İBNÜ'L-BUHARÎ MAKDİSÎ

Ali bin Ahmed bin Abdülvahid Hadis ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden
A- A+

Hadis ve Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden. İsmi Ali bin Ahmed bin Abdülvahid, künyesi Ebü'l-Hasan; lakabı Fahreddin'dir. İbnü'l-Buharî diye meşhur oldu. 595 (m. 1199)'da doğdu. 690 (m. 1291)'de Şam'da vefat etti. Cenaze namazı Muzafferî Camii'nde büyük bir kalabalıkla kılarak Kasiyun Dağı eteklerine defnedildi.

Şam'da; İbn-i Taberzed, Ebü'l-Mehasin bin Kâmil, Ebü'l-Yemen el-Kindî, İbn-i Harestanî, İbnü'd-Denf, Hıdır bin Kâmil, İbn-i Mülaib, Ebü'l-Fadl, Ebü'l-Mealî bin el-Menca ve kardeşi Abdülvehhab, Şeyh Muvaffakuddin ve kardeşi Ebu Amr ve diğer âlimlerden hadis-i şerif dinlemiştir. Kudüs'te; Ebu Ali el-Evkî'den, Mısır'da; Ebü'l-Berekat bin Habbab ve Ebu Abdullah bin er-Reddad, İskenderiyye'de; Ca'fer el-Hemedanî, Zafer bin Sahm ve İbn-i Ravah'tan, Halep'te; İbn-i Halil el-Hafız'dan, Humus'ta; babası Şemseddin Buharî'den, Bağdat'ta; Abdüsselam ed-Dahirî ve Amr bin Kerem'den hadis-i şerif işitmiş, ayrıca okunan meşhur kitapları dinlemiştir.

Fıkıh ilmini, babasından ve Şeyh Muvaffakuddin'den öğrendi. Ondan El-Muknî adlı eseri okudu. Bu kitabı okutmak için icazet aldı. Amcası Hafız Ziyaeddin ona, hadis-i şerif rivayet etmesi için icazet verdi. İlim okuduğu zatlardan bir kısmı şunlardır: Ebü'l-Mekarim el-Lebban, Ebu Ca'fer es-Saydalanî, el-Kerranî. Ebu Sa'dü's-Saffar, Es'ad el-İclî, Abdülvahid es-Saydalanî, Ebu Tahir el-Huşuî, Ebü'l-Ferec bin Cevzî, Mübarek bin Ma'tuş, Hibetullah ibni Sıbt ve diğerleri.

Amr bin Hacib, Mu'cem adlı eserinde onun hakkında şöyle demiştir: “Fıkıh ilmini babasından ve Şeyh Muvaffakuddin'den öğrendi. Faziletli, kıymetli, güzel yüzlü ve güzel ahlâklıydı. Dinin emirlerine tam uyan, yardımı seven ve takdire şayan bir hâli vardı. Onun hâlini, amcası Şeyh Ziyaeddin'den sordum. Methedip, güzel ahlâka ve tam bir mürüvvete sahip olduğunu söyledi.”

ÖLÜMÜ KARŞILA

Güzel şiirleri olup bir şiirinin tercümesi şöyledir: “Ölüm habercileri sana koşarak geliyor. Kalbin bundan gafil ve yanılma içindedir. Gayret et. İyi amel işle. Ölüm sana yaklaştı. Oyunu, eğlenceyi bırak. Sonu olan, âciz bir insan olduğunu unutma. Allahü Teâlâ nın azabından emin olma. Nice kimseler, amel defteri simsiyah olarak Cehennem'e sevk edildi. Bunlar süslü ve aydınlık Cennetlere sevk edilenler gibi değildirler. Rabbinden ümit kesme, fakat çalış, gafil olma.”

“Ölüm sana geliyor ey İbn-i Buharî! Ölümü salih ameller işlemiş olarak karşıla. Kesin olarak bil ki, ahiret günü geliyor. Büyük-küçük herkes, hesaba çekilecek. Sanki sen ölmüşsün. Ölümü gözünle görüyorsun. İnsanlar, cenazeni almış mezarlığa taşıyorlar. Kabrin derinliğine yalnız ineceksin (konacaksın) ve üstüne toprak atılacak! Dikkat et. Yemin ederim ki, geride bıraktığın mallar ve mülkler sana fayda vermez! Ancak, fakirlere sadaka vermiş isen, hayra harcamca mış isen, o zaman faydasını görürsün. İşte o zaman, geçmiş iyi amellerin sebebiyle umulur ki, Allahü Teâlâ seni affeder ey İbn-i Buharî!”

Faradî de Mu'cem'inde onun hakkında şunları kaydetmiştir: “İlimde üstad, âlim, fakih, zahit, abid, kendisine çok isnatta bulunulan, vakur ve hadis-i şerif kıraatinde sabırlı bir âlimdi. Evinde talebelere karşı şefkatliydi. Genellikle evinde durur ve çok ibadet ederdi. Ecdadının yolunu takip eden bir zattı. Altmış sene hadis rivayetiyle meşgul oldu. Birçok kimseden rivayette bulunan bir âlimdir.”

Şeyh Taceddin el-Feravî de onun için; “Rivayette riyaset onunla sona erdi. Çeşitli beldelerden muhaddisler ona gelmiştir.” demiştir.

Hafız Berzalî de şöyle demiştir: “Çok hadis-i şerif ve müşkül lafızlar ezberlemişti. Nadir hadislerden çoğunu bilirdi.”

İmam-ı Zehebî de onun hakkında şöyle demiştir: “Fakih, faziletli, edip, zahit, salih ve hayırlı bir zattı. Adaletli ve güvenilir, vera ve takva sahibiydi. Talebelerine karşı gayet hoş muamele ederdi.”

Yine İmam-ı Zehebî şöyle demiştir: “El-Meza'dan onun hakkında sordum. “Büyük âlim, emsali az bulunur, âlimler yetiştirmiş olan bir aileye mensuptur. Bu zamanda, rivayet hususunda onun gibi ilerlemiş biri daha bilinmiyor.” dedi.”

Gençliğinde ticaret ile meşgul olup, seferlere çıkıyordu. Daha sonra ilme yönelip malını amcası Hafız Ziyaeddin'in medresesine vakfetti. İlimde çok yükselip, meşhur oldu. Şam, Mısır, Bağdat, Musul ve diğer beldelerde hadis-i şerif rivayet etti. Ebü'l-Kasım Ali bin Belban, onun hadis-i şerif rivayet ettiği zatların isimlerini tespit etmiştir. Ondan istifade etmek, hadis-i şerif dinlemek için pek çok kimse derslerine gelmiştir. İlk önceleri, altıyüz elli talebe toplanmış ve sonra bu miktar çok artmıştır. Kendisinden hadis-i şerif dinleyenlerden bir kısmı şu zatlardır: Amr bin Hacib, Zekiyyüddin Münzirî, Reşidüddin Attar, ed-Dimyatî, İbn-i Dakiki'l-Iyd, el-Harisî, Kadı Takıyyüddin Süleyman bin Hamze, Şeyh Şemseddin bin Kemal ve diğerleri.

İmam-ı Zehebî onun için şöyle demiştir: “Seksen güvenilir ravi ile rivayeti Resulullah'a ulaşan son âlimlerdendir.”

Hocalarını anlattığı Esne'l-Mekasıd ve E'zebü'l-mevarid adlı bir eseri vardır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları