Anadolu'da yetişen büyük velîlerden. 1233 (m. 1816) yılında Firsaf'ta doğdu. 1309 (m. 1892) senesinde Siirt'te vefat etmiştir.
Babası Molla Musa'dır. Abdülkadir Geylanî'nin soyundandır. Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Muhammed Hazin, Molla Hamid Medresesi'nde çeşitli hocalardan ders aldı. Sonunda Molla Halil Siridî'nin ders halkasına katıldı. 14 yıl ilim öğrendikten sonra icazet aldı. Tasavvuf'ta ilerlemek için Seyyid Taha hazretlerine gitti. Seyyid Taha, Muhammed Hazin'e; “Senin işin Osman-ı Tavilî'nin elindedir. Ona gidiniz.” buyurdu. Bunun üzerine Muhammed Hazin Irak'a gitti. Şeyh Osman Tavilî'nin sohbetlerinde bulundu ve kemale geldi. İcazet alıp memleketi olan Siirt'e döndükten sonra Ulu Camide vaaz ve nasihatlara başladı. Muhammed Hazin ömrünün sonuna kadar insanlara Allahü tealaya kavuşturan Ehl-i sünnet vel-cemaat yolunu anlatmaya çalıştı. Sohbetleri çok bereketli olurdu. Çok talebe yetiştirdi.
Siirt ve havalisinde uzun süre yağmur yağmamıştı. Dereler kurumuş, değirmenler çalışmaz olmuştu. Muhammed Hazin bu günlerde talebelerine; “Kalkın! Unumuz kalmadı, değirmene gidip un öğütelim.” dedi. Talebelerinin; “Değirmenler su olmadığı için çalışmıyor.” demelerine rağmen; “Gidelim!” dedi. Bir çuval buğday alıp değirmene gittiler. Muhammed Hazin talebelerine değirmeni temizlemelerini söyledi. Siirt'in maneviyat önderlerinden Muhammed Hazin'in Siirt'teki Türbesi. Muhammed Hazin'in kabri. Kendisi dolabı tamir etti. Bu sırada gökyüzünü yavaş yavaş bulutlar kapladı. Bir süre sonra yağmur yağmaya başladı. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur dereyi coşturdu ve değirmen çalışmaya başladı. Buğday öğütme işi tamamlanınca, yağmur dindi.
Muhammed Hazin, ömrünün sonuna doğru rahatsızlanıp, yatağa düştü. Vefat anı yaklaştığında yanında talebelerinden olan müezzini Yusuf Efendi vardı. Muhammed Hazin bir ayet-i kerime okuduktan sonra şöyle buyurdu: “Allahü tealanın kullarından bazıları öldüklerinde, gökler kendilerine doğru yükselen amellerin son bulması sebebiyle ağlarlar. Yine aynı şekilde yerler de üzerlerinde yapılan iyi amellerin kesilmesinden dolayı ağlarlar. Melekler bu sırada garip kuşlar şeklinde gelip, cenaze ile birlikte giderler. Sübhanallah velîlerin ruhları ne kadar hızlı! Meleklerden daha çabuk gelip gidiyorlar.” dedi. Daha sonra Yusuf Efendiden Kur'an-ı Kerim okumasını istedi. Yusuf Efendi Kur'an-ı Kerim okurken Muhammed Hazin vefat etti. Cenazesi evden çıkarıldığında hafiften yağmur yağmaya ve etrafta çok kalabalık halde garip kuşlar uçmaya başladı.
Muhammed Hazin vefat etmeden önce, Siirt'teki Firsaf köyünde şimdiki türbesinin yerini göstererek; “Vefattan sonra mekanımız burasıdır. Halid bin Velid muharebe sırasında çadırını buraya kurmuştur.” dedi. Vefat edince kalabalık bir cemaat tarafından daha önceden gösterdiği yere defnedildi. Bir sene sonra üzerine türbe yaptırıldı. Türbenin yapımı sırasındaki kazıda toprağın altından, birkaç ok ve kıvırcık saçlı bir şehit çıktı.