HAŞİMÎ, Ebu Ca'fer

Abdülhâlık bin İsa bin Ahmed bin Musa Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden
A- A+

Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden. Künyesi, Ebu Ca'fer olup; ismi, Abdülhâlık bin İsa bin Ahmed bin Musa bin İsa bin Ahmed bin Musa bin Muhammed bin İbrahim bin Abdullah bin Ma'bed bin Abbas bin Abdülmuttalib'dir. 411 (m. 1020) senesinde Nişabur'da doğdu. 470 (m. 1077) senesi Safer ayının on beşinci Perşembe günü seher vakti Bağdat'ta vefat etti. Çok ilim sahibi bir zattı. Az ve öz konuşurdu. Dersteki ve münazaralardaki konuşmaları çok nazik ve kibar olup, ikna edici idi. Bidat olan şeylerin ortadan kaldırılması için çok gayret gösterdi.

Ebu Ca'fer; Ebü'l-Kasım bin Bişran, Ebü'l-Hüseyin el-Harranî, Ebu Ali bin Mezheb, Ebu Talib bin el-İşarî ve babasından ilim öğrenip, hadis-i şerif rivayet etti.

Kadı Ebü'l-Hüseyin dedi ki: “Ebu Ca'fer ilk fıkıh dersini babasından aldı. Yirmi üç sene babasından ders okudu. Babasından aldığı fıkıh ilmiyle âlim oldu. Ders ve fetva vermeye başladı.” İbn-i Cevzî ise; “Ebu Ca'fer Abdülhâlık hazretleri; âlim, fakih, abit, zahit, vera sahibi olup, daima hak üzere konuşurdu.” dedi.

Ebu Ca'fer Abdülhâlık hazretleri, mala mülke itibar etmez, mevki sahiplerinin kendisine verdiği şeyleri kabul etmezdi. Bu hususta; “Vallahi, ben çok sıcakta dahi onların malından bir yudum su içmem, bir lokma yiyeceklerine el sürmem.” buyurdu.

İbn-i Akil hazretleri, Ebu Ca'fer Abdülhâlık için şunları söylemiştir: “Feraiz ilminde çok âlimdi. Herkes kendisine hürmet ve tazim ederdi. Devlet başkanı, vefatında cenazesini yıkaması için Abdülhâlık'ı vasiyet etti. Onunla bereketlenmek istedi. Şerif Abdülhâlık hazretlerinin çok eseri olup bunlardan birisi Rüusü'l-Mesail kitabı, diğeri de Şerhü'l-Mezheb'dir. İmam-ı Ahmed'in fazileti hakkında ve Hanbelî mezhebi ile ilgili eserleri vardır. Zamanındaki Hanbelî fıkıh âlimleri ondan ders okudular. Hulvanî, Mehamilî ve Kadı Ebü'l-Hüseyin bu âlimlerdendir.”

İbn-i Sem'anî de; “Abdülhâlık hazretleri Hanbelî mezhebinde imam olup, tefsir, fıkıh ve feraiz âlimiydi. Bir gün onunla Cuma namazı kıldım ve ilmine hayran oldum.” dedi.

Ömrünü Allahü Teâlâ'nın dinini, Ehl-i Sünnet itikadını öğretmekle geçiren Ebu Ca'fer, zamanındaki bidat sahibi olanları kuvvetli delillerle susturdu. Herkes onun bildirdiği iman ve İslam bilgileri üzerine amel ettiler. Zamanında bazı kimselerin iftirası sebebiyle hapishaneye kondu. Hapishanede, hiçbir şey yemeyip oruç tuttu.

Kadı Ebü'l-Hüseyin şöyle anlattı: “Hapiste iken ben onun yanında idim. Baktım ki, Kur'an-ı Kerim'den; “Sabır ve namaz üzerine durun.” (Bakara suresi: 153) mealindeki ayet-i kerimeyi okuyordu. Sonra bana dönerek, “Sabrın ne olduğunu bilir misin? Sabır oruç demektir.” buyurdu. Sonra hapishaneden çıkarıldı.

İbn-i Cevzî şöyle anlatır: “Şerif Ebu Ca'fer hazretlerinin hastalığı şiddetlendiğinde, iki kişi koluna girip odanın kapısının önüne çıkardılar. O zaman; “Ölüm geliyor. Benim vaktim tamamdır. Ehlimi göreyim, beni evime götürün!” dedi. Oraya götürdüler ve orada vefat etti. Vasiyetnamesinde; “Allahü Teâlâ şahittir ki, benim bir ipim ve bir de kovam vardır. Başka bir şeyim yoktur. Benim yolum kitap, sünnet ve icma-ı ümmettir. Dört mezhep imamlarının gösterdiği yolda bulununuz. Benim cenazemi Mansur Camii'nde kılınız. Her şeyi kolaylaştıran Allahü Teâlâ'dır, öldüğümde bağırıp çağırmayın, üstünüzü, başınızı yırtmayın. Kim böyle yaparsa, Allahü Teâlâ'ya hesap verecektir.” yazmıştır.”

Vasiyeti üzerine, Ebu Sa'id-i Berdanî cenazesini yıkadı. İbn-i Feta yardım etti. Cuma günü duha vaktinde, Cami-i Mansur'da cenaze namazı kılındı. Halk ve devlet erkanı cenazesine iştirak etti. Cenazesi çok kalabalık oldu. İmam-ı Ahmed hazretlerinin yanına defnedildi. Binlerce kişi gece gündüz kabrini ziyaret etti. Binlerce hatim okudular.

Şerif Ebu Ca'fer Abdülhâlık hazretlerinin bazı talebeleri dedi ki: “Hocamızı rüyamızda gördük ve Allahü Teâlâ'nın kendisine nasıl muamele ettiğini sorduk. “Kabre konduğumda baktım ki, bembeyaz inciden kubbeli bir yer. O yerin üç tane kapısı vardı. Bana denildi ki; burası sana aittir. İstediğin kapıdan girebilirsin!” buyurdu.”

Bazı talebeleri ise rüyalarını şöyle anlatırlar: “Hocamızı vefatından sonra rüyada gördük. “Allahü Teâlâ size nasıl muamelede bulundu?” diye sorduk. Buyurdu ki: “Burada Ahmed bin Hanbel hazretleri ile karşılaştım. Bana; “Ey Ebu Ca'fer! Sen Allahü Teâlâ'nın rızası için hakkıyla cihat ettin. Onun dinini insanlara öğrettin. Allahü Teâlâ da sana rızasını verdi. Senden hoşnut ve razı oldu.” buyurdu.”

Ebu Ca'fer Abdülhâlık hazretlerinin rivayet ettiği hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Kim bir fakir Müslümanı giydirse, Allahü Teâlâ da ona Cennet elbisesi giydirir. Kim bir susuzu sularsa (su verirse), Allahü Teâlâ da ona (el değmemiş) saf Cennet şerbeti içirir. Kim bir açı doyurursa, Allahü Teâlâ onu Cennet yiyecekleriyle (meyveleriyle) doyurur.”

Züht sahibi Ebu Ca'fer Abdülhâlık hazretleri, birçok kitap yazmıştır. Rüusü'l-Mesail, Şerhü'l-Mezheb ve Cüz'ü fî edebi'l-fıkh bunlardandır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları