MUHAMMED BİN ABDÜLVEHHAB EL-HARRANÎ

Muhammed bin Abdülvehhab bin Mansur el-Harranî Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden.
A- A+

Hanbelî mezhebi fıkıh âlimlerinden. İsmi Muhammed bin Abdülvehhab bin Mansur el-Harranî, künyesi Ebu Abdullah'tır. Kadı Şemseddin diye tanındı. 610 (m. 1213) senesinin sonlarına doğru, bugün Urfa'ya bağlı olan, o günlerin önemli ilim merkezlerinden Harran şehrinde doğdu. 675 (m. 1276) senesi Cemaziyelevvel ayının altıncı günü Şam'da vefat etti. Bab-ı Sagîr Kabristanı'na defnedildi.

Harran'da Şeyh Mecdüddin-i Harranî'den fıkıh ilmini okuyup öğrendi. Ondan hiç ayrılmadı. Fıkıh bilgilerinde derin bir âlim olarak yetişti. Harran'da herkes tarafından tanınırdı. Şafiî âlimlerinden Kadı Necmeddin bin Makdisî'den de usûl-i fıkh ve hılaf ilimlerini tahsil etti. Bir müddet Şam'da kalarak, usûl ve Arapçanın dil ve edebiyat bilgileriyle meşgul oldu. Kasım el-Kufî'den çeşitli dinî ilimleri okuyup öğrendi. Sonra Mısır taraflarına seyahatler yaptı. Bir müddet Mısır'da kalıp Şeyh İzzeddin bin Abdüsselam'ın derslerinde hazır bulundu. Mısır'ın bazı bölgelerinde, Kadılkudat Taceddin ibni binti'l-Eaz'ın naipliğini (yardımcılığını) yaptı. Halbuki ayrı mezhebe mensup idiler. Kadılkudat Taceddin, faziletinin çokluğundan onu kendisine yardımcı seçti. Böylece o, zamanında Mısır'da hüküm veren Hanbelîlerin ilki oldu. Şeyh Şemseddin bin Ammad el-Hanbelî, Kadılkudatlık vazifesine tayin edilince bir müddet de onun yardımcılığını yaptı. Sonra bu vazifeyi bıraktı ve Şam'a döndü. Vefatına kadar, senelerce orada kaldı. Kendisinden fıkıh öğrenmek için gelenler, camide halka hâlinde etrafında toplanırlardı. Onlara ders anlatır, fetvalarını kendi eliyle yazıp verirdi. Mısır'a gitmeden evvel, Medrese-i Cevziyye'ye uzun zaman devam etmişti. Mısır'dan dönüşünde, burada imamlık yapmaya başladı. Bir müddet sonra Şam Camii'nde Hanbelîlerin imamlığını yaptı.

Büyük bir fıkıh âlimi olan Muhammed Harranî hazretleri, usûl ve hılaf ilimlerinde de derin bir bilgiye sahipti. Çok güzel yazı yazardı. Meseleleri tahkik ve müzakere etmesi çok güzeldi. Hakikat ilimlerinde, yani tasavvuf marifetlerine ait ince bilgilerde de ilim sahibiydi. Allah'tan çok korkar, devamlı gözyaşı dökerdi. Kalbi çok yumuşak, dinine son derece bağlı ve çok ibadet eden bir zattı. Anlayışı ve hüsn-i zannı (Müslümanlar hakkında iyi düşünmesi) çoktu. Ondan pek çok talebe fıkıh ve usûl-i fıkh dersi okudu. Arap dili ve edebiyatında derin bir bilgiye sahipti. Şiir söylemede maharet sahibiydi. Sevilen güzel şiirleri vardır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları