Son devir Haznevî şeyhlerinden. 1333 (m. 1915) yılında Hazne'de doğdu. 1378 (m. 1958) yılında orada vefat etti. Babası Ahmed Haznevî hazretleri idi. Babasından ilim ve edep öğrendi. Tasavvufta da yetişti. Hilafet aldı. Babası Şeyh Ahmed Haznevî'in 1950 yılındaki vefatından sonra irşat makamına oturdu.
Şeyh Masum da babaları gibi ilmî bir olgunluğa sahip, muhabbetullah sahibi bir mürşid-i kamil idiler. Onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerinden birisi hizmete çok düşkün olmasıydı. Şeyh Masum kimseden korkmaz ve çalışıp hizmet etmekten asla usanmaz bir zattı. Öyle olurdu ki bazen onu tarlada çalışırken, bazen koyunları güderken, bazen medresede talebe okuturken, bazen de insanları irşat ederken görürlerdi. O yörede bulunan aşiret ağalarını toplar ve köylülere zulüm etmemeleri, adaletli ve merhametli olmaları konusunda sert bir dille uyarırdı. Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker konusunda çok titizdi.
Şeyh Masum aşiretler arasındaki kan davalarını hâllediyor, dargın insanları barıştırıyor, yüce Muhammed Ma'sum Haznevî'nin medfun olduğu Telma'ruf'taki Türbe ve mezarlığın uzaktan görünüşü (sağda) ve kabri (solda). ahlaki değerleri yerleştirmeye çalışıyordu. Değişik yerlere gönderdiği âlimlerle o yörelerin halkını ıslah ediyordu. Öyle yerler vardı ki Şeyh Masum oraları irşat etmeden önce o bölge halkı namaz, abdest, helal, haram nedir bilmez bir haldeydi. Birbirleriyle düşman bir şekilde yaşıyorlardı.
Hele Mardin yöresinde bir köy vardı ki ahalisi cehaletlerinden dolayı hem namazdan niyazdan uzaklaşmış ve hem de öyle bir gaflete düşmüşlerdi ki camiyi ahır yapmış, içinde et pişirip, yiyorlardı. Cami pislikten içine girilmez olmuş, cam ve duvarları içinde yakılan ateşin isinden dolayı kapkara kesilmişti. Yerler hayvan pislikleri ve kemik artıklarından dolayı berbat bir haldeydi. Bu himmeti yüce şahsın bereketi ile onlar tevbe ettiler. Hane hane bu yüce tarikata girdiler. Onun edepleri ile İslam'ı en güzel bir şekilde yaşamaya başladılar. Cami yeniden düzenlendi ve eskisinden daha güzel bir şekilde restore edildi. Kalblerdeki korkunç perdeler kalkmıştı. Bu onlar için yeni bir doğuş idi. Sanki üzerlerine atılan ölü toprağından silkinerek kurtulmuş ve yıllar süren derin bir uykudan uyanmışlardı.
Şeyh Masum zamanında bu tarikat biraz daha büyüdü ve insanlar arasında daha fazla tanınmaya başladı. Şeyh Alaeddin zamanında ise daha da büyüdü. Şeyh İzzeddin zamanında ise çok daha fazla tanınmaya ve rağbet görmeye başladı. Şeyh İzzeddin gerek Türkiye'de, gerek Avrupa ülkelerinde ve gerekse de Arap memleketlerinde yaptığı irşatlarla Haznevî yolunu, edeplerini, mürşitlerinin İslam'a bağlılıklarını, bu yolun İslam'ı en güzel yaşama yolu olduğunu bütün dünyaya ilan etti. Yaşantısı ile buna en canlı şahit oldu. Vefatından sonra yerine kardeşi Şeyh Alaeddin geçti.