Hadis ilminde meşhur âlimlerden. İsmi Hüşeym bin Beşir bin Kasım bin Dinar es-Sülemî'dir. Künyesi Ebu Muaviye el-Vasıtî olup 104 (m. 722) yılında doğmuştur. Bağdat'ta yaşamış; 183 (m. 799)'te de orada vefat etmiştir. Hadis kitaplarında kendisinden çok bahsedilen Hüşeym bin Beşir, İmam-ı İbn-i Şihabu'z-Zührî ile aynı mertebededir. Bağdat'ta ilk hadis toplayanlardandır. Ayrıca tefsir, fıkıh ve kıraat ilimlerinde de âlimdir.
Hu şeym'in babasının Haccac bin Yusuf'un aşçısı olduğu söylenir. Aile Bağdad'a gelip yerleşince, babası bu sanatı yapardı. Bazı balık yemeklerini çok nefis yapmakla meşhurdu. Oğlu okuma çağına gelince, ilme merak etti. Aile buna alışık değildi. İlim onlara yabancıydı. Hattâ babası, oğlunu okumaktan men eder, onu azarlardı. Fakat oğlu bu azara aldırmayıp hadis tahsiline devam etti. Kadı Ebu Şeybe'nin derslerine gitti. Fıkıhta onunla münazara yapardı. Bir kez hastalandı, derse gelemedi. Ebu Şeybe onu göremeyince sordu. Hastalanmış, dediler. “Öyleyse kalkın, gidip ziyaret edelim.” dedi. Üstadın sözüne uyarak derstekilerin hepsi kalkıp onu ziyarete gittiler. Aşçı Beşir'in evine gelip hasta talebeyi ziyaret ettiler. Onlar dönüp gittikten sonra Beşir, oğlu Hu şeym'e şöyle dedi: “Oğlum, şimdiye kadar seni hadis tahsilinden men ederdim. Fakat bugünden sonra, asla. Bak, Kadı benim kapıma gelir oldu! Ben buna ne zaman erebilirdim, ummadığım bir şey!”
Bundan sonra Hu şeym hadis tahsiline hevesle sarıldı. Hadis talebi için muhtelif yerlere gitti. Mekke-i Mükerreme'ye gitti. Orada Zührî ile görüştü. Ondan 100 kadar hadis aldı. 300 diyenler de vardır. Hüşeym bin Beşir; ayrıca Amr bin Dinar, Mansur bin Zazan, Husayn bin Abdurrahman Ebu Beşir, Eyyub Sahtiyanî, Ya'la bin Ata Süleyman et-Teymî, Ubeydullah bin Ebu Bekr bin Enes, Hamidü't-Tavil, İmam-ı A'meş, Amr bin Ebu Seleme ve çok sayıda âlimden hadis dinlemiş ve nakletmiştir. Hadis ilminde hafızasının kuvveti ile tanınan ve yirmi bin hadis-i şerif ravileri ile birlikte ezbere bilen Hüşeym bin Beşir'den de pek çok hadis âlimi hadis-i şerif rivayet etmiştir. Bunlardan bir kısmı; Şu'be bin Haccac, Yahya el Kattan, Ahmed bin Hanbel, Kuteybe, Ziyad bin Eyyub, Ya'kub ed-Devrekî, Hasan bin Arfe, Malik bin Enes, Süfyan-ı Sevrî, Abdullah bin Mübarek, Vekî bin Cerrah, Yezid bin Harun ve kendi oğlu Sa'id bin Hüşeym gibi âlimlerdir. Hüşeym Basra, Kufe gibi şehirlerden sonra Bağdad'a yerleşti. Baş âlimler sırasına geçti. Hadis okuttu.
İbni Ebü'd-Dünya; “Hüşeym bin Beşir'in vefatından evvel on yıl yatsının abdestiyle sabah namazını kıldığını haber vermiştir. (Yani on yıl geceleri hiç uyumamıştır).” Yahya bin ed-Devrekî; Hüşeym bin Beşir'in ezberinde yirmi bin hadis olduğunu bildirmiş ve hafızası çok kuvvetli muhaddislerden olduğunu söylemiştir. Hüşeym bin Beşir çok vakarlı (ağırbaşlı) ve heybetli bir zat idi. Ahmed bin Hanbel; “Hüşeym'le dört sene beraber bulundum. İlmî heybetinden dolayı, ondan ancak iki meseleyi sorabildim.” buyurmuşlardır. Hüşeym hazretleri hadis-i şerif rivayet ederken; “Sübhanallah” der ve çok “Lailaheillallah” söylerdi. Bunun dışında çok zikir (tesbih) çekerdi. İbn-i Nasireddin “Bediatü'l-Beyan” kitabında onu; “Bağdat'ta oturan sika (güvenilir) ve hafızası çok sağlam ravilerden idi. Bütün hadis âlimleri onun emanet ehli olup, doğruluğu, adaleti ve sikalığı hususunda icma (söz birliği) etmişlerdir.” diye anlatmaktadır.
Vehb İbni Cerir; “Biz Şu'be'ye “Hüşeym'den hadis yazalım mı?” diye sorduk. “Evet.” cevabını verdi.” demiştir. Zaten onun sikalığı (güvenirliği) ve hafızasının kuvveti tartışılmazdı. Abdullah bin Mübarek; “Zaman herkesi değiştirdi. Fakat Hüşeym'in hafızasını değiştiremedi.” buyurmuşlardır. İshak Ziyadî; “Rüyamda Resulullah'ı gördüm; “Hüşeym'den hadis dinleyiniz. O ne iyi bir insandır.” buyurdu.” diye haber vermiştir. Vekî bin Cerrah; “Benden olduğu gibi Hüşeym'in zikrettiği şeylerden dilediğinizi getiriniz (yani onun rivayetlerini kabul ederim).” buyurmuşlardır. Ammar; “Ebu Avane ile Hüşeym ihtilaf etseler (ayrılığa düşseler), söz Hüşeym'indir. Çünkü O (rivayetinde) hiç hata etmedi.” demiştir. Ma'ruf-i Kerhî hazretleri de; “Resulullah'ı rüyamda gördüm; “Ya Hüşeym, Allahü teala, ümmetimin hayrına çalıştığından dolayı sana iyilikler versin.” buyuruyorlardı.” diye haber vermiştir.
Sahip olduğu ilimlerde eser yazan Hüşeym bin Beşir'in, Es-Sünen fi'l-Fıkh, Et-Tefsir, El-Megazî, El-Kıraat adlı eserleri vardır. Hu şeym; tefsirde ileri gelenlerdendir. Bildirdiği tefsire misal olarak; Bakara suresi, 187. ayetinde oruca başlama vakti; “Beyaz iplik siyah iplikten ayırt oluncaya kadar.” buyuruluyor. Adî bin Hatim; “Bu ayet-i kerime nazil olunca yastığımın altına biri siyah diğeri beyaz iki ip koydum. Geceleyin kalkıp baktım. Bir şey anlamadım (yani imsak vaktini bilemedim). Sabahleyin Resulullah'a gittim. Yaptığımı arz ettim. “Bundan murat, gecenin karalığıyla gündüzün beyazlığıdır. (Yani Fecr-i sadığın (şafak sökmesinin) doğmasıdır. Ufukta hakiki beyazlık başlayınca oruç vakti başlar. Hakiki beyazlık ufuk üzerinde tamamen yayılınca da sabah namazı vakti başlar, yani sabah namazı vakti girmiş olur.)” buyurdular.” Şu hadis-i şeriflerde onun rivayetlerindendir: “Cuma günü gusletmek, Müslümanlar için şüphesiz bir haktır. (Cuma günü yapılacak vazifelerdendir.) Bir de her biriniz o gün evinizdeki güzel kokudan sürünsün. Eğer bulamazsa su ona koku yerine geçer.”
“Allahü teala diğer peygamberlere vermediği beş şeyi bana verdi. Bunlar; 1- Bir aylık mesafeden düşmanlarımın kalbine korku verildi. 2- Yeryüzü bana temiz ve mescit kılındı. Artık ümmetimden bir kişi namaz vaktine kavuşunca hemen namazını kılsın. 3- Ganimet malları bana helal kılındı. Halbuki benden evvelki peygamberlere helal değil idi. 4- Bana herkes için şefaat etme hakkı verilmiştir. 5- Her peygamber yalnız kendi kavmine gönderilmiştir. Ben ise bütün insanlara peygamber olarak gönderildim.”
“Aşure günü oruç tutunuz. Aşure'den bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmak suretiyle Yahudîlere muhalefet ediniz.”