İMAM-I AHMED BİN HANBEL

Ahmed bin Muhammed bin Hanbel bin Hilal Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
A- A+


Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı. İsmi Ahmed bin Muhammed bin Hanbel bin Hilal olup künyesi Ebu Abdullah'tır. 164 (m. 780) senesinde Bağdat'ta doğdu. 241 (m. 855) senesinde bir Cuma günü Bağdat'ta vefat etti.

Aslen Basralıdır. Dedesi Hanbel, Basra'dan Horasan'a yerleşmiş; Emevî ve Abbasî devletlerinde Serahs şehri valiliği yapmıştır. Bu sebeple ve babası erken vefat ettiği için dedesinin ismiyle anılmıştır. Babası asker (subay) idi. Ahmed bin Hanbel'in ailesi, annesi ona hamile iken Merv'den Bağdat'a göçmüş ve o Bağdat'ta doğmuştur. Soy itibariyle hem anne hem de babası tarafından Arap asıllıdır. Nesebi, İslamiyetten önce ve sonra Araplar arasında meşhur bir kabile olan Şeyban kabilesine dayanır. Bu kabile Adnan kabilesinin bir kolu olan Rebia kabilesinden bir kol olup Nizarkabilesinde Peygamber Efendimizin soyu ile birleşir. Kabri Bağdat'ta olup türbesi yedinci hicrî (miladî on üçüncü) asır sonlarında Dicle Nehri'nin taşması neticesi yıkılmıştır.

Tahsili: Ahmed bin Hanbel'in, dokuma atölyesi çalıştıran babası daha o çok küçük yaşta iken vefat etmiştir. Bu sebeple yetişmesi ile annesi ilgilenmiştir. Ahmed bin Hanbel, ilim öğrenmeye küçük yaşta başlamıştır. Bu sırada Bağdat önemli bir ilim merkezi idi. Burada hadis âlimleri, kıraat âlimleri, tasavvufta yetişmiş büyük zatlar ve diğer ilimlerde yetişmiş kıymetli âlimler bulunuyordu. Önce Kur'an-ı Kerim'i ezberledi. Bundan sonra lügat, hadis, fıkıh, Sahabe ve Tabiîn rivayetlerini öğrendi.

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

İmam-ı ­Ahmed­ bin­ Hanbel­ hazretlerinin­ Bağdat'ta­ bulunan ­türbesi.

Ahmed bin Hanbel, emsali arasında ciddiyeti, takvası, sabrı, metaneti ve tahammülü ile temayüz etti. Bu hâli, henüz 15 yaşlarında iken temas kurduğu âlimlerin dikkatini çekti. Heysem bin Cemil onun hakkında, daha o zamanda şöyle demiştir: “Bu çocuk yaşarsa, zamanındakilerin ilimde hücceti (rehberi) olacaktır.”

İlk önce İmam-ı A'zam'ın talebesi olan Ebu Yusuf'tan fıkıh ve hadis dersleri almıştır. Bundan sonra da üç sene Huşeym'in derslerine devam etmiş, ondan hadis-i şerif dinlemiştir. Bu sırada henüz 16 yaşında idi. Kendisi “Huşeym'den işittiğim her şeyi ezberledim.” demiştir. Bundan başka Bağdat'ta bulunan meşhur âlimlerden de ders aldı. Süfyan bin Uyeyne'den ilim tahsil etti. 179 (m. 795) senesinde tahsile başlayıp 186 (m. 802) senesine kadar 7 yıl Bağdat'ta ilim öğrendi.

Bundan sonra ilim tahsili için seyahatlere başladı. 186 yılında Basra'ya ve bir yıl sonra da oradan Hicaz'a gitti. Böylece Kufe, Basra, Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere, Şam ve el-Cezire'ye giderek hadis ilmini öğrendi. Hadis ravilerini bizzat görerek onlardan hadis-i şerif dinledi. Basra ve Hicaz'a beşer defa seyahat yapmıştır. Hicaz'a yaptığı ilk seyahatinde, fıkıh ilminde hocası olan İmam-ı Şafiî ile görüşmüştür. Bu görüşme Mekke'de Mescid-i Haram'da olmuştur. İkinci defa ise Bağdat'ta buluşmuşlardır. İmam-ı Ahmed Farsça da öğrendi.

Ahmed bin Hanbel, ilim tahsili için her türlü zorluğa katlanmıştır. Hadis-i şerif dinleyip öğrenmek üzere pek çok seyahat yapmıştır. Bu seyahatlerinin çoğuna yaya olarak çıkmıştır. İlk hac seferini 187 (m. 803) senesinde yaptı. Bundan sonra 191 (m. 806) ve 196 (m. 811) senelerinde de hacca gitti. 196'daki hac seferinde bir sene Mekke-i Mükerreme'de kaldı. 198 yılında da hac yapıp bir sene daha orada kaldı. Bu zaman zarfında hadis-i şerif öğrenme faaliyetini sürdürdü.

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

İmam-ı Ahmed­ bin Hanbel hazretlerinin, otuz­bin hadis-i­ şerif zikrettiği Müsned­ adlı eserinin kapak sayfası.

 Hac yapmak için beş defa Mekke-i Mükerreme'ye gitmiştir. Bu seferlerinden birinde, hac yaptıktan sonra bir müddet mücavir olarak Mekke'de kaldı. Sonra meşhur hadis âlimi Abdürrezzak bin Hemmam'dan hadis-i şerif öğrenmek için Yemen'in San'a şehrine gitmek üzere yola çıktı. Bu yolculuk sırasında, ilim öğrenmek uğruna çok sıkıntı çekti. Yolda yiyeceği bitti. Parası da olmadığı için, San'a şehrine varıncaya kadar, nakliyeciler yanında ücretle hamallık yaptı. Ticaret ve kazanç için elverişli olmayan San'a'da iki sene kalıp sıkıntılara katlandı. Abdürrezzak bin Hemmam'dan hadis-i şerif dinledi. Böylece İmam-ı Zührî ve İbn-i Müseyyib yoluyla rivayet edilen birçok hadis-i şerifi işitip öğrendi.

İlim uğruna yaptığı seyahatlerde pek çok meşakkate katlandı. Kitap çantalarını sırtında taşırdı. Bir seferinde onu tanıyan biri; ezberlediği hadis-i şerifin ve yazdığı notların çokluğunu görerek; “Bir Kufe'ye, bir Basra'ya gidiyorsun! Ne zamana kadar böyle devam edeceksin?” deyince, Ahmed bin Hanbel hazretleri; “Hokka ve kalem ile mezara kadar...” diyerek cevap vermermiştir.

Ahmed bin Hanbel'in kuvvetli hafızasının yanında dikkat çeken bir vasfı da, işittiği bütün hadis-i şerifleri yazmaya çok önem vermesiydi. Yaşadığı devir; ilmin tedvin edildiği, kısımlara ayrılıp yazıldığı bir devir idi. Fıkıh ve lügat ilmi tedvin edilmiş; hadis ilmi tedvin edilmekte, yazılan hadis-i şerifler toplanmakta idi.

Ahmed bin Hanbel, böyle bir zamanda din ilimlerini öğrenip, bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh ilmlerinde yüksek seviyeye ulaşmıştır. Netice itibariyle; küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Ahmed bin Hanbel, Bağdat'ta birçok âlimden ilim öğrenip hadis-i şerif dinledi. Sonra Kufe'ye, Basra'ya, Mekke'ye, Medine'ye, Yemen'e, Şam'a gitti. Bu gittiği şehirlerde bulunan en büyük âlimlerden, fıkıh ve hadis ilmlerini öğrendi. Zamanında yaşayan; Zünnun-i Mısrî, Bişr-i Hafî, Sırri-yi Sekatî, Ma'ruf-ı Kerhî gibi birçok büyük evliya ile de görüşmüş, onlarla sohbet etmiştir. Yezid bin Harun, Cerir bin Abdülhamid, Velid bin Müslim, Veki' bin Cerrah, İmam-ı Ebu Yusuf, İbrahim bin Sa'd, Yahya bin Sa'id Kattan, Süfyan bin Uyeyne, fıkıh ilminde hocası Muhammed bin İdris Şafiî, Abdürrezzak bin Hemmam'dan ve daha nice âlimlerden ilim okudu. Sonra tekrar Bağdat'a döndü. Bundan sonra ilmini yayıp insanlara çok faydalı oldu.

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

Ebu­ Davud­ es-Sicistanî'nin, ­İmam-ı­ Ahmed­ bin­ Hanbel hazretlerinden­ rivayet­ ettiği­ fıkhî­ meselelerin­ yazılı olduğu­ risalenin­ ilk­ iki­ sayfası.­ Hicri­ 266­ (miladi­ 879) tarihinde­ istinsah ­edilmiştir.

Ahmed bin Hanbel hazretleri, daha önceki yıllarda fetvalar vermekle beraber, ders ve fetva verme işine kırk yaşında başlamıştır. Bundan sonra hadis rivayetinde ve fetvada başvurulan önemli bir kaynak olmuştur. Çünkü o, ilmi ve üstün ahlakı ile çok sevilip meşhur olmuştur. İki çeşit ders halkası (meclisi) vardı. Biri, talebelerine verdiği muntazam dersler; diğeri, hem talebelerinin hem de halktan isteyenlerin katıldığı dersler idi. Onun ilim meclisine pek çok kimse katılırdı. Bazı rivayetlere göre, dersini dinleyenlerin sayısı beş bini bulmuştur. Ahmed bin Hanbel'den ders alıp ilim öğrenen talebenin çokluğu, ondan hadis-i şerif rivayet edenlerin ve fıkhî meseleler nakledenlerin pek çok sayıda olmasından da anlaşılmaktadır. Onun meclisine gelip derslerini dinleyenlerin bir kısmı, sadece ondaki üstün hâllere ve yüksek ahlaka hayran kaldığı için sohbetine katılmıştır. Böylece bir kısmı hem ilmini hem ahlakını alırken, bir kısmı da onun yaşayışına göre yaşamak, onu tanımak, ahlak ve edep hususunda yaptığı vaaz ve nasihatten istifade etmek için huzuruna geliyordu. İmam Şafiî bile ondan hadis-i şerif dinleyip rivayet etmiştir.

Ahmed bin Hanbel'in meclisinde, derslerinde vekar, ciddiyet, tevazu ve gönül huzuru hâkim idi. Dinleyenlere ve katılanlara saadet vesilesi olan derslerini, ikindiden sonra Bağdat'ta büyük bir mescitte verirdi. Ders meclisine daima kitaplarıyla, yazıp kaydettikleri ile çıkardı. Çok kuvvetli bir hafızaya sahip olmasına rağmen, hadis-i şerif rivayet ederken yanındaki yazdıklarına bakardı. Kitabından okur, talebelere yazdırırdı. Derslerinde hadis-i şerif rivayetinden başka, bir de fıkhî meseleler hakkında verdiği cevaplar yer almakta idi. Ondan ders alıp ilimde yetişenlerin sayısı 900 civarındadır.

İlimdeki Üstünlüğü: Ahmed bin Hanbel, hadis ilminde zamanın en büyük âlimidir. Üç yüz binden fazla hadis-i şerifi senetleriyle birlikte ezbere bilirdi. Ebu Zür'a'ya göre, bir milyon hadis-i şerif ezberlemişti. Kendisinden pek çok âlim, hadis-i şerif nakletmişlerdir. İlim ve amelde öncü, Ehl-i Sünnet olan dört imamın dördüncüsü idi. İmam-ı Şafiî buyurdu ki: “Bağdat'tan ayrıldığım zaman, orada Ahmed bin Hanbel'den daha âlim, daha fakih, haramlardan ve şüphelilerden kaçan kimseyi bırakmadım.”
 

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

İmam-ı­ Ahmed­ bin­ Hanbel­ hazretlerinin,­ Kitâbü'rReddi­ ale'l-Cehmiyye­ ve'z-Zenadıka­ adlı­ el­ yazması eserinin­ ilk­ iki­ sayfası.­ Kuveyt­ Vakıflar­ Bakanlığı İslami­ Yazmalar­ ve­ Kütüphaneler­ Müdürlüğü­ 345 numarada­ kayıtlıdır.

Ebu Davud Sicistanî şöyle demiştir: “İki yüz meşhur âlimle karşılaştım. Ahmed bin Hanbel gibisini görmedim. O hiçbir hususta insanların daldığı dünya işlerine dalmazdı. Ancak ilimden bahis açılınca konuşurdu.” Ebu Zür'a da “İlmin her dalında Ahmed bin Hanbel'in bir benzerini görmedim. Onun ilimde ulaştığı dereceye, başkası ulaşamamıştır.” demiştir.

Menha bin Yahya da şöyle demiştir: “Ahmed bin Hanbel, her hayrı kendisinde toplamıştı. Çok âlim gördüm. Fakat ilimde, vera'da ve zühtte, onun gibi üstün birine rastlamadım.”

İmam-ı Ahmed bin Hanbel, büyük bir müfessir, yüksek bir muhaddistir. Tefsir'i yüz yirmi bin hadis-i şeriften meydana gelmiştir. Ahmed bin Hanbel hazretlerinin eserleri, müfessirler için birer feyz kaynağıdır. Bunun için kendisi “Üstadü'l-müfessirîn” ünvanıyla anılır. Birçok muhaddis yetiştirmiştir. Binlerce hadis-i şerif ile hafızasını süslemiştir. Yaşadığı devir, yazılan hadis-i şeriflerin toplandığı bir devirdi. Bu devirde yetişen meşhur hadis âlimlerinin en meşhuru Ahmed bin Hanbel'dir. Bütün hadis-i şerifleri okudu, inceledi. Otuz bin hadis-i şerifi içine alan Müsned adlı eserini, 700 bin hadis-i şerif içinden seçerek yazmıştır.
 

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

İmam-ı­ Ahmed­ bin­ Hanbel­ hazretlerinin,­ Kitâbü'leşribe­ adlı­ eserinin­ kapak­ sayfası.­ Kahire­ el-Ezher Kütüphanesi'nde ­bulunmaktadır.

Rebi' bin Süleyman, İmam-ı Şafiî'nin şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Ahmed bin Hanbel, sekiz şeyde imamdır (yani en üstün ilmî rütbededir): Hadis ilminde, fıkıh ilminde, Kur'an ilminde, lügat ilminde, fakrda, zühtte, vera'da, tasavvufta ve sünnette imamdır.”

Bağdat'ta Mu'tezile fırkasına mensup olanlar, “Kur'an-ı Kerim mahluktur” diyerek bu yanlış itikatlarına Abbasî halifesi Me'mun'u da inandırdılar. Bunu kabul etmesi için Ahmed bin Hanbel hazretlerini de zorlayıp, Me'mun vasıtasıyla bu hususta baskı ve işkence yaptılar ve 28 ay hapsettiler. Bütün bu baskı ve işkencelere rağmen o, “Kur'an-ı Kerim, Allahütealanın kelamıdır. Mahluk değildir.” diyerek Ehl-i Sünnet itikadını bildirdi. Mu'tasım'ın halifeliği sırasında da baskı ve işkencelere maruz kaldı. El-Mütevekkil halife olunca, Mutezile fırkası mensuplarını saraydan uzaklaştırdı. Fıkıh ve hadis âlimlerine hürmet ve yakınlık gösterdi. Böylece Ahmed bin Hanbel hazretleri yapılan baskı ve işkenceden kurtuldu. Yaptığı hizmetlerle, zamanındaki ve sonraki asırlardaki insanlara rehber oldu.

İçtihadı (Mezhebi): İslam hukukçularından bazıları, mesela İbn-i Cerir et-Taberî, Ahmed bin Hanbel'i ekseriya hadislerle meşgul olduğu için fakihten ziyade bir muhaddis olarak görmüşlerdir. Fakat şurası bir hakikattir ki Ahmed bin Hanbel, fıkıhta imam derecesine yükselmiş bir hukukçudur. Mezhebi, daha ziyade hocalarının rivayet ettiği hadisler ışığında talebesinin yaptığı içtihatlardan teşekkül eder. Onun gösterdiği bu yola “Hanbelî mezhebi” ve Ehl-i Sünnet itikadında olan Müslümanlardan amellerini bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara “Hanbelî” denir.

İmam-ı Ahmed'in, hadis-i şerifleri değerlendirirken nisbeten daha yumuşak kıstasları vardır. Ahat, mürsel ve hatta zayıf hadisleri bile kabul eder. Bu sebeple mezhebinin esasını reyden çok hadisler teşkil eder. Zayıf da olsa hadisi; icma'ya, sahabî ve tabiî kavline ve kıyasa tercih etmiştir. Nitekim Müslüman ile gayrımüslim arasında miras cereyan etmeyeceğine dair hadisi; Muaz bin Cebel, Muaviye bin Ebu Süfyan gibi sahabilerin fetvalarına tercih etmiştir.

İmam-ı Ahmed, zayıf da olsa hadis bulunmadığı zaman Sahabî ve Tabiîn kavillerine bakardı. Nitekim kölenin şahidliğinin muteber olduğuna dair Enes bin Malik'in fetvasını esas almıştır. Sahabî fetvaları müteaddit olur da birbirinden farklı olursa, bunlardan nasslara en muvafık gördüğünü tercih ederdi. Hiç hadis, sahabî ve tabiî kavli bulunmadığı zaman kıyasa müracaat eylerdi.

Ahmed bin Hanbel, maslahatı kıyasa ilhak etmiş; bilhassa siyaset hususunda bu delile çok itibar etmiştir. Fesatçıların sürgün edilmesi, gerekirse nassların dışında da ceza ihdas edilmesi, Ramazan ayında gündüz içki içenlere hadd-i hamrdan daha ağır ceza verilmesi, Sahabeye sövenlerin mutlaka cezalandırılması gibi hükümler maslahat prensibi ile getirilmiştir.

Ahmed bin Hanbel, sedd-i zerayi prensibine İmam-ı Malik'ten de çok itibar etmiştir. Nitekim bir kimseyi yemekten ve içmekten menederek ölümüne sebep olan kimsenin diyet ödeyeceğini içtihat etmiştir. İmam-ı Ahmed'e göre; komşusunun alışveriş yapmasını önlemek için fiyat kıran kimseden mal almak mekruhtur. Şarap yapana üzüm satmak, fitne zamanı silah satmak, günah işlemek üzere bina tutmak isteyene bina kiralamak caiz değildir.

Hakkında bir yasaklama olmayan hususları, Ahmed bin Hanbel istishab gereği mübah kabul etmiş; böylece bu delilin sahasını oldukça geniş tutmuştur. İmam-ı Ahmed'e göre eşyada aslolan ibahadır. Nitekim bir kimse hanımına talak verse; sonra bir talak mı yoksa üç talak mı verdiğini hatırlamasa, bir talak verdiği kabul edilir. Çünkü bir talak vermek asıldır.

Mezhebinin esasını hadisler teşkil ettiği için bu mezhepte çok çeşitli kaviller vardır. İmam-ı Ahmed çoğu zaman bunlar arasında tercih yapmaktan kaçınmıştır. Kendisine bir mesele sorulduğu zaman bu hadislerden birine istinaden cevap verirdi. Sonra benzer meselenin tekrar önüne gelmesi hâlinde zamanın ve şartların değişikliğini nazara alıp farklı bir hadis-i şerife istinaden fetva verirdi. Mezhebinde çok çeşitli kavillere rastlanmasının bir sebebi budur.

İmam-ı Ahmed'in çok sayıda talebesi vardır. Bunlardan bir kısmı yalnızca hadis, bir kısmı yalnızca fıkıh, bir kısmı da hem hadis ve hem de fıkıh dersi almıştır. Bunlar, hocalarından az veya çok rivayette bulunmuşlardır. Ebu Bekr Esrem, İmam-ı Ahmed'den hem fıkıh ve hem de hadis öğrenip rivayetlerde bulunmuştur. Abdülmelik el-Meymunî, İmam-ı Ahmed'in uzun yıllar talebesi oldu. Dersinde öğrendiklerini yazardı. Yüz yaşına yakın vefat etmiş ve hocasının mezhebini rivayet etmiştir. Ebu Bekr Ahmed bin Muhammed el-Mervezî, İmam-ı Ahmed'in en sevdiği ve yakın talebesiydi. Cenazesini de o yıkamıştır. Harb bin İsmail el-Kirmanî, İmam-ı Ahmed ile geç görüşmüş ve az bir müddet dersine devam etmiştir. Kendisinden ve hocasının diğer talebelerinden rivayetleri vardır. İbrahim bin İshak el-Harbî, İmam-ı Ahmed'den yirmi sene fıkıh ve hadis dersi aldı. Kendisine züht ve takva bakımından en çok benzeyen talebesi olduğu rivayet edilir. Çok kitap yazdı. Ebu Davud es-Sicistanî, hocası gibi büyük bir hadis âlimidir. Es-Sünen adlı kitabı meşhurdur. Salih bin Ahmed bin Hanbel, İmam-ı Ahmed'in iki oğlundan büyüğüdür. Babasından çok meseleler öğrenmişti. Horasan'an bile kendisine yazıp bazı meseleler soranlar olurdu. Ailesi kalabalık olup ihtiyaç sebebiyle Tarsus kadılığı yaptı. Bu da nazariyat ile tatbikatı bir araya getirmesine vesile oldu. Abdullah bin Ahmed bin Hanbel, İmam-ı Ahmed'in diğer oğludur. Başkalarından öğrendiklerini de babasıyla müzakere ederdi. El-Müsned'i rivayet etmiştir. Ebu Bekr Ahmed bin Muhammed el-Hallal, Bağdatlı olup İmam-ı Ahmed'in önde gelen talebelerindendir. Hocasının fetvalarını yirmi cüz Cami'ül-Kebir adlı eserinde toplayarak mezhebini sonraki nesillere nakletmiştir. Hanefîlerde İmam-ı Muhammed, Malikîlerde Sehnun ve Şafiîlerde Rebi' ne ise Hanbelîlerde de Hallal odur. Yani Hanbelî mezhebinin nakili (nakledicisi) odur. İmam-ı Ahmed, hadislerini yazdırır fakat fetvalarının yazılmasını istemezdi. İşte bu fetvaları sonradan talebesi rivayet etmiş; Hallal da çok gayret ve seyahatler edip kendi işittikleriyle beraber bunları toplamıştır. Hallal'ın nakillerine az bir ilave yaparak Ebu Kasım el-Hırakî ile Abdülaziz bin Cafer Gulamü'l-Hallal rivayette bulunmuşlardır.

İmam-ı Ahmed'in mezhebi en son teessüs eden mezhep olduğu için, bir de hükümlerinin sert ve zor oluşu sebebiyle taraftarları fazla olmamıştır. Hatta bir ara unutulmaya yüz tutmuştu. Meşhur veli Seyyid Abdülkadir Geylanî, sırf Hanbelî mezhebi unutulmasın diye Şafiî mezhebinden bu mezhebe geçti. Ayrıca Kadı Ebu Ya'la'nın hizmetleri sayesinde inkirazdan kurtulmuştur. Önceleri Irak, Suriye, sonra Maveraünnehir ve Mısır'da yayılan Hanbelî mezhebi; günümüzde Hicaz ve Arabistan ile Şam civarında birkaç köyde kısmen tatbik edilmektedir.

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

İmam-ı­ Ahmed­ bin Hanbel ­hazretlerinin, Kitabü's-Salat­ adlı yazma­ eserinin ­unvan sayfası­ (sağda).­ Aynı­ eserin­ ilk­ iki sayfası­(solda).

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

İmam-ı Ahmed­ bin Hanbel hazretlerinin Fadailü'sSahabe ­adıyla basılan eserinin kapak sayfası.


İbn-i Kayyım el-Cevziyye'nin İ'lamü'l-Muvakkiin adlı eseri, Hanbelî mezhebinin metodolojisini anlatan kendine has mühim bir usul kitabıdır. Dört cilt olarak tab olunmuştur. Ebü'l-Kasım Hırakî tarafından telif edilen Muhtasaru Hırakî, Hanbelî fıkhının en eski kitaplarından ve mezhebin esas kaynağıdır. İbn-i Kudame bunu başka mezheplerle mukayeseli bir tarzda ve mezhepteki tercihleri bildirerek şerh edip El-Muğni adını vermiştir. Matbudur. Hanbelî mezhebinin en sağlam ve meşhur kaynağı olarak çok tutulmuştur. İbn-i Kudame'nin El-Mukni adında bir başka fıkıh eseri daha vardır. Hecavî tarafından El-İkna li-Talibi'l-İntifa adıyla ihtisar edilmiştir. Matbudur. Bunun müteaddid şerhleri vardır. Behutî'nin Keşşafü'l-Kına' ale'l-Kına adındaki şerhi çok meşhur ve matbudur.

Menkıbeleri ve Methi: Yahya bin Main şöyle demiştir: “Ahmed bin Hanbel gibi bir zat daha görmedim. Elli sene onunla sohbet ettim. Kendinde bulunan üstünlüklerden hiçbiriyle asla kendini methetmedi.”

Oğlu Abdullah: “Babam her gece Kur'an-ı Kerim'in yedide birini okur, her yedi günde bir hatim ederdi. Yatsı namazını kıldıktan sonra biraz istirahat eder, sonra kalkıp sabaha kadar ibadet ve taatle meşgul olurdu. Giydiği elbiseyi en ucuz kumaştan yaptırırdı. Çok kere az şey yer; ‘Ölecek olan kimse için bunlar çok bile.’ derdi, demiştir.”

Gece namazını hiç bırakmazdı. Halka daima kolaylık yollarını gösterir, ağır vazifeleri yüklemezdi. Acıktığı zaman yiyecek bulamazsa kimseyi rahatsız etmez, bir şey istemezdi. Çoğu zaman ekmeğine sirke katık olurdu. Yolda yürürken hızlı adımlarla yürürdü. Onu daha çok mescitte, cenaze namazında ve hasta ziyaretinde görürlerdi. Beş haccın üçüne yürüyerek gitti.

Ahmed bin Muhammed bin Amr, Ebu Abdurrahman bin Ahmed'den naklen şöyle anlatır: “Bir defasında hadis âlimleri, Ebu Asım Dahhak bin Mahled'in meclisinde toplanmıştı. Onlara; ‘Fıkıh öğrenmek istemez misiniz? Hâlbuki aramızda fıkıh âlimi yok.’ dedi. ‘Aramızda bir kişi var.’ dediler. ‘Kimdir o?’ diye sordu. ‘Şimdi birazdan gelir.’ dedik. Biraz sonra Ahmed bin Hanbel karşıdan göründü. ‘Karşılayalım.’ dedi. Oradakiler; ‘O böyle şeyden hoşlanmaz.’ dediler. Gelince Ebu Asım onu yanına oturtup fıkhî meseleler sormaya başladı. Bir sual sordu ve cevap aldı. Sormaya devamederek birkaç kere sorup cevap aldı. Sonra da; ‘Bu, derya gibi bir âlimdir.’ dedi.”

Nadr bin Ali şöyle demiştir: “Ahmed bin Hanbel'in işi hep ahıret ile ilgili idi. Dünya menfaatleri ona yöneldi fakat o kabul etmeyip geri çevirdi.”

Nuh bin Hubeyb şöyle demiştir: “Ahmed bin Hanbel'i Hife Mescidi'nde 198 (m. 813) senesinde gördüm. Bir direğe yaslanmış oturuyordu. Hadis ilmi ile uğraşan hadis ehli yanına toplanmıştı. Onlara hadis-i şerif ve fıkıh öğretiyordu. Bize de haccın yapılışı ile ilgili fetva veriyordu.”

İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri kendisi anlatır: “Bir gün sahrada yalnız idim. Yolu şaşırmıştım. Yolda bir köylü gördüm. Bir kenarda oturmuş idi. Gideyim ve ona yolu sorayım dedim. Gittim ve ona sordum. ‘Açım’ dedi. Bir parça ekmeğim vardı, ona verdim. Gür bir sesle; ‘Ey Ahmed! Sen kim oluyorsun ki Allahütealanın evine (Beytullah'a) gidiyorsun! Allahüteala oraya gitmene razı olmayınca elbette ki yolunu şaşırırsın!’ dedi. Bunun üzerine; ‘Ya Rabbî, senin köşelerde, kenarlarda sakladığın, halkın gözünden örttüğün böyle kulların da varmış.’ dedim. O zat şöyle dedi: ‘Ne zannediyorsun Ahmed, ne zannediyorsun! Allahütealanın öyle kulları vardır ki eğer Allahüteala'dan isteseler, bütün gökler ve yerler onların hürmetine altın olur.’ O anda toprak ve dağlar altın olmuştu. Kendimden geçtim ve düştüm.”

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

İmam-ı ­Ahmed bin­ Hanbel hazretlerinin, Kitabü'l-ilel­ ve Ma'rifetü'r-Rical adlı­ eserinin kapak ­sayfası.

Ahmed bin Hanbel'in, yevmiye ile çalışan bir işçisi vardı. Akşam talebesine; “Bu işçiye ücretinden fazla ver.” dedi. Talebe, ücretinden fazla para verdi. İşçi almadı ve gitti. Hazreti İmam; “Arkasından yetiş, şimdi alır.” dedi. Dediği gibi işçi parayı aldı. Hazreti İmam'a sebebi sual edildiğinde buyurdu ki: “O zaman böyle bir şey aklından geçiyordu. Şimdi ise bu düşünce onda yok oldu. Alması tevekkülünü bozmayacağı için aldı.” “Tevekkül nedir?” diye sual ettiler. Buyurdu ki: “Rızkın Allahüteala'dan olduğuna inanmaktır.”

Taberanî hazretleri şöyle nakleder: Zamanın meşhur bir falcısı vardı. Fal baktırmak isteyenler her taraftan gelir kendisini bulurlardı. Bu şahıs falcılığı meslek hâline getirmişti. Daha sonra hastalandı. Yirmi sene iyileşemedi. Biri ziyaretine gelmişti. Halini görünce; “Senin iyileşmenin tek yolu var, o da zamanımızın en büyük âlimlerinden ve evliyasından biri olan Ahmed bin Hanbel hazretlerinin dua etmesidir.” dedi. Bu falcı da annesini gönderip dua etmesini istedi. Annesi evine varınca dedi ki: “Oğlum yirmi senedir hasta yatmaktadır. Bunun iyileşmesi için sizden dua istemeye geldim.” İmam-ı Ahmed; “Herkes iyileşmek için oğluna gelirdi. Senin oğlun da her şeyi bildiğini zannederdi. Kendi hastalığını tedavi etmeyip de seni bana mı gönderdi?” dedi. Kadının çok ısrarı karşısında dayanamayıp, falcılığı bırakması şartıyla dua edeceğini söyledi. Falcı, Hazreti İmam'ın bu sözü üzerine falcılığı bıraktı. Tövbe istiğfar etti ve sıhhate kavuştu.

Bir gencin, felç olmuş, hasta bir annesi vardı. Bir gün oğluna; “Ey oğlum! Eğer benim rızamı almak, beni sevindirmek istersen, İmam-ı Ahmed'in huzuruna git ve sıhhate kavuşmam için bana dua etmesini söyle. Belki Allahüteala beni bu hâle getiren bu hastalıktan kurtarır.” dedi. Genç, İmam-ı Ahmed'in kapısına geldi ve seslendi. İçerden bir ses; “Kimsin?” dedi. Cevabında; “Size muhtacım, hasta bir annem var, sizden dua istiyor.” dedi. İmam çok üzüldü. Kendi kendine; “Beni nereden biliyor?” dedi. Sonra kalktı, abdest aldı, namaza durdu. İmam'ın hizmetçisi o gence; “Sen geri dön, İmam dua ediyor.” dedi. Genç geri döndü. Evin kapısına geldiği zaman annesi kalktı ve oğlunu kapıda karşıladı. Allahütealanın izni ile tam sıhhate kavuştu.

Hazreti İmam, Abdullah bin Mübarek hazretlerinin gelmesini ve onunla görüşmeyi çok arzu ediyordu. Nihayet bir gün oğlu; “Babacığım! Abdullah bin Mübarek geldi, kapıdadır, sizi görmek istiyor.” dedi. İmam-ı Ahmed; “İçeri alma.” dedi. Oğlu; “Babacığım, bunda ne hikmet vardır ki senelerdir onu görmek arzusu ile yanıyordun; bugün bu saadet, bu nimet kapınıza geldi de içeri almıyorsunuz.” dedi. Babası; “Evet, söylediğin gibidir. Ama korkarım ki onu gördükten sonra ayrılığına dayanamam. Onun kokusu için bir ömür harcadım. Onu ayrılmak olmayan yerde görmek isterim.” dedi.

Ahmed bin Hanbel'e, İmam-ı Şafiî Mısır'dan mektup göndermişti. Okuyunca ağladı. Sebebi sorulunca; “Rüyada Resulullah'ı görmüş; ‘Ahmed bin Hanbel'e mektup ile benden selam yaz ve de ki: Kur'an-ı Kerim'in mahlûk olup olmadığı kendisinden sorulacak. Cevap vermesin (Boyun eğmesin).’ buyurmuş.” dedi.

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

İmam-ı­ Ahmed­ bin­ Hanbel­ hazretlerinin­ Kitâbü'lmesail­ adlı eserinin Daru'l-Kütübi'l-Mısriyye'de bulunan­ el­ yazması­ nüshasının­ kapak­ sayfası.

İbn-i Ebu Verdi hazretleri anlatır: “Bir gece rüyamda Resulullah'ı gördüm. Kendisine dedim ki: ‘Ya Resulallah! Ahmed bin Hanbel hakkında ne buyurursunuz?’ ‘Senin yanına Musa Aleyhisselam geliyor, bu sualini ona sor!’ Bir müddet sonra yanıma Musa Aleyhisselam geldi. Aynı sualimi ona sorduğumda buyurdu ki: ‘Ahmed bin Hanbel zahirî ve batınî ilimde kemale gelmiş, çok sadık bir kimsedir. Allahüteala muhakkak sadıklarla beraberdir.’ dedi.”

Ahmed bin Hanbel vefat ederken eliyle işaret edip; “Hayır olmaz!” dedi. Oğlu; “Babacığım bu ne hâldir?” dedi. “Şu an tehlike zamanıdır, dua ediniz. Şeytan felaket toprağını başıma saçmak istiyor. ‘Ey Ahmed, benim elimde can ver.’ diyor, ben de; ‘Hayır olmaz! Hayır olmaz!’ diyorum.” dedi. “Bir nefes kalıncaya kadar tehlike vardır. Şeytanın aldatmasından emin olmak yoktur.” buyurdu.

Vefat haberi bütün Bağdat halkını ağlattı. Cenaze namazını kılmak üzere çevreden gelenlerle birlikte binlerce insan toplanmıştı. Bağdatlılar evlerinin kapısını açıp; “Cenaze namazı için abdest almak isteyen gelsin.” diye bağırdılar. Cenaze namazı kılınınca kuşlar tabutu üzerinde uçuşup kendilerini tabuta vurdular. Cenaze namazında yüz bine yakın kişi bulundu. O gün Yahudî ve Hıristiyanlardan pek çok kimse, bu hadiseyi görüp ağlayarak Müslüman oldu.
 

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

İmam-ı ­Ahmed bin­ Hanbel hazretlerinin, Kitabü'l­Esami ve'l-küna­ adlı eserinin ­kapak sayfası.

Seleme bin Şebib'den şöyle nakledilmiştir: “Bir gün Ahmed bin Hanbel'in huzurunda oturuyorduk. İçeriye bir zat girip; ‘Ahmed bin Hanbel kimdir?’ diye sordu. Biz susup bekledik. ‘Ahmed bin Hanbel benim, ne istiyorsun?’ dedi.

Gelen zat dedi ki: ‘Dört yüz fersah uzaktan geliyorum. Cuma gecesi uyumuştum. Rüyamda biri gelip bana; “Ahmed bin Hanbel'i biliyor musun?” dedi. “Hayır tanımıyorum.” dedim. “Bağdat'a git, onu sor ve bulunca; Hızır Aleyhisselam sana selam söyledi de. Semavattaki melekler ondan razıdır. Çünkü o, nefsine asla uymadı, Allahüteala'ya itaat hususunda çok sabırlı davrandı.” dedi.’

Ahmed bin Hanbel; ‘Maşaallah, la havle vela kuvvete illa billah.’ dedi. Sonra o zata; ‘Başka bir söyleyeceğin ve ihtiyacın var mı?’ diye sordu. ‘Hayır, sadece bunun için geldim.’ dedi ve o gün Bağdat'tan ayrıldı.”

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

Maşallah,­ la ­kuvvete ­illa ­billah.


Muhammed bin Huşeyme der ki: “Vefatından sonra Hazreti İmam'ı rüyamda gördüm. ‘Nereye gidiyorsun?’ dedim. ‘Cennet'e gidiyorum.’ dedi. ‘Allahüteala sana ne muamele etti?’ dedim. Cevabında buyurdu ki: ‘Allahüteala beni mağfiret etti. Başıma taç giydirdi ve; “Ey Ahmed! Kur'an-ı Kerim'e mahlûk demediğin için bu nimetleri sana verdim.” diye buyurdu.’ dedi.”

Muhammed bin Huzeyme şöyle anlatır: “Ahmed bin Hanbel'in vefat haberini İskenderiyye'de iken duydum. Çok üzülmüştüm. Rüyamda Ahmed bin Hanbel'in salına salına yürüdüğünü görüp kendisine; ‘Ey İmam! Bu ne biçim yürüyüş böyle?’ dedim. Ahmed bin Hanbel; ‘Dünyada Allahütealanın dinine hizmet edenlerin Cennet'teki yürüyüşleri böyledir.’ buyurdu. Ben; ‘Allahüteala sana nasıl muamele etti?’ diye sual ettim. İmam hazretleri; ‘Allahüteala beni affetti, başıma bir taç, ayağıma altından iki ayakkabı giydirdi ve; “Ey Ahmed! Kur'an-ı Kerim benim kelamımdır diye inandığın için bu iltifatlara kavuştun. Ey İmam, Süfyan-ı Sevrî'den sana ulaşan dualar var; onlarla dünyada dua ettiğin gibi şimdi de dua et.” dedi. Bu emir üzerine; “Ey âlemlerin Rabbi olan Allah'ım! Bizleri af ve mağfiret eyle. Bizlere sual sorma!” diye dua ettim. Bu duadan sonra; “Ey Ahmed! İşte Cennet, gir oraya.” buyurdu ve ben de Cennet'e girdim.” dedi.”

Eserleri:

  1. 1
    Müsned: 30 bin hadis-i şerifi içine almıştır. Matbudur. 
  2. 2
    Kitabü's-Sünne 
  3. 3
    Kitabü'z-Zühd: Matbudur. 
  4. 4
    Kitabü's-Salat 
  5. 5
    Kitabü'l-vera' ve'l-iman 
  6. 6
    Kitabü'r-Reddi ale'l-Cehmiyye ve'z-Zenadıka: Matbudur. 
  7. 7
    Kitabü'l-eşribe: Matbudur. 
  8. 8
    Kitabü'l-mesail 
  9. 9
    Cüz fî usuli's-Sünne 
  10. 10
    Fadailü's-Sahabe: 2 cilt hâlinde matbudur.
  11. 11
    Er-Reddü a'la men-Tenakua fi'l-Kur'an
  12. 12
    Et-Tefsir
  13. 13
    En-Nasih ve'l-Mensuh
  14. 14
    Et-Tarih
  15. 15
    Hadisu Şu'be
  16. 16
    Mukaddem ve'l-Muahhar fi'l-Kur'an
  17. 17
    Vücubatü'l-Kur'an
  18. 18
    Menasikü'l-kebir ve's-Sagir
  19. 19
    El-Gerhu ve't-Ta'dil
  20. 20
    Kitab'ül-ilel ve ma'rifet'ür-Rical: Matbudur.
  21. 21
    Kitabü'l-esamî ve'l-küna

Ahmed bin Hanbel hazretlerinin rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:

“İki kişi birbiriyle sevişir de sonra araları açılırsa, bu ancak birisinin işlediği bir günah sebebiyle olur.”

“Bile bile bir dirhem gümüş kıymetinde faiz yemek, otuz zinadan daha çok günahtır.”

“Kişinin günahları çoğaldığı zaman, günahlarına keffaret için Allahüteala onu geçim sıkıntısına düşürür.”

“Bize en sevimli ve ahırette en yakın olanınız, ahlakı güzel olanınızdır. En sevimsiz ve en uzak olanınız da çok konuşup saçmalayan, ağzını yayarak konuşan, konuşmasında kendisini öven ve lüzumsuz sözler söyleyen kibirlilerdir.”

“Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunanı Allahüteala yüzü üstü Cehennem'e atar.”

“Dünyayı seven ahıretine zarar verir; ahıretini seven dünyasına zarar verir. Bu böyle olunca siz bakiyi fani üzerine (ahireti) tercih ediniz.”

“Faziletlerin en üstünü; sana gelmeyene gitmen, vermeyene vermen ve kötülük edene iyilik etmendir.”

“İmanın en sağlam kulpu, Allahüteala için sevmek ve Allahüteala için buğzetmektir.”

“Kim bir musibetle karşılaşır ve Allahütealanın emrettiği gibi ‘İnna lillah ve inna ileyhi raciun’ (Şüphesiz Allah'tan geldik ve yine ona döneceğiz) dedikten sonra; ‘Allah'ım, bu musibetle beni mükafatlandır ve bunun ardında bulunan hayırlısını bana ver.’ dese, Allahüteala onun istediği gibi yapar.”

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

Ahmed bin Hanbel hazretlerinin rivayet ettiği, “Bütün çocuklar, Müslümanlığa uygun ve elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları sonra anaları, babaları; Hıristiyan, Yahudi veya dinsiz yapar.” manasındaki hadis-i şerif yazılı levha.

Ahmed bin Hanbel, Abdullah İbni Ömer'den nakleder: Sa'd abdest alırken Resulullah gördü; “Ya Sa'd! Suyun içinde israf ediyorsun?” buyurdu. “Abdest alırken de israf olur mu?” dedikte; “Büyük nehirde de olsa, abdestte fazla su kullanmak israf olur.” buyurdu.

“Rüku ile secde arasında belini ve sırtını doğrultmayan kimseye, kıyamet gününde Allahüteala bakmaz.”

Ebü'l-Ferec Abdurrahman İbn-i Cevzî'nin Hazreti İmam'ın menkıbelerini anlattığı, Menakıbu'l-İmam-i Ahmed bin Hanbel adlı eserinin kapak sayfası.

Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Ehl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebinin imamı.

Mustafa ­Bekir ­Pekten­ hattı­ ile ­Ahmed ­bin­ Hanbel­ hazretlerinin ­Müsned­ adlı­ kitabından­ bir­ hadis-i­ şerif.

“İnsanların en fena hırsızı, namazından çalandır. (Namazın rüku ve secdesini tam yapmayandır.)”

“Kıyamet günü Arş-ı a'zamın etrafında, birtakım insanlar için kürsüler kurulacaktır. Bunların yüzleri, ayın ondördü gibi parlayacaktır. İnsanlar feryat ederken onlar feryat etmez; insanlar korkarken onlar korkmazlar. Onlar korku ve kederleri olmayan, Allah'ın gerçek dostlarıdır.” buyurdu. Bunların kim olduğu sorulunca; “Onlar, Allah için sevişen kimselerdir.” buyurdu.

“Bütün çocuklar, Müslümanlığa uygun ve elverişli olarak dünyaya gelir. Bunları sonra anaları, babaları; Hıristiyan, Yahudi veya dinsiz yapar.”

“Bir kimse mani yok iken üç Cuma namazı kılmazsa, Allahüteala kalbini mühürler, yani iyilik yapamaz olur.”

“Cuma günü bir an vardır ki, Müminin o anda yaptığı dua reddolunmaz.”

Ahmed bin Hanbel hazretlerinin güzel sözlerinden bir kısmı şunlardır:

“İlim; insanlara ekmek ve su kadar lazımdır. İlim; rivayet ve kuru malumat çokluğu değildir. İlim; faydalı olan ve kendisiyle amel edilen şeydir.”

“Kulun kalbini ıslah etmesi için, iyilerle beraber olması kadar faydalı bir şey yoktur. Yine kulun fasıklarla beraber olup, onların işlerine dikkat ve nazaretmesi kadar zararlı bir şey yoktur.”

“Günahlar imanınızı zayıflatır.”

Ahmed bin Hanbel hazretlerine bir gün; “Tevekkül nedir?” diye sordular. “İnsanlardan istemeyi ve onlara yalvarmayı terk etmektir.” buyurdu.

“Yemeği; din kardeşleriyle sürur içinde, fakirlerle ikram ve cömertlikle, diğer insanlarla da mürüvvet içinde yemek lazımdır.”

“Her şey için kerem (şeref ve cömertlik) vardır. Kalbin keremi, yaratıcıdan razı olmak, kadere rıza göstermektir.”

“Sizde olmayan meziyetlerle sizi metheden kimsenin, sizde olmayan kötülüklerle de bir gün kötüleyeceğini unutmayınız.”

“İstediklerini vermediğiniz zaman kızan, kırılan veya küsen arkadaş, gerçek arkadaş değildir.”

“Kibir taşıyan kafada, akla rastlanmaz.”

“İnsanların ahmak sınıfı, kendilerinin medhedilmesinden hoşlananlarıdır.”

“Tevekkül, her şeyi Allah'tan bilmek ve rızkı O'nun verdiğine inanmaktır.”

“Tevekkül, bütün işlerinde Allahüteala'ya teslim olmak, başa gelen her şeyi O'ndan bilip katlanabilmektir.”

“İnsana az bir mal yetişir. Çok mal ise kafi gelmez.”

“Bir kimse, sadık bir arkadaşını kaybederse, kendisi için zillettir.”

“Hüsn-i zannı olanın hayatı hoş geçer.”

“Yalan söylemek, emniyeti giderir.”

“Meziyyet; fazilet, ilim ve irfan tamamlılığı iledir.”

“Ayıplardan uzak arkadaş arayanlar, arkadaşsız kalır.”

Ahmed İbni Hanbel'e sordular: “Her gün sabahtan akşama kadar camide ibadet edip, Allahüteala benim rızkımı nereden olsa gönderir, diyen kimse nasıl bir adamdır?” Cevabında; “Bu kimse cahildir. İslamiyetten haberi yoktur. Çünkü Resulullah buyurdu ki: ‘Allahüteala benim rızkımı, süngümün ucuna koymuştur.’ Yani rızkım cihat ile gelmektedir.”

“İhlas nedir?” sorusuna; “Amellerin afetlerinden kurtulmaktır.”, “Tevekkül nedir?” sorusuna; “Rızkın Allahüteala'dan olduğuna inanmaktır.” cevabını vermiştir.

“Züht nedir?” sorusuna; “Züht üç türlüdür: Cahilin zühdü, haramları terk etmektir. Âlimlerin zühdü, helal olanların fazlasından sakınmaktır. Ariflerin zühdü, Allahüteala'yı unutturan şeyleri terk etmektir.”

Ahmed bin Hanbel'in oğlu Abdullah; “Babam; ‘Fütüvvet nedir?’ sorusuna; ‘Korktuğun şey (Cehennem) için, arzu ettiğin şeyi (heva ve hevesi) terk etmektir.’ diye cevap verdi.” demiştir.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları