İBNÜ'S-SAATÎ, Muzafferüddin

Ahmed bin Ali bin Tağlib Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden
A- A+

Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden. İsmi Ahmed bin Ali bin Tağlib, künyesi Ebü'l-Abbas, lakabı Muzafferüddin'dir. İbnü's-Saatî diye meşhur oldu. Ailesi aslen Ba'lebek şehrindendir. Burası, Şam'a 12 fersah (67 km.) uzaklıkta bir beldedir. 651 (m. 1254)'te Bağdat'ta bağlı Dertenk'te doğdu. Babası Ali bin Tağlib, Bağdat'ta Müstansır Kapısı'ndaki meşhur saati yapmış olup astronomi ve nücum (yıldızlar) ilminde derin bir âlim olarak tanınmıştı. Ayrıca saat yapma işinde de çok meşhurdu.

İbnü's-Saatî, Bağdat'ta yetişip ilimle meşgul oldu. Birçok âlimden ders aldı. İlimde çok yüksek derecelere erişti. Çok kıymetli kitaplar yazdı. Aklî ve naklî ilimlerde asrının en büyük âlimleri arasındaydı. Fatıma isminde bir kızı vardı. O da babasından fıkıh ilmini tahsil edip büyük bir âlime olarak yetişti. 694 (m. 1294) senesinde Bağdat'ta vefat etti. Cüneyd-i Bağdadî'nin kabri yanına defnedildi.

İbnü's-Saatî, fıkıh ilmini Taceddin Ali bin Sencer'den, o da Fetava-i Zahiriyye'nin sahibi olan Zahirüddin Muhammed Buharî'den, o da Hasan bin Ali Mergınanî'den, o da Burhaneddin Abdülaziz bin Ömer bin Maze'den, o da İmamı Serahsî'den ve o da İmam-ı Hulvanî'den öğrenmiştir. Fıkıh ilmine dair yazdığı Mecma'ü'l-Bahreyn ve usul-i fıkha ait El-Bedî adındaki eserleri çok güzel ve kıymetlidir. Büyük fıkıh âlimlerinden Rükneddin Semerkandî ve Nasireddin Muhammed, Mecma'ü'l-Bahreyn'i ondan okumuşlardır. Kızı Fatıma da babasından Mecma'ü'l-Bahreyn okuyup ezberledi. Babasının bu kitabına ta'lik yazdı.

Hadis ilminde de güvenilir, sağlam bir ravi ve hafız olup bu ilmin usûl ve füruunda derin bir ilme sahipti. Zamanının hadis âlimleri, bu ilim sahasında onun en ileri derecede olduğunu söz birliği ile kabul etmişlerdi. Hatta Şafiî âlimlerinden ve Mahsul adındaki eserin şarihi Şemseddin-i İsfehanî, onu Şeyh Cemaleddin ibni Hacib'den üstün tutar ve ondan daha zeki olduğunu söylerdi. Şemseddin-i İsfehanî'nin bu şekilde övmesi, onun üstünlüğünü isbata kâfi görüldü.

Arap dili ve edebiyatında da üstün bir yeri olan İbnü's-Saatî, Bağdat'taki Müstansıriyye Medresesi'nde Hanefî fıkhını okuturdu. Latifeleri çoktu. Çok güzel yazı yazardı. Çeşitli ilimlerdeki tasnifleri çok sağlamdı. Fasih bir lisana ve güzel bir ifade tarzına sahipti.

İmam-ı Yafiî, "Mir'atü'l-cinan" ismindeki eserinde diyor ki: “İbnü's-Saatî, zekasının yüksekliğinde, sözlerinin fasih ve beliğ oluşunda ve yazısının güzelliğinde darbımesel olmuş, her yere yayılmıştı. Bağdat'ta Müstansıriyye Medresesi'nde müderris idi. Sem'anî de böyle söylemektedir.”

İbn-i Futî diyor ki: “Muzafferuddin Ebü'l-Abbas Ahmed bin Nureddin Ali bin Sa'leb et-Ta'lebî Bağdat'a yerleşmişti. Müstansıriyye Medresesi'nde Hanefî fıkhının müderrisi idi. Fıkıh ve usuli fıkh ilimlerinde büyük bir âlimdi. Aklî ve naklî ilimlerde mahareti çoktu. Güzel hat ile yazı yazardı. Zabıtları sahih, sözleri fasih, beyanları çok güzeldi. Edebiyat ile de meşgul oldu. Zahirüddin et-Tucabadî'den hiç ayrılmazdı. Onun bütün eserlerini kendisinden okudu. O da derslerinde onu kendisine yardımcı tayin etti. 682 (m. 1283) senesi Zilhicce ayının ortalarında Merkıfiyye Medresesi'ne müderris olarak tayin edildi. Derslerinde, büyük ve meşhur âlimlerden birçoğu hazır bulundu. Çok güzel eserleri vardır. Bunlardan Mecmaü'l-bahreyn ve Bedayiü'n-nizam fî cevami'i'l-ahkâm adındaki eserleri meşhurdur. Ayrıca hutbeleri ve şiirleri de vardır. Müstansıriyye Camii'nde, Mevlana Muhyiddin ibni Mahya el-Abbasî'nin vekili olarak bayramlarda hutbe okurdu. Hocası Zahirüddin'in Bağdat'ta çıkan fitneler, karışıklıklar sırasında oradan gittiği zaman, Hanefîler için müderris olarak tayin edildi. Aynı senenin Şevval ayında müderrislik hilatını giydikten sonra Müstansıriyye Medresesi'nde ders vermeye başladı. Birçok büyük âlim derslerine devam etti. 684 (m. 1285) senesinde Kadılkudat İzzeddin Ahmed bin Zencarî'nin yanında bulundu. 686 (m. 1287) senesi Rebiulevvel ayında ona vekillik yaptı.”

Tabakatü'l-fukaha kitabının haşiyesinde onun hakkında deniyor ki: “İbnü's-Saatî, Mecmaü'l-Bahreyn adındaki eserini, Bağdat'ta 690 (m. 1290) senesinde, Recep ayının sekizinde tamamlamıştı. Eserleri yazarken, çok maddî sıkıntı içinde kaldı. Bunun üzerine Mısır'a göç etti. Mısır'a gittiği zaman da ihtiyaçlarını karşılayacak bir şey temin edemedi. Kitaplarını satarak elde ettiği paralarla geçimini sağladı.”

İbn-i Rafî, "Müntahabü'l-muhtar" adındaki eserinde diyor ki: “Ahmed bin Ali, Bağdat'ta doğup büyüdü. "Makamat" adındaki eseri, Bağdat'ta bizzat eserin sahibi Allame Ebü'n-Neda Mead bin Nasrullah el-Harranî'den okudu. O, büyük bir âlim, vera ve takva sahibi olan bir veli idi. Haramlardan sakınması çoktu. Güzel yazı yazardı. "Ed-Dürrü'l-mendud fi'r-reddi alâ feylesofi'l-Yehud" adındaki eserini, Yahudi filozofu İbn-i Kemmune'nin "Tenkihü'l-ebhas ani'l-mileli's-selas" adındaki eserine reddiye olarak yazmıştır. O, Ebu Hayyan en-Nahvî'ye icazet verdi.”

Muhyiddin-i Kureşî "Cevahirü'l-mudiyye" kitabında diyor ki: “Onun usul-i fıkh ilmine dair yazdığı Bedî kitabı vardır. Bu eserinde, Fahrülislam Pezdevî'nin usûl adındaki eseri ile Amidî'nin "El-İhkam" adındaki eserinde yazılı olanları topladı.” 1985'te Mekke'de basıldı.

Bedî adındaki eserinin önsözünde buyurdu ki: “Ey, usûl ilminde nihayete ulaşmak isteyen talip! Bu kitapta, onun manasındaki ismine uygun olan bediatı (tabiî güzellikleri) sana bağışladım. Onu sana "Ahkâmü'l-ihkam" kitabından telhis ettim, özetledim. Fahrülislam Pezdevî'nin "Usûl" adlı eserinden aldığım nefis cevherlerle onu yaldızladım. Esasında bu iki eser, bütün usûl bilgilerini, şeklî ve naklî kaideleri içinde toplayan iki denizdir. Bu eser, usûl ilmine ait küllî (genel) kaideler ile fıkıh ilmine dair cüz'î şahitleri, yani fıkıh ilmine dair meseleleri ihtiva etmektedir.”

Mecmaü'l-bahreyn adındaki eseri de Hanefî mezhebindeki meşhur Muhtar, Kenz, Vikaye ile birlikte dört temel metin kitabından biri olup Kudurî ile Manzume-i Nesefî'yi bir araya getirmiştir. Kendisinin de latif ilaveleri yer almıştır. Çok güzel bir eser olup tertibinde ve ihtisarında (kısaltılmasında) değişiklikler yapmış, sonra iki cilt hâlinde şerh etmiştir. Bu eser üzerinde yüzlerce çalışma yapılmıştır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları