İBN-İ EBU MERYEM, Ebu İsme

Nuh bin Ebu Meryem Büyük fıkıh âlimlerinden.
A- A+

Büyük fıkıh âlimlerinden. İsmi, Nuh bin Ebu Meryem; künyesi, Ebu İsme'dir. Ku reyş kabilesinin azatlık kölesidir. Fıkıh ilmini İmam-ı A'zam Ebu Hanife ve İbn-i Ebu Leyla'dan almış, hadis ilmini de Haccac bin Ertat'tan ve onun zamanındaki âlimlerden öğrenmiştir. Mega zî yi (savaş tarihi bilgileri) İbn-i İshak'tan ve tefsir ilmini de el-Kel bî ile Mukatil'den almıştır. Bu ilmleri kendinde topladığı için veya İmam-ı A'zam Ebu Hanife'nin fıkhını Merv'de ilk cem' etmiş (toplamış) olduğu için Nuh el-Cami ismi ile meşhur olmuştur. 173 (m. 789) te de vefat etmiştir.

İmam-ı A'zam Ebu Hanife hayatta iken Ebu Ca'fer Mansur zamanında Merv'de kadılık yapmıştır. Kendisinin ilim öğrettiği dört meclisi vardır. Birinde Hane fî mezhebinin kavillerini (rivayetlerini); birinde hadis ve Sahabe kavillerini rivayet eder, birinde nahiv ilmi ile, diğerinde de şiir tedris ve müzakeresi ile meşgul olurdu. Ebu İsme; babasından, Züh rî, Sabit el-Bena nî, Yahya bin Sa'id el-Ensa rî, İbn-i Cü reyc, İbn-i Ebu Leyla, İmam-ı A'zam Ebu Hanife, İbn-i İshak, el-A'meş ve başka zatlardan hadis-i şerif rivayet etmiş, kendisinden de, Ali bin Hüseyin bin Vakıd, Zeyd bin el-Habbab, Hibban bin Musa, Nuaym bin Hammad, Sü veyd bin Nasr, Şu'be, İbn-i Mübarek ve diğer zatlar rivayette bulunmuşlardır.

Kur'an-ı Kerim surelerinin faziletleri hakkında bazı hadisler vaaz ettiği söylenmiş ise de bu doğru değildir. Bu husustaki nakillerde hadis usulü, hadis ricali ve mevzuat kitaplarındaki Hakim'in, Ebu Ammar Hüseyin-i Merve zî'den yaptığı rivayete dayanmaktadır. Bu kitapları yazanlar, bu haberi birbirlerinden aynen alıp nakletmişlerdir. Bu haberin meşhur olması da en son olarak Ebu Ammar'ın rivayet ettiğinin gösterilmesidir. Çünkü o, Buha rî, Müslim, Ne saî ve Ebu Davud'un kendisinden rivayetlerde bulunduğu yüksek bir zattır.

Böyle itimat ve itibar kazanmış bir zatın ismi, Ebu İsme'ye düşman olanlar tarafından maksatlı olarak karıştırılmıştır. Hakim'in bu haberinden meçhul bir ifade ile “Ebu İsme'ye soruldu.” deniliyor. Kimin sorduğu bilinmiyor. Bu ifade, haberin en açık ve zayıf tarafıdır. İkinci olarak Ebu İsme'nin doğrudan İkrime'den rivayet ettiği gösteriliyor. Bu iki zatın vefat tarihleri arasında uzun bir zaman farkı vardır. Zira İkrime'nin vefatı 107 (m. 725), Ebu İsme'nin ki ise 173 (m. 789)'tür. Yani birbirinden hadis almaları ihtimali yoktur. Ebu Ya'la el-Hali lî'nin İrşad'ındaki haberde ise Ebu İsme ile İkrime arasında meçhul birisi vardır. Bu da böylece zayıf rivayet olmaktadır. İbn-i Hibban, rivayetinde Kur'an-ı Kerim'in surelerinin faziletleri hakkındaki hadisi, Meysere'nin uydurduğunu ve bizzat itiraf ettiğini bildirmiştir. Ebu İsme'yi muhalif fırkalardan sevmeyen, düşman olanlar çok olduğu için onu hadis âlimleri karşısında zayıf ravi hükmüne düşürmek gayesi ile bunu uydurmuşlardır. İmam-ı A'zam Ebu Hanife'den ilim öğrenen bir zatın böyle bir söz söylemesi mümkün değildir.

Kendisi hadis uydurmak bir tarafa, bilakis sikadır (güvenilir bir ravidir). Çünkü Ebu Davud ve Tirmi zî “Sünen” kitaplarında ve İbn-i Cerir tefsirinde onun rivayetlerini ve İbn-i Mace de tefsir kitabında Ebu İsme'nin kavlini (sözünü) delil olarak almışlardır. Hatta Şu'be, bir hadis hakkında yaptığı isbat için onun rivayetini delil olarak göstermiştir. (Şu'be ravilerin sika (güvenilir) olmasına çok dikkat eden bir zattır.)

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları