MUSA BİN MAHİN MARDİNÎ

Musa bin Mahin ez-Zulî Büyük velilerden.
A- A+

Büyük velilerden. İsmi Musa bin Mahin ez-Zulî'dir. Doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir. Altıncı asırda yaşadı. Mardin'de vefat etti. Bölgede Şeymus Sultan olarak bilinir. Abdülkadir-i Geylanî hazretlerinin talebelerindendir. Hocası, onun yetişip büyük bir veli olacağını önceden müjdeledi ve; “Ey Bağdat halkı, yakında öyle biri gelecek, öyle bir güneş doğacak ki öyle birisi daha size gelmedi.” buyurdu. “O zat kimdir?” denilince Musa bin Mahin olduğunu işaret etti. Hocalarının huzuruna geleceği zaman, Abdülkadir-i Geylanî hazretlerinin gönderdikleri kimseler tarafından, çok uzaklarda karşılandı. Abdülkadir-i Geylanî hazretlerinin huzuruna girince kalkıp kucakladı. Allahü teala, Musa bin Mahin hazretlerine çok ihsanda bulunmuş, gayblar aleminin sırlarına kavuşturmuştur. Çok kerameti görüldü. Herkes heybetine ve faziletine hayran olup onu severdi. Âlimler ve veliler onun sohbetlerine devam ettiler. 

Bölgede Şeyhmus Sultan veya Sultan Şeyhmus diye bilinen Musa bin Mahin.

Mardinî hazretlerinin Mardin'e yirmi kilometre mesafede Diyarbakır yolu üzerindeki Sultan Köyün'deki türbesinin dışardan görünüşü (solda) ve kabri (sağda).

Irak'ta pek çok kimse ondan icazet aldı. O, duası kabul edilen büyük bir veli idi. Gözleri kör bir kimseye dua etse, Allahü tealanın izniyle gözleri açılırdı. Fakire dua etse, zengin olur, bir kimseye bereket için dua etse, berekete kavuşurdu. Hastaya dua etse, sıhhate kavuşurdu. Musa bin Mahin hazretleri mübarek eliyle demire dokunsa, demir mum gibi erir akardı. İnsanlar onun himmet ve duaları ile büyük musibetlerden kurtuldular. Bir zaman Mardin şehrinde büyük bir yangın çıktı. İnsanlar ne yaptılarsa yangının önünü alamadılar. Herkesi büyük bir korku kapladı. Çaresizlik içinde Musa bin Mahin hazretlerinin dergahına koşup durumu anlattılar ve dua istediler. Musa bin Mahin hazretleri bunun üzerine onlara elindeki asayı verdi ve; “Bunu alın ve yangının en alevli yerine atın.” buyurdu. Gelenler asayı alıp yangın mahalline döndüler ve buyrulduğu şekilde onu alevlerin en kabarık yerine attılar. 

Çok geçmeden alevlerin durduğu, yangının söndüğü görüldü. Herkes çok sevindi. Sonra atılan asayı arayıp buldular. Hiçbir şey olmadığını, renginin bile değişmediğini gördüler. Alıp doğruca Musa bin Mahin hazretlerine teslim ettiler. Hürmet, minnet ve teşekkürlerini arzettiler. Bunun üzerine Musa bin Mahin hazretleri; “Allahü teala bize elimizin değdiği hiçbir şeyi ateşin yakmayacağını ilham etti.” buyurdu. Yangın onun kerameti olarak söndü müştü. Kabri Mardin'de olup ziyaret edilmektedir. Cenazesi kabre konulduğunda, kabirde, kalkıp namaz kıldı. Kabri birden genişledi. Defnetmek için kabre inenler, bu hali görünce bayıldılar. Oğlu Ahmed Mardinî, babasından naklen onun hakkında şöyle anlatmıştır: “O, Peygamberimizi sallallahü aleyhi ve sellem çok görür, hallerinde hep Resulullah'a uyardı. Bir kadın, dört aylık çocuğunu ona getirdi. Çocuğa dua edince çocuk yürümeye başladı. İhlas suresini çocuğa okuyup ona da oku deyince çocuk gayet açık bir şekilde İhlas suresini okudu. Bu telkinden dolayı, gayet güzel bir fesahat ve ifade güzelliğine kavuştu. Bu hali uzun müddet devam etti. Musa bin Mahin hazretleri vefat ettiğinde, o çocuk otuz yaşında olduğu halde, aynı fesahatle konuşuyordu.

Musa bin Mahin'in türbesinde kerametlerinde de geçen tesbihi ve asası (sağda). Türbesinin yanındaki cami (solda).

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları