İBNÜ'L-FARADÎ

Abdullah bin Muhammed bin Yusuf bin Nasr Hadis, tarih, edebiyat, neseb ve Malikî mezhebi fıkıh âlimi, şair
A- A+

Hadis, tarih, edebiyat, neseb ve Malikî mezhebi fıkıh âlimi, şair. Künyesi, Ebü'l-Velid olup; ismi, Abdullah bin Muhammed bin Yusuf bin Nasr'dır. 351 (m. 962) yılında Kurtuba'da doğdu. Doğum yerine nisbetle Kurtubî denildi. Ezdî ve Endülüsî nisbet edildi. Babasının feraiz ilminde çok meşhur olması sebebiyle İbnü'l-Faradî diye meşhur oldu. 403 (m. 1012) yılında Kurtuba'da Berberî bir isyancı tarafından şehit edildi.

Kurtuba'da ilmin zirveye çıktığı bir zamanda doğan İbnü'l-Faradî, yüksek din ilimlerine temel olan din ve alet (yardımcı) ilimlerini öğrendikten sonra, memleketindeki âlimlerin ilminden istifade etti. Kayrevan ve Mehdiyye gibi Afrikiyye (Tunus) şehirlerine giderek, meşhur âlimlerin derslerine iştirak etti. Mısır ve Mekke tarafına seyahat etti. Gittiği yerlerin âlimlerinden ilim öğrenip hadis-i şerif işitti. Kurtuba'da, başta Ebu Abdullah bin Müferric olmak üzere, Ebu Ca'fer bin Avnullah, Halef bin Kasım Ebu Bekr, Abbas bin Esba, Ebu Muhammed Abdullah bin Kasım Sugra, Ebu Muhammed bin Esed, Ebu Eyyub Süleyman bin Hasan, Ebu Ömer bin Abdülbasir, Ebu Zekeriyya Yahya bin Malik, Ebu Muhammed bin Harb ve daha birçok âlimden ilim öğrenip rivayette bulundu.

İspanya'da Belensiye (Valencia) şehir surlarının girişi. İbnü'l-Faradî buraya kadı olarak tayin edilmişti. Keskin zekası, üstün görüşü, geniş bilgisi ve eşsiz gayretiyle, kendisine gelen davaları hemen sonuçlandırır, insanların huzur içinde yaşamalarına çalışırdı.

Hac için gittiği Mekke'de; Ebu Ya'kub Yusuf bin Ahmed Mekkî ve Ebü'l-Hasan Ali bin Abdullah bin Cehdam'dan, Mısır'da; Ebu Bekr Ahmed bin Muhammed Benna, Ebu Bekr Hatib, Ebü'l-Feth bin Seybuht ve Ebü'l-Hasan bin İsmail Darrab'dan, Kayrevan'da; Ebu Muhammed bin Ebu Zeyd Kayrevanî, Ebu Ca'fer Ahmed bin Dahman ve Ahmed bin Nasr Davudî'den ilim öğrenip hadis-i şerif işitti. Çok çalışıp hocalarından duyduklarını yazdı. Yazdıklarını ezberledi.

Yüzbinden fazla hadis-i şerifi ravileriyle birlikte ezberden bilirdi. Malikî mezhebi fıkıh bilgilerinin inceliklerine vakıftı. İlim tahsilinden memleketine dönüşünde, Endülüs'ün batısında bir şehir olan Belensiye'ye (Valencia) kadı tayin edildi. Keskin zekası, üstün görüşü, geniş bilgisi ve eşsiz gayretiyle, kendisine gelen davaları hemen sonuçlandırır, insanların huzur içinde yaşamalarına çalışırdı. Müslümanlara nasihat eder, Allahü tealanın emir ve yasaklarını öğrenip, öğrendiklerine uygun yaşamayanların ebedî saadete kavuşmaktan mahrum kalacaklarını anlatırdı. İlminin çokluğu, ahlâkının güzelliği ile herkesin hürmet ve sevgisini kazandı. Nasihatları tesir eder, doğru yola davetine icabet edilirdi. Allahü tealadan, kendisine şehitlik nasip etmesini niyaz ederdi. Pek çok hadis-i şerif rivayet etti. Birçok talebe yetiştirdi. Yetiştirmiş olduğu talebeleri arasında; Hafız Ebu Muhammed Ali bin Ahmed, Ebu Ömer ibni Abdülber Nemrî gibi zamanlarının büyük âlimleri de vardı.

Eserleri: Yetiştirmiş olduğu talebeleri yanında birçok kıymetli kitabın da yazarı olan İbnü'l-Faradî'nin eserlerinin çoğu, şahıslar ve şahısların hayatları hakkındadır. Bunlardan en meşhuru Tarihu ulemai'l-Endülüs adlı eseridir. Bu eserde, Endülüs âlimlerini, muhaddislerini, fakihlerini, evliyalarını anlatmaktadır. Eser en son 1977'de Beyrut'ta basılmıştır. Riyadü'n-nüfusü'n-nakiyye fî ulema ve meşayıh-ı Afrikiyye adlı eserinde de Tunus ulemasını anlatır. Kitabün fî müştebehi'n-nisbede ise, benzer nisbetleri birbirinden ayırmaktadır. Kitabü'l-Elkab ve Kitab fi'l-mu'telif ve'l-muhtelif de diğer başka eseridir. Bunlardan ayrı olarak pek çok şiiri vardır.

İbnü'l-Faradî'nin; Endülüs âlimlerini, muhaddislerini, fakihlerini ve evliyasını anlattığı Tarihu ulemai'l Endülüs adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve İspanyolca tercümesinin kapak sayfası (solda).

İbnü'l-Faradî, kendisi anlatır: “Hac için Mekke-i Mükerreme'ye gittiğim zaman, Kâbe'yi Muazzama'nın örtüsünü öpüp, Allahü tealadan bana şehitlik nasip etmesini diledim. Oradan ayrılınca, öldürülmek korkusu içimi kapladı. Söylediklerimden pişmanlık duydum. Geri dönüp, Allahü tealadan dinine hizmet etmem için uzun ömür vermesini ve sonunda şehitlik nasip etmesini istedim!” Bu hadiseden sonra uzun bir zaman geçti. Zamanında Kurtuba'da “Berberî fitnesi” tabir edilen iç çatışmalar meydana geldi. Kurtuba isyancıların elinden kurtarıldığı gün, evinde bir Berberî tarafından şehit edildi. Cenazesi üç gün evinde kaldı. Daha sonra gizlice Mümerre mezarlığına defnedildi. Talebelerinden Ebu Muhammed Ali bin Ahmed'e, hocası İbnü'l-Faradî'yi ölüler arasında gören bir kimse şöyle anlattı: “İbnü'l-Faradî, yaralı bir hâlde, zor duyulur bir sesle Resulullah'ın; “Allah yolunda yaralanan bir kimse, kıyamet gününde yaralarından kan akarak, rengi kan rengi, kokusu misk kokusu olduğu hâlde gelir. Allahü teala kendi yolunda yaralananları en iyi bilendir.” buyurduğunu söylüyordu.”

Kadı Ebü'l-Velid İbnü'l-Faradî, Ahmed bin Hanbel hazretlerinden kendisine gelen haberleri şöyle anlatır: “Halife Mu'tasım, yanında bulunan Ahmed bin Hanbel'den İbn-i Ebu Duad'a bir şeyler söyleyip, nasihat etmesini istedi. O da; “Herhangi bir âlimin kapısında (ilim tahsil etmek için geldiğini) görmediğim bir kişiye ben ne söyleyeyim.” buyurdu. Bir başka defa da; “İnsanlar, ancak bize falan rivayet etti, filan haber verdi diyerek nakilde bulunanlardır. Böyle yapmayıp da, kendileri uyduranlarda hayır yoktur.” buyurdu.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları