HASAN ÇELEBİ, Fenarîzade

Hasan Çelebi bin Mehmed Şah bin Hamza bin Muhammed bin Muhammed Kelam, usul ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden
A- A+

Kelam, usul ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden. İsmi Hasan Çelebi bin Mehmed Şah bin Hamza bin Muhammed bin Muhammed'dir. Anadolu'da yetiştiği için Rumî nisbetiyle anılmaktadır. Lakabı Bedreddin olup Fenarîzade diye tanınmaktadır. Meşhur âlim Molla Fenarî'nin torunlarındandır. 840 (m. 1436) senesinde Bursa'da doğdu. 891 (m. 1486)'da Bursa'da vefat etti. Zeyniye Zaviyesi Mezarlığı'nda medfundur.

Babası Mehmed Şah, genç yaşta vefat ettiği için amcalarının himayesinde büyüdü. İlk tahsiline Bursa Sultaniye Medresesi'nde başladı. Zamanındaki meşhur âlimlerden ilim öğrendi. Molla Fahreddin, Molla Ali Tusî ve Molla Hüsrev bu âlimlerdendir. Kelam, me'ani, Arapça, usul-i fıkh ve aklî ilimlerde büyük âlim olana kadar, ilim öğrenmeye devam etti.

Edirne'de Halebiyye Medresesi'nde müderris iken, amcasının oğlu Ali Fenarî, Fatih Sultan Mehmed Han'ın kazaskeri idi. Ondan; Mısır'a gidip Mugni'l-Lebib kitabını Mağribli bir âlimden okumak için Sultan'dan izin istemesini rica etti. Mısır'da bulunan bir âlimin, Mugni'l-Lebib kitabını çok iyi bildiğini duymuştu. Hasan Çelebi, Telvih kitabına bir haşiye yazmıştı. Fatih henüz hayatta iken, kitabını Fatih'in oğlu İkinci Bayezid'e atfetmişti. Bu yüzden Fatih, Hasan Çelebi'ye biraz kırgın idi. Mısır'a gitmek için izin isteyince; “Mademki o kadar aklına koydu, o hâlde gitsin.” diye izin verdi. Müderrisliği bırakıp talebeliği istemesine şaşırmıştı.

Hasan Çelebi, Fatih Sultan Mehmed'den izin alınca Mısır'a gitti. Mugni'l-Lebib kitabının tamamını Mağribli o âlimden yazdı. Daha sonra yazdıklarını bu âlimin huzurunda baştan sona okudu. Kitapta gerekli düzeltmeleri ve incelemeleri yaptılar. Mağribli âlim bu kitabın baş tarafına, Hasan Çelebi için icazet yazdı. Yine Mısır'da İbn-i Hacer'in bir talebesinden Sahih-i Buharî'yi okudu. Sahih-i Buharî'yi okutmak ve hadis-i şerif öğretmek için icazet aldı. 870 (m. 1465) senesinde Şam'a gitti. Buradan Hicaz'a giden kafile ile hacca gitti. Birkaç defa Kahire'ye gittiği de bildirilmektedir.

Tekrar Anadolu'ya dönünce Mısır'da yazdığı Mugni'l-Lebib şerhini Sultan Mehmed Han'a gönderdi. Sultan, bu kitabı inceleyince çok beğendi. Hasan Çelebi'ye olan kırgınlığı geçti. İlmini takdir ederek, İznik Orhan Medresesi'nin müderrisliğini ona verdi. Daha sonra da Sahn-ı seman medreselerinden birine müderris tayin etti.

Hasan Çelebi, medresenin bir odasında kalırdı. Beş vakit namazı camide kılardı. Medresede dersini bitirdikten sonra Kadızade'nin medresesine gider, onu ziyaret ederdi. Ertesi gün de Kadızade onun yanına gelirdi. Birbirlerini çok severlerdi. Bu ziyaretleri devamlı yaparlar ve her işlerinde yardımlaşırlardı. Sultan Bayezid Han'ın padişahlığı zamanında, günlük seksen akçe maaşla Bursa Medresesi'ne müderris olarak tayin edildi. Vefatına kadar burada yaşadı.

Öğrencisi Muhyiddin Mehmed Kocevî hadis ve tefsire dair hocasından okuduğu ilimleri Taşköprüzade nesline aktarmış, böylece Osmanlı medreselerinde ilim İbn-i Hacer Askalanî silsilesine bağlanmıştır. Âlim, fazilet sahibi, salih bir zattı. Çok ibadet ederdi. Sert elbise giyer, alçak gönüllülüğünden hayvana binmezdi. Garip ve fakirleri, Allah adamlarını severdi. Tasavvuf ehli âlimlerle sohbet ederdi. Dünyadan yüz çevirmiş, ahirete yönelmişti.

Medresede iken yardımcısı olan Seyyid Çelebi anlatır: “Birgün seher vakti beni istedi. Odasının kapısında şiddetli şekilde ağlama sesleri duydum. Bu duruma çok şaşırdım. Başına büyük bir musibet geldiğini zannettim. Kapıyı çaldım, içeri girip selam verdim. Oturmamı emretti. Ben de oturdum ve ağlamasının sebebini sordum. “Gecenin üçte birinden sonra üzülmek için bir sebep bulamıyorum diye hatırıma geldi.” dedi. Bununla ne demek istediğini sordum. “Üç aydır bize dünyalık bir zarar gelmedi. Âlimler demişlerdir ki: “Dünya malından zarar görmeyen ahiretten zarar ediyor demektir. Çünkü zarar ahirete yönelince dünyalık şeyleri terk eder.” Bunun için ahiret işlerinde zarar ediyorum korkusuyla ağladım.” diye cevap verdi.

O anda hizmetçilerden biri içeri girdi. Çok üzgündü. Hizmetçiye üzüntüsünün sebebini sordu. Hizmetçi şöyle cevap verdi: “Bana filan işi görmemi emretmiştiniz. Ben de sizin beyaz katırınıza bindim. Yolda katır düştü, öldü.” Hasan Çelebi bunu duyunca; “Allahü Teâlâ'ya hamd olsun. Bana dünya zararı verdi.” diye hamdetti. “Bu haberi bana sen müjdeledin ey hizmetçi (köle)! Ben de seni Allah rızası için azat ettim.” dedi.”

Eserleri:

Hasan Çelebi, birçok eser yazdı. Bunlar âlimler arasında makbul ve muteber tutulurdu. Kitapları, talebe ve müderrislerin elinden düşmezdi. Bazıları şunlardır:

1- Haşiye ale'l-Mutavvel: Teftazanî'nin Mutavel adlı eserine yazılan bu haşiyenin büyük, orta ve küçük şekillerde olduğu nakledilir. Müellif hattı bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Damad İbrahim Paşa Kısmı No: 995'te kayıtlıdır. Bu nüsha 1309'da İstanbul'da basılmıştır.

2- Haşiye ale'l-Muhtasar fi'l-meanî: Bir nüshası Beyazıt Devlet Kütüphanesi Veliyyüddin Efendi Kısmı No: 2757'de vardır.

3- Risale fî beyani'l-hasıl bi'l-masdar: Küçük bir risaledir. Bir nüshası Elmalı İlçe Halk Kütüphanesi No: 2548'de kayıtlıdır.

4- Haşiye alâ dibaceti'ş-Şerhil-cedid li't-Tecrid: Ali Kuşçu'nun şerhi üzerine notlardan ibarettir. Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Şehid Ali Paşa Kısmı No: 1626'da vardır.

5- Risale fî adabi'l-münazara: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Servili Kısmı No: 281'de vardır.

6- Er-Red bi ademi'l-illeti't-tamme: Mantıkla ilgilidir. Bir nüshası Amasya Beyazıt İl Halk Kütüphanesi No: 1849'da vardır.

7- Haşiye alâ Şerhi'l-Mevakıf: Seyyid Şerif Cürcanî'nin meşhur Şerhü'l-Mevakıf adlı eserinin şerhidir. Rivayete göre Hasan Çelebi, Hocazade'nin kenarına notlar yazdığı nüshayı ödünç almış ve öğrencilerine paylaştırarak bir gecede istinsah ettirmiş, sonra da kendisi şerh etmiştir. Müellif hattı nüshası Süleymaniye Kütüphanesi İsmihan Sultan Kısmı No: 249'da kayıtlıdır. Bu haşiye 1325'te Kahire'de basılmıştır.

8- Haşiye alâ Haşiyeti'l-Hayalî alâ şerhi'l-Akaid: Müellif hattı nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Bağdatlı Vehbi Kısmı No: 874'te vardır.

9- Risale fî mebdei'l-evvel: Bir nüshası Leiden'dedir.

10- El-Metalibü'l-aliyye: Farisîdir.

11- Haşiye ale'l-Keşşaf: 884'te yazmış ve Fatih Sultan Mehmed'e ithaf etmiştir. Bu nüsha Süleymaniye Kütüphanesi Fatih Kısmı No: 606'da kayıtlıdır.

12- Haşiye alâ Tefsiri'l-Beydavî: Bir nüshası Londra'dadır.

13- Haşiye alâ evaili Şerhi'l-Vikaye: Fıkıh kitabıdır. Bir nüshası Millet Kütüphanesi Ali Emirî Kısmı Arabî No: 4332'de kayıtlıdır.

14- Haşiye ale't-Telvih: 885'te bitirdiği bir fıkıh usulü kitabıdır. Müellif hattı nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Bağdatlı Vehbi Kısmı No: 381'de kayıtlıdır. Eser 1904'te Kahire'de basılmıştır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları