İBN-İ KESİR, Abdullah bin Kesir

Abdullah bin Kesir bin Muttalib Tabiîn devrinde Mekke'de yetişen meşhur yedi kıraat âliminden biri.
A- A+

Tabiîn devrinde Mekke'de yetişen meşhur yedi kıraat âliminden biri. Allahütealanın kelamı olan Kur'an-ı Kerim'in kıraatini (okunuşunu), Peygamberimizin okuduğu gibi bildiren âlimlerin ikincisi. Adı, Abdullah bin Kesir bin Muttalib'dir. Künyesi, Ebu Sa'id veya Ebu Muhammed olup Ebu Bekr veya Ebu Mabed künyeleri de vardır. “Dari” lakabı ile tanınmıştır. Böyle denmesinin sebebi, önceleri attar olmasındandır. Attar, güzel kokular satan demektir. Araplar attara, “dari” derlerdi. Dari de Bahreyn'de bulunan ve koku getirilen yerin adıydı. Ailesi aslen İranlıdır. Kisra, ailesini gemilerle Yemen'in, San'a şehrine göndermişti. Habeşlilerin, kendilerini buradan çıkarması üzerine oradan da Mekke'ye göç etmişlerdir.

İmam-ı İbn-i Kesir, 45 (m. 665) veya 48 (m. 668) yılında Mekke'de doğdu. Orada, Eshab-ı Kiram'ın ve Tabiîn'in büyüklerinden Abdullah bin Zübeyr, Halid bin Zeyd Ebu Eyyub-i Ensarî, Enes bin Malik, Mücahid bin Cebr ve Abdullah bin Abbas'ın kölesi olan Dirbas'a yetişip Irak'ta onlardan ilim aldı. Hepsinden rivayette bulundu. Sonra Mekke'ye döndü. Kur'an-ı Kerim'in kıraatinde Abdullah bin Saib'den de bir miktar okudu. Abdullah bin Saib de, Übey bin Ka'b'dan, o da, Hazreti Ömer bin Hattab'dan kıraat ettiler. Bu okuyuş Zeyd bin Sabit ve Abdullah bin Abbas gibi Eshab-ı Kiram vasıtası ile Peygamber Efendimizden bildirilmiştir.

İslamî ilimlerden biri de, kıraat ilmidir. Bu ilim sayesinde, Kur'an-ı Kerim'in okunuşu değiştirilmekten ve bozulmaktan korunmuştur. İmam-ı İbn-i Kesir ve diğer kıraat âlimleri Kur'an-ı Kerim'in okunuşunu zapt hususunda çok büyük itina göstermişler ve Peygamberimizin okuduğu şekilde Müslümanlara talim etmişler, öğretmişlerdir. Eshab-ı Kiram'ın ve diğer büyük kıraat imamlarının, akıllara şaşkınlık verecek derecedeki gayretleri sayesinde Kur'an-ı Kerim'in Peygamberimizin kıraat ettiği şekilde okunması hususu, gayet sağlam ve esaslı bir suretle tespit edilerek nesilden nesile aktarılmıştır. Zamanımıza kadar hiçbir değişikliğe uğramadan gelmiş olup, inşallah kıyamete kadar da böyle devam edecektir.

İmam-ı İbn-i Kesir, çok güzel Kur'an-ı Kerim okurdu. Sesinin güzelliği ve kıraat bilgisinin yüksekliği sebebiyle okurken her kelimenin, her harfinin hakkını verirdi. Kur'an-ı Kerim'in belagat ve fesahatini, yüksek manasını canlandırmak hususunda öyle güzel bir edası, öyle bir okuyuş tarzı vardı ki, zamanındaki insanlar arasında eşine çok az rastlanırdı. O, Mekke halkının ilimde önderi ve her zaman insanların, Kur'an-ı Kerim'in okunmasını öğrenmek için yanında toplanmaktan vazgeçmediği imamları idi.

İbn-i Kesir, çok beliğ ve fasih konuşurdu. Hitabeti çok kuvvetli idi. Sözlerindeki tesir çoktu. Beyaz sakallı, uzun boylu olup, gözleri ve yüzü çok güzeldi. Tatlı-esmer bir rengi vardı. Sakalını kına ile boyardı. Halinde sükunet ve vakar alametleri görünürdü. İlmi ve fazileti çoktu. Birçok kimse, kendisinden ilim alıp kıraat ve hadis-i şerif rivayetinde bulunmuştu. Şibl bin Abbad, Maruf bin Müşkan ve İsmail bin Abdullah el-Kıst'ın talebeleri arasında farklı bir yeri vardı. Bunlardan İmam-ı Kunbül ve İmam-ı Bezî kıraat rivayetinde bulunan iki ravi idi.

İmam-ı İbn-i Kesir'in birinci ravisi Kunbül'ün adı, Muhammed bin Abdurrahman bin Halid bin Muhammed el-Mahzumî'dir. Künyesi Ebu Ömer, lakabı Kunbül'dur. 195 (m. 810) yılında Mekke'de doğmuş ve 291 (m. 903)'te orada vefat etmiştir. Hicaz bölgesindeki kıraat âlimlerinin üstadı ve hocasıdır. Kur'an-ı Kerim'in kıraatini arz yolu ile Ahmed bin Muhammed bin Avn-ı Nebal'den almıştır. Kendisini Mekke-i Mükerreme'de kıraat için halef bırakanda odur. Daha başka birçok âlimden Kur'an-ı Kerim'in kıraatini öğrenmiştir. İbn-i Kesir'den bildirilen kıraati de, senet vasıtası ile rivayet etmiştir. Zira o Kavvas'tan; Kavvas, İsmail bin Abdullah el-Kıst'tan, o da İbn-i Kesir'den rivayet eder. Hicaz bölgesinde Kur'an-ı Kerim kıraati Kunbül'e dayanırdı. Her taraftan, her şehir ve memleketten küçük ve büyük pek çok talebe, Allahütealanın kelamını okumak, öğrenmek ve ezberlemek için ona gelir, hizmetinde bulunarak yüksek derecelere kavuşurlardı.

Ebu Abdullah-ı Kussadi yor ki: “İmam-ı Kunbül, Mekke'de büyük vazifeyi üzerine almış bulunuyordu. Çünkü bu hizmet, elbette hayır, iyilik ve fazilet sahiplerinden birine verilirdi. Böylece yaptığı iş ve ona ait hükümler doğru ve sağlam olurdu. Kunbülde, zamanında ilim, fazilet ve iyiliklerin hepsini kendisinde toplamış bir imam ve âlim olduğundan, Mekke'de bu kıraat işine ehil olarak, bu hizmeti ona vermişlerdi.” İmam-ı Zehebî diyor ki: “Bu hizmete başladığında, ömrünün ortalarında idi. Hizmette güzel bir yol takip ederdi ve yüksek bir ahlâkı vardı. Yaşlılığı sebebiyle bu hizmetlerini ölümünden yedi veya on sene evvel bıraktı. 291 (m. 904) yılında da vefat etti.” Ona Kunbül lakabının verilmesinin sebepleri tartışmalıdır. Bazıları ismi olduğunu bazıları da, Mekke'de, sakinlerine “Kanabil” (Kunbüller) denen bir evden olup bu sebeple bu ismi aldığını söylerler. Bazıları da, ineklerde bir hastalık vardır. O hastalığın ilacının adına Kunbil denir. Eczacılar bunu bilmektedirler.

Resulullah (Salallahü aleyhi vesellem) Enes bin Malik Ebu Eyyûb el-Ensarî Abdullah bin Zübeyr Görüştü ve rivayet etti İbn-i Kesîr (H.120) Kunbül (H.291) El-Bezzî (H.250) Meşhur yedi kıraat imamından ikincisi ve Mekke imamı olan İbn-i Kesir hazretlerinin kıraat ilmindeki şeceresi. Parantez içindeki rakamlar şahısların hicrî vefat tarihlerini göstermektedir. Kendisinde de böyle bir hastalık bulunduğundan, bu ilacı kullanması sebebiyle onunla tanınıp sonra kısaltılarak uzatan (y) harfi kaldırılıp kısaca “Kunbül” denmiştir, dediler. İmam-ı Kunbül'ün bildirdiği kıraat, İbn-i Mücahid ve İbn-i Şenbuz tariki ile bildirilmiştir.

İmam-ı İbn-i Kesir'in ikinci ravisi Bezzî'nin adı, Ahmed bin Muhammed bin Abdullah bin Kasem bin Nafi' bin Ebu Bezzî'dir. Mekke'deki kıraat imamlarından olup, Mescid-i Haramın müezzini idi. 170 (m. 786) yılında doğdu ve 250 (m. 864)'te vefat etti. İlmi sağlam, bilgisi kuvvetli bir imam idi. Babasından, Abdullah bin Ziyad'dan, İkrime bin Süleyman'dan ve Veheb bin Vadıha'dan Kur'an-ı Kerim'i kıraat etmiştir. Übey bin Kâ'b (H.35) Zeyd bin Sabit (H.56) İbni Abbas (H.68) Mücahid bin Cübeyr (H.103) Abdullah bin es-Sâib (H.70) Derbâs (Mevlâ-yı İbni Abbas).

Ondan da çok kimseler Kur'an-ı Kerim'in kıraatini öğrenip rivayet etmişlerdir. İbn-i Kesir'den bildirilen kıraati, senet vasıtası ile rivayet etmiştir. Zira İmam-ı Bezzî, İkrime'den, o da el-Kıst'tan, o da İbn-i Kesir'den rivayet etti. Bezzî, bez yani kumaş satan kimse demektir. Başka, rivayetler de vardır. İmam-ı Bezzî'nin kıraati, Ebu Rebia ve İbnü'l-Habbab tariki (yolu) ile rivayet edilmiştir. Az hadis-i şerif nakletmesine rağmen hadis âlimleri tarafından sika (güvenilir) bir ravi kabul edilmiştir.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları