MERZÜBAN-I VELİ

Mahmud bin Seyyid Ali Yedinci Hicri asırda yaşamış velilerden
A- A+

Yedinci Hicri asırda yaşamış velilerden. Asıl adı Mahmud bin Seyyid Ali'dir. Merzüban lakabı sınır muhafızı, hakim, padişah anlamındadır. Peygamber Efendimizin torunlarından olup seyyiddir. Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslamlaşması döneminde şeyhi, Tacü'l-Arifin Ebü'l-Vefa hazretlerinin manevî işaretleriyle Anadolu'ya gelmiştir. Sivas ili Zara ilçesi yakınlarındaki Tekke köyüne yerleşerek halkı irşada başlamıştır.

Merzüban-ı Veli'nin kabri (solda) ve Çilehanesinin girişi (sağda).

Merzüban-ı Veli'nin Sivas'ın Zara İlçesi Tekke Köyünde bulunan türbesi (solda). Tekkenin yeni hali (sağda).

Pekçok kerametleri görülmüştür. Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad, doğuda bir sefere giderken, yolu üzerindeki Zara'ya uğramış ve Şeyh hazretleriyle görüşüp kerametine mazhar olmuştur. Zara ilçesinin bugünkü yerinde “Zaro” isimli bir Ermeninin çifliği vardır. Ağa, sultanı akşam yemeği yedirmek için çifliğine davet eder. Yemekten sonra 3-4 km uzakta bir ışığın yandığını farkeden Sultan, Zaro Ağaya ışık yanan yerde köy olup olmadığını sorar. Ağa da; “Köy yok efendim, fakat orada bir sarhoş adam var, civar köylerden avane toplayıp âlem yapıyorlar. Bu yüzden zaman zaman bizi de rahatsız ediyorlar.” der. Zeki bir insan olan Alaeddin Keykubad, Ağa'nın bu sözlerinden şüphelenip; “Ağa, öyleyse o sarhoşa içki göndermek gerek.” der. Sabahleyin bir katır yükü içki yükletip askerleriyle Şeyhe gönderir. Katır, Şeyhin Dergâhına yaklaşınca daha ileri gitmez. Bunun üzerine içkiyi götüren asker, Şeyhe gidip; “Sultanın kendisine içki gönderdiğini, fakat katır yorulduğu için getiremediğini, içkileri gelip kendisinin almasını söyler.” Şeyh hazretleri askere; “Sultanına selam söyle, gönderdiği içkiler yağ bal olsun, askerine yedirsin.” der. Asker geri döner, durumu Sultan'a anlatır. Katırdaki yükler indirilir, gerçekten de içkilerin yağ, bal olduğu görülür. Alaeddin Keykubad bu zatın büyük bir veli olduğunu anlar, gidip elini öpüp hayır duasını ister. Kendisine istediği kadar arazi vakfeder. Şeyh de bu arazilerin gelirleriyle medrese kurdurup yüzlerce insan yetiştirir.

Kendisinden sonra torunları da bu işe devam etmiş Tekke ve Zaviyelerin kapatılmasına kadar hizmeti sürdürmüşlerdir. Bugün bu mübarek zatın türbesi sıkıntıya düşen, derdi olan pekçok kişi tarafından ziyaret edilir, himmet beklenir.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası