Suriye ve Irak'ta yaşamış velilerden. İsmi Hüseyin bin Ahmed bin Hüseyin'dir. Aslen Halep'li olduğu hâlde Musul'a gelip yerleştiği için Musulî diye anıldı. İbnü'l-At'anî diye meşhur olmuştur. Doğum tarihi bilinmemektedir. 912 (m. 1506) senesinde Mekke-i Mükerreme'de vefat edip oraya defnedildi.
Halep'te dünyaya gelen Hüseyin bin Ahmed hazretleri, küçük yaştan itibaren ilim tahsil etti. Zamanındaki âlim ve velilerin ilim meclislerinde ve sohbetlerinde bulundu. Musul'a gelip orada yerleşti. Zahirî ve batınî ilimlerde yüksek bir âlim ve tasavvuf yolunda olgun bir veli oldu. Bilhassa Şafiî fıkhında âlim idi. İnsanlara Allahü Teâlânın emir ve yasaklarını anlattı. Onların dünya ve ahirette saadet ve mutluluğa kavuşmaları için gayret etti. Birçok kerametleri görüldü.
Ömrünün sonuna doğru hac ibadetini yerine getirmek üzere Hicaz'a gitti. Medine-i Münevvere'de sevgili Peygamberimizin kabr-i şeriflerini ziyaretle, feyizlerinden istifade etti. Mekke-i Mükerreme'ye gidip hac vazifesini yerine getirdi.
İbn-i Hanbelî onun vefatından sonra gördüğü bir kerametini şöyle anlattı:
“Ben, Hüseyin bin Ahmed ile birlikte hacca gitmiştim. Mekke-i Mükerreme'ye vardıktan sonra Arafat'ta vakfeye durmuştuk. Beni yanına çağırıp; “Ben ömrümün sonuna geldim. Bu mübarek topraklardan gitmek istemiyorum. Sana vasiyetlerimi bildireyim.” buyurdu. Az zaman sonra da vefat etti. Lakin o sene Mekke-i Mükerreme'de çok su sıkıntısı vardı. Onun cenazesini yıkamak için suyu nereden bulurum diye düşünürken, yanıma yüksek sesle konuşan birisi geldi ve; “Hüseyin bin Ahmed vefat mı etti?” dedi. Ben; “Evet.” deyince; “Neden bu kadar düşünceli duruyorsun?” diye sordu. Ben; “Yalnızım ve su sıkıntısı da var. Onun techiz ve tekfinini yalnız nasıl yaparım ve gasli için suyu nereden bulurum?” dedim. O zaman bana; “Sen burada bekle ve ayrılma.” deyip gitti.
Aradan biraz zaman geçince bir de baktım, o kimse, ellerinde birer testi su ve kefen bulunan bir toplulukla beraber geldi. Yanıma gelir gelmez hazretin cenazesini yıkamaya başladılar. Yakın bir kabristana kabrini kazıp beraberce defnettik. Bana hepsi taziyede bulunup yanımdan ayrıldılar. Onların kim olduklarını ve nereden geldiklerini bilmiyordum.
Birkaç gece sonra Hüseyin bin Ahmed hazretlerini rüyamda beyaz elbiseler içinde, bağ ve bahçeler arasında sevinçli bir şekilde gördüm. Bana; “Allahü Teâlânın rahmeti senin üzerine olsun. Sen beni salih kimselerle birlikte çok güzel techiz ve tekfin ettin.” buyurdu.”