HATTABÎ

Hamd (Ahmed) bin Muhammed bin İbrahim bin Hattab el-Hattabî el-Büstî Hadis ilminde hüccet (üç yüz bin hadis-i şerif bilen) ve Şafiî mezhebindeki büyük fıkıh âlimlerinden
A- A+

Hadis ilminde hüccet (üç yüz bin hadis-i şerif bilen) ve Şafiî mezhebindeki büyük fıkıh âlimlerinden. Lügat, nahiv ve edebiyatta üstad olan bir zat. İsmi, Hamd (Ahmed) bin Muhammed bin İbrahim bin Hattab el-Hattabî el-Büstî olup, künyesi Ebu Süleyman'dır. Dedesine nisbetle Hattabî, memleketine nisbetle de Büstî denilmiştir. Türk asıllı olduğu rivayet edilir.

319 (m. 931) tarihinde Afganistan'ın başşehri Kabil'e komşu olan Büst şehrinde doğdu. Mekke, Basra, Bağdat ve daha başka İslam şehirlerinde ilim tahsil etti. 388 (m. 998) yılı Rebiulahir ayında, yine Büst'te vefat etti.

Hattabî; Mekke'de Ebu Sa'id İbnü'l-A'rabî, Bağdat'ta İsmail bin Muhammed es-Saffar ve oradaki başka âlimlerden, Basra'da Ebu Bekr bin Dase, Nişabur'da Ebü'l-Abbas el-Es'am ve daha başka âlimlerden ilim öğrenip, hadis-i şerif rivayetinde bulundu. Ayrıca Bağdat'ta Ebu Ömer ez-Zahid'den edebiyat ve lügat ilmini, Ebu Ali bin Hüreyre ve Kaffal'den fıkıh ilmini öğrendi. Kendisinden de Ebu Abdullah el-Hakim, Ebu Hamid el-İsferainî, Ebu Nasr Muhammed bin Ahmed el-Belhî el-Gaznevî, Ebu Mes'ud el-Hüseyin, İbn-i Muhammed el-Kerabisî, Ebu Zer Herevî ve daha birçok âlim ilim öğrendi. Hadis-i şerif rivayetinde bulundular.

Hattabî, zamanında ilimleri kendinde toplayan bir âlimdi. Haramlardan sakınması pek fazla, ibadeti çok ve arkadaşları arasında her bakımdan üstün bir zattı. Ebu Mansur Sealibî, Hattabî için; “Hattabî; ilim, irfan ve takva yönünden, yaşadığı zamanda çok meşhur olan Ebu Ubeyd Kasım bin Sellam'a benzetilirdi.”demektedir.

Sem'anî şöyle bildiriyor: “Hattabî, hadis ilminde rivayet şartları taşıyan ve üç yüz bin hadis-i şerif bilen ve rivayet ettiği hadis-i şerifleri sağlam olan bir zattır.”

Kendisi şöyle anlatır: “Ebu Sa'id A'rabî'nin sohbetinde şu sözünü işittik: Bir kimsenin yanında Kur'an-ı Kerimle beraber Sünen-i Ebu Davud kitabı varsa, o kimseye bu iki kitap yeter.”

Kendi zamanına kadar tasnif edilen hadis kitaplarına vakıf olan, dirayetü'l-hadis ilminin kapsamına giren konulardaki bilgisi itibarıyla devrinin önde gelen âlimlerindendir. Hadis-i şerifleri sahih, hasen ve zayıf olmak üzere üçlü taksime tabi tutmuş, sahih hadisin en geniş tarifini ilk o yapmıştır. Hasen hadis tarifini Tirmizî'den farklı tarif etmiş ve bu tarif İbn-i Salah tarafından hasen li-zatihi için esas alınmıştır.

Hadis-i şeriflerin hüküm ifade etmesi bakımından durumunu, vahiy mahsulü olup olmadığını, Peygamber Efendimizin peygamberlik vazifesi ve insanî yönlerini değerlendiren Hattabî, hadis tenkidini daha çok metin üzerinde yoğunlaştırdı. Bunu da kelime ve muhteva tenkidi olmak üzere iki kategoride ele aldı. Sahih olduğu bilinen hadislere fiilî sünnete, tarihî olaylara ve ümmetin söz birliğine muhtevası bakımından uymayan hadisleri zayıf kabul etti. Hadis ilmini ve hadis âlimlerini bid'at sahiplerine karşı müdafaa eden Hattabî, hadis ilmiyle meşgul olanların sadece nakille yetinmeyip hadis-i şeriflerdeki mana ve hükümleri doğru anlamalarını belirtmiştir. Bu sebeple hadis-i şerifleri şerhetmeye yöneldi ve İmam-ı Buharî'nin **“Sahih”**i ile Ebu Davud'un **“Sünen”**ini ilk defa o şerhetti.

Hattabî kelam ilminde de söz sahibi idi. O zamana kadar icmalî olarak yani kapalı olarak bildirilen itikat bilgilerini tafsilî olarak açıklama yolunu tutmuştur. Selef-i salihinin tevil etmeye ihtiyaç duymadığı bazı itikadî meseleleri açıklamış ve bu konuda selef-i salihinden gelen tevilleri de nakletmiştir. Böylece selef-i salihinden gelen bilgileri halef-i sadıkînin anlamasının yolunu açmıştır. Hattabî mezhepte müçtehit olup zaman zaman mezhep imamından farklı içtihatlarda bulunmuştur.

Hattabî, derin ilmi yanında tevazuu, üstün şahsiyeti ile tanınmıştır. Yumuşak huylu, dünya malına ve şöhrete itibar etmeyen biri idi. Resmî vazife kabul etmemiş ve geçimini ticaret yaparak sağlamıştır. İhtiyaç fazlası gelirini fakir fukaraya dağıtırdı. Uzleti halk içinde Hak ile beraber bulunmak şeklinde anlardı.

Manzum olarak buyurduğu şiirlerden bazıları:

Gurbet; evden uzak olmak değildir sadece,

Dengini bulamayan garipler var nice,

Ben Büst ve ahalisi arasında garibim,

Beraberimde ise iyalim ve ehlim.

Hakkını tam almaya hırslı olma ihsan et,

Böyle olur kerimler, bağışlayıp sen gözet.

Cimrilik etme sakın, iktisada devam et,

Müsriflik ve bahillik pek kötüdür hazer et.

Yaşadığın sürece insanlarla hoş geçin,

Dünya idare yeri, sen onun içindesin.

Haktan gayre yalvarma, başkasını yâr sanma,

Müheymin olan Allah kâfidir, gayre kanma.

Rivayet ettiği hadis-i şeriflerde Peygamber Efendimiz buyurdular ki:

  • •
    Bir zaman gelecek, kişinin helaki; karısının, anne-babasının ve çocuklarının elinden olacaktır. Bunlar onu, fakirlikle ayıplarlar ve gücünün yetmediği şeyleri kendisinden isterler. Kişi, bu sebeple tehlikeli işlere girerek dini gider ve kendisi de helak olur.
  • •
    “Her kim cemaat hâlinde bulundukları hâlde, Müslümanların arasını açar ve onlardan ayrılırsa, İslamiyet bağını boynundan çıkarmış olur.”

İbn-i Mes'ud'un şöyle anlattığını rivayet etti: Resulullah Efendimiz, fitne ve karışıklık zamanlarının geleceğini anlatmıştı. Ben; “Ya Resulallah! Bunlar ne zaman olacak?” diye kendilerine sordum. Resulullah Efendimiz; “İnsanın, beraber bulunduğu arkadaşına emniyet etmediği zamanda olacak.” buyurdu. Ben: “Eğer o zamana ulaşırsam, nasıl hareket etmemi emir buyurursunuz ya Resulallah?” diye sordum. Resulullah; “Elini eteğini çek ve evine gir.” buyurdular. Ben: “Bu hâl evime kadar gelirse ne yapayım?”dedim. Resulullah; “Odana gir.” buyurdular. Ben: “Odamada girerse ne yapayım?” dedim. Resulullah, “Mescidine gir ve böyle yap. Ölünceye kadar Rabbim Allah'tır, de!” buyurdular. Böylece Resulullah, Mucize-i peygamberi olarak ahir zaman fitnelerini haber verdiler.

Hattabî'nin, “Mealimü's-Sünen” adlı eserinin Haleb baskısının kapak sayfası (sağda). Kahire'de Ezher Kütüphanesi'nde bulunan yazma nüshasının ilk iki sayfası (solda).

Eserleri

  1. 1
    Beyanü İ'cazi'l-Kur'an: Kur'an-ı Kerim'in icazı ele alınmış, Kur'an-ı Kerim'in geleceğe dair haber verip vermediği incelenmiştir. En son 1986'da Kahire'de basılmıştır.
  2. 2
    Garibü'l-Hadis: Ebu Ubeyd Kasım bin Sellam ile İbn-i Kuteybe'nin kitaplarına almadıkları veya bu iki âlimin izahlarına katılmadığı kelimelere yer veren bir eserdir. Üç cilt hâlinde Hicrî 1403'te Dımaşk'ta basılmıştır.
  3. 3
    Islahu Galati'l-Muhaddisin: Kitap “Tashihu'l-muhaddisin li-elfaz mine'l-hadis” adıyla da bilinir. Hattabî bu eserinde muhaddisler tarafından yanlış rivayet edildiğini söylediği 140 kadar kelimenin doğrusunu göstermiş, bir kısmını da açıklamıştır. En son olarak Beyrut'ta 1988'de basılmıştır.
  4. 4
    Mealimü's-Sünen: Ebu Davud'un **“Sünen”**inin şerhi olup ilk şerh kitabıdır. Birçok yazma nüshası olup defalarca basılmıştır.
  5. 5
    A'lamü'l-Hadis fî Şerhi Sahihi'l-Buharî: Buharî'nin ilk şerhi olan eser kaynaklarda değişik adlarla geçmektedir. Hattabî bu eserini **“Mealimü's-Sünen”**den sonra yazmakla birlikte, bu iki şerhi birbiri ile bütünleştirmiştir. Buharî Şerhi en son olarak Hicrî 1409'da Mekke'de yayınlanmıştır.
  6. 6
    Kitabü Şe'ni'd-Dua: Duanın mahiyeti, itikadî yönü hakkında ayet ve hadis-i şeriflerle açıklanmaktadır. Eser, Şam'da 1984'te yayınlanmıştır.
  7. 7
    Kitabü'l-Uzle: Eserin bir diğer adı da **“Kitabü'l-İ'tisam bi'l-Uzle”**dir. Uzlet konusunu işlemektedir. En son 1987'de Beyrut'ta yayınlanmıştır.

Kaynaklarda ayrıca şu kitaplarının ismi de geçmektedir: “Ma'rifetü's-Sünen ve'l-asar”, “Et-Tıbbu'n-Nebevî”, “Delailü'n-nübüvve”, “Mesele fî İbni's-Sayyad”, “Tefsiru'l-luga elleti fî muhtasari'l-Müzenî”, “Kitabü'l-gunye ani'l-Kelam ve ehlihi”, “Kitabü's-Sirac” vb.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları