KABULÎ MUSTAFA EFENDİ

Kabulî Mustafa Efendi Edirne velîlerinden ve Rufai tarikatı büyüklerinden
A- A+


Edirne velîlerinden ve Rufai tarikatı büyüklerinden. Edirne'de doğmuştur. Doğum tarihi bilinmemektedir. Babası Manevî Muhammed Efendi'dir. 1244 (m. 1829) yılında Edirne'de vefat etti. Vefat tarihini farklı bildiren kaynaklar da vardır. Kabulî Dergahı denilen tekkesine defnedilmiştir. Ancak tekke günümüze ulaşmamıştır. Mezarı ise bugün Edirne'de Meydan Mahallesi, Kabulî Baba Sokak, No: 13'teki (Ada: 710, Parsel: 10, Pafta: 120) evin bahçesindedir.

Kabulî Mustafa Efendi'nin namazlarını devamlı kıldığı Edirne'deki Eski Camii.

İlk tahsili ve gençliğiyle ilgili bilgi bulunmamaktaysa da iyi bir tahsil ve terbiye gördüğü anlaşılmaktadır. Edirne'de mahkeme başkatibi olarak vazife yapmaktaydı. Devamlı velîlerin hayatlarını ve menkıbelerini okumakta ve hep onlar gibi olmaya gayret etmekteydi. Gönlü Allahü tealanın sevgisi ile yanar, gece-gündüz ibadetlerinde; “Ya Rabbî! Beni evliyadan eyle, senin velî kullarından olayım. Hiç olmazsa onlar gibi olayım.” diye dua ve niyazda bulunurdu.

Edirne'de Eski Cami adı ile anılan bir cami, şehrin Müslümanların eline geçtikten sonra yapılan ilk mabedi olarak bilinirdi. Bu itibarla halkın nazarında özel bir yeri bulunuyordu. Bu sebeple Mustafa Efendi de namazlarını mümkün olduğu ölçüde Eski Camide kılmaya gayret eder ve vaaz dinlerdi. Bir gün öğle namazında yine Eski Camiye gelince caminin hınca hınç dolu olduğunu gördü. Halk o güne kadar hiç görmediği bir zatı dinler gibiydi. Mustafa Efendi içeri girip arka sırada güçlükle oturduğu esnada vaiz efendi konuyu değiştirerek; “Allahü tealanın velî bir kulu olmayı arzu eden bazı insanlar vardır. Böyleleri, her hal ve hareketinde Allahü tealayı razı ederse velîlerden olur.” demiş ve tekrar konusuna devam edince, bu sözler Mustafa Efendi'ye tesir etti. Vazifesinden istifa ederek bir daha da hiç görmediği o vaizin kendine çizdiği yolda yürümeye başladı. Kendisini büsbütün doğruluğa ve ilme adadı ve mahlukatın hizmetine koştu.

Nerede bir yoksul görse maddî-manevî yardımda bulunurdu. Yabani ağaçları aşılardı. Yaralı ve sakat hayvanlara bakıp, yaralarını sarardı. Kimsesizlerin işlerini görmelerine yardım ederdi. Yaptığı işlere karşılık ücret almazdı. Her anını Allahü tealanın rızası için geçirirdi. Onun bu davranışlarına hayran olup etrafında toplananlara veya kendisinden nasihat isteyenlere; “Dostlar! Her şey Rabbin sevgisinden var oldu. O vara hizmet, O büyük yare hizmettir.” buyurdu.

“Kim olursa olsun, eliniz, ayağınız tutarken, gücünüzle hayra hizmet edin. Gücünüz yoksa, güler yüz ve tatlı dille gönül alıcı olun. Onu da yapamazsanız kalbinizden iyilik dileyin. Rabbin sevdiklerine hizmet, Allahü tealaya ibadettir.”

Mustafa Efendi bu arada Selimiye Camii civarında bir dergah yaptırdı. Sevenleri cemiyetteki kötülükleri düzeltip, herkese nasihat ettiğinden ve yine herkesi her hâliyle kabul edip güzel muamele gösterdiğinden kendisine Kabulî hazretleri demeye başladılar.

Mustafa Kabulî Efendi, zaman zaman değişik bir kıyafetle geceleri şehri dolaşmaya çıkardı. İçki içip sarhoş olmuş kimseleri görünce onlara bu hâlden kurtulmak isteyip istemediklerini sorardı. Bunlardan pek çoğu yaptıkları işin yanlışlığını söyleyip keşke kurtulabilsek diye dert yanarlardı. O zaman Kabulî Efendi; “Yarın Selimiye Camii yanındaki dergaha gidin. Orada bir şeyh efendi var. Size iş bulur, yardımcı olur. Bu hâlden kurtulursunuz.” derdi.

Ertesi gün bunlardan bazıları türlü düşünceler içinde huzura girerlerken isimleriyle çağıran bir velînin tesirli sözleriyle kendilerinden geçerlerdi. Her türlü kötülüğün bitip yeni bir hayatın başladığına inanarak tövbe eder, gözyaşı dökerlerdi. Daha evvelden bu gibi durumlar karşısında ne yapacağını planlayan Kabulî hazretleri sermaye sahipleriyle görüşür, bu insanların her birine uygun bir iş yeri açılırdı. Böylece insanların kurtuluşuna vesile olurdu. Mustafa Kabulî hazretlerinin dergahı bu şekilde kötü yoldan çekilen kimselerle dolup taşardı.

Kabulî Mustafa Efendi'nin Edirne'de günümüze ulaşmayan Dergah'ının bahçesindeki kabri.

Kabulî Mustafa Efendi'nin Divan'ının yazma nüshasının kasidelerle ilgili bölümden iki sayfa. Eser Süleymaniye Kütüphanesi İzmir Kısmı No: 547/2'de kayıtlıdır.

Kabulî hazretlerinin bu muhiblerine, sevenlerine söylediği sözlerden birkaçı şöyledir:

  • “Nefsinizin arzularını terk edin, üzüntünüz, derdiniz dağılsın.”
     
  • “Her kişi kendini görüp bilmeye gelmiştir, görene, bilene ne mutlu.”
     
  • “Edepli yürü, hayâlı konuş, sendeki şeref, seni yaratanındır.”
     
  • “Bir kişiyi çamurdan kurtarmak, bir aileyi kurtarmak gibidir.”
     
  • “En büyük bahtiyarlık, insanlığının kıymetini bilmektir.”
     
  • “Gördüğün kişi, şayet onu görür görmez sana Allahü tealayı hatırlatıyorsa, bilesin ki o, Allah'ın velîsidir.”

Eserleri:

  1. 1
    Kenzü'l-Esrar: Tasavvufa dairdir. Sade bir dil kullanmıştır. Eser 1292'de İstanbul'da basılmıştır.
  2. 2
    Musiletü'l-Hidaye: Tasavvufa ilgili olduğu belirtilen bu eser kütüphanelerde mevcut değildir. Risale-i Tasavvuf diye kayıtlı olan eserin bu eser olup olmadığı kesin değildir. Kaynaklarda Risale-i Tasavvuf diye bir eserinden bahsedilmemektedir.
  3. 3
    Müşki'l-küşa: Farsça'dan Türkçe'ye sözlük olup nüshası ele geçmemiştir.
  4. 4
    Divan: Kabulî bu eserinde tasavvuf ile ilgili şiirlerini toplamıştır. Yazma bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi İzmir Kısmı No: 547/2'de kayıtlıdır.

Kaynakça:

  • Osmanlı Müellifleri; cilt-1, sh. 150
  • Sefinetü'l-evliya; cilt-1, sh. 226
  • Son Dönem Rifaî Şeyhlerinden Edirneli Kabulî Mustafa Efendi'nin Risale-i Tasavvuf adlı eseri (Selami Şimşek, İstanbul-2006)
Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası