Kemah âlimlerinden. Kemahın Dedek köyünden Hacı İzzet efendinin oğludur. 1291 (m. 1874) senesinde doğmuştur. Fatih medresesini bitirmiştir. Dört mezhebin, bilhassa Şafiî mezhebinin fıkhına vâkıf bir âlim ve velî idi. Yeni devirde önceleri açıkta kalıp çiftçilikle meşgul olmuşsa da; ehliyetsiz kimselerin kürsüleri doldurduğunu görünce vaizlik için müracaatta bulunmuştur. Diyanet İşleri Reisliğindeki heyet kendisini imtihan etmekten ictinap edince, imtihansız vazifeye başlamayı kabul etmemiş, kendisine usulen sorulan sualleri mükemmelen cevaplandırarak vaiz nasbedilmiş; böylece uzun seneler Erzincan, Tunceli, Sivas ve havalisinde neşr-i ilimde bulunmuştur. Ömrünün son yıllarında gözleri görmez olmuş ve 1390 (m. 1970) senesinde 96 yaşında vefat etmiştir. Kabri Dedek köyündedir.
Nail Efendi hâl sahibi idi. Son zamanlarında uyanık hâlde Peygamber efendimizle konuştuğu görülürdü. Bir gece rüyasında Ebu Leheb'i gördü. Kendisine, “Siz bana düşmansınız ama benim Hazreti Peygambere şu şu iyiliğim oldu: O doğdu diye süt vermesi için müjdeyi veren cariyemi azad ettim” dedi. Nail Efendi de bu vaziyeti Peygamber Efendimize arzetti. “Doğru söylüyor ama siz gene düşman olun.” buyurdu.
Kemah'ta yetişen din adamlarından Nail Efendi.
Nail Efendi çok şefkatli, merhametli idi. Tarlaya giderken hayvana çubuk vurmaz, onun ayağı ile giderdi. Bir defasında eve geldiğinde hanımının evde olmadığını gördü. Bir pilav pişireyim dedi; ama yemek pişirmeyi bilmediği için, evde ne kadar yağ varsa pilava doldurdu. Hanımı eve gelince bey ne yaptın diye çıkıştı. Yahu otur, karnını doyur da sonra konuş buyurdu. Kadıncağız pilavdan yedikten sonra hiddeti geçti; hay Allah razı olsun, karnımız da doydu dedi.
Kul hakkına çok dikkat ederdi. Değirmenciler kendisine sordular: Değirmende öğüttüğümüz unlardan yere dökülenleri çiğniyoruz. Ayaklarımıza günah yazılır mı? Nail Efendi, “siz ellerinize sahip olun, Allahü Teâlâ ayaklarınızı affeder” cevabını verdi.
Nail Efendiye bir ayet-i kerimenin mealini sordular. Bir cevap verdi. Soranlar tatmin olmadılar. Bir başka meal verdi. Yine tatmin olmadılar. Üçüncüde de böyle olunca, “Beydavî'den söyledim, beğenmedin; Mevakib'den söyledim beğenmedin; Razî'den söyledim beğenmedin; kendim mânâ verip kafir mi olayım be herif” diye celallendi. Sonra da “Neden kafir? Çünki murad-ı ilahînin yerine kendi reyini koyuyor da ondan” buyurdu.
Nail Efendi'nin medfun olduğu Kemah'ın Dedek Köyü'nün genel görünüşü.
İlmi ve ihlası olmadığı hâlde ahkam kesenlere çok kızan Nail Efendi, halka, “Namazınızı kılın, orucunuzu tutun, çiftinizi sürün, çayınızı pişirin; ama Allahü Teâlânın dinine karışmayın” derdi. Yine buyurdu ki, “Artık din âlimi yetişmez. Biraz futbol, biraz coğrafya, biraz Arapça ile din âlimi olunmaz. Ben vaktiyle bir ibareyi çözmek için yirmiyedi gece hiç uyumadığımı bilirim”.
Birgün bir tekel memuruna, taşıdığı şişeleri gösterip, bunlar nedir diye sorduğu, içki cevabını alınca da; “Şu hükümetin işine bakın! Bana diyor ki içkinin kötülüklerini anlat; tekel memuruna da diyor ki aman şişeleri kırma!” dediği meşhurdur.
Nail Efendi, Kemah hududunda iki köy arasındaki bir mera davasında ehl-i vukuf tayin edilmiş ve meranın felanca köye ait olduğunu söylemişti. Otuz sene sonra aynı ihtilaf tekrar mahkemeye intikal ettiği zaman bu sefer diğer köyündür mütalaasını verdi. Hakim, “iyi ama dosyada sizin bundan otuz sene evvel tam tersi bir mütalaanız var” diye ikaz edince, “Efendim, o zaman bu köy baği idi; bağinin yurdu olmaz. Şimdi ise mutîdir, yurt ister” cevabını verdi. Bunun üzerine hakim “peki o hâlde ne karar verelim?” diye sorunca; Nail Efendi, “Hakim bey, kararı da ben vereceksem, sizin orada ne işiniz var?” diye latife etmiştir.