MUHAMMED BAHİTEL-MUTİ'İ

Allame Muhakkık eş-Şeyh Muhammed bin Bahit bin Hüseyn el-Muti'î el-Hanefî Son devir Hanefî fıkıh âlimi ve Mısır başmüftüsü.
A- A+

Son devir Hanefî fıkıh âlimi ve Mısır başmüftüsü. Allame Muhakkık eş-Şeyh Muhammed bin Bahit bin Hüseyn el-Muti'î el-Hanefî, Mısır'ın Asyut eyaletine bağlı Muti'a (Mati'a) köyünde 1271 (m. 3 Ekim 1854) tarihinde doğdu. 1354 (m. 18 Ekim 1935) tarihinde Kahire'de vefat etti. 14 yaşına kadar Asyut'ta muhtelif âlimlerden ders aldı. Kur'an-ı Kerim'i hıfzetti. Kahire'ye gelip Camiü'l-Ezher'e girdi. Muhammed Uleyş, Ahmed Rıfaî, Ahmed Minnetullah, Muhammed Hudarî, Abdurrahman Bahravî, Muhammed Fedalî, Demanhurî, Mehdî, Şirbinî, Melevanî ve Hasan Tavil'den ders aldı. 1292 (m. 1875) senesinde âlimiyye derecesiyle ve birincilikle Camiü'l-Ezher'den mezun oldu. Akabinde burada müderris olarak vazife yapmaya başladı. 

Sonra adliyeye intisap etti. 1297 (m. 1880)'de Kalyubiyye kadılığına tayin edildi. Sonra Minye, Asyut, İskenderiyye, Port Said kadılıklarında da bulundu. Bir yandan da adliye müfettişliği ve son Osmanlı Kadısı Nesib Efendi'ye vekaleten Mısır başkadılığı da yaptı. 1332 (m. 1914)'de Mısır Başmüftiliğine tayin edildi. 1340 (m. 1921)'de tekaüde, emekliye ayrılarak kendisini talebe yetiştirmeye, eser yazmaya ve fetva vermeye hasretti. Bir ara İstanbul'u ziyaret etti. Bereketli ömrü 18 Ekim 1935 tarihinde Kahire'de sona erdi. Hanefî olmakla beraber diğer mezheplerin hükümlerine de hakkıyla vâkıf idi. Bilhassa Hanefî ve Şafiî mezhebi arasındaki ihtilaflı meseleleri iyi bilmekle tanınmıştır. Kendisinden okumuş olan Muhammed el-Gatta, “Mısır'da usul-ı fıkhı ondan daha iyi bilen bir âlim görmedim.” demiştir. Süllemü'l-Vusul adlı eseri bu ilimdeki derinliği göstermeye kâfidir. Kitapları Ezher Kütüphanesi'ne vakfedilmiştir. Zamanın icapları ile fıkhın esas kaidelerini ustaca bir araya getiren çok kıymetli fetvaları vardır. Bu fetvalarında ananeye bağlı kalarak ve fıkhın umumî prensiplerini bertaraf etmeksizin yeni meseleleri cevaplamaya muktedir olmuştur. Otopsinin cevazı, kişinin kendi evladında vakıf kurabilmesi, telefon ve telgraf ile akdin (sözleşmenin) kurulması, fotoğrafın (yasak olan) resim hükmünde olmadığı gibi fetvaları meşhurdur.

Son devir Hanefî fıkıh âlimlerinden ve Mısır başmüftüsü olan Muhammed Bahit el-Mutii.

Mısır'da kimsesiz bir kadın devletin kendisine maaş bağlaması için vezaretü'l-maliyeye (maliye bakanlığına) bir istida verdi. Vezaret, 25 Şubat 1920 tarihli bir yazıyla bunun şer'i hükmünü Şeyh Bahit'e sordu. O da meseleyi enine boyuna tedkik ederek devletin böyle bir mükellefiyeti olduğuna ve beytülmalin kimsesizlerin terekelerinden müteşekkil dördüncü kısmından ödeme yapılması gerektiğine dair görüş bildirdi. Bunu beklemeyen hükümet işi sürüncemeye aldı. Fakat fetva mahkemelerin malumu olunca, kadılar itibar ettiler. Bu hususta mahkemeye müracaat eden kadına da, Ahmed Ferec Senhurî maaş bağlanması hususunda hüküm verdi. Cüveynî'nin İmam-ı A'zam Ebu Hanife'yi tenkit eden Mugisü'l-Hak kitabının neşredileceğini öğrenen Şeyh Bahit hasta yatağında buna bir reddiye yazdı. Bunun üzerine kitabın neşri geri çekildi.

 

Muhammed Bahit el-Mutiî'nin yazdığı Ahsenü'l-Kelam fima yeteallaku bi's-Sünneti ve'l-Bed'u mine'l-Ahkam adlı eserinin kapak sayfası

Muhammed Bahit el-Mutiî'nin yazdığı El-Mürehhefatü'l-Yemaniyye fi Unuki men kale bi butlani'l-vakfı ale'z-zürriyye adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve El-Ecvibetü'l-Mısriyye ani'l-Es'ileti't-Tunisiyye adlı eserinin kapak sayfası (solda).

 

Sadece fetvalar, hükümler ve kitaplarla değil, muhtelif yerlerde verdiği vaaz ve konferanslarla da çok hizmeti geçmiştir. Dinleyicileri ikna edici parlak bir üslubu vardı. Mısır'ın İngilizler tarafından işgaline karşı çıkmış, Sa'd Zağlul Paşa'nın yanında bununla mücadele etmiştir. Aynı zamanda yeni yeni ortaya çıkan Bolşevik fitnesine karşı da halkı ikaz etmek sadedinde fikrî mücadelelerde bulunmuş, konferanslar vererek halkı tenvire çalışmıştır. Cemalüddin Efganî ile tanıştı; onun ve sonra Şeyh Abduh'un başında bulunduğu reform hareketinin en şiddetli muhaliflerinden birisi oldu. Yumuşak huylu, nüktedan ve mizahtan hoşlanan bir zât idi. Cömertti. Herkes tarafından hürmet görürdü. İlmin vakarını korurdu. Fevkalade dindar, dünyaya düşkün olmayan bir tabiatı vardı. Vakıf hususunda açtığı bir davayı kendisinin verdiği fetva sayesinde kazanan zengin bir şahıs, yüksek bir meblağ hediye etmek istediğinde, bunu yüzüne fırlatarak, “Ben fetva verirken, Allah'ın emriyle veririm. Senin gibilerin bizde hiç hatırı yoktur” dediği meşhurdur. Muhammed Bahit el-Mutiî'nin yazdığı El-Kelimatü't-Tayyibat adlı eserinin kapak sayfası. İslam dünyasında mühim bir mevki ve ihtiram ihraz ettiği için, kendisine çok sayıda şifahî veya yazılı fetva sorulurdu. Bu sebeple evi dolar taşardı. Bu işlerde kendisine yardım eden maaşlı hususî katibler tutmuştu. Hafifçe konuşmak âdeti olduğu için ders verirken sesi fazla çıkmazdı. Bir defasında sağ tarafta oturan bir talebe, “Hocam işitmiyoruz” dedi. Şeyh Bahit, sol tarafa dönerek “siz de mi işitmiyorsunuz” diye sordu. Onlar “Evet işitmiyoruz” deyince, “Eğer Allah onlarda bir hayır görseydi, elbette işittirirdi.” mealindeki Enfal suresinin 23. ayet-i kerimesini okuyarak latife ile cevap verdi.

Eserleri: Cuma günleri camilerde Kehf suresinin okunması, Cuma günü okunan iki ezan, cenazede yüksek sesle ağlamak, ezandan önce verilen sala, mevlid okunması gibi hususlarda hükümlerin yer aldığı Ahsenü'l-Kelam fima yeteallaku bi's-Sünneti ve'l-Bed'u mine'l-Ahkam (Kahire 1320/1902);

sigortanın haramlığı hakkında Risale fi Ahkami's-Sikurte (Kahire 1906); 

sigorta ve fonoğraf hakkında İzahatü'l-Vehm (Kahire 1932); 1926 tarihli Mısır aile kanunu layihasını tenkit sadedinde Ref'u'l-Ağlak; fonoğraf (gramafon) ile okunan Kur'an-ı kerimde insan iradesi bulunmadığı için bunun hakiki kıraat sayılamayacağı ve burada işitilen secde ayetine tilavet secdesi gerekmediğine dair Risale fi Ahkami Kıraati'l-Kur'an fi'l-Fonoğraf (Kahire 1932); 

fotoğrafın cevazı hakkında El-Cevabü'ş-Şafi fi İbahati't-Tasviri'l-Fotoğrafi (Kahire 1345/1926);

El-Bedrü's-Satı' ala Cem'i'l-Cevami'; hilafetin gereksizliği hakkında Ali Abdürrazık'a (veya Taha Hüseyn'e) zamanın işgalci İngiliz hükümetince yazdırılan el-İslam ve Usulü'l-Hükm adlı kitaba reddiye mahiyetinde Hakikatü'l-İslam fi Usuli'l-Hükm (Kahire 1344/1925); 

aile vakfına karşı çıkan Şamlı bir âlime reddiye sadedinde el-Mürehhefatü'l-Yemaniyye fi Unuki men kale bi butlani'l-vakfı ale'z-zürriyye (Kahire 1344/1925); 

İrşadü'l-İbad fi Vakfi ale'l-Evlad; el-Kavlü'l-Cami' fi't-talaki'l-Bid'i ve'l-Mutetabi (Kahire 1320/1902); 

el-Kavlu'l-Müfid fi İlmi't-Tevhid; el-Ecvibetü'l-Mısriyye ani'l-Es'ileti't-Tunisiyye (Kahire 1324/1906); 

Kelimetü'l-Hısan fi Ahrufi's-Seb'i ve Cem'il-Kur'an (Beyrut 1986); İsra ve mi'raç hakkında el-Kelimatü't-Tayyibat; el-Mahmasatü'l-Ferdiyye fi Medhi Hayri'l-Beriyye; el-Medhalü'l-Münir fi Mukaddimeti İlmi't-Tefsir; Kur'an-ı kerimin tercümesi ve namazda bunun okunamayacağı hususunda Hüccetullahi ala halikati fi beyani Hakikati'l-Kur'an mine'l-ulumi'l-kevniyye ve'l-umarniyye (Kahire 1323/1905); 

hilalin gözetlenmesi hakkında İrşadü Ehli'l-Mille ila İsbati'l-Ehille (Beyrut 2000); 

şartlı talak hakkında İrşadü'l-Kari (Kahire 1348/1929); zimmiler hakkında İrşadü'l-Ümme ila Ahkami Ehli'z-Zimme (Kahire 1317/1899);

usul-ı fıkha dair Nihayetü's-Sul şerhi üç cilt Süllemü'l-Vusul (Beyrut 1982) Vehhabiliğe reddiye mahiyetinde Tathirü'l-Fuad fi Denesi'l-İ'tikad (Kahire 1318/1900); 

Kur'an-ı kerim ile fennin alakasına dair Tenbihü'l-Ukuli'l-İnsaniyye, astronomi ile şer'i nasslara rasında ayrılık olmadığına dair Tevfiku'r-Rahman. Ayrıca köylerde Cuma namazının kılınması hakkında Ezher'de okuyan Ömer Faik adında Sivaslı bir talebenin sorduğu suale cevap olarak Ahsenül-kara fi salati'l-Cum'a fi'l-Kura (Kahire 1355/1936) adlı eserinde zuhr-ı ahir denilen namazı ihtiyaten kılmak gerektiğini ispat etmiş; bu kitabı tedkik eden Abdurrahman Uleyş, Abdülmuti' Halili, Emin Hasen Şerare gibi âlimler esere hayran kalmıştır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası