KALKAŞENDÎ

Ahmed bin Ali bin Ahmed bin Abdullah el-Fezarî Fıkıh, tarih ve edebiyat âlimlerinin büyüklerinden
A- A+

Fıkıh, tarih ve edebiyat âlimlerinin büyüklerinden. İsmi Ahmed bin Ali bin Ahmed bin Abdullah el-Fezarî olup nisbeti Kalkaşendî'dir. Kalkaşende, İskenderiyye yolu üzerinde, Kahire yakınındaki Kalyubiyye nahiyesinin köylerinden biridir. Karkaşende de denilmektedir. Kalkaşendî'nin lakabı Şihabeddin, künyesi Ebü'l-Abbas'tır. Şafiî mezhebi âlim ve kadılarındandır. 756 (m. 1355)'te Kalkaşende'de doğdu. 821 (m. 1418) senesi Cemaziyelahir ayının onunda, Cumartesi günü Kahire'de vefat etti.

Meşhur bir aileye mensuptur. Kalkaşendî'nin babaları ve dedeleri âlim olduğu gibi oğulları da büyük âlimlerdendiler. Kalkaşendî, küçüklüğünden itibaren ilim ile meşgul olarak yetişti. İyi bir terbiye aldı. Önce Kur'an-ı Kerim'i öğrendi. Küçük yaşta İskenderiyye'ye gitti. Burada uzun zaman, devrinin meşhur âlimlerinden fıkıh ve diğer yüksek din bilgilerini öğrendi. Bunun yanında alet ilimlerini de (sarf, nahiv, bedî, beyan, iştikak vs.) öğrendi. Yirmi küsur yaşında iken, büyük âlim İbn-i Mülakkın, Şafiî mezhebine göre fetva verip ders okutması ve kendisinden rivayette bulunması için ona icazet (diploma) verdi. Zamanının büyük âlimlerinden ve İbn-i Şeyha'dan hadis-i şerif öğrendi. Fıkıh ve edebiyatla ilgili ilimlerde çok büyük âlim oldu. Meşhur altı hadis kitabını, İmam-ı Şafiî ve İmam-ı Ahmed bin Hanbel'in müsnedlerini talebelere okutmak için icazet aldı. Kahire'de uzun müddet kadılık vazifesinde bulundu. Bir taraftan da müderrislik yaparak çok talebe yetiştirdi. Hem müderrislik, hem de tarihi araştırmalar yapardı. Bilhassa Arap kabileleri ve bunların yaşadıkları coğrafî bölgeler üzerinde araştırmalar yaptı. Geniş kültürlü olup yazı yazma kabiliyeti çok fazlaydı. Arabî dil bilgilerinde ve Arap edebiyatında derin bilgi sahibiydi. Mısır Memlûklüleri'nin merkez inşa divanında devadar (sultanın genel sekreteri) olarak uzun zaman vazife yaptı.

Eserleri: Eserlerinden bazıları şunlardır:
1- Subhü'l-E'şa fî sınaati'l-inşa: Bazı kaynaklarda Kitabeti'l-inşa diye de geçmektedir. Bu kitap yedi (veya ondört) cilttir. Yazı sanatının inceliklerini ve usullerini bildirmektedir. Eskiden devletlerarası münasebetlerdeki yazışmalar için kâtiplere örnek olarak yazılmıştır. Kalkaşendî, bu eserinde devlet arşivlerinden de istifade etmiştir. Bilhassa Ortaçağ'daki İslam devletlerinin birbiriyle olan yazışmalarında kullanılmış birçok vesikayı kitabında toplamıştır. Yazı sanatına ait ne varsa bu kitabına almış, pek çok şeyi de ilave etmiştir. İnşa sanatı ile uğraşanlara lazım olan hâller, haberler, eserler ve diğer bilgileri ihtiva etmektedir. Kitap yedi kısım olup her kısım bir cilttir. Bir babında, yazı (hat) ilmine ait bilgileri anlatmaktadır. Bunların çoğunu Yakut-i Musta'simî'den alarak bildirmektedir. Kitabın bir bölümünde; harflerin yazılış şekli, kalemin kullanılması, yazarken hangi taraftan başlanacağı, harflerin nasıl daha kolay yazılacağı bildirilmektedir. Yine bu kitabında; kavimlere ait bilgilerden, milletlerin örf ve âdetlerinden, dinî ve fennî ilimlerden, hayvanlardan, tabiat hadiselerinden bahsedilmektedir. Bir bölümünde de; çeşitli İslam devletlerinden, gayrimüslim millet ve devletlerden, buraların coğrafî durumlarından bahsedilmektedir. Sultanlar arasındaki mektuplaşmalardan misaller verilmektedir. Eser 1987'de Beyrut'ta yayınlanmıştır.

2- Nihayetü'l-Ereb fî marifeti kabaili'l-Arab (veya ensabi'l-Arab): Adından da anlaşılacağı gibi, Arap kabilelerinden ve bunların bulunduğu coğrafî yerlerden bahsetmektedir. 1984'te Beyrut'ta basılmıştır.
3- Kalaidü'l-cüman fi't-ta'rif bi kabaili Arabi'z-zaman: Eser Nihayetü'l-ereb'in zeyli mesabesindedir. 1982'de Kahire'de basılmıştır.
4- El-Kevakibü'd-dürriyye fî menakıbi'l-Bedriyye: Kadı Bedreddin bin Alaeddin'i övmek için yazmıştır.
5- Hilyetü'l-fadl ve zinetü'l-kerem fi'l-mufahere beyne's-seyf ve'l-kalem: Çeşitli yazmaları bulunan bu eseri Subhü'l-A'şa'ya almıştır.
6- Measirü'l-inafe fî mealimi'l-hilafe: Hilafet ve halifenin hukukî durumlarını anlatan bu eser 1980'de Beyrut'ta basılmıştır.
7- Kaside fî medhi'n-Nebî: Peygamber Efendimizi metheden bu kaside 1288'de İskenderiyye'de basılmıştır.
8 Nazmü sireti'l-Müeyyed: Memluk sultanı Şeyh el-Mahmudî hakkındadır.
9- Şerhu Camii'l Muhtasar,
10- Şerhu el-Havii's-Sagir.
11- Künhü'l-Murad fî şerhi Baned Suad: Ka'b bin Züheyr'in yazmış olduğu “Baned Suad” kasidesinin şerhidir. Kendisi, bu eser hakkında şöyle demektedir: “Ben, Baned Suad kasidesine bir şerh yazdım. Ona Künhü'l-Murad fî şerhi Baned Suad ismini verdim. Allahü teala bana, o kasidede daha önce vâkıf olmadığım manâları yazmamı nasip eyledi.”

Subhü'l-A'şa fî sınaati'l-inşa adlı eserden bazı bölümler:
İlk önce “Halife” diye isimlendirilen Ebu Bekri Sıddîk'tır. Resulullah Efendimizin ahirete teşrif buyurmalarından sonra halife olup Halife-i Resulullah (Resulullah'ın halifesi) diye ona hitap edildi. O, ilk önce halife olarak seçilmiştir. Yerine halife olarak Hazreti Ömer seçilmiştir. Halifelik vazifesine karşılık, Beytülmal'dan belirli miktarda bir maaş almıştır. Vefatı yaklaşınca Beytülmal'dan aldıklarının geri iadesini vasiyet etmiştir.

İlk önce Emirü'l-Müminîn diye isimlendirilen Ömer bin Hattab'dır. Askerî'nin bildirdiğine göre Beytülmal'ı ilk kuran Ömer bin Hattab'dır. Fakat Askerî, başka bir yerde Hazreti Ömer'in, Hazreti Ebu Bekr tarafından Beytülmal'da vazifelendirildiğini bildirmektedir. Buna göre Beytülmal'ı ilk kuran Hazreti Ebu Bekr'dir.

Kalkaşendî'nin yazdığı Kalaidü'l-cüman fit-ta'rif bi Kabaili Arabi'z-zaman adlı eserin kapak sayfası (sağda) ve ilk sayfası (solda). Eser Nihayetü'l-ereb'in zeylidir.

Kalkaşendî'nin Nihayetü'l-Ereb fî marifeti kabaili'lArab adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve yazma nüshasının ilk sayfası (solda). Yazma nüsha Melik Suud Üniversitesi No: 2091'de kayıtlıdır.

Kalkaşendî'nin en meşhur eseri Subhü'l-E'şa fî sınaati'l-inşa adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve Yazma nüshasından bir sayfa (solda).

Kalkaşendî'nin Davu's-subhi'lmüsfir adlı eserinin kapak sayfası. Eser Subhü'l-a'şa'nın özeti mesabesindedir.

İlk taç giyen, Fars krallarından Sahihak'tır. Rivayet edildiğine göre o Nemrut'tur. İbrahim Aleyhisselam onun zamanında yaşamıştır.

İslam'da ilk önce “Vezir” ismi, Abbasî halifelerinden Seffak'ın veziri Ahmed bin Süleyman'a verilmiştir.

Vezirlerden ilk önce “Sahib” lakabı İsmail bin Abbad'a verilmiştir. Şöyle ki: İsmail bin Abbad, üstad İbn-i Amid ile birlikte kalırdı. Bu sebepten ona Sahib ibni Amid derlerdi. Ona bu isimle hitap edildiği için sonraları ona sadece Sahib dendi. Daha sonra zamanla vezirlere de bu lakapla hitap edilmeye başlandı.

İslam'da ilk kadı Hazreti Ömer'dir. Hazreti Ebu Bekr halife iken, onu kadı tayin etmişti. Hazreti Ömer bir sene kadılık yaptı. Hiç kimse bir dava için gelmedi.

Kıyasta ilk hata eden şeytandır. Kur'an-ı Kerim'de mealen buyurulduğu gibi şöyle dedi: “Ben ondan daha hayırlıyım.” (A'raf suresi: 12) Halbuki o bilmedi mi ki toprağın cevherine atılan bir şey artar ve gelişir. Ateşe atılan bir şey ise yanar.

İlk önce semanın ve yıldızların inceliklerinden bahseden İdris Aleyhisselam'dır.

Nahiv ilmini ilk ortaya koyan Emirü'l-Müminîn Ali bin Ebu Talib'in emri ile Ebü'l-Esved ed Düelî'dir. Mushaflara da ilk noktayı o koymuştur.

Usul-i fıkha dair ilk önce eser yazan İmam-ı Şafiî'dir. Bu hususta Risale ismindeki eserini yazdı.

Fıkıh ilmine dair ilk eser yazan Malik bin Enes'tir. Bu eserin ismi Muvatta'dır.

Aruza dair ilk eser yazan Halil bin Ahmed'dir. O, aynı zamanda lügate dair ilk eser yazarıdır. Bu kitabının ismi Ayn'dır.

İlk kalem ile yazı yazan Âdem Aleyhisselam'dır. İdris Aleyhisselam olduğu da rivayet edilmiştir.

Arapça ile ilk önce yazı yazan Hud Aleyhisselam olduğu söylenmiştir. İsmail Aleyhisselam olduğu da söylenmiştir.

İslamiyette ilk harp divanı kuran Halife Ömer bin Hattab'dır.

İlk hamam inşa ettiren Süleyman Aleyhisselam'dır. Süleyman Aleyhisselam, hamamı cinlere yaptırmıştır.

İlk kâğıdı yapan Yusuf Aleyhisselam'dır. Başkalarının da yaptığı söylenir.

Sabunu ilk yapan Süleyman Aleyhisselam'dır.

Kırmızı elbiseyi ilk giyen Karun'dur. Karun, elbiselerini uzun yaptırıp kendini beğenerek kibirlenen bir kimsedir.

İlk önce zırh yapıp giyen Davud Aleyhisselam'dır.

Kur'an-ı Kerim'e mushaf ismini ilk önce veren Ebu Bekr-i Sıddîk'tır. Kur'an-ı Kerim'i topladığı zaman bu ismi vermişti.

Peygamber Efendimizin mübarek isimleri ile ilk isimlenen Muhammed bin Hatib'dir. Hicretin ilk senesinde Habeşistan'da doğduğu zaman bu isimle şereflendi.

Resulullah Efendimizden sonra Ahmed ismi ile ilk isimlenen, aruz ilmini ortaya koyan Halil'in babasıdır. Bunun için ona Halil bin Ahmed denmiştir.

Kalkaşendî'nin Measirü'l-inafe fî mealimi'l-hilafe adlı eserinin kapak sayfası.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası