İBNÜ'S-SALAH EŞ-ŞEHREZURÎ

Osman bin Abdurrahman bin Osman bin Musa bin Ebi'n-Nasr el-Kürdî eş-Şehrezurî Tefsir, hadis ve fıkıh âlimlerinden
A- A+

Tefsir, hadis ve fıkıh âlimlerinden. İsmi Osman bin Abdurrahman bin Osman bin Musa bin Ebi'n-Nasr el-Kürdî eş-Şehrezurî'dir. Künyesi Ebu Amr, lakabı Takıyyüddin olup İbnü's-Salah ismi ile tanınmıştır. 577 (m. 1181)'de doğdu. 643 (m. 1245) senesinde vefat etti.

Şafiî mezhebinden olup fıkıh ilminde derin âlimdi. Lügat ve edebiyat ilminde de söz sahibiydi. Önce babasından ders alıp fıkıh ilmini öğrendi. Babası Abdurrahman bin Osman, zamanının âlimleri arasında parmakla gösterilen meşhur bir âlimdi. Oğluna bir müddet ders verdikten sonra ilim öğrenmesi için Musul'a gönderdi. İbnü's-Salah, Musul'da İbnü's-Semin ismiyle meşhur Ebu Ca'fer Abdullah bin Ahmed el-Bağdadî'den hadis-i şerif dinledi. Sonra Bağdat'a gitti. Orada Ebu Ahmed bin Sekine ve Amr ibni Taberzed'den hadis-i şerif dinledi. İlim öğrenmek için pek çok yere gitti. Hemedan'da Ebü'l-Fadl İbnü'l-Ma'zem'den, Nişabur'da; Mansur, Müeyyid, Zeyneb binti Ebü'l-Kasım ve bunların tabakalarından, Merv'de Ebu Muzaffer ibni Sem'anî ve diğerlerinden, Şam'da; Kadı Cemaleddin Abdüssamed ibni el-Harestanî, Şeyh Muvaffakuddin Makdisî ve Şeyh Fahreddin ibni Asakir'den, Halep'te Ebu Muhammed bin Alvan'dan, Harran'da Hafız Abdülkadir'den hadis-i şerif dinleyip ilim aldı. Gittiği her yerde insanlar ondan çok istifade etmiştir. Kudüs'te Nasıriyye Medresesi'nde, Eşref bin Melikü'l-adil el-Eyyubî'nin yaptırdığı Darülhadis Medresesi'nde ve Eş-Şamiyyeti's-sugra Medresesi'nde müderrislik yaptı, ders verdi.

Talebelerinden olan İbn-i Hallikan onun için şöyle demiştir: “Asrında, tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde en meşhur âlimdi...” İbn-i Hacib de Mu'cem'inde onun için; “Emsalini geçmiş, usûl ve füru ilminde çok derin bir âlimdi. İlim hususunda çok gayretliydi. Hatta çalışması, ibadet ve taati darbımesel hâline gelmiştir.” dedi.

İbnü's-Salah'ın eserlerinde bildirdiği “Göktekiler, yerdekiler ve sudaki balıklar, âlim için istiğfar ederler. Âlimin abide (ilmi olmayıp sadece ibadet eden kimseye) üstünlüğü, ondördüncü gecesinde ayın, diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler Peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak dinar ve dirhem bırakmazlar. Onlar sadece ilmi miras bırakırlar. İlmi alan, bol nasibi elde etmiş olur.”Hadis-i şeriflerinin yazılı olduğu levha.

İbnü's-Salah'tan hadis-i şerif rivayet eden zatlar şunlardır: Fahreddin Ömer el-Kerhî, Mecdüddin İbnü'l-Muhtar, Şeyh Taceddin Abdurrahman, Şeyh Zeyneddin Farukî, Kadı Şihabeddin Cevrî, Hatib Şerefeddin Feravî eş-Şihab Muhammed bin Şeref, Es-Sadr Muhammed bin Hasan el-Ermevî, El-İmad İbnü'l-Balisî, Şeref ibnü'l-Hatib-i Abarî, Nasireddin Muhammed İbn-i Muhtar, Kadı Ebü'l-Abbas Ahmed bin Ali Ceylî, Eş-Şihab, Ahmed bin el-Afif ve diğerleri. Şu zatlar da ondan fıkıh ilmini öğrenmiştir: Şemseddin Abdurrahman bin Nuh, Kemaleddin Selar, Takıyyüddin bin Rezin el-Kadı ve diğerleri.

İbnü's-Salah'ın hadis usulüne dair yazdığı Mukaddimetü İbni's-Salah adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve aynı eserin Ma'rifetü envai ilmi'l-hadis adıyla yapılan neşrinin kapak sayfası (ortada) ve Ma'rifetü envai ilmi'l-hadis'in neşre esas alınan yazma nüshasının ilk sayfası (solda). Yazma nüsha Bağdad Evkaf Kütüphanesi No: 2899/1'de kayıtlıdır.

İbnü's-Salah'ın Kitabü'l-fetva ve ihtilafü'l-kavleyn ve'l-vecheyn diye de bilinen Edebü'l-müfti ve'l-müstefti adlı eserinin Daru'l-kütübi'l-Mısriyye Kütüphanesi Fıkh-i Şafiî No: 1889'da kayıtlı yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk sayfası (ortada) ve Fetava ve Mesailü İbnü's-Salah adıyla basılan nüshasının kapak sayfası (solda).

Eserleri:

1- Mukaddimetü İbni's-Salah: Hadis usulü konularının ele alındığı eser üzerinde çoğu şerh ve ihtisar olmak üzere yüzlerce çalışma yapılmış, ayrıca manzum hâle getirilmiş, bu ihtisarlar ve manzumeler üzerine şerhler yazılmıştır. Son olarak 1990'da Kahire'de basılmıştır.

2- Siyanetü Sahihi Müslim mine'l-ihlal (haleli) ve'l-galat ve himayetühu mine'l-iskati ve's-sakat: On bölümden meydana gelen eserde Sahih-i Müslim hakkında genel bilgiler verilmiş, kitaba yöneltilen bazı tenkitler cevaplandırılmış ve bazı hadislerdeki garip kelimeler açıklanmıştır. Eser 1984'te Beyrut'ta basılmıştır.

3- Misbahu'l-mişkat fi'l-ehadis: Bir nüshası Ayasofya Kütüphanesi, No: 883'te vardır.

4- Er-Red ale't-Tergib min salati'r-regaibi'l-mevdua ve beyanü ma fiha min muhalefeti's-süneni'l-meşrua veya Hükmü salati'r-regaib: Ondört sayfadan ibaret olan risale Şam'da 1960'ta neşredilmiştir.

5- Envarü'l-lüm'a fi'l-cem beyne's-sihahi's-seba: Chester Beatty Library'de bir nüshasının bulunduğu bildirilmektedir.

6- Müsnedü'l-hafız Osman bin es-Salah el-Eseri fima verede mine'l-ehadis fi fadli'l İbnü's-Salah'ın Ma'rifetü envai ilmi'l-(ulumi'l-) hadis adıyla da bilinen Mukaddime'sinin bir başka yazma nüshasının ünvan sayfası (sağda) ve ilk iki sayfası (solda). Eser Köprülü Kütüphanesi Fazıl Ahmed Kısmı No: 218'de kayıtlıdır. İskenderiyye ve Askalan: Yine kaynaklarda yer almayan bu eserin bir nüshasının Berlin Königlichen Bibliothek'te kayıtlı olduğu belirtilmektedir.

7- El-Emali: Darü'l-kütübi'l-Mısriyye'de nüshası mevcuttur.

8- El-Ehadisü'l-külliyye elleti aleyha medarü'd-din: İbnü's-Salah muhtemelen bir kırk hadis kitabı yazmak amacıyla cevamiu'l-kelim özelliğine sahip hadislerden yirmialtısını bu çalışmasında bir araya getirmiş, ancak eseri tamamlayamamıştır. Nevevî, buna aynı nitelikteki onaltı hadisi ilave ederek kırkiki hadisten meydana gelen El-Erbaun adlı derlemesini meydana getirmiştir.

9- Şerhu Marifeti ulumi'l-hadis: Müellif, Hakim Nisaburî'nin eserini şerh etmeye başlamış, ancak tamamlamaya ömrü yetmemiştir.

10- Et-Tenvir fi mevlidi's-siraci'l-münir: İbnü's-Salah bu eseri, hadis tahsili için Horasan'a giderken 604'te uğradığı Erbil'de kaleme almıştır.

11- Şerhu müşkili'l-Vasit: Fıkıh ile ilgili olan bu eseri 1994'te Kahire'de basılmıştır.

12- Edebü'l-müfti ve'l-müstefti: Usûl-i fıkh ile alakalı olan bu eseri birkaç defa basılmıştır. Son baskısı 1992'de Kahire'de yapılmıştır.

13- Fetava ve Mesailü İbni's-Salah fi't-tefsir ve'l-hadis ve'l-usûl ve'l-fıkh: Talebelerinden Kemaleddin İshak bin Ahmed el-Maarrî'nin bir araya getirdiği 1264 fetvasından ibaret olan bu eser Kahire'de 1992'de basılmıştır. İbnü's-Salah'ın eserlerinde bildirdiği “Âlimler Peygamberlerin vârisleridir.” Hadis-i şerifinin yazılı olduğu levha.

14- Şerhu'l-Varakat fi'l-usûl: İmamü'l-Haremeyn el-Cüveynî'nin eserinin şerhi olup bir nüshası Hacı Selim Ağa Kütüphanesi, No: 369'da bulunmaktadır.

15- Sılatü'n-nasik fi sıfati'l-menasik: Bir nüshası Darü'l-kütübi'l-Mısriyye'dedir.

16- Nüket ale'l-Mühezzeb li-Ebi İshak eş-Şirazî: Eser günümüze ulaşmamıştır.

17- Tabakatü'l-fukahai'ş-Şafiiyye: Müellifin temize çekmeye fırsat bulamadığı bu eseri çok beğenen Nevevî bazı biyografiler ekleyerek kitabı yeniden düzenleyip ihtisar etmeye başlamış, onun da tamamlayamadığı bu çalışmayı Yusuf bin Abdurrahman el-Mizzî ikmal etmiştir. Eser 1992'de Beyrut'ta neşredilmiştir.

18- El-Müntehab mine'l-Müzheb fi zikri şüyuhi'l-mezheb li'l-Mutavvaî.

19- Hilyetü'l-İmam eş-Şafiî: 1981'de Beyrut'ta basılmıştır.

20- Risale fi nesebi Resulillah ve mevlidihi ve meb'asihi: Bir nüshası Bayezit Devlet Kütüphanesi, Veliyyüddin Efendi Kısmı, No: 2187'de vardır.

İSLAM NEDİR?

21- Risale fi'r-rüya: Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi, Laleli Kısmı, No: 3720'de kayıtlıdır.

22- Fevaidü'r-rihle: Müellifin Horasan seyahati sırasında çeşitli kitaplardan derlediği bilgileri ihtiva ettiği belirtilmektedir.

Çeşitli kaynaklarda ayrıca, Efradü'l-ilm ve Et-Tahrir, Tarihu üsturî li'r-Resul aleyhisselam, Şerhu Sahih-i Müslim, Havaşi ve talikat ala Metalii'l-envar li-Ebi İshak İbn-i Kurkul adlı çalışmaları da zikredilmektedir.

İbnü's-Salah çok sevilen bir zattı. Cenaze namazını kılmak için büyük bir kalabalık toplandı. Şam Camii'nde iki defa cenaze namazı kılındı. Safiyye kabristanına defnedildi. “Ömrümde hiçbir küçük günah işlemedim.” demiştir.

İbnü's-Salah hazretlerinin yazdığı Muhtasarun fî ilmi'l-hadis isimli eserinden seçmeler: (Bu kitap, Süleymaniye Kütüphanesi'nin Ayasofya kısmında, 833 numarada mevcuttur.)

“Zamanımızdaki insanların farzları ve vacipleri yapmakta gevşek davrandıklarını, sünnet ve mendublardan yüz çevirdiklerini, Allahü Teâlâ nın razı olmadığı işlerle uğraştıklarını görünce ibadetlerin faziletlerine, terk edildiklerinde verilecek ceza ve çekilecek azaplara dair hadis-i şeriflerden bir kısmını bir araya getirmek istedim. Belki bunları duyup kulak veren, anlayan ve bunlarla amel eden olur ve bunlardan başkalarının da öğrenmelerine vesile olanlar çıkar. Allahü Teâlâ dan dileğim odur ki, hüsn-i niyetle (iyi niyetle) hazırladığım bu eseri, af ve mağfiret olunmama ve; “Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara suresi: 274) mealindeki ayet-i kerimede bildirilenlerin derecelerine yakın olmama vesile kılmasıdır.”

İbnü's-Salah hazretlerinin Muhtasarun fî ilmi'l-hadis adlı eserinde bildirilen hadis-i şerifte buyuruldu ki: Amr bin Abese şöyle rivayet etti: “Resulullah'ın yanına geldim. “Ya Resulallah! İslam nedir?” diye sual ettim. “Hoş söz ve taam yedirmek.” buyurdu. “İman nedir?” diye sual ettim. “Sabır ve semahattır. (Vermesi lazım ve vacip olmayan şeyleri seve seve vermek, iyilik, cömertlik, kolay davranıştır.)” buyurdu. “En faziletli Müslüman kimdir?” diye sual edince; “Müslümanların, dilinden ve elinden salim olduğu kimsedir.” buyurdu. “Hangi hicret daha üstündür?” diye sual ettim. “Rabbinin beğenmediği şeyleri terk etmen, onlardan ayrılmandır.” buyurdu. “İman bakımından en üstün şey hangisidir?” diye sual ettim. “Güzel ahlâktır.” buyurdu. En faziletli zamanın hangisi olduğunu sorunca da; “Gecenin son yarısıdır.” buyurdu.”

İbnü's-Salah'ın yazdığı Melik Suud Üniversitesi Kütüphanesi No: 6155'de kayıtlı Risale fi isbati'l-Besmele ve'l-Cehru biha adlı risalenin giriş sayfası (sağda) ve Er-Red ale't-tergib an salati'r-regaib adlı risalesinin kapak sayfası (ortada) ve ilk sayfası (solda).

Emirü'l-Müminîn Ömer bin Hattab'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Ameller (in sıhhati), ancak niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiği (nin karşılığı) vardır.”

Hazreti Ömer şöyle anlatır: “Öyle bir gün idi ki, Eshab-ı Kiram'dan birkaçımız Resulullah Efendimizin huzurunda ve hizmetinde bulunuyorduk. O gün, o saat öyle şerefli, öyle kıymetli ve hiç ele geçmez bir gün idi. O gün, Resulullah'ın sohbetinde, yanında bulanmakla şereflenmek, ruhlara gıda olan, canlara zevk ve safa veren cemalini görmek nasip olmuştu. O vakit, ay doğar gibi bir zat yanımıza geldi. Elbisesi çok beyaz, saçları pek siyah idi. Üzerinde toz, toprak, ter gibi yolculuk alametleri görünmüyordu. Resulullah'ın eshabı olan bizlerden hiçbirimiz onu tanımıyorduk. Yani görüp bildiğimiz kimselerden değildi. Resulullah'ın huzurunda oturdu. Dizlerini, mübarek dizlerine yanaştırdı. Ellerini Resul-i Ekrem Efendimizin mübarek dizlerinin, üzerine koydu. Resulullah'a sorarak: “Ya Resulallah! Bana İslamiyeti, Müslümanlığı anlat!” dedi. Resul-i Ekrem buyurdu ki: “İslam'ın şartlarından birincisi; Kelime-i şehadet getirmektir. (Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resulühu demektir. İslam'ın ikinci şartı) Vakti gelince namaz kılmaktır. (Üçüncüsü) malın zekatını vermektir. (Dördüncüsü) Ramazan-ı şerif ayında her gün oruç tutmaktır. (Beşincisi) Gücü yetenin, ömründe bir kere hac etmesidir.”

O zat, Resulullah'tan bu cevapları işitince; “Doğru söyledin, ya Resulallah!” dedi. Biz dinleyiciler, onun bu sözüne şaştık. Çünkü hem soruyor, hem de verilen cevabın doğru olduğunu tasdik ediyordu.

Bu zat yine sorarak; “Ya Resulallah! İmanın ne olduğunu, hakikatini ve mahiyetini de bana bildir.” dedi. Resulullah buyurdu ki: “İman, önce Allahü Teâlâ ya inanmaktır. (İmanın altı temelinden ikincisi) Allahü Teâlâ nın meleklerine inanmaktır. (Üçüncüsü) Allahü Teâlâ nın indirdiği kitaplarına inanmaktır. (Dördüncüsü) Allahü Teâlâ nın Peygamberlerine inanmaktır. (Beşincisi) Ahiret gününe inanmaktır. (Altıncısı) kadere, hayır ve şerrin Allahü Teâlâ dan olduğuna inanmaktır.”

Sonra o zat gitti. Ben uzun bir müddet Resulullah'ın yanında kaldım. Bana buyurdu ki: “Ya Ömer! O soranın kim olduğunu biliyor musun?” Ben; “Allah ve Resulü bilir.” dedim. Resulullah; “O, Cebrail idi. Sizlere dininizi öğretmek için geldi.” buyurdu.

Ubade bin Samit hazretleri şöyle rivayet ediyor: “Resulullah, etrafında Eshab-ı Kiram'dan bir cemaat olduğu hâlde buyurdu ki: “Allahü Teâlâ ya hiçbir şeyi şerik (ortak) etmemek, sirkat (hırsızlık) etmemek, zina yapmamak, evladınızı öldürmemek (kız çocuklarını diri diri toprağa gömmemek gibi), kendiliğinizden uyduracağınız hiçbir yalanla (kimseye) bühtan (iftira) etmemek, hiçbir ma'rufta isyan etmemek üzere bana biat ediniz. (Yani benimle ahdediniz.) İçinizden sözünde duran olursa, ecri (mükâfatı) Allahü Teâlâ nın fadl-ü keremindendir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada bir ceza ile karşılaşırsa, bu ceza ona kefarettir. Bunlardan birini yapıp da Allahü Teâlâ setrederse (gizlerse), işi Allahü Teâlâ ya kalır. İsterse onu affeder. Dilerse onu ikab eder (cezalandırır).” Biz de bu şartlar üzere O'na biat ettik.” (Bu biat, ilk Akabe biatıdır.)

Buharî'nin, Talha bin Ubeydullah'tan rivayeti şöyledir: Necd ehlinden saçı darmadağın olmuş fakir birisi Resulullah'ın huzuruna geldi. Uzaktan sesini işitiyor fakat ne söylediğini anlamıyorduk. Nihayet yaklaştı. Meğer İslam'ın ne olduğunu soruyormuş. Bu sorusuna karşılık Resulullah Efendimiz; “(İman ettikten sonra) bir gün bir gece içinde beş vakit namazdır.” buyurdu. O kişi; “Üzerimde bu namazlardan başkası da olacak mı?” diye sorunca Resulullah Efendimiz; “Hayır! Ancak tatavvu' edersin. (Nafile namaz kılarsın.)” buyurdu.

İbnü's-Salah'ın el yazısı numuneleri. İbnü's-Salah'ın eserlerinde bildirdiği “Müslüman, Müslümanların, dilinden ve elinden salim olduğu kimsedir.” hadis-i şerifinin yazılı olduğu levha.

Bundan sonra Resulullah Efendimiz; “Bir de Ramazan orucudur.” buyurdu o kişi yine; “Üzerimde bundan başkası da olacak mı?” diye sordu. Resulullah; “Hayır! Ancak nafile oruç tutarsın.” buyurdu. Talha der ki: Resulullah ona zekatı da söyledi. O kişi yine; “Üzerimde bundan başkası da olacak mı?” diye sorunca Resulullah Efendimiz; “Hayır! Ancak nafile olarak sadaka verirsin.” buyurdu. Bunun üzerine o kişi; “Vallahi bundan ne fazla, ne de eksik bir şey yapacak değilim.” deyip arkasını dönerek gitti. Resulullah Efendimiz; “Eğer doğru söylüyorsa felah buldu.” buyurdu.

İbrahim bin Meysere'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Bidat sahibine hürmet eden, din-i İslam'ın yıkılmasına yardım etmiş olur.”

Hazreti Muaviye'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Allahü Teâlâ bir kuluna iyilik etmek isterse, onu dinde fakih yapar.”

Ebu Hüreyre'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “İnsan ölünce ameli kesilir. Ancak kendisine ait şu üç şey müstesna: 1- Sadaka-i cariye (hastahane, mektep, mescit, çeşme köprü gibi devamlı hayırlar), 2- Faydalanılan ilim (insanların istifade ettiği ilmi eserler), 3- Arkasından dua eden salih evlat.”

Yine Ebu Hüreyre'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Kim bir Müminin dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, Allahü Teâlâ da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir. Güç durumda olana kolaylık gösteren kimseye, Allahü Teâlâ dünya ve ahirette kolaylık gösterir. Kim bir Müslümanı setrederse, Allahü Teâlâ da onu dünya ve ahirette setreder. Kul, kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allahü Teâlâ da ona yardım eder. İlim aramak için yola çıkan kimseye, Allahü Teâlâ Cennet'e giden yolu gösterir. Allahü Teâlâ nın evlerinden bir evde (mescitlerden bir mescitte) Allahü Teâlâ nın kitabını okumak ve onu aralarında tedarüs (öğrenmek) için bir araya gelenlerin üzerine sekinet (manevî huzur) iner, Allahü Teâlâ nın rahmeti onları kaplar. Melekler onları kuşatır. Allahü Teâlâ, onları katında bulunanlar arasında zikreder.”

Ebüdderda'nın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Göktekiler, yerdekiler ve sudaki balıklar, âlim için istiğfar ederler. Âlimin abide (ilmi olmayıp sadece ibadet eden kimseye) üstünlüğü, ondördüncü gecesinde ayın, diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler Peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak dinar ve dirhem bırakmazlar. Onlar sadece ilmi miras bırakırlar. İlmi alan, bol nasibi elde etmiş olur.”

İbnü's-Salah'ın Ulumü'l-hadis adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve Neşre esas alınan Medine Şeyhülislam Arif Hikmet Bey Kütüphanesi Mustalah No: 22'de kayıtlı nüshanın bir sayfası (solda). Ebu Ümame el-Bahilî'nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Âlimin abide olan üstünlüğü, benim sizin en aşağınıza olan üstünlüğüm gibidir.”

Abdullah ibni Abbas'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “İlim için yola çıkan, dönünceye kadar Allah yolundadır.”

Ebu Hüreyre'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Bildiği bir şey sorulup da onu gizleyen kimse, kıyamet gününde ateşten bir gem ile gemlenir.”

Muaz bin Cebel şöyle rivayet ediyor. “Resulullah'a iman bakımından en üstün şeyin ne olduğunu sual ettim. “Allah için sevmek, Allah için buğz etmek ve dilini Allahü Teâlâ yı zikir ile meşgul etmektir.” buyurdu. “Daha nedir ya Resulallah?” diye sual ettiğimde de; “Kendin için istediğini, insanlar için de istemen. Kendin için hoşgörmediğini, onlar için de hoşgörmemendir.” buyurdu.”

Büyük günahlar ve nifakın alametleri:

Ebu Hüreyre şöyle anlatır: “Resulullah; “Helak edici olan yedi şeyden çekininiz!” buyurdu. Eshab-ı Kiram; “Ya Resulallah! Bu yedi şey nedir?” diye sual ettiklerinde, Resulullah Efendimiz şöyle buyurdu: “Allahü Teâlâ ya şirket (ortak) koşmak, sihir, haklı olarak öldürülen müstesna, Allahü Teâlâ nın katlini haram kıldığı bir kimseyi öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, düşmana hücum sırasında harpten kaçmak, zinadan uzak, namuslu olup bunu hatırından bile geçirmeyen Mümin kadınlara zina isnat etmek.”

Abdullah bin Amr'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Dört şey vardır ki (bu dört şeyin hepsi birden) her kimde bulunursa, o kimse hâlis münafık olur. Bir kimsede bunlardan biri bulunursa, onda da nifaktan bir huy vardır. Bunu terk etmedikçe, Mümin-i kâmil olamaz. 1- Konuşurken yalan söyler. 2- Bir şey vaat ettiğinde vaadinde durmaz (vaadinden döner). 3- Ahdettiğinde, ahdini bozar. 4- Muhasama (husumet) ettiğinde haktan batıla meyleder.”

Kitaba ve sünnete yapışmak:

Ebu Hüreyre'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Ümmetimin hepsi Cennet'e girecektir. Ancak imtina edenler girmeyecektir.” “Ya Resulallah! Kimler imtina eder?” diye sual edildiğinde; “Her kim bana itaat ederse, Cennet'e girecektir. Her kim de bana asi olursa, o da (davetimi kabulden ve emirlerime itaatten) imtina etmiş olur (ve Cennet'e giremez).” buyurdu.

Yine Ebu Hüreyre'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte; “Her işittiğini söylemesi, kişiye yalan olarak kâfidir.”buyuruldu.

Yine Ebu Hüreyre'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Bir kimse hidayet olan bir yola davet etse, o yola girenlerin bütün hayırları, (diğerlerininkinden bir eksilme olmamak üzere) kendisine da yazılır. Kim de bir sapıklığa davet ederse, (diğerlerinin günahlarından bir eksilme olmamak üzere) ona da kendisine tâbi olanların günahlarının bir misli verilir.”

Enes bin Malik şöyle anlatır: “Resulullah bana buyurdu ki: “Ey oğul! Eğer hiç kimseye karşı kalbinde gışş (bir kimseye kin beslemek, hile yapmak, aldatmak) bulunmadan sabaha ve akşama girebiliyorsan bunu yap! Ey oğul! Bu benim sünnetimdendir. Benim sünnetimi seven, beni sevmiş olur. Beni seven, Cennet'te benimle beraber olur.”

Ebu Hüreyre'nin bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Ümmetimin bozulduğu zamanda, sünnetime yapışan için yüz şehit sevabı vardır.”

Muaz bin Cebel'in bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Şeytan insanın kurdudur. Kenarda köşede kalmış, sürüden ayrılmış koyunu kurt yakaladığı gibi, şeytan da cemaatten ayrılanları yakalar. Sakın cemaatten ayrılmayın!”

Diğer hadis-i şeriflerde buyruldu ki: “Dikkat ediniz! İnsanların en kötüsü kötü âlimler, insanların en iyisi de iyi âlimlerdir. İyilerin de en iyisi seçilmiş âlimlerdir.”

“Bir kimseye İslam'ı ihya etmek niyetiyle ilim öğrenirken ölüm gelirse, Cennet'te onunla Peygamber arasında bir derece vardır.”

Abdullah ibni Abbas'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “Geceleyin bir miktar ilim ile tedarüs etmek (ilim öğrenmeye çalışmak), o vakti ibadet ve taatle ihya etmekten hayırlıdır.”

Abdullah ibni Mes'ud'un bildirdiği bir hadis-i şerifte buyuruldu ki: “İlim öğreniniz. Onu insanlara öğretiniz. Feraizi öğreniniz. Onu insanlara öğretiniz. Kur'an-ı Kerim'i öğreniniz. Onu insanlara öğretiniz. Çünkü ben vefat edince ilim noksanlaşır, fitneler ortaya çıkar. Hatta iki kişi bir mesele hakkında ihtilaf ederler de bu hususta aralarını bulacak birisini bulamazlar.”

Resulullah Efendimiz bir hadis-i şerifte buyurdu ki: “Temizlik imanın şartıdır. Elhamdülillah (sözü), kıyamet günü mizanı doldurur. Sübhanallahi velhamdülillah... Göklerle yerin arasını doldurur. Namaz nurdur. Sadaka burhandır.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları