KAFFAL-İKEBİR

Muhammed bin Ali bin İsmail Şafiî âlimlerinin büyüklerinden
A- A+

Şafiî âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Muhammed bin Ali bin İsmail olup, künyesi Ebu Bekr’dir. 291 (m. 904) senesinde Semerkand’a bağlı bir yer olan Şaş’ta doğup, 365 (m. 976) senesinde yine burada vefat etmiştir. Başka bir Kaffal daha vardır. Bu da Şafiîlerin büyük âlimlerindendir. İmam-ı Haremeyn’in pederi Ebu Muhammed el-Cüveynî’nin hocasıdır. 417 (m. 1026)’da 90 yaşında Sicistan’da vefat etmiştir. İsmi, Ebu Bekr Abdullah bin Ahmed el-Marvezî’dir. Buna Kaffal-ı Sagîr denir.

Kaffal-ı Kebir, fıkıh, tefsir, hadis, kelam, usul ve füru, lügat ve şiirde derin bir âlimdi. Zamanında, Maveraünnehr’de, Şafiî âlimleri arasında bir benzeri yoktu. İlminin yüksekliği kadar, zühd ve takvası da pek fazlaydı. Ebu Bekr bin Huzeyme, Muhammed bin Cerir, Ebü’l-Kasım Begavî, Ebu Arube el-Harranî ve daha birçok âlimden ilim almıştır. Kendisinden de Hakim, İbn-i Mende, Ebu Abdurrahman es-Sülemî ve daha başkaları ilim almıştır.

Ebu İshak, onun İbn-i Süreyc’den ders aldığını söylemiş ise de, İbn-i Salah: “En açık olanı, Kaffal’ın Süreyc’e yetişmemiş olduğudur. Çünkü İbn-i Süreyc’in, Kaffal’ın Bağdat’a girmesinden önce vefat ettiği bildirilmektedir.” demiştir. Kaffal, ilim için birçok seyahatler yapmış, Horasan, Irak ve Şam’ı dolaşmış, ismi her tarafa yayılmış, sözü her yerde edilir olmuştur. Tefsir, fıkıh ve hadis ilimlerinde eserleri vardır.

Âlimlerin, hakkında buyurdukları şunlardır:

İmam-ı Nevevî: “Kaffal; tefsir, hadis, usul-i fıkıh ve kelam ilimlerinde ismi geçen büyük bir âlimdir.”

Hafız Ebü’l-Kasım bin Asakir: “Onun önce doğru yoldan ayrılıp, sapık olan Mu‘tezile itikadına kaydığı, fakat sonra (Ehl-i Sünnet’ten olan) Eş’arî mezhebine döndüğü bana ulaştı.”

“İbn-i Asakir’in bu rivayetini gördükten sonra çok rahatladım. Fakat Kaffal’ın, bir ara Mu‘tezile itikadına meyletmesi, Ehl-i Sünnet akidesine doğru giderken yaptığı bir sürçmedir. Fakat bidat ve dalaletten döndükten sonra artık onu kınamak olmaz.”

Hakim Ebu Abdullah: “Kaffal, fakih (fıkıh âlimi), edip (edebiyatçı), Maveraünnehr’de Şafiîlerin en büyük âlimi, usul-i fıkhı en iyi bilen, hadis-i şerif ilmini tahsil etmek için en çok yolculuk yapan bir âlimdir.” demişlerdir.

Büyük âlim Ebu Muhammed, Şerhü’r-Risale kitabında şöyle anlatır: “Kaffal, kelam ilmini İmam-ı Eş’arî hazretlerinden aldı. İmam-ı Eş’arî hazretleri de ondan fıkıh ilminde istifade etti.”

Sübkî der ki: “Ebu Muhammed’in bu sözü, Kaffal’ın kelam ilmini bildiğine delalet ettiği gibi, aynı zamanda onun itikatta İmam-ı Eş’arî’ye tâbi olduğunu gösterir. Sanki Kaffal, Mu‘tezile’nin yanlış itikadından dönüp, İmam-ı Eş’arî’den kelam ilmi dersi almaya başladığı zaman, İmam-ı Eş’arî bir hayli yaşlı idi. Aynı zamanda İmam-ı Eş’arî kelam ilminde imam derecesinde idi. Eş’arî hazretlerinin Kaffal’dan fıkıh ilminden okuması, Kaffal’ın da fıkıh ilminde mertebesinin çok yüksek ve kendisinden ilim alınabilecek derecede âlim olduğunu gösterir.”

Kaffal’ın bir şiirinin tercümesi ve açıklaması şöyledir:

“Benim evim, gelen herkese açıktır.
Benim azığımdan herkes yiyebilir.
Yanımızda ne varsa onu misafirimize ikram ederiz.
İsterse bu, sirke ve bakla olsun.
Fakat asil olan kişi bundan memnun kalır.
Bayağı kişi ise bunu az görür.”

Kaffal, muharebe meydanlarında kılıcı ile çarpıştığı gibi, ilmiyle ve kalemiyle de İslam düşmanlarına gereken cevabı vermiştir. Anlatılır ki: Müslümanlarla Bizanslılar arasında bir muharebe olmuş, bu muharebeye Horasan ve Maveraünnehr Müslümanları da katılmıştır. Büyük âlim Kaffal de bunlar arasında bulunmuştu. Bu sırada, Bizanslıların kumandanı bir kaside yazdırıp, İslam memleketlerine gönderdi. Bu kasidede, Müslümanlar ayıplanıp, kınanıyor, bir takım tehditler yer alıyor, Müslümanların birçok yerleri ellerinden çıkardıkları anlatılıyordu.

O şiire iyi bir cevap vermek lazımdı. Orduda Horasan, Medain ve Şamlı edebiyatçı ve şairler de bulunuyordu. Yazılan cevabi şiirler arasında en beğenileni Kaffal’ınki oldu. Kaffal’ın bu kasidesi günümüzde de diplomasi dilinin güzel bir örneği olarak incelenmektedir.

Bir Müslüman âlim, bu harpte Bizanslılara esir düşmüştü. Kaffal’ın cevap olarak yazdığı şiirin, Bizanslıların eline geçmesinden sonraki durum şöyle anlatılır: Bu kaside, Kostantiniyye’ye gelince, şehrin ilim adamları toplanmışlar, kasidenin yüksek bir edebiyatla yazıldığını görerek hayrette kalmışlar, onun nereli olduğunu sormuşlar, Müslümanlar arasında böyle kimselerin bulunduğunu bilmiyorduk, demişlerdir.

Kaffal’ın yazmış olduğu şiirin açıklamasının bir kısmı şöyledir:

“Bana münazara usullerinden haberi olmayan birinin sözü ulaştı. Kendisine, layık olmadığı vasıfları vererek yalan söylemiş. Kendisini temiz kral diye anlatıyor. Hâlbuki kalbi şirk kiri, elbiseleri de görünen kirlerle kirlenmiş bir kimse, nasıl temiz olur? O, ben Hazreti İsa’ya tâbiiyim, diyor. Hâlbuki o dediği gibi değildir. Kalbi kaskatı olmuş, çoluk çocuk demeden öldüren bir kimse, Hazreti İsa gibi mübarek ve merhametli bir peygamberin yoluna nasıl tâbi olur. Temiz ve Hazreti İsa’ya tâbi olduğunu söyleyen bir kimsenin, zalim, facir olması, haksızlıklara meyletmesi mümkün müdür? Eğer hakkı bulmak istiyorsan, yavaş hareket et, zulüm yapma, Allahü teala sana hidayet ihsan eder. Aslı olmayan elbiseyi giyen gibi, kendinde olmayan şeyle kibirlenme. Biz, sizin bizden aldığınız yerleri fazlasıyla aldık. Sizi geldiğiniz gibi kovduk. Biz, bizde olan (Müslümanlık) nimetinden dolayı sizden çok üstünüz. Sen, fethedeceğinizi söylediğin birçok yerler saydın. Halbuki, bunlar rüya gören kimsenin söylediği şeylerdir. Kim ki, putperestliği yaymak için şarkı ve garbı fethetmeyi dilerse, o kötü ve habis insandır. Allahü teala, İsa’nın da yaratıcısıdır. Allahü teala, İsa’ya ölüleri diriltme mucizesi vermiştir. Hazreti İsa’ya inen İncil’de bu sözümüzü bildirmekte, bütün Peygamberlerden sonra son peygamberin geleceği müjdelenmektedir. Hazreti Muhammed Mustafa ve diğer Peygamberler, hepsi vefat etti. Ancak, onun vefatı geciktirilmiştir. O zaman gelince, o da diğer peygamberler gibi vefat edecektir. Hâlbuki siz Hıristiyanlar, Hazreti İsa’nın ölümü tattığını söylüyorsunuz. Yahya, Zekeriyya ve diğer Peygamberler Allahü tealanın indinde kıymetli kullarıdır. Hakkın, doğrunun Arap’tan ve Acem’den yardımcıları vardır. Allahü teala, Seyfüddevle’ye hayırlar versin. Ona lütuf ve ihsanlarda bulunsun. Mansur bin Nuh’a devamlı selamet versin. Bu ikisi, İslam’ı ve Müslümanları her türlü tehlikeye karşı muhafaza ettiler. Kim Bizanslıların kumandanına benim nasihatimi iletir? Onun üzerine genç ihtiyar bütün Horasanlılar geliyor, gaziler, şehit olmak için koşuyor. Eğer haktan yüz çevrilirse, hak her zaman açık ve ortadadır. Geliniz ey Bizanslılar! Aramızda kılıcı hâkim yapalım. Çünkü o, en adil bir hâkimdir. Allahü teala bize mükâfatlar versin. O, bizim için kâfi ve bizi koruyucudur. Allahü teala’dan lütuf ve ihsanıyla, Feth-i Kostantiniyye’yi nasip etmesini diliyoruz.”

Taşkent'te içinde Kaffal-i Kebir hazretlerinin kabrinin de bulunduğu Hazreti İmam Kaffal Cuma Camii.

Kaffal-i Kebir hazretlerinin Taşkent'te bulunan türbesi.

Kaffal-i kebir hazretlerinin Taşkent'te bulunan türbesinin girişi.

Eserleri: 

Kaffal’ın eserlerinden bazıları şunlardır:

1- Mehasinü’ş-Şeria fî fürui’ş-Şafiîyye:
Şafiî mezhebine göre sorulan sorulara verilen cevapları ihtiva eder. Bir nüshası III. Ahmed Kütüphanesi No: 1317’de vardır.

2- Cevamiu’l-kelim fi’l-hadis mine’l-mevaiz ve’l-hikem:
Ahlâkla ilgili hadisleri ihtiva eden bu eserin bir nüshası İskenderiyye’de Belediye Kütüphanesi’nde No: 3044 numarada vardır.

3- Kasidetü Heca veddebiha alâ risaletin mahtutabin mine’l-kayseri’l-Bizantînî:
Bizans imparatoruna yazdığı kasidedir. Viyana’da Hofbibliothek’te kayıtlıdır (No: 164, 1996).

Kaffal’ın bunlardan başka, kaynaklarda zikredilen eserleri şunlardır: Şerhu’r-Risale, Delailü’n-nübüvve, Edebü’l-kadı, Kitabü’l-usül, Tefsirü’l-Kur’an.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası