behdele’nin diğer ravisi Ebu Bekr bin Ayyaş’tan daha sağlam olduğunu söylemiştir. Muhammed bin Yezid er-Rifade; “Kufe’de Asım kıraatini en iyi bilen Hafs bin Süleyman’dır. Ebu Bekr bin Ayyaş ondan sonra gelir.” demektedir. Hatib el-Bağdadî; “Mütekaddimin yani önceki âlimler, Hafs bin Süleyman’ı, Ebu Bekr bin Ayyaş’tan hıfz bakımından üstün sayar ve Asım’dan öğrendiklerini iyi zaptettiği hususunda ona güvenirlerdi.” der.
Hafs bin Süleyman böylece İslamiyet’e en çok hizmet eden âlimlerden birisi olarak tanınmıştır. Günümüzde Müslümanların, Türkiye de dahil olmak üzere dörtte üçünün (çoğunluğunun) okuduğu kıraat, Asım’ın Hafs rivayetidir. Kuzeybatı Afrika’da İmam-ı Nafi kıraatinin Verş rivayeti, Sudan ve Doğu Afrika’da ise İmam-ı Ebu Amr’ın kıraati okunmaktadır.
Hadis-i şerif ilminde, Veki’ bin Cerrah’tan Hafs bin Süleyman’ın sika (güvenilir) olduğu rivayet olunur. Bunun dışında hadis âlimleri, Hafs bin Süleyman’ın hadis ilminde, kıraat ilmindeki kadar üstün bir seviyede olduğu kanaatinde değillerdir. Bunun en mühim sebebi de mürsel hadisleri merfu olarak rivayet etmesi ve bazı kimselerden ödünç aldığı kitapları istinsah ederek sema olmaksızın, yani raviden bizzat işitmeksizin hadis rivayet etmesidir. Zehebî, Hafs bin Süleyman’ın onun kıraat ilminde hüccet olduğunu, hadis ilminde bu derecede olmadığını; ancak şahsiyeti ve ahlakı itibariyle doğru sözlü bir kimse olarak tanındığını söyler.