Tefsir, hadis, fıkıh ve tarih âlimi. İsmi İsmail bin Şihabiddin Ömer bin Kesir bin Dav’ bin Kesir el-Kaysî el-Kureşî el-Busravî ed-Dımaşkî eş-Şafiî olup künyesi Ebü’l-Fida ve lakabı İmadüddin’dir. 701 senesinde (m. 1301) Suriye’de Busra’nın Müceydilü’l-Karye köyünde dünyaya geldi. Doğum tarihini 700 (m. 1300) olarak verenler de vardır. 774 (m. 1373) senesinde Şam’da vefat etti. Mekabiru’s-sufiyye kabristanına defnedilmiş, ancak mezarlık kaldırılınca kabri İbn-i Teymiyye’nin kabri ile beraber Üniversite Hastanesinin bahçesinde kalmıştır. Mezarı bakımsız bir haldedir.
Babası da fakih ve şair idi. İbn-i Kesir üç yaşında iken vefat etti. Ailesi 707 (m. 1307) senesinde Şam’a göçtü. Kemaleddin Abdülvehhab, kardeşinin tahsiliyle meşgul oldu. Fıkıh ilmini ilk ondan tahsil etti. 10 yaşında iken Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Burhaneddin İbrahim bin Abdurrahman el-Fezarî ve Kemaleddin İbni Kadı Şühbe’den fıkıh tahsil etti. Daha genç yaşta iken Ahkamü’t-Tenbih adlı eserini kaleme alıp hocası Burhaneddin el-Fezarî’ye arzetti. Böylece hocasının takdirini kazandı. Usul-i fıkıhtan Muhtasar-ı İbni Hacib’i Şemseddin Mahmud bin Abdurrahman el-İsfahanî’den okuyup icazet aldı. Bundan başka hadis ilmini Şerefeddin İsa el-Makdisî, Behaeddin İbni Asakir, Şemseddin Muhammed bin Muhammed eş-Şirazî, İshak bin Yahya el-Amidî, İbnü’şŞıhne el-Haccar, Abdullah bin Muhammed bin Yusuf el-Makdisî ve Yusuf bin Abdurrahman el-Mezzî gibi âlimlerden; hadis ve tarih ilmini Alemüddin el-Birzalî ve Zehebî’den, kıraat ilmini Muhammed bin Şerefeddin el-Ba’lebekkî’den, kelam ve fıkhı da İbn-i Teymiyye’den okudu. Ayrıca Şemseddin el-İsfahanî, Ebü’l-Feth ed-Debbusî, Ali bin Ömer el-Vanî, Yusuf et-Hutenî, Ebu Musa el-Karafî ve İbnü’d-Devalibî el-Bağdadî gibi hocalardan ilim öğrenip icazet aldı. Yusuf el-Mezzî’nin kızı ile evlendi. Bundan sonra müderrislik, hatiplik, müftülük ve kadılık yaptı. Çok meşhur oldu.
736 (m. 1335) senesinden vefatına kadar Şam’da Şafiî mezhebine göre tedrisat yapan Necibiyye Medresesi’nde müderrislik yaptı. Bahaeddin Mercanî’nin yaptırdığı Mezze Camii’ne 746
(m. 1345) senesinde hatip tayin olundu. Ders arkadaşı Zehebî 748 (m. 1348) senesinde vefat edince Salahiyye Medresesi’nde vazife aldı. Buradaki ilk dersi âlimler ve halktan müteşekkil kalabalık bir cemaat tarafından dinlendi. Takıyyeddin es-Sübkî’nin 786 (m. 1355) senesinde vefatı üzerine Darülhadisi’l-Eşrefiyye reisi oldu. Darü’l-Kur’an ve Darü’l-Hadisi’t-Tenkidiyye’de de müderrislik yaptı. 767 senesi Şevval ayının 28. günü (8 Temmuz 1366) Ümeyye Camii’ndeki dersinde Fatiha suresini tefsir etti. Bu derse Melikü’l-ümera ve Naibü’s-saltana Seyfeddin Mengliboğa ile kadılar ve ileri gelen devlet adamları da iştirak etti.
İbn-i Kesir’in Şam’da Üniversite bahçesinde kabrinin yandan görünüşü (sağda) ve kabir taşı (solda).
İbn-i Kesir Memluk Devleti zamanında yaşadı. Her zaman idarecilerle iyi münasebetler kurdu.
Onlarla iyi geçinmenin, fitne çıkarmamanın, isyana tevessül etmemenin dinin emri olduğunu vurgulardı. Sadece idarecilerle değil, halkla ve diğer âlimlerle de iyi geçinmeyi şiar edinmişti. Bu sebeple herkes tarafından sevilen bir âlim olarak tanınmıştır. 752 (m. 1351) senesinde Emir Bayboğa’nın isyanında devlet tarafında yer aldı. Memluk Sultanı el-Melikü’s-Salih, Abbasî Halifesi Mutazıd Billah ile beraber Şam’a geldiğinde kendisini Demmagiyye Medresesi’nde kabul etti. Ahmed bin Hanbel’in El-Müsned adlı eserindeki bazı hadis-i şerifleri şerhi hususundaki liyakati sebebiyle kendisini tebrik etti.
Hazreti Ebu Bekr ve Hazreti Ömer’e küfretmek gibi Ehl-i sünnete uymayan söz ve hareketleri sebebiyle suçluları cezalandıran Şam Darüladl’inde (yüksek mahkemesinde) hakimlik yaptı. Yetim mallarının muhafazasında ihmal ile itham edilen Kadıyülkudat Sübkî’yi idarecilere karşı müdafaa etti. Bu sebeple hükümdar ve valinin itimadını kazandı.
Kıbrıs Adası, vaktiyle İslam toprağı olup sonradan elden çıkmıştı. Buradaki Franklar, İslam topraklarına tecavüzlerde bulunuyordu. Buraya sefer açmak isteyen Suriye valisi Emir Mencek, 770 (m. 1368) tarihinde İbn-i Kesir’den fetva istedi. İbn-i Kesir El-İctihad fi talebi’l-cihad adlı eserini yazarak halkı cihada teşvik etti.
İbn-i Kesir’in, kendisinden rivayette bulunan çok talebesi vardır. İbn-i Hicri, Sadeddin en-Nevevî, İbnül-Cezerî, Bedreddin ez-Zerkeşî bunların önde gelenlerindendir. Zehebî, Teziretü’l-huffaz adlı eserinde muhaddisler arasında İbn-i Kesir’i de överek zikreder. Onu el-hafız, el-fakih, el-müfti diye anar. Gerek halk, gerekse idareciler fetvalarına itimad ederdi. Franklar 767 (m. 1365) senesinde İskenderiye’ye saldırıp ateşe vermiş; halkı da katliama tabi tutmuştu. Memluk Sultanı el-Melikü’l-Eşref Şaban, buna misilleme olarak Mısır fakihlerinin fetvası mucibince Suriye’deki Hıristiyanların mallarının dörtte birinin müsaderesini emretmiş; ancak İbn-i Kesir bunun şer’an caiz olmadığını söyleyince buna uymuştur.
İbn-i Kesir’in yazdığı Tefsir’in Urduca Tercümesinin kapak sayfası (sağda) ve Daru’lkütübi’l-Mısriyye’deki yazma nüshasının ilk iki sayfası (solda).
İbn-i Kesir’in tarihle ilgili yazdığı El-Bidaye ve’n-Nihaye adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve yazma nüshasının ilk iki sayfası (solda) Eser Köprülü Kütüphanesi No: 1029’da kayıtlıdır.
İbn-i Kesir, Şafiî mezhebinde idi. Hocasının tesiriyle Hanbelî mezhebini de öğrenmiştir. Tasavvuf ehlini hürmetle anmakla beraber, tarikata bidat karıştıran cahil sofilerin tesiriyle olacak, tasavvufa mesafeli durmuştur. Şiiliğe şiddetle karşı çıkarak Ehl-i sünneti müdafaa etmiştir. Çoğu hususlarda hocası İbn-i Teymiyye’nin tesirinde kalmış; fakat onun kadar aşırıya kaçmamıştır. Ancak talak mevzuunda, kabir ziyareti vb. konularda İbn-i Teymiyye’ye uymuş ve bu sebeple Vehhabîler tarafından bazı kitapları bedava yayılmıştır. İbn-i Kesir’in sözlerini değerlendirirken ulema bunları dikkate almıştır.
İbn-i Kesir’in Tuhfetü’t-Talib adlı eserinin kapak sayfası.
Eserleri:
1-Tefsirü’l-Kur’an: Rivayet tefsiri olduğu için son zamanlarda bilhassa gençler arasında çok meşhur olmakla beraber, ilmî çevrelerde pek tutunamamıştır. Şam âlimlerinden Abdülgani, 1391
(m. 1971) baskılı Fadlü’z-Zakirin adlı eserinde; “İbni Kesir tefsirini okumamalıdır. Çünkü içinde dalalat-i kesire vardır”demektedir. Nitekim Vehhabiler fikirlerini zaman zaman İbn-i Kesir tefsirinden delil getirerek müdafaa etmektedir. İbni Kesir tefsiri defalarca basılmıştır. Tefsirde geçen hadis-i şerifler de Yusuf Abdurrahman Mar’aşli tarafından Fihrisü Ehadisi Tefsiri İbn Kesir adıyla neşredilmiştir (Beyrut 1986).
2-Fezailü’l-Kur-an: Bu eserden seçmeler Ahmed Hamdi İmam tarafından Muhtarat min Fezaili’l-Kur’an adıyla 1981’de Kahire’de neşredilmiştir.
3-Cami’u’l-mesanid ve’s-süneni’l-hadi fî akvami’s-senen: Hadis-i şerif mecmuasıdır. Matbudur.
4-İhtisaru ulumi’l-hadis,
5-Müsnedü’l-Faruk Emiri’l-mü’minîn Ebi Hafs Ömer bin Hattab ve akvaluhu ala ebvabi’l-ilm: Hazreti Ömer’in Peygamber Efendimizden rivayetlerini ihtiva eder.
6-Tuhfetü’t-talib bi ma’rifeti ehadisi Muhtasarı İbni’l-Hacib: İbnü’l-Hacib’in Muhtasar adlı eserindeki hadislerin tahricidir. Matbudur.
7-Tahricü ehadisi Usuli’t-Tenbih,
8-Ahkamü’ssugra,
9-El-Ahkamü’l-kebir,
10-Muhtasarü’lmedhal ila kitabi’s-Sünen li’l-Beyhakî.
11-El-Mukaddimat,
12-Şerhu Sahihi’l-Buharî,
13-El-İctihad fi talebi’l-cihad: Matbudur.
14-İrşadü’l-fakih ila ma’rifeti edilleti’t-Tenbih,
15-Ahkamü’t-Tenbih: İbn-i Kesir’in ilk eseri olup Ebu İshak eş-Şirazî’nin Et-Tenbih adlı eserinin şerhidir.
16-Kitabü’s-Sema’: Musikinin şer’i hükmüne dairdir.
17-El-Bidaye ve’n-Nihaye: Başlangıçtan 767 (1365) yılına kadarki hadiseleri anlatan 14 ciltlik bir tarih kitabıdır. Matbudur.
18-El-Fusul fi’s-Sireti’r-Resul: Matbudur.
19-Siretü Ebi Bekr es-Sıddik,
20-Siretü Ömer bin el-Hattab,
21-Siretü Mengliboğa: Memluklerin o zamanki Suriye valisinin biyografisidir.
22-Tabakütü Fukaha’i’ş-Şafiîyye: Matbudur.
23-Et-Tekmil.