Kelam, tefsir, nahiv, lügat ve Şafiî mezhebi usul ve fıkıh âlimi. Künyesi, Ebu Bekr olup; ismi, Muhammed bin Hasan bin Fûrek'tir. İsfehanî ve Ensarî nisbet edildi. Ebu Bekr ibni Fûrek diye meşhur oldu. 330 (m. 941) yılı civarında İsfehan'da doğduğu tahmin edilmektedir. 406 (m. 1015) yılında Nişabur yakınlarında vefat etti. Nişabur'a götürülüp Hire mahallesindeki kabristana defnedildi. Kabri başında yapılan duaların kabul olduğu çok görüldüğü için, bilenler ziyaret edip dua etmektedirler.
İsfehan'daki âlimlerden istifade ettikten sonra, Irak'a gitti. Ehl-i Sünnet'in iki itikadî mezhebinden biri olan Eş'arî mezhebi kelam bilgilerini, Ebü'l-Hasan Bahilî'den öğrendi, İbn-i Harraz Ahvazî, Abdullah bin Ca'fer İsfehanî ve Basra, Bağdat ve Nişabur'daki birçok âlimden hadis-i şerif dinleyip ilim tahsil etti. Haremeyn evliyasının büyüklerinden olan Ebu Osman Mağribî'nin ruhlara şifa olan sohbetlerinde bulunup, sözlerinden istifade etti.
Nişabur'a gelip orada vefat eden bu büyük zatın vasiyeti üzerine, cenaze namazını kıldırdı. Nişabur'da Ebu Ali Dekkak'la sohbet etti. Rey'de ders vermeye başladı. Daha sonra Nişabur'a davet edildi. Orada bir medrese ve bir ev yaptırıp ders vermeye başladı. Bilhassa kelam ilminde meşhur oldu. İtikadı bozuk kimselere çok güzel cevaplar verip susturdu. Gazne sultanı Sultan Mahmud tarafından Gazne'ye davet edildi. Gazne'de toplanan büyük meclislerde Ehl-i Sünnet'in müdafaasını yaptı. Sultan Mahmud'un takdirini kazandı. Gazne'den dönüşünde Nişabur'a yaklaştığı sırada, hastalanıp yolda vefat etti.
İnsanlara vaaz ve nasihatlarda bulunurdu. Çok kimsenin imanını Ehl-i Sünnet itikadına göre düzeltmesine vesile oldu. Çok zeki ve keskin görüşlüydü. Allahü tealanın dinini en iyi şekilde öğrenmek ve öğretmek için çalışırdı. Çok az uyur, çok ibadet ederdi. Vaktini ilim öğrenmek, öğretmek ve ibadetle geçirirdi. Dünya malına hiç ehemmiyet vermez, az şeyle kanaat eder, kazancının fazlasını ihtiyaç sahiplerine verirdi. Güzel ahlâkı, birçok kimsenin dünya ve ahiret saadetini kazanmasına vesile oldu. Allahü tealadan çok korkar, harama düşmek korkusuyla şüpheli şeylerden sakındığı gibi, mubahların birçoğunu da terk ederdi. Allahü tealanın kitabına (Kur'an-ı Kerim'e) çok hürmet eder, Kur'an-ı Kerim bulunan odada edebinden uyuyamazdı. Ya odasını değiştirir veya Kur'an-ı Kerim'i başka bir yere naklederdi.
Vaaz ve nasihatlarından pek çok kimse istifade etti. Pek çok talebe yetiştirdi. Bunlardan tasavvuf ve kelam âlimi Risale-i Kuşeyrî sahibi Ebü'l-Kasım Kuşeyrî meşhur oldu. Hadis ilminde; Hafız Ebu Bekr Beyhekî, Ebu Bekr Ahmed bin Ali bin Halef Şirazî ve daha birçok âlim kendisinden ilim tahsil edip rivayetlerde bulundu. İbn-i Fûrek hazretlerinin Şerhu'l-Âlim ve'l-müteallim adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve Müşkilü'l-hadis adlı eserinin kapak sayfası (solda).
Talebelerinden Ebu Kasım el-Kuşeyrî Er-Risale'sinde Ebu Ali ed-Dekkak hazretlerinin şöyle dediğini rivayet eder: “Birgün İbn-i Fûrek hazretlerinin huzuruna gittim, hastaydı. Beni görünce, gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Bunun üzerine; “Allahü teala sana afiyet versin ve şifa nasip eylesin.” dedim. Bana; “Sen beni ölümden mi korkuyor sanıyorsun? Halbuki ben, ölümden sonra hâlimin ne olacağından korkmaktayım.” diye cevap verdi.”
İmam-ı Kuşeyrî hazretleri Risale'sinde, hocası İbn-i Fûrek'ten bazı nakiller yapmaktadır. Bunlardan bir kısmı şöyledir: “Mucizeler, Peygamberlerin doğru söylediklerinin delilleridir. Mucize sahibi, peygamber olduğunu iddia ederse, mucize onun doğru söylediğini isbat eder. Böyle hâl sahibi, veliliğe işaret ederse, onun bu hâli, sadık olduğunu isbat eder ve bu hâl keramet ismini alır. Mucize ismini almaz. Her ne kadar bu hâl mucize cinsinden ise de, arada fark vardır. Peygamberler, mucizeyi açıklamakla memurdurlar, kerameti saklı ve gizli tutmak ise, veliler üzerine vaciptir. Resulullah mucize sahibi olduğunu iddia ediyor ve bu da kat'iyyet ifade ediyordu. Veli ise keramet iddiasında bulunmaz, kendisinden zuhur eden hâllerin keramet olduğu kesin değildir. Zira bu hâllerin bir istidraç olması caiz ve mümkündür.”
İbn-i Fûrek'in hikmet dolu sözlerinden bazıları şöyledir: “Helal yoldan şehvete tâbi olmak, ailevi meşgalelerle uğraşmayı icap ettirir. Şehveti haram yoldan teskin etmenin neticesinin neler olacağını söylemeye hacet yoktur.” “Dilin Allahü tealayı anması, kalbdeki feyzin dilden ifade edilmesidir.”
İbn Fûrek kelam, fıkıh, usul-i fıkıh, tasavvuf, tefsir, tabakat ve nahiv ilimlerinde eser vermiş çok yönlü bir âlimdir. Ancak daha çok tefsir, tasavvuf ve özellikle kelama dair görüşleriyle dikkat çekmiştir. Usul-i fıkıh konusunda hacimli eserler yazdığı nakledilmişse de bunlar günümüze ulaşmamıştır. Bu sebeple İbn-i Fûrek'in usulcülüğü hakkında fazla bir şey söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte İbn-i Hallikan onun usul-i fıkıhta kendisine has bir metodunun bulunduğunu ve talebesi Abdülkerim Kuşeyrî'nin bunu Ebu İshak el-İsferayinî'nin metoduyla birleştirdiğini kaydeder. Müfessirliğine dair sadece bir cildi zamanımıza ulaşan Tefsirü'l-Kur'an adlı eserinden fikir edinmek mümkündür. Tefsirde dirayet metodunu kullanmakla birlikte rivayetlere de önem vermiştir.
Diğer müfessirlerden farklı olarak önce ayetlerden çıkarılabilecek soruları sıralamış, daha sonra bunların cevaplarını zikretmiştir. İbn-i Fûrek bu eserini hazırlarken İmam-ı Eş'arî'nin tefsirinden de faydalanmıştır. İbn Fûrek itikadî konularda Hazreti Peygambere atfedilen bazı rivayetleri reddeden Cehmiyye ve Mu'tezile karşısında hadisi müdafaa etmiştir. Ona göre isnat açısından sahih olan hadisleri kabul etmek gereklidir. İbn-i Fûrek'in hadisle ilgilenmesi daha çok itikadî meseleleri çözmeye yöneliktir.
Kaynaklar, İbn-i Fûrek'in züht ve takva derecesine ulaşmış bir sufî olduğunda birleşir. Onun tasavvufa yönelmesinde Bündar bin Hüseyin, İbn-i Hafif eş-Şirazî, Ebu Osman el-Mağribî gibi sufîlerle yaptığı sohbetler etkili olmuştur. Öğrencilerinden Abdülkerim el-Kuşeyrî, İbn-i Fûrek'i sufîler arasında zikrederek tasavvufî bazı görüşlerini nakletmiştir. Bu rivayetlerin yanı sıra kabri bir ziyaretgah haline getirilen, onunla tevessülde bulunulan bir âlim olması ve tasavvufa dair El-İbane adlı bir eser telif etmesi İbn-i Fûrek'in sufîler arasında yer aldığını gösteren işaretlerdir. Ona göre sufî ve zahit olmak için ihtiyaç fazlası dünya malını terketmek gerekir. Zahitlikte örnek Hazreti Peygamberdir. O, sanıldığı gibi dünyayı bütünüyle terk etmemiş, evlilik hayatını sürdürmüş, bir taraftan ibadetle meşgul olurken, diğer taraftan dünya işlerini yürütmüştür.
İbn Fûrek'in ilmi şahsiyetindeki ağırlığını onun kelamcılığı teşkil eder. Kelama dair eserlerinin çoğu zamanımıza ulaşmadığından bu alandaki görüşlerini bütünüyle belirlemek mümkün değilse de günümüze ulaşan eserlerinin yanı sıra bazı kaynaklardan hareketle İbn-i Fûrek'in kelamî konulardaki görüşleri şöylece özetlenebilir: Akıl hakkı batıldan ayıran önemli bir kriterdir. Kur'an-ı Kerim'in aklî deliller getirmesi bunu ispatlamaktadır. Akıl insan için vazgeçilmez bir bilgi kaynağı olmakla birlikte dinî konularda nasların bildirdiği hükümler esastır, zira akıl nasların bildirdiğinden farklı hükümler verebilmektedir.
Halbuki doğruluğu kesin delillerle sabit olan Hazreti Peygamberin haberi daha isabetlidir. Hazreti Peygamberin verdiği haberin kesin bilgi kaynağı olabilmesi için sübutu açısından kati ve manasının açık olması gerekir. Eğer haber müteşabih ise tevil edilmelidir. Bir sufî olmasına rağmen İbn-i Fûrek ilhamı bilgi kaynağı olarak kabul etmemiştir. Çünkü ilham sahipleri aynı konuda farklı bilgiler aldıklarını ileri sürmektedirler. Bu sebeple ilham yoluyla elde edilen çelişkili bilgilerden hangisinin daha doğru olduğunu belirlemek için akıl yürütmeye ihtiyaç vardır. İbn-i Fûrek, icmanın da itikadî konuların çözümünde başvurulacak bir bilgi kaynağı olduğu kanaatindedir. İbn-i Fûrek'e göre Allahü tealanın varlığına ulaşmanın en doğru yolu kainatı inceleyerek onda meydana gelen hadiseler üzerinde düşünmektir. İbn-i Fûrek, Bakıllanî ile birlikte Ebü'l-Hasan el-Eş'arî'nin görüşlerini nakledip işleyen ve Eş'ariyye'nin köklü bir kelam ekolü haline gelmesini sağlayan önemli bir simadır.
Eserleri: Kaynakların belirttiğine göre 120 civarında eser telif eden İbn-i Fûrek'in zamanımıza ulaştığı bilinen eserleri şunlardır:
1- Risale fi't-tevhid: Arif Hikmet Kütüphanesi'nde No: 47'de vardır.
2- Şerhu'l-Âlim ve'l-müteallim: İmam-ı A'zam Ebu Hanife'nin eseri üzerine yapılmış bir şerhtir. Eser, El-Âlim ve'l-müteallim'in İmam-ı A'zam'a aidiyeti konusunda şarkiyatçılar tarafından ileri sürülen iddiaları geçersiz kılacak bazı bilgiler içermesi bakımından önemlidir. Murat Molla Kütüphanesi No: 1827'de kayıtlıdır.
3- Mücerredü makalati'ş-Şeyh Ebü'l-Hasan el-Eş'arî: Eş'arî'nin yaklaşık otuz eserinden derlenen görüşlerini nakleden bu eser Beyrut'ta 1986'da yayınlanmıştır.
4- Müşkilü'l-hadis ve beyanüh: Çeşitli defalar basılan eser en son Beyrut'ta 1983'te basılmıştır.
5- Tefsirü'l-Kur'an: Me'ani'l-Kur'an adıyla da bilinir. Kitabın, Mü'minun suresinden Nas suresine kadar olan surelerin tefsirini ihtiva eden bir nüshası Millet Kütüphanesi Feyzullah Efendi Kısmı No: 50'de mevcuttur.
6- El-Hudud fi'l-usul: Yaklaşık 130 kelam ve fıkıh terimini açıklayan risale Mukaddime fî nüket min usuli'l-fıkh adıyla Beyrut'ta hicri 1342 senesinde neşredilmiştir.
7- El-İbane an turuki'l-kasıdin ve'l-keşf an menahici's-salikin ve't-teveffür ila ibadeti rabbi'l-âlemin: Tövbe, züht, vera, şükür, tevhit, muhabbet gibi tasavvufî terimlerin ilk sufîlere göre tarifini ihtiva eden eserin bilinen tek yazma nüshası Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'ndedir.
8- El-İntika min ehadisi Ebi Müslim Muhammed bin Ahmed el-Bağdadî: Şam'da Zahiriye Kütüphanesi No: 41/7'de vardır.
9- Esmaü'r-rical: Brockelmann'ın Kitabü'l-Esma ve'r-rical adıyla kaydettiği eserin, Fuat Sezgin'e göre İbn-i Fûrek'e aidiyeti şüphelidir.
İbn Fûrek'in kaynaklarda adı geçen diğer eserleri şunlardır: El-Esma ve's-sıfat, Tabakatü'l-mütekellimin, El-Medhalü'l-evsat ila ilmi'l-kelam, İhtilafü'ş-şeyhayn el-Kalanisî ve'l-Eş'arî, Şerhu Evaili'l-edille, Makalatü İbn-i Küllab ve'l-Eş'arî, Usulü'l-fıkh, Dekaiku'l-esrar. Müellife izafe edilen eserler de şunlardır: 1- En-Nizamî fî usuli'd-din: Katib Çelebi'den itibaren İbn-i Fûrek'e nisbet edilen eser, İbn-i Fûrek adıyla da anılan torunu Ebu Bekr el-Fûrekî'ye aittir. (Bkz: Furekî) 2- Maarifü'l-ahyar fî tevili'l-ahbar: Fuat Sezgin'in İbn-i Fûrek'e ait olabileceğini söylediği bu kitabın ona aidiyeti imkansızdır. Zira eserde İmamü'l-Haremeyn el-Cüveynî'ye ait olduğu bilinen Medarikü'l-ukül'ün müellifinden söz edilmektedir. 3- Muhtasaru Müşkili'l-asar: Cemal el-Malatî'ye aittir.
İbn-i Fûrek hazretlerinin Tefsirü'l-Kur'an adlı yazma eserinin ünvan sayfası (sağda) ve İhlas suresi tefsirinin başladığı 227. sayfası (solda). Me'ani'l-Kur'an adıyla da bilinen bu eser, Mü'minun suresinden Nas suresine kadar olan surelerin tefsirini ihtiva eder.