Son dönem Nakşibendî ekolünün önemli şahsiyetlerinden. 1368 (m 1949)'da Kamışlı'da dünyaya geldi. Babası Şeyh İzzeddin Haznevî'dir. Ailesinden ilim öğrenerek çok güzel bir tarzda yetişti. Sekiz yaşına gelmeden Kur'an-ı Kerim'i öğrendi. Ardından sarf, nahiv, belagat, mantık gibi çeşitli dinî ve Arabî ilimleri tahsil etti. Bundan sonra da diğer ilimleri okudu. Babası Şeyh İzzeddin ve Şeyh Ma'sum onun yetişmesi için çok ihtimam göstermiştir. Her ilimde söz sahibi olacak dereceye geldi. Tasavvufta seyr-u süluk yolunda ilerlerken aynı zamanda Haznevî medresesini yönetti. Yine burada yıllarca sürecek ders ve talime devam etti. Dedesi Şah-ı Hazne'nin meşhur vasiyetinde söylediği gibi hem zahirî ilimleri hem de manevî ilimleri beraber tahsil etti. Tasavvuftaki manevî yolculuğa devam ederken zahirî (şer'î) ilimleri bir an olsun ihmal etmedi.
Bu arada manevî yolda da babasının talimatlarını titizlikle yerine getirdi, günden güne hâlini terakki ettirdi. 1992'de babası ve şeyhi Şeyh İzzeddin Haznevî Hazretlerinin vefatından sonra, kendi ahiret yolculuğuna kadar sürecek olan mürşitlik vazifesini kesintisiz bir şekilde yerine getirdi. Şeyh Muhammed Haznevî, 1426 (m. 22 Ekim 2005) tarihinde, Ramazan ayında, umresini eda ettikten sonra Mekke'den Medine'ye giderken geçirdiği bir trafik kazası neticesinde ailesinin dört ferdiyle birlikte Rabbinin huzuruna kavuştu. Muhammed Haznevî dedelerinin yolunu ve usulünü takip etmiştir. Sohbetlerinde buyurdu ki: Kalbdeki dağınıklığı ancak Allah'a yönelmek, vahşeti ancak Allah'la ünsiyet giderir. Kalbdeki şehvet ateşi, ancak Allah'ın sevgisi, zikri, sıdk ve Allah'a karşı ihlaslı olmak ile söner. Cenab-ı Allah, Kur'an-ı Kerim'de mealen: “İşte bu benim yolum, dosdoğru olan yoldur. Bundan başka doğru yol yoktur. Buna tabi olun, başkasına asla tabi olmayın.” buyuruyor. Demek ki buraya gelmenin bir gayesi de Allah'ın ipine sımsıkı sarılmaktır. Peygamberler, velîler, âlimler hepsi bunu anlatmaya geldiler ve insanların dosdoğru yürümesi için tebliğ ettiler, gayret sarf ettiler.
Muhammed Haznevî'nin Telma'ruf'taki kabri. Haznevî yolunun büyüklerinden Muhammed Haznevî.
Aslında ölüm yeni bir hayattır. Hakikî ölüm ise: Kalbin ölümü, inançsızlık, ahirete inanmamak, şehvetlere kapılmak ve geçici dünya lezzetlerinin karanlığına gömülmektir. Adabı tatmayan ve yaşamayan, insanlarla beraber olmayan, bu yolu anlayamaz. Bu adabı yaşayan ve tatbik eden, ruhu pahasına dahî olsa bu yolu tercih eder. Allah'ın dininden uzaklaşmanın, haramları işlemenin şeref sayıldığı bu asırda, saadet ve gerçek hayat ancak Allah'ın dinine sarılmak ve bu yolda devam etmekle mümkündür.