Tokat velîlerinden. 1272 (M. 1855)'de Tokat'ta doğdu. Doğum tarihi ile ilgili farklı tarihler de vardır. 1338 (m. 1920) de İstanbul'da vefat etti. Kabri Fatih Camii bahçesinde, Gazi Osman Paşa türbesine yakındır. Sık sık ziyaret edilmektedir. İlmi, ahlakı, tevazuu Tokat, Çorum, Sivas, Amasya ve Yozgat'ta dilden dile anlatılmaktadır. Aynı zamanda Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendinin yeğenidir.
Mustafa Haki Efendi, ilk tahsilini Tokat'ta yaptıktan sonra, Çorum Şeyhi Şiranlı Mustafa Efendiye talebe olup icazet aldı. Sonra Tokat'a dönüp, talebe yetiştirmeye başladı. Dergahı hak aşıkları, ilim talipleri ile dolup taşardı. Yetiştirdiği talebeleri arasında en meşhuru Sivaslı Mustafa Taki'dir. Mustafa Taki Efendi vefat edince bazıları; “İlim üç Mustafa ile gitti. Bunlar Çorum Şeyhi Şiranlı Mustafa, Mustafa Haki ve Sivaslı Mustafa Taki'dir.” demişlerdir. Mustafa Haki Efendi, 1326 (m. 1908)'de ikinci Meşrutiyetin ilanı sebebiyle yapılan seçimde devrin ileri gelenlerinin arzusuyla Tokat mebusu oldu. Ancak ittihatçıların ve gayr-i müslimlerin oyları ile mebusluğu düşürüldü ve İstanbul'da mecburî ikamete tabi tutuldu. Kendisine Çarşamba'daki Mustafa İsmet Efendi dergahı verildi ve vefatına kadar burada kaldı. Mustafa Haki Efendinin oğlu Behaeddin Efendi, dinî ilimlerin yanında Eczacılık mektebini bitirmiş, siyasî hadiselere karışmamak için Türkiye'den ayrılıp önce Medine'ye gitmiş orada 27 sene ders okutmuş sonra da Şam'a geçmiştir. Torunları zaman zaman Tokat'a gelip akrabalarını ziyaret etmektedirler.
Yanyalı Mustafa İsmet Dergahı şeyhlerinden Tokatlı Mustafa Haki Efendi. Mustafa Haki Efendinin sözleri ve kerâmetleri halk arasında anlatılmaktadır. Bunlardan bazıları şöyledir: Mustafa Haki Efendi Samsun'a geldiği bir günde misafir kaldığı evde ikram edilen meyveyi yerken buyurur ki: “Bu gece dünyaya bir oğlum gelse gerektir.” Tokat'a gelindiğinde görülür ki sözün söylendiği o saatte Behaeddin Efendi dünyaya gelmiştir.
Mustafa Haki hazretleri sohbetlerde umumiyetle Eshab-ı kiram sevgisinden bahseder, Eshab-ı kiram sohbet ile yükseldi. Eshab-ı kiram dini bildirenlerdir. Eshab-ı kirama dil uzatan, dini yıkar. Eshab-ı kiramın imanda ayrılıkları yoktur. Hepsi bütün velîlerden üstündür. İnsana lazım olan önce Ehl-i sünnete uygun inanmak, sonra Allahü tealanın emir ve yasaklarına uymak ve tasavvuf yolunda ilerlemektir. Mustafa Haki Efendi'nin Fatih Camii haziresindeki kabri. İslamın temeli; Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine inanmak ve yapmaktır. Nasihat istiyen birisine buyurdu ki: “Müslüman temiz toprağa benzer. Temiz toprağa her şey atılır. Hakaret görebilir, eziyet görebilir, cefaya uğrayabilir. Lakin ondan hep güzel temiz faydalı şeyler çıkar. Müminin, insanları ayırmadan, hepsine aynı şekilde davranması ve güzel ahlaklı olması lazımdır.” Keramet hakkında da; “Bir kimsenin havada uçtuğunu suyun üzerinde yürüdüğünü görseniz, İslamiyetin emir ve yasaklarına uymaktaki hassasiyetine bakınız. Şayet bu tam ise ona uyabilirsiniz. Eğer emir ve yasaklarda gevşeklik varsa hemen ondan uzaklaşınız. Çünkü zararı dokunur.” derdi.
Vefatı sebebiyle yazılan mersiyeden bir bölüm:
Hicranda koydun bizleri ey Mürşid-i ebcel
Nakısları kim eyleyecek kamil ü ekmel
Destine yapışdık ebedi bir habl-i metine
Çekdin elini nakıs olan düşdi zemine
Eyvah geçirdik dem-i fırsatları eyvah
Allaha ulaştırıcı sohbetleri eyvah
Feyz-i nazarın mürdeleri eyledi ihya
Bu seng-dil Ademliğini bulmadı hala
Sen bizleri cezb eder idin arş-ı berine
Biz kendimizi attırırız zir-i zemine
Hayfa o nezafet o zerafet, o cemal
Cem' olmış idi sende heman cümle kemalat
Altın Silsile'den Altın Halkalar ( H. İbrahim Şimşek) sh. 411