İMAM-I MATÜRİDÎ

Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Matüridî Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi
A- A+


Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi. İsmi, Muhammed bin Muhammed bin Muhammed Matüridî'dir. Künyesi Ebu Mansur'dur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekte olup, 238 (m. 862) yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Doğum yeri Semerkand'ın Matürid nahiyesidir; 333 (m. 944)'te Semerkand'da vefat etti. Ebu Eyyub Halid bin Zeyd el-Ensarî'nin soyundan olduğu bazı tarihçiler tarafından kaydedilmişse de Türk asıllı olduğu kuvvetli bir rivayettir.

Hakkında kaynaklarda ne yazık ki çok fazla malumat yoktur. İmam-ı Matüridî, yirmi yaşında iken tedrisatını tamamladı. Hocası Ebu Nasr Ahmed bin Abbas el-İyadî; el-Firak ve't-Temyiz müellifi Ebu Bekr Ahmed bin İshak el-Cürcanî'nin, o da Ebu Süleyman Musa el-Cürcanî'nin, o da İmam Muhammed eş-Şeybanî'nin talebesidir. İmam-ı Matüridî ayrıca Muhammed bin Mukatil er-Razî, Nusayr bin Yahya el-Belhî, Nişabur kadısı Ebu Bekr Muhammed bin Ahmed bin Reca el-Cüzcanî gibi zamanın meşhur ulemasından okumuştur. İbn-i Mukatil ve Nusayr aynı zamanda İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin talebelerinin talebesidir. Böylece İmam-ı Matüridî, Hanefî mezhebinin dördüncü, hatta üçüncü kuşak ulemasından sayılır. Kelam ve fıkıhta müçtehittir.

Ebu Nasr el-İyadî, Ensardan Sa'd bin Ubade hazretlerinin soyundan gelir. Hocası ile beraber ulemanın reisi sayıldı ve Dârülcürcâniyye adlı medresede ders vermeye başladı. Türkistan'ın fethinde şehit düştü. Oğulları Ebu Ahmed ve Ebu Bekr de babalarının ilmine varis oldu. Hatta “Ebu Hanife'nin mezhebinin doğruluğuna en büyük delil, Ebu Bekr Ahmed el-İyadî'nin bu mezhepten olmasıdır.” denilmiştir. Ebu Nasr, Ebu Bekr el-Cürcanî'nin dersine talebesi İmam Matüridî ile beraber katılmış, hatta beraberce icazet almışlardır. Ebu Bekr de daha evvel Ebu Nasr ile beraber Ebu Süleyman el-Cürcanî'den ders almışlardı.

İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin; el-Fıkhu'l-Ekber, er-Risale, el-Fıkhu'l-Ebsat, el-Âlimü ve'l-Müteallim ve el-Vasıyye adlı kitaplarının hepsini İmam-ı Matüridî okuyup hocalarından rivayet etmiştir. Bu kitaplar delilsiz kısa ifadeler halinde iken, İmam-ı Matüridî bunları delillendirip beyan ederek kelam ilmine dönüştürdü. Maveraünnehir ülkesinde Ehl-i Sünnet'in reisi ve Hanefî mezhebinin yegane kelamcısı idi. Dolayısıyla bu mezhebe İmam-ı Matüridî'nin ismi verildi ve Maveraünnehir ülkesindeki Hanefî kelamcılarına Matüridî denmeye başlandı. Hanefî ismi ancak fıkıh âlimlerine söylenmekle iktifa edildi. İmam Matüridî'nin yoluna Matüridiyye ismini verenlerin rivayete göre Mu'tezile olduğu söylenir. Önceleri Maveraünnehir, bilhassa Semerkand'daki Ehl-i Sünnet taraftarlarına Cürcaniye veya İyadiye deniyordu; sonradan bu havalideki Ehl-i Sünnet Müslümanlar Matüridiyye ismi ile tanınmıştır.

İmam-ı Matüridî'nin talebelerinden dördü çok büyük âlimdir:

  • Ebu İshak bin Muhammed es-Semerkandî
  • Ebü'l-Hasen Ali bin Said er-Rüstağferî
  • Ebu Muhammed Abdülkerim bin Musa el-Pezdevî
  • Ebü'l-Leys el-Buharî

Ayrıca Ebu Ahmed el-Iyadî ile Hakim es-Semerkandî de talebeleri arasındadır. Hakim, önceleri Matüridî'nin ders arkadaşı idi; sonra ondan kelam ve fıkıh okuyarak ilmini tamamlamış, ömrü boyunca hocasına hürmetkâr tavırlarıyla tanınmıştır.

İmam-ı Matüridî'nin yaşadığı devir, Abbasî Devleti'nin zayıflamaya başladığı ve yeni İslam devletlerinin kurulduğu, çeşitli siyasî güçler ve itikadî fırkalar arasında mücadelenin arttığı bir zamana rastlar. O devirlerde Maveraünnehir, Samanoğullarının idaresi altında idi. İmam Matüridî'nin resmî bir vazife aldığı bilinmemektedir. Ancak Ebü'l-Kasım el-Ka'bî'yi zalim idarecilerle münasebetleri sebebiyle kınadığı nazara alınırsa, ilmi resmî vazifeye tercih ettiği düşünülebilir.

Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi

İmam-ı Matüridî hazretlerinin Semerkant'ta bir evin bahçesinde bulunan kabrinin ilk hali.

Bu karışık devirde İmam-ı Matüridî de diğer İslam âlimleri gibi, kendi zamanında Ehl-i Sünnet itikadını müdafaa etmiş, açık bir şekilde izah ederek yaymış ve Müslümanların bu doğru itikada uymalarını sağlamıştır. Bu hususta takip ettiği usul; İmam-ı Azam'ın eserlerindeki itikat bilgilerini, aklî ve naklî delillerle açıklayarak tasnif etmek olmuştur. Böylece İmam-ı Matüridî, Ehl-i Sünnet itikadında müçtehit imam oldu.

Hayatını ilme ve Ehl-i Sünnet itikadını yaymaya hasreden ve bu hususta büyük hizmetler veren İmam-ı Matüridî 333 (m. 944) senesinde vefat etti. 332 (m. 943) ve 336 (m. 947) tarihini verenler de vardır. Semerkand'da Çakerdize Kabristanı'na defnolundu. Ders arkadaşı ve talebesi Hakim es-Semerkandî, mezar şahidesine şu mealde bir yazı yazdırdı: “Bu mezar; ömrünü ilme adamış, gücünü ilim yayma yolunda tamamlayan, övgüye layık dinî eserler yazan ve hayatının meyvelerini toplamaya kadir olan zata aittir.”

Bolşevikler kabristanı iskana açtı ve İmam-ı Matüridî'nin mezarı zamanla kayboldu. 1996 senesinde Türkiye'den giden iş adamları, bu kabri bir Yahudî'nin evinin bahçesinde bulup evi satın alarak kabri tamir ettirdiler. 2000 yılında Özbekistan hükümeti, Semerkand Siyab semti İkinci Şark mahallesi Gucdüvan sokağındaki mezarın üzerine büyük bir türbe yaptırdı.

İmam-ı Matüridî'nin oğlu olduğuna dair bilgi yoktur. Nitekim Ebu Mansur (Mansur'un babası) gibi künyeleri; oğlu olmayan bir kimseye, bu isimde bir oğlu olması temennisiyle vermek adettir. Kızının kızı, Semerkand kadılığı yapan ve belde ulemasının reisi sayılan Ebü'l-Hasan Ali bin Hasan el-Ensarî'nin babaannesidir. Bu zât; Ebu Şüca Muhammed bin Ahmed el-Alevî ve Ebü'l-Hasan Ali bin Hüseyn es-Suğdî ile beraber Semerkand Hanefî ulemasının reisi sayılır. Üçünün imzası bulunmayan fetvalar muteber sayılmazdı. Ebü'l-Hasan da babasıyla beraber dedesi İmam-ı Matüridî'nin kabri yanında medfundur.

İmam-ı Matüridî, kelam ve fıkıh sahasında otorite olduğu gibi aynı zamanda önde gelen bir mutasavvıf idi. Hakkında çok menkıbe ve kerametler anlatılmaktadır. Semerkand'da Dest Ribatı'nda Hızır aleyhisselâm ile görüşüp duasını aldığı; bu duanın da kabul edildiği rivayet edilir. Nesefî, İmam Matüridî için kıdvetü'l-ferîkayn (zâhir ve bâtın âlimlerinin önderi) tabirini kullanır.

Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi

İmam-ı Matüridî hazretlerinin kabrinin bulunduğu evin girişi (sağda) ve kabrinin onarıldıktan sondaki genel görünüşü (solda).

Hanefî mezhebindeki Müslümanlar, ezcümle Türkler itikatta İmam Matüridî'nin içtihatlarına tabidir. Zamanında Mutezile ve Şia mezhebindeki âlimlerin sözlerine karşı güçlü reddiyeler yazmıştır. Ne yazık ki bunlar ve usul-i fıkıhta yazdığı eserler kaybolmuş; günümüze yalnız tefsirde et-Te'vilat adlı tefsiri ile kelamda Kitabü't-Tevhid adlı eseri gelebilmiştir.

Eserleri:

  • 1- Kitabü't-Tevhid: Bu kitapta sapık fırkaların sözlerinin yanlış olduğunu ispat edip, doğru itikat olan Ehl-i Sünnet itikadını çok mükemmel bir şekilde açıklamıştır. Kitabü't-Tevhid'in yegane yazma nüshası Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi'ndedir. Birkaç defa basılmıştır. 1970 yılında Fethullah Huleyf tarafından Beyrut'ta yayınlanmış, daha sonra İstanbul'da yeniden yayınlanmıştır.
  • 2- Et-Te'vilatü'l-Kur'an: Tefsire dair benzeri az bulunan bir eserdir. İmam-ı Matüridî'nin ders takrirlerinden teşekkül eder. Et-Te'vilat kitabını Katib Çelebi çok över; sonraki Matüridî imamlarının çoğunun bundan istifade ettiklerini, ifadesinin açık ve anlaşılmasının kolay olduğunu, bunun da İmam'ın lügat ilmindeki kudreti ile geniş kültürüne delalet ettiğini söyler. Kısmen neşrolunmuştur. Semerkandî bu esere büyük bir şerh yazmıştır. Osmanlı âlimi Lâlezârî'nin de Fâtiha sûresi üzerine bir şerhi vardır.
  • 3- Reddü Evaili'l-Edille li'l-Ka'bî ve Beyanü Vehmi'l-Mu'tezile: Mu'tezileyi reddeden ve çürüten bir eserdir.
  • 4- Er-Reddü ale'l-Karamıta: Karamıta fırkasını reddeden bir eserdir.
  • 5- Reddü Kitabi'l-İmame li-ba'dı'r-Revafıza: Eshab-ı Kiram'a düşman olanları reddeden bir eseridir.
  • 6- Kitabü'l-Makalat fi'l-Kelam: Kelam ilmine dair bir eseridir.
  • 7- Reddü Tehzibi'l-cedel li'l-Ka'bî
  • 8- Beyanü Vehmi Mu'tezile
  • 9- Reddü Va'idi'l-Füssak li'l-Ka'bî
  • 10- Reddü Usûli'l-Hamse li-Ebî Ömer el-Bahilî: Son dört eser de kelâm ilmine dairdir.
  • 11- Me'hâizü'ş-Şerâi
  • 12- Kitabü'l-Cedel
  • 13- Er-Reddü ala Usuli'l-Karamıta: Bu üç eser usul-i fıkıh ilmine dairdir.
  • 14- Şerhu'l-Câmi'is-Sağîr: İmam Muhammed'in adı geçen eserinin şerhidir.

Ayrıca İmam Matüridî'ye nisbet edilen başka eserler de vardır:

  • 1- Şerhu'l-Fıkhi'l-Ekber
  • 2- Risâle fi'l-Akâid
  • 3- Kitabü't-Tevhîd
  • 4- Kitâbü'l-Usûl
  • 5- Risâle fî mâ lâ yecûzü'l-vakf aleyhi fi'l-Kur'an
  • 6- Vesâyâ ve Münâcât (Pendnâme)
  • 7- Risâle Şeyh Ebû Mansûr
  • 8- İrşâdü'l-Mübtedi fî Tecvîdi'l-kelâmi Rabbi'l-âlemîn
  • 9- Risâle Cânvâr Dârî

Sonra gelen âlimlerin hemen hepsi İmam-ı Matüridî'yi çok övmüşler; “Şeyh, imam, şeyhülislâm, imamü'l-hüdâ, a'lemü'l-hüdâ, reisü meşayihi Semerkand, imamü'l-mütekellimin, musahhihu akaidi'l-müslimin, imamü Ehli's-sünne” gibi unvanlarla anmışlardır. İmam Matüridî, Sünnî kelam ilminin kurucusu ve dirayet tefsirinin öncüsü sayılmıştır. İmam-ı Matüridî ve ilmî mesaisini dünyaya tanıtan öncelikle Ebü'l-Muin en-Nesefî adındaki bir âlim oldu.

Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi

Taşköprüzade şöyle yazmıştır: “Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat'in kelam ilmindeki reisleri iki zattır. Bunlardan birisi Hanefî, diğeri Şafiî'dir. Hanefî olanı Ebu Mansur Matüridî, Şafiî olanı ise Ebü'l-Hasan el-Eş'arî'dir.”

Zebidî de şöyle demiştir: “Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat ismi geçince, Eş'arîler ve Matüridîler kastedilir.”

İmam-ı Matüridî ve İmam-ı Eş'arî, Ehl-i Sünnet'in itikatta iki imamıdır. Ehl-i Sünnet'in reisi ise İmam-ı Azam Ebu Hanife'dir. İmam-ı Azam Ebu Hanife fıkıh bilgilerini toplayarak kısımlara, kollara ayırdığı ve usuller, metotlar koyduğu gibi; Resulullah'ın ve Eshab-ı Kiram'ın bildirdiği itikat, iman bilgilerini de topladı ve yüzlerce talebesine bildirdi. Talebesinden ilm-i kelam, yani iman bilgileri mütehassısları yetişti. Bunlardan İmam-ı Azam'ın talebesi olan İmam-ı Muhammed Şeybanî'nin yetiştirdiği talebelerinden Ebu Bekr Cürcanî dünyaca meşhur oldu. Onun talebesinden olan Ebu Nasır-ı İyad da kelam ilminde Ebu Mansur-i Matüridî'yi yetiştirdi. İmam-ı Matüridî, İmam-ı Azam'dan gelen kelam bilgilerini kitaplara yazdı. Doğru yoldan sapmış olanlarla mücadele ederek Ehl-i Sünnet itikadını kuvvetlendirdi ve her tarafa yaydı. Zamanın müceddidi oldu. Dini ihya yolunda ömrünü harcadı. İslamiyetin Maveraünnehir beldesinde ve bilhassa Türkler arasında yayılmasında mühim bir rol oynadı.

İmam-ı Eş'arî de İmam-ı Şafiî'nin talebesi zincirinde bulunmaktadır. O da İmam Şafiî vasıtasıyla gelen itikat bilgilerini açıklayarak, İmam-ı Matüridî'nin Maveraünnehir'de yaptığı hizmeti Basra'da yapmıştır. Bu iki büyük imam; Eshab-ı Kiram, Tabiîn ve Tebe-i tâbiînin bildirdiği itikat ve iman bilgilerini açıklamışlar, kısımlara ayırmışlar ve herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatmışlardır.

Bu iki imamın ve hocalarının, amelde dört hak mezhep imamlarının ve onlara tâbi olanların; imanda, itikatta tek bir mezhebi vardır. Bu mezhep Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat mezhebidir. Çünkü İslamiyet, bütün insanlara yalnız bir tek imanı ve itikadı emretmektedir. Bu imanın esaslarını ve nasıl itikat edileceğini, bizzat Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam tebliğ etmiştir. İnsanlara, kendilerini ve her şeyi yaratan Allahü tealayı haber veren Peygamberimiz; Allahü tealaya, O'nun yarattıklarına ve O'nun emir veya yasaklarına imanın nasıl olacağını da bildirmiştir. Muhammed Aleyhisselam'a ve O'nun bildirdiklerine temiz, dürüst ve hakikî bir iman, ancak O'nun bildirdiğini tam ve hiç şüphesiz kabul edip inanmakla mümkün olur. Bu hususta çok az, kıl kadar da olsa bir ayrılığın O'ndan ayrılmak olacağı meydandadır.

İman bilgileri de amel bilgileri gibi Kur'an-ı Kerim'den ve sünnet-i nebeviyeden çıkarılır. İnanılacak ve amel edilecek esasların bazıları açık, bazıları örtülü olarak bildirilmiştir. Birincileri ilim ve akıl sahipleri anlayabilir; ikinciler ise ancak içtihat yoluyla anlaşılır. Amentünün esasları, Allahü tealanın sıfatları, zinanın, rüşvetin ve faizin haram; namaz, oruç, hac ve zekatın farz olduğu gibi hususlar açıkça bildirilmiş olduğundan bunlarda içtihat olmaz. İman ve amel bilgilerinin her ikisine de fıkıh denir. İman bilgilerini amel bilgilerinden ayırmak için fıkh-ı ekber veya kelam denmiş; amel bilgileri ise ilm-i fıkıh olarak bilinegelmiştir.

Peygamberimiz; “Bir zaman sonra, ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılır. Bunlardan yetmiş ikisi Cehennem'e gidip, yalnız bir fırkası kurtulur. Bu fırka, benim ve eshabımın gittiği yolda gidenlerdir.” buyurdu. Kurtulacağı vaat edilen bu fırkaya fırka-ı naciyye, diğerlerine de fırka-ı dalle denir.

İslamiyet'te ilk itikat ayrılıkları, Hazreti Osman'ın şehit edilmesi hadisesinden sonra, Abdullah ibni Sebe adındaki bir münafık olan Yahudinin ortaya çıkması ile başlamıştır. Abdullah bin Sebe, Hazreti Ali'nin halifelik meselesini bahane ederek Müslümanları bölmek gayretine düştü. Zamanla hilafet Hazreti Ali'nin hakkıdır diyenlere ve bu inanca sahip olanlara “Şia” (Şiî) denildi. Hazreti Ali'nin hilafeti hakem tayini yoluyla Hazreti Muaviye'ye bırakmasını beğenmeyip ayrılanlara ise “Haricî” ismi verildi.

Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi

İmam-ı Matüridî hazretlerinin; Semerkant'ın Siyab ilçesinde, yer alan yeni anıt mezarının genel görünüşü. Günümüzde ziyaret edilen bu anıt mezarın inşaası 2000 yılında tamamlanmış ve etrafına da bir külliye inşa edilmiştir.

Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi

Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından biri olan İmam-ı Matüridî hazretlerinin yeni anıtmezarı.

Bozuk fırkalardan biri olan Mu'tezile (Kaderiye) ise, Hasan-ı Basrî'nin derslerinde bulunan Vasıl bin Ata tarafından ortaya çıkarılmıştır. Büyük Ehl-i Sünnet âlimi ve veli bir zat olan Hasan-ı Basrî, “Büyük günah işleyen ne Mümindir ne de kâfirdir.” diyerek Ehl-i Sünnet'ten ayrılan Vasıl bin Ata için, “İ'tezele anna Vasıl” yani; “Vasıl bizden ayrıldı.” buyurmuştu. Buradaki “İ'tezele (ayrıldı)” kelimesinden dolayı Vasıl'a ve onun yolunu tutanlara “Mu'tezile” ismi verilmiştir. Sonraki yıllarda bilhassa felsefe eğitimi almış ve felsefeye meraklı kişiler, Vasıl bin Ata'nın yolundan yürüyerek Allahü tealanın zatı ve sıfatları ile kader, ameller ve iman arasındaki münasebet gibi konularda İslam dininin sınırlarını zorlayacak kadar ileri derecelere varan ayrılıklara düşmüşlerdir.

Ayrıca Mürcie, Cebriye, İbahiyye, Mücessime, Müşebbihe, Cehmiyye, Dırariyye, Neccariyye, Kilâbiyye gibi birçok bozuk fırka, İslam tarihi boyunca çeşitli yerlerde ortaya çıkmış, kendi içlerinde de sayılamayacak kadar çok kollara ayrılarak bir müddet yaşayıp sonra unutulup gitmişlerdir. Ancak son asırlarda zuhur eden Vehhabîlik, bilhassa Arabistan'da yayılmış ve bugün de çeşitli İslam ülkelerindeki Müslümanların arasında yayılması için çalışılmaktadır.

Halbuki ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde açıkça bildirilmiş veya hakkında sahabe-i kiram arasında icma'a varılmış hususlarda içtihat caiz değildir. Nitekim Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şerifler, imanda parçalanmanın ve fırkalara ayrılmanın kötü olduğunu bildirmektedir. Nisa suresi 114. ayetinde mealen; “Hidayeti (kurtuluş yolunu) öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp Müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fena olan Cehennem'e atarız.” ve Al-ı İmran suresi 103. ayetinde mealen; “Hepiniz Allah'ın ipine (Kur'an-ı Kerim'e) sımsıkı sarılınız. Fırkalarabölünmeyiniz.” buyurulmaktadır.

İşte bir kısım insanlar, bu sahada içtihada kalkıştığı için hataya düşmüş ve doğru yoldan ayrılmıştır. Mesela Hazreti Peygamber'den sonra Hazreti Ebu Bekr'in üstünlüğü ve halifeliğinin sıhhati hakkında icma hasıl olmuştur; sonradan ortaya çıkıp bu hususta söz söylemek caiz değildir.

Ehl-i Sünnet'in Alametleri Sayılan Bazı Hususlar:

  • Büyük günah işleyenlerin kâfir olmaması,
  • İnsanın irade-i cüz'iye bakımından fiillerinde mecbur olmaması,
  • Sahabenin hepsinin adil oluşu,
  • Kur'an-ı Kerim'in mahluk olmaması,
  • Peygamberlerin masum oluşu,
  • Ehl-i kıblenin tekfir edilmemesi,
  • Mest üzerine meshin, rüyetullahın (Allahü tealayı görmenin), kabir suali ve azabının, şefaatin ve kerametin hak oluşu.

Bidat fırkalarının çoğu tarih içinde kaybolup gitmiştir. Ehl-i Sünnet ve Cemaat'in mevcudu ise her devirde çok olmuştur. İslamiyet; iman, itikat, amel ve ahlak esasları olarak Ehl-i Sünnet âlimleri tarafından her asırda aslı üzere müdafaa ve muhafaza edilerek günümüze kadar ulaştırılmıştır. Bugün dünyadaki Müslümanların yarıdan çoğu Ehl-i Sünnet itikadı üzeredirler.

Ebu Mansur Matüridî'nin Et-Te'vilatü'l-Kur'an adlı yazma eserinin ilk sayfası. Eser, Üsküdar'da Hacı Selim Ağa Kütüphanesi'ndedir. Tefsire dair benzeri az bulunan bir eserdir.

Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi

Ehl-i sünnet denilen fırka; iman, itikat ve amel bilgilerinde Eshab-ı Kiram'ın yolundan ayrılmamıştır. Açıkça nasslarda (ayet ve hadislerde) bildirilmemiş ve hakkında da icma bulunmayan hususta içtihat caizdir. İşte Ehl-i sünnet fırkasına dahil Hanefî, Malikî, Şafiî ve Hanbelî gibi mezheplerin birbirinden ayrılmaları bu suretle olmuştur.

Bunun dışındaki fırkalar, Sahabe-i Kiram'ın icmaına uymamış; nassları kendi anlayışlarına göre tefsir ve tevil etmeye başlamıştır. İşte bu kötü gidişin önünü tutmak üzere Hazreti Ali, Hasen el-Basrî, İmam-ı Ca'fer es-Sadık, İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Malik, İmam-ı Şafiî, İmam-ı Evzaî ve Ömer bin Abdülaziz gibi zatlar, fıkh-ı ekber veya ilm-i kelam denilen ilmin esaslarını koymaya ve bid'at fırkalarıyla mücadele etmeye lüzum görmüştür.

Kelam ilmi, Ehl-i sünnete yapılan itirazları cevaplamak ve ehl-i bidat ile mücadele edebilmek ihtiyacından doğmuştur. Ehl-i Sünnet itikadını ortaya koyan Resulullah Efendimizdir. Eshab-ı Kiram iman bilgilerini bu kaynaktan aldılar. Tabiin-i izam da bu bilgileri Eshab-ı Kiram'dan öğrendiler. Bu bilgiler akıl ile bulunamaz ve akıl bunları değiştiremez; ancak akıl, bu bilgileri anlamaya, doğruluğunu ve kıymetini kavramaya yardımcı olur.

İmam-ı Matüridî ve İmam-ı Eş'arî

Her iki imam da Ehl-i Sünnet mezhebindeydi ve hep bu mezhebi yaydılar. Savunma metotları, bulundukları coğrafyanın ve karşılarındaki saldırganların farklı olması sebebiyle değişiklik göstermiştir ancak mezhepleri birdir. Ehl-i Sünnet âlimleri nassları zahirleri (açık manaları) üzere almış; zaruret olmadıkça tevil etmemişlerdir.

Son asırlarda "Selefiyye" adını verdikleri bir yol tutanlar olmuştur. İslamiyette "Selefiyye mezhebi" diye bir şey yoktur; "Selef-i salihîn" (Eshab ve Tabiin) yolu vardır ki bu da zaten Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat mezhebidir. İmam-ı Gazalî hazretleri İlcamü'l-avam kitabında Selef mezhebinin hak olduğunu, bunun da Eshab ve Tabiin'in itikadı olduğunu bildirmiştir. Tarihsel süreçte Hanbelî mezhebinden ayrılan bazı kimselerin "Selefiyyîn" ismini kullandıkları, ancak Ehl-i Sünnet âlimlerince bu kişilerin bidat ehli olduklarının bildirildiği kaydedilmiştir.

İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin Fıkh-ı Ekber eseri bu yolda kaleme alınan ilk ve en meşhur eserlerdendir. İmam-ı Matüridî bu bilgileri Hanefî usullerine (aklî ve mantıkî delillerle) göre; İmam-ı Eş'arî ise Şafiî usulüne (nassların ibarelerine itibar ederek) göre izah ve ispat etmiştir.

İmam-ı Matüridî'nin Naklen Bildirdiği Ehl-i Sünnet İtikadının Başlıca Esasları:

  • Allahü Teala: Kadim olan zatı ile vardır. Her şeyi O yaratmıştır ve birdir. İbadete layık olan yalnızca O'dur. Kâmil sıfatları (Hayat, İlim, Semi', Basar, Kudret, İrade, Kelam, Tekvin) ezelidir.
  • Kur'an-ı Kerim: Allahü tealanın kelamıdır. Harf ve kelimeler mahluktur ancak bu kalıplar içindeki Kelam-ı İlahî mahluk değildir, ezelidir.
  • Rüyetullah (Allah'ı Görmek): Müminler Cennet'te Allahü tealayı cihetsiz ve nasıllığı anlaşılmayacak şekilde göreceklerdir. Allahü teala dünyada görülemez; Hazreti Musa bile peygamber olduğu halde dünyada görememiştir. Peygamberimiz Miraç'ta görmüştür ancak o sırada dünyadan çıkıp ahirete karışmıştır.

İmam-ı Ebu Mansur Matüridî hazretlerinin Kitabü't-tevhid adlı eserinin kapak sayfası. Bu kitabında sapık fırkaların sözlerinin yanlış olduğunu ispat edip doğru itikat olan Ehl-i Sünnet itikadını çok mükemmel bir şekilde açıklamıştır.

Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi

Allahü teala, insanları yarattığı gibi insanların işlerini de O yaratıyor. İyi ve kötü işlerin hepsi O'nun takdiri ve dilemesi iledir. Fakat iyi işlerden razıdır, fenalardan razı değildir. İnsanın yaptığı işte kendi kuvveti de tesir eder. Bu tesire “kesb” denir.

Peygamberler Allahü teala tarafından seçilmiş, gönderilmiş insanlardır. Onların Allahü tealadan getirdiği her haber doğrudur, yanlışlık yoktur.

Ahiret ve Kabir Hayatına Dair Esaslar:

  • Kabir azabı, kabrin sıkması, kabirde Münker ve Nekir denilen meleklerin soru sorması haktır.
  • Kıyamette her şeyin yok olacağı, göklerin yarılacağı, yıldızların yollarından çıkıp dağılacakları, yerküresinin ve dağların parçalanması haktır.
  • Herkesin mezardan çıkması, mahşer yerinde toplanması, yani ruhların cesetlere gelmesi gerçekleşecektir.
  • Kıyamet gününün zelzelesi, o günün dehşeti ve korkusu haktır.
  • Kıyamette sual ve hesap; iyiliklerin ve günahların oraya mahsus bir terazi ile tartılması haktır.
  • Cehennem üzerinde Sırat köprüsü vardır.
  • Müminler için hazırlanan Cennet ve kâfirler için hazırlanan Cehennem şimdi vardır ve ebedîdir. Zerre kadar imanı olan, Cehennem'de sonsuz kalmayacaktır.

İbadetler imana dahil değildir. Farzların farz olduğuna inanıp tembellikle yapmayan kâfir olmaz. Mümin ne kadar büyük günah işlerse işlesin imanı gitmez. Ancak emir ve yasaklardan herhangi birine inanmamak, hafife almak, alay etmek veya değiştirmeye kalkışmak imanı giderir.

Halifelikten konuşmak dinin esas bilgilerinden değildir. Dört halifenin yüksekliği halifelik sıralarına göredir. Eshab-ı Kiram'ın hepsini istisnasız sevmek ve hürmet etmek lazımdır; hepsi adil ve din ilimlerinde müçtehit idiler. Muhammed Aleyhisselam'a iman edenler, başka peygamberlerin ümmetinden daha üstündür.

Matem tutmak dinde yoktur. Üzülmek başka, matem tutmak başkadır. Hadis-i şerifte; “İki şey vardır ki insanı küfre sürükler: Birisi bir kimsenin soyuna sövmek, ikincisi ölü için matem tutmaktır.” buyurulmuştur. Resulullah Efendimize, Eshab-ı Kiram'a ve evliyaya tevessül ederek (onları vesile ederek) dua etmek, duanın kabulüne sebep olur.

Dini deliller müctehitler için dörttür: Kitap, Sünnet, İcma-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha. Avamın delili ise müctehidin fetvasıdır. Tenasuhe (reenkarnasyon), yani ölen insanın ruhunun başka bir bedene geçerek tekrar dünyaya gelmesine inanmak dine aykırıdır; böyle inananın imanı gider.

Kıyamet günü Allahü tealanın izni ile iyiler kötülere şefaat edecektir. Sevgili Peygamberimiz; “Şefaatim ümmetimden günahı büyük olanlaradır.” buyurdu. Peygamberlerin mucizesi, evliyanın kerameti ve salih müminlerin firaseti haktır. Her bidat dalalettir; dinde sonradan yapılan, itikat ve ibadet olarak başlatılan değişiklikler büyük felakettir.

İrade-i Cüz'iyye Hakkında İmam-ı Matüridî'nin Görüşü: İrade-i cüz'iyye bir varlık değildir; kullarda bir hâldir. Kuvveti, bir şeyi yapmak veya yapmamakta kullanmaktır. Kullar, irade-i cüz'iyyelerini kullanmakta serbesttir, mecbur değildir. Kul iradesini ibadete sarf ederse Allahü teala ibadeti yaratır; günahlara sarf ederse günahları yaratır. Allahü tealanın yaratması da O'nun iradesi iledir. “Siz ancak Allahü tealanın dilediğini arzu edersiniz!” mealindeki ayet-i kerimeyi İmam-ı Matüridî şöyle açıklıyor: “İhtiyarî işleriniz yalnız sizin iradenizle olmaz. Sizin iradenizden sonra Allahü teala da o işi irade edip yaratır.”

İmam-ı Matüridî ve İmam-ı Eş'arî, Ehl-i Sünnet'in esas meselelerinde ittifak etmiştir. İzah usulü bakımından aralarındaki farklar teferruattadır ve her ikisi de Ehl-i Sünnet dairesinin içindedir. Bu farklar, örneğin Hadimî hazretlerinin Berika adlı eserinde detaylandırılmaktadır.

Ehl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi
Başlık ResmiEhl-i Sünnet'in iki itikat imamından birincisi

İmam-ı Matüridî hazretlerinin bildirdiği, “Şefaatim ümmetimden günahı büyük olanlaradır.” manasındaki hadis-i şerifin tuğra şeklinde yazıldığı bir levha.

İki imam arasındaki 13 esaslı fark şunlardır:

  • 1- Cüz'i İrade: Ebu Mansur-i Matüridî'ye göre irade-i cüz'iyye bir varlık değildir, kullarda bir hâldir. İnsan dilediğini yapmakta serbesttir. Matüridîlere göre insanda müstakil bir cüz'i irade vardır; Eş'arîlere göre ise bu irade müstakil değildir, onu da Allahü teala yaratır.
  • 2- Kesb: Eş'arîlere göre kesb, insanın gücünün takdir edilenle birlikte olmasıdır. Matüridîlere göre ise kulun bir şeye azmetmesiyle o şeyin hasıl olmasıdır. Matüridîlikte kişi “Elbette müminim” demelidir; Eş'arîlikte ise son nefes endişesiyle “İnşaallah müminim” denilebilir.
  • 3- Hüsn ve Kubh (Güzellik ve Çirkinlik): Matüridîlere göre bir şeyin iyi veya kötü olduğu akıl ile bilinebilir. Allah, bir şey iyi olduğu için emretmiş, kötü olduğu için yasaklamıştır. Eş'arîlere göre ise iyilik ve kötülük ancak din ile bilinir; Allah emrettiği için iyidir, yasakladığı için kötüdür.
  • 4- Ma'rifetullah: Matüridîlere göre din tebliğ edilmese de insan aklıyla Allah’ın varlığını bulmak zorundadır. Eş'arîlere göre ise din uluşmayan kimse sorumlu değildir; aklıyla Allah’ı bulması vacip değildir.
  • 5- Tekvin: Matüridîlere göre Allah'ın "Tekvin" (yaratma) diye müstakil ve kadim bir sıfatı vardır. Eş'arîlere göre ise tekvin, kudret sıfatının bir sonucudur; müstakil bir sıfat değildir.
  • 6- Nübüvvet: Matüridîlere göre peygamberlerin erkek olması şarttır, kadınlardan peygamber gelmez. Eş'arîlere göre ise kadınlardan da peygamber gelmesi aklen caizdir (Hazreti Meryem ve Hazreti Musa'nın annesi örnekleri gibi), ancak gönderilmemiştir.
  • 7- Teklif-i Ma La Yutak (Güç Yetirilemeyenin Teklifi): Eş'arîlere göre Allah'ın kuluna gücünün yetmeyeceği şeyi emretmesi caizdir ama vaki değildir. Matüridîlere göre ise böyle bir teklif hikmete aykırı olduğu için caiz de değildir.
  • 8- Sebep ve Hikmet: Matüridîlere göre Allah'ın fiilleri bir hikmet ve sebebe dayanır, çünkü O abes iş yapmaz. Eş'arîlere göre ise Allah yaptıklarından mesul değildir; fiilleri bir hikmete veya sebebe bağlı olmak zorunda değildir.
  • 9- Kelam-ı Nefsî: Eş'arîlere göre Allah'ın sesi ve harfi olmayan ezeli kelamı (kelam-ı nefsî) işitilebilir. Matüridîlere göre ise bu kelam bizzat işitilemez, ancak ona delalet eden ses duyulur.
  • 10- Ezelde Ma'duma Hitab: Eş'arîlere göre Allah ezelde yok olan varlıklara hitap etmiştir. Matüridîler ise ezelde yok olana hitabın bir hikmeti olmayacağı için bunu kabul etmezler.
  • 11- İbadet Mükellefiyeti: Eş'arîlere göre kâfirler hem iman hem ibadet etmekle mükelleftir; ibadet etmedikleri için ayrıca ceza görürler. Matüridîlere göre ise kâfirler sadece imanla mükelleftir, ibadet etmedikleri için ayrıca azap görmezler.
  • 12- İrtidad: Eş'arîlere göre dinden dönen (mürted) kişi tekrar iman ederse eski amellerinin sevabı geri döner. Matüridîlere göre ise amellerin sevabı geri dönmez, ancak yaptığı ibadetleri kaza etmesi gerekmez (hac hariç).
  • 13- Tevbe-i Ye's: Son nefeste (ümitsizlik halinde) yapılan tövbe Matüridîlere göre makbuldür, Eş'arîlere göre ise makbul değildir.

Matüridî mezhebi Maveraünnehir gibi kapalı bir muhitte doğduğu için başlangıçta Eş'arîlik kadar yayılmamışsa da Hanefîlerin hemen hepsi Matüridîdir. Şafiî ve Malikîlerin tamamı ile Hanbelîlerin büyük bir kısmı Eş'arîdir. Her iki imam da Selef-i salihinin bildirdiği hak yolu başarıyla savunmuştur.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası