Şafiî mezhebi âlimlerinden. İsmi, Muhammed bin Hüseyin bin Muhammed bin Heysem el-Bistamî, künyesi Ebu Ömer'dir. İran'ın Bistam (veya Bestam) şehrinden olup, Şafiî âlimlerinin büyüklerindendir. Vaaz ve nasihat ile çok meşgul olduğu için “Vaiz” lakabı ile anılırdı. Fıkıh ilminde yüksek bir âlimdir. Nişabur'da kadılık yaptı. Hadis ilmini öğrenmek için pek çok yer gezdi. Birçok âlimden yazarak hadis-i şerif öğrendi. Irak, Ahvaz, İsfehan ve Sicistan'da bulunan âlimlerden hadis-i şerif dinledi. Sonra bu hadis-i şerifleri, başkalarına yazdırarak öğretti. Şafiî mezhebini öğrenmek için gelenlere ders verdi. 408 (m. 1018) senesi Zilkade ayında Nişabur'da vefat etti.
Şafiî mezhebinin en büyük âlimlerinden biri olan Kadı Ebu Ömer, önceleri vaaz ve nasihat meclislerine devam ederdi. Sonra bunu terk edip, fıkıh ve hadis ilmini öğretenlerin ders halkalarına katıldı. İlmî münazaralarda bulunur, fetva verirdi. Ebu Hamid-i İsferainî hayatta iken, Bağdat'a geldi. Ondan Şafiî mezhebini öğrendi. Şeyh Hamid, ona çok tazim eder, diğer talebelerinden daha üstün tutardı. Ebu Tayyib-i Su'lukî Kadı Ebu Ömer'e kızını verdi ve sıhriyet yolu ile akraba oldular. İkisinin nesebinden (soyundan) çok âlim kimseler yetişti. Yine Bağdat'ta bulunan Ahmed bin Abdurrahman bin Carud er-Rakkî, Süleyman bin Ahmed et-Taberanî, Ebu Bekr-i Kabbab el-İsfehanî, Ahmed bin Mahmud el-Ahvazî, Ali bin Hammad el-Ahvazî, Ebu Bekr-i Kati'î, Ebu Muhammed bin Masî ve daha başka âlimlerden ilim alıp, hadis-i şerif öğrendi. Irak'a, Ahvaz'a, İsfehan'a ve Sicistan'a gidip, oralardaki âlimlerden hadis-i şerif dinledi.
Kendisinden de; Ebu Abdullah-ı Hakim, Ebu Bekr el-Beyhekî, Ebü'l-Fadl Muhammed bin Ubeydullah es-Sarram, Süfyan bin Hüseyin bin Fethiyye ve onun kardeşi Muhammed bin Hüseyin bin Fethiyye, Yusuf-i Hemedanî ve daha başkaları hadis-i şerif dinleyip rivayet ettiler. Hakim-i Nişaburî, Tarih'inde diyor ki: “O, fıkıh ve kelam ilimlerinde derin ilme sahip olup, asrının âlimlerinden üstündür. Vaizdi. Sultan, onun Nişabur kadılığına tayini için emirname çıkarmıştı. Bu karar, 388 (m. 998) senesi Zilkade ayının Perşembe günü kuşluk vaktinde bize okundu. Bu saatte, Reca mescidinde kadılık meclisine oturtuldu. Bütün hadis âlimleri, neşe ve sevinçten güzel şeyler söylediler. Biz de sultana ve adamlarına mektup yazarak, Allahü tealanın kendisine yardımcı olup kuvvetlendirmesi için dua ettik ve teşekkürlerimizi bildirdik.”
Onun bildirdiği bir hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz buyurdu ki: “Hediye, ihtiyaç anında ne güzel anahtardır.”