Büyük hadis ve fıkıh âlimlerinden. İsmi, Ya'kub bin Şeybe bin Salt Es-Sedusî, Eş-Şeybî; künyesi Ebu Yusuf es-Sudusî'dir. Basralıdır. 180 (m. 796) veya 182 (m. 798)'de Basra'da doğmuştur. Bağdat'a gelerek yerleşmiş ve orada 262 (m. 875)'de Rabiülevvel ayında vefat etmiştir.
200 yılından sonra hadis öğrenmeye başladı. Ali bin Asım, Yezid bin Harun, Ravh bin Ubade, Affan bin Müslim, Ya'la bin Ubeyd, Muhammed bin Abdullah el-Ensarî, Ebü'n-Nasr Haşim bin Kasım, Esved bin Âmir, Ebu Nuaym, Kabisa bin Utbe, Yahya bin Ebu Bükeyr, Müslim bin İbrahim, Ebu Velid et-Tayalisî ve pek çok âlimden hadis-i şerif öğrenmiştir. Kendisinden de, kardeşinin oğlu Muhammed bin Ahmed bin Ya'kub, Yusuf bin Ya'kub bin İshak hadis rivayet etmişlerdir. Sika (sağlam, güvenilir) bir ravi idi. Bağdat'ta oturdu ve orada hadis rivayet etti. İmam-ı Malik'in mezhebine tam vakıf olan İbn-i Şeybe, Malikî mezhebini anlatan çok güzel bir kitap yazmıştır. Malikî fıkhını, Malikî âlimlerinden İbn-i Ma'zel, Esbağ bin Ferec, İbn-i Miskin'den öğrenmiştir. Daha pek çok Malikî âlimi ile görüşmüştür. Böylece Bağdat'taki Malikî âlimlerinin büyüklerinden bir fakih (fıkıh âlimi) olmuştur.
Hadis ilminde kesirü'l-hadistir. Yani, çok hadis rivayet eden âlimlerdendir. Hadis hafızı idi. Yüz binden ziyade hadis-i şerifi senet ve ravileriyle ezbere bilirdi. Muallel (illetli) bir müsned kitabı yazmıştır. Bu müsned kitabını tamamlayamamıştır. Yazmış olduğu müsned kitabını temize çeken kırk katip bulundurur, bunların ücretini verirdi. Bunun için on bin altın harcadı. Ebu Hüreyre'nin rivayet ettiği hadisleri topladığı müsnedinden iki yüz cüz Mısır'da mevcut idi. Aşere-i Mübeşşere'nin (Cennetle müjdelenen on Sahabinin), ayrıca İbn-i Mes'ud, Ammar bin Yaser, Utbe bin Ebu Gazvan, İbn-i Abbas ve diğer bazı Sahabilerin rivayetlerini topladığı müsnedi vardır. Zehebî; “İbn-i Şeybe'nin müsnedinin 5 cilt olduğu haberi bana ulaştı.” buyurdu.
İbn-i Şeybe, Kur'an-ı Kerim hususunda bir şey konuşmaz, kendisine sorulduğu zaman cevap vermezdi. Irak kadılığına tayin edildi. Fakat Kur'an-ı Kerim'in mahluk olduğunu söylemedi diye, o zaman devlet idaresini elinde bulunduran Mu'tezile yolundaki bozuk inançlı kimseler tarafından, vazifesine başlattırılmadı. Bu sebeple de bazı kişiler tarafından bidat sahibi olmakla suçlandı.
İbn-i Şeybe son derece cömert idi. Bayramın yaklaştığı bir zaman, fakir bir adam mektup yazıp, çoluk çocuğunun nafakasına harcamak üzere, ondan yüz dirhem istedi. İbn-i Şeybe hemen bir keseye yüz dirhem koyup, ağzını mühürledi ve o adama, gönderdi. Birkaç gün sonra, paranın kendisine ulaşmadığını bildiren bir mektup aldı. Bunun üzerine o kimse hakkında iyi düşünerek (hüsn-i zan ederek), yine bir keseyle yüz altın gönderdi. Bir müddet sonra aynı kimse, yüz dinar daha istedi, yine gönderdi. Tekrar aynı şekilde yüz dinar gönderince, kendisi de peşinden gitti. (O kimseyi bu kötü huyundan kurtardı ve kendisi de rahat etti.)
İbn-i Şeybe'nin bilinen tek eseri El-Müsnedü'l-Kebirü'l-Muallel'dir. Eserin tamamlanamadığı, fakat çok büyük olduğu rivayet edilmiştir. Hazret-i Ömer'in rivayetleri kısmı 1985'te yayınlanmıştır.