NİŞANCIZADE MEHMED EFENDİ

Mehmed bin Ahmed bin Ramazan Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
A- A+

Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi. İsmi Mehmed bin Ahmed bin Ramazan'dır. Babası, Ramazanzade Nişancızade Ahmed Efendi'dir. Mehmed Kudsî Efendi, bunun kardeşidir. Anne tarafından Nakşî şeyi Abdüllatif Efendi'nin torunudur. 962 (m. 1555) senesinde doğdu. Doğum yeri belli değildir. 1031 (m. 1622)'de İstanbul'da vefat edip Edirnekapı dışında Emir Buharî Tekkesi bahçesine defnedildi. Çeşitli medreselerde ilim tahsil ettikten sonra Hoca-i sultanî Şeyhülislam Hoca Sa'deddin Efendi'den icazet (diploma) aldı. İlk defa, Başçı İbrahim Medresesi'ne, 993 (m. 1585)'te Eyüp Sultan'da Cezerî Kasım Paşa Medresesi'ne, 999 (m. 1591)'de Siyavuş Paşa'da Fatma Sultan Medresesi'ne, 1002 (m. 1593)'te Sahn-ı seman medreselerinden birine, iki sene sonra da tayin edildiği Sultan Selim Medresesi'ni istememesi üzerine, Bağdat kadılığına tayin edildi. İki sene bu vazifede kaldıktan sonra İstanbul'a çağrıldı. İki sene sonra Yenişehir kadılığına tayin edildi. Bir sene sonra bu vazifeden ayrıldı. 1012 (m. 1603)'te Üsküdar kadısı oldu. Bir sene sonra bu vazifeden alındı. 1013 (m. 1604)'te yeniden Üsküdar kadısı oldu. 1020 (m. 1611)'de Halep kadılığına, 1021 (m. 1612)'de Bağdat kadılığına tayin edildi. 1022 (m. 1613)'te bu vazifeden ayrılıp İstanbul'a döndü. 1026 (m. 1617)'de tekrar Halep kadılığına, 1027 (m. 1618)'de Mekke-i Mükerreme kadılığına, 1031 (m. 1621)'de Edirne kadılığına tayin edildiyse de ömrü vefa etmeyip yolda iken vefat eyledi. Edirnekapı'ya getirilip defnedildi. 

Eserleri: Müderrisliğinde ilim öğretmek, kadılığında adalet dağıtıp insanların huzur içinde yaşamaları için çalışmakla meşgul olan Nişancızade Mehmed Efendi, resmî vazifeden uzak kaldığı yıllarda, kitap yazmakla meşgul oldu. Bunlardan bazıları şunlardır: 

1- "Mir'at-ı kâinat" adlı eserinde mahlukatın yaratılışından, Kanunî Sultan Süleyman Han'ın vefatına kadar geçen hadiseler hakkında bilgi verdi. Birçok âlimin eserlerinden toplayarak yazdığı eserini sekiz kısma ayırdı. Eser 1290'da İstanbul'da basılmıştır. 

2- "Nurü'l-ayn fî ıslahı Camiu'l-fusuleyn": Mehmed Efendi, Çelebi Sultan Mehmed Han tarafından idam edilen Şeyh Bedreddin'in sapık fikirlerini ihtiva eden, "Cami'-i fusuleyn" adlı kitabın bozuk taraflarına, doğru cevaplar yazdı. Müellif hattı nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Aşir Efendi Kısmı No: 127'de kayıtlıdır. 

Bu eserlerinden başka; "Husulü'l-meram min usulü'l-imam", "Siyerü'l-enbiyai'l-izam ve'l-hulefai'l-kiram esselatini'l-kudam", "El-Fetavayı Rumiyye", "Mir'atü'l-eyyam fî mirkati'l-i'lam", "Maksadi'l-ümme min mesnedi'l-cimine" adlı kitaplar ona nisbet edilmişse de onun olmadığı anlaşılmaktadır. 

Nişancızade Mehmed Efendi'in "Mir'at-ı kâinat" kitabı hakkında, büyük âlim Seyyid Abdülhakim-i Arvasî hazretleri; "Mir'at-ı kâinat isimli bir kitap vardır. Bilhassa ikinci kısmı, Resulullah'tan itibaren çok hoştur." buyururlardı. Nişancızade Mehmed Efendi "Mir'at-ı kâinat" kitabında buyuruyor ki: Sahabî kime denir: Âlimlerin çoğuna göre kadın veya erkek, çocuk veya büyük bir Müslüman, Resulullah Efendimizi çok az da olsa, bir kere görürse, kör olan, bir kere konuşursa ve iman ile vefat ederse, buna sahabî denir. Kafir iken görüp de Resulullah'ın vefatından sonra imana gelen veya Müslüman iken görüp sonra mürted olan, sahabî değildir. Sahabî olduktan sonra mürted olup Resulullah'ın vefatından sonra, tekrar imana gelen, sahabî olur. Resulullah Efendimiz cin taifesine de peygamber olduğu için cin de sahabî olur. Birkaç sahabîye Eshab-ı Kiram veya Sahabe denir. 

Eshab-ı kiramın üstünlüğü: "Mevahib-i ledünniyye" kitabında deniliyor ki: Peygamberlerden ve meleklerin üstünlerinden sonra, bütün yaratılmışların en üstünü, Eshab-ı Kiram'dır. Eshab-ı Kiram'ın her biri, bu ümmetin hepsinden daha üstündürler. Muhammed Aleyhisselam'ın Peygamber olduğuna inanan herkese, yani her Müslümana, hangi ırktan, hangi memleketten olursa olsun, Muhammed Aleyhisselam'ın ümmeti denir. Biz Müslümanlar, Muhammed Aleyhisselam'ın ümmetiyiz. Her ne kadar, bir hadis-i şerifte; "Ümmetim yağmur gibi hayrlıdır. Önce gelenler mi, sonra gelenler mi daha hayrlıdır bilinemez." buyuruldu ise de sevabın çok olması, daha üstün olmayı göstermez. Çünkü Resulullah'ı görmek gibi üstünlük olamaz. Eshab-ı Kiram, Şam'ı fethettikleri zaman, Hıristiyanlar bunları görünce güzel hâllerine şaştılar ve bunlar İsa Aleyhisselam'ın Eshabı olan Havarîlerden daha üstündürler dediler ve bunu söylerken yemin ettiler. Düşmanın da şahit olduğu bir üstünlüğe kim ne diyebilir?

Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
Başlık ResmiTarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.

Nişancızade Mehmed Efendi'nin vazife yaptığı Bursa'daki Başçı İbrahim Paşa Camii.

Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
Başlık ResmiTarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
Başlık ResmiTarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.

Nişancızade Mehmed Efendi'nin meşhur eseri Mir'at-ı kâinat'ın yazma nüshasının ilk iki sayfası (sağda) ve matbu nüshasının ilk sayfası (solda). Yazma nüsha Köprülü Kütüphanesi No: 1158'de kayıtlıdır.

Al-i İmran suresinin yüzonuncu ayet-i kerimesinde mealen; "Siz ümmetlerin hayırlısısınız." ve Tevbe suresinin yüzüncü ayet-i kerimesinde mealen; "Önce Müslüman olanlardan, Muhacirlerin ve Ensarın önce gelenlerinden ve bunların yolunda gidenlerden Allahü teala razıdır ve bunlar da Allahü tealadan razıdırlar. Allahü teala bunlar için Cennetler hazırladı. Bu Cennetlerin altından nehirler akmaktadır. Bunlar Cennetlerde sonsuz olarak kalacaklardır." buyuruldu.

Bir hadis-i şerifte; "Eshabıma söğmeyiniz! Eshabımdan sonra gelenlerden bir kimse, dağ kadar altın sadaka verse, Eshabımdan birinin bir avuç arpa vererek kazandığı sevaba veya yarısına kavuşamaz." buyuruldu. Münavî'nin ve Beyhekî'nin bildirdikleri hadis-i şerifte; "Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Herhangi birisine uyarsanız, hidayete kavuşursunuz!" buyuruldu.

Bir hadis-i şerifte; "Eshabıma düşmanlık etmekten sakınınız! Allah'tan korkunuz. Onları seven, beni sevdiği için sever. Onlara düşmanlık eden, bana düşmanlık etmiş olur. Onları inciten, beni incitmiş olur. Beni inciten de elbette Allahü tealayı incitir." buyuruldu. Bir hadis-i şerifte; "İnsanların en iyisi, benim zamanımda bulunan Müslümanlardır. Onlardan sonra en iyisi, onları görenlerdir. Onlardan sonra da en iyisi, onları görenleri görenlerdir. Onlardan sonra gelenlerde iyi olmayanlar da vardır." buyuruldu. Başka bir hadis-i şerifte; "Ümmetimin en iyisi, benim bulunduğum zamanda olanlardır. Onlardan sonra en iyisi, onlardan sonra gelenlerdir. Onlardan sonra da en iyisi, daha sonra gelenlerdir." buyuruldu. Münavî'nin ve Tirmizî'nin bildirdikleri hadis-i şerifte; "Beni gören ve beni görenleri gören bir Müslümanı Cehennem ateşi yakmaz." buyuruldu.

Bu ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler, Eshab-ı Kiram'ın üstünlüğünü açıkça göstermektedirler. Eshab-ı Kiram'ın hepsini üstün bilmemiz, sevmemiz lazımdır. Akait kitaplarında, söz birliği ile deniliyor ki: "Eshab-ı Kiram'ın herbirini büyük ve üstün bilmek, hepsine iyi gözle bakmak, herbirinin adil ve salih olduğuna inanmak lazımdır. Hiçbirine dil uzatmamak, lanet etmemek, düşmanlık etmemek ve bir kısmını sevmek için başka Sahabîlere düşman olmakdan sakınmak lazımdır. Bir kısmına düşmanlık ederek, söğerek, kötüleyerek, başka kısmın sevilmiş olacağını sanmaktan kaçınmalıdır. Böyle olduğu kesin vesikalarla, kuvvetli senetlerle isbat edilmiştir."

Sahabeden birini, ondan daha yüksek bir sahabîden, dünyadaki işlerinden dolayı daha çok sevmek, fakat ötekinin daha üstün olduğuna inanmak günah değildir. Mesela bir kimse, Hazreti Ali'nin evladından olsa, yani seyyid olsa, bunun için Hazreti Ali'yi Hazreti Ebu Bekr'den daha çok sevse, fakat ahiret için Hazreti Ebu Bekr'i Hazreti Ali'den üstün tutsa, günah olmaz. Çünkü dünya muhabbeti, insanın elinde değildir.

Ehl-i sünnetin temel kitaplarından biri olan "Şerh-i Akaid" kitabında, Sa'deddin-i Teftazanî buyuruyor ki: "Eshab-ı Kiram arasındaki ayrılıkların, muharebelerin iyi sebeplerle, güzel niyetlerle yapıldığına inanmamız lazımdır. Eshab-ı Kiram'dan birine söğmek, kötülemek caiz değildir. Hazreti Aişe gibi nass ile üstünlüğü bilinen bir sahabîyi kötülemek küfürdür. Nass ile bildirilmemiş bir sahabîyi kötülemek ise bid'attır ve büyük günahtır."

Mevahib-i ledünniyye kitabında yazılı bir hadis-i şerifte; "Eshabım anıldığı zaman, dilinizi tutunuz! Onların şanlarına layık olmıyan birşey söylemeyiniz!" buyuruldu. Bir hadis-i şerifte; "Eshabımdan birini söğeni dövünüz!" ve Taberanî ile Münavî'nin bildirdikleri hadis-i şerifte; "Peygamberlere söğen öldürülür ve Eshabıma söğen dövülür." buyuruldu. Celaleddin-i Süyutî'nin "Cami'u's-sagir" kitabındaki hadis-i şerifte; "Eshabımın kusurları, yanlış hareketleri olacaktır. Allahü teala, onları bana bağışlayacak, kusurlarını affedecektir." buyuruldu.

Hülasatü'l-fetava kitabında diyor ki: "Hazreti Ebu Bekr'e ve Hazreti Ömer'e söğmek küfürdür. Fakat Hazreti Ali'yi onlardan üstün sanmak, küfür değildir. Bid'attir ve dalalettir." İmam-ı A'zam Ebu Hanife hazretlerine; "Ehl-i sünnet ve cema'at mezhebi nedir?" diye soruldukta; "Hazreti Ebu Bekr ile Hazreti Ömer'in en üstün olduklarına inanmak ve Resulullah'ın iki damadını sevmek ve abdest alırken ayaklardaki iki mest üzerine mesh etmek ve iyi, kötü her Müslümanın arkasında namaz kılmaktır." cevabını verdi. Adabü'l-menazil kitabında, bir sahabîye bir kere söğmek küfür değildir, dalalettir. Bir veya iki veya üç kere söğen, döverek ta'zir olunur. Üçten fazla söğen, katlolunur denilmektedir.

Ehl-i sünnet âlimleri, Eshab-ı Kiram'ın üstünlük sırasını üçe ayırmıştır.

1- Muhacirler: Mekke şehri alınmadan önce, Mekke'den veya başka yerlerden, vatanlarını, memleketlerini terkederek, Medine şehrine hicret edenlerdir. Bunlar, Resulullah Efendimizin yanına iman ile gelmiş veya gelince iman etmişlerdir. Amr ibni As hazretleri bunlardandır.

2- Ensar: Medine şehrinde veya bu şehre yakın yerlerde ve Evs ve Hazrec adındaki iki Arap kabilesinde bulunan Müslümanlara Ensar denir. Çünkü Resulullah Efendimize her türlü yardımda ve fedakârlıkta bulunacaklarına dair söz vermişler ve sözlerinde durmuşlardır.

3- Diğer Eshab-ı Kiram: Mekke şehri alındığı zaman ve daha sonra, Mekke'den veya başka yerlerde imana gelenlerdir. Bunlara Muhacir ve Ensar denmez. Yalnız sahabî denir. İbnü'l-Esir El-Cezerî'nin "Cami'" kitabında, Muhacirler Ensardan, Muhacirlerin önce gelenleri, Ensarın önce imana gelenlerinden ve Ensarın önce gelenleri, Muhacirlerin sonra gelenlerinden daha üstün olduğu ve fakat sonra imana gelen nice sahabînin, önce imana gelenlerden üstün olduğu yazılıdır. Mesela, Hazreti Ömer ve Bilal-i Habeşî, kendilerinden önce imana gelen nice sahabîden daha üstündürler.

İmam-ı Süyutî'nin "Tarihu'l-hulefa" kitabında diyor ki: "Ehl-i sünnet âlimleri, söz birliği ile bildirmişdir ki Eshab-ı Kiramın en üstünleri, Resulullah Efendimizin dört halifesidir. Bunlardan sonra en üstünleri, Aşere-i mübeşşereden, yani Cennet ile müjdelenmiş olan on kişiden geri kalan altısı ile Hazreti Hasen ve Hazreti Hüseyin'dir. Bunlardan sonra en üstünleri bu oniki kişiden başka, Bedr gazasında bulunan üçyüzonüç sahabîdir. Bunlardan sonra üstün olan, Uhud gazasında bulunan yediyüz kahramandır. Bunlardan sonra üstün olan hicretin altıncı senesinde, ağaç altında Resulullah Efendimize; "Ölmek var, dönmek yok." diye söz veren bindörtyüz kişidir. Bu sözleşmeye Bi'at-ı Rıdvan denir."
 

Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
Başlık ResmiTarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.

Nişancızade Mehmed Efendi'nin vazife yaptığı Eyüp'teki Cezeri Kasım Paşa Camii.

Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
Başlık ResmiTarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.

Siyerü'l-enbiyai'l-izamve'l-hulefai'l-kiram esselatini'l-kudam adlı eserinin yazma nüshasının ilk iki sayfası. Yazma nüsha Köprülü Kütüphanesi No: 1585/9'da kayıtlıdır.

Bahrü'l-ulum adındaki tefsirde bildirilen hadis-i şeriflerde; "Ümmetimin en merhametlisi Ebu Bekr'dir. Dinde en kuvvetli olan Ömer'dir. Hayâsı en çok olan, Osman'dır. Ahkam-ı İslamiyyede her suali cevaplandıran Ali'dir. Helal ve haram olanları en iyi bilen Mu'az'dır. Kur'anı Kerim'i en güzel okuyan Übey bin Ka'b'dır. Münafıkları tanıyan, Huzeyfe bin Yeman'dır. İsa Aleyhisselamın zühdünü görmek isteyen Ebu Zer'in zühdüne baksın! Cennet, Selman-ı Farisî'ye aşıkdır. Halid bin Velid, Allah'ın kılıcıdır. Hamza, Allahü tealanın aslanıdır. Hasan ve Hüseyin Cennet gençlerinin en üstünüdür. Ca'fer bin Ebu Talib, Cennet'te meleklerle beraber uçar. Cennet kapısını ilk açacak olan Bilal'dir. Benim Kevser havuzumdan ilk içecek olan Süheyb-i Rumî'dir. Kıyamet günü melekler ilk önce Ebüdderda ile müsafeha eder. Her Peygamberin bir arkadaşı vardır. Benim arkadaşım Sa'd bin Mu'az'dır. Her Peygamberin Eshabından seçtikleri vardır. Benim seçtiklerim, Talha ve Zübeyr'dir. Her Peygamberin mahrem işlerini gören yardımcısı vardır. Benim yardımcım, Enes bin Malik'tir. Her ümmette hakim vardır. Benim ümmetimde hikmeti çok söyliyen Ebu Hüreyre'dir. Hassan bin Sabit'in sözleri Allah tarafından tesirlidir. Ebu Talha'nın harp meydanındaki sesi, bir fırka askerden daha kuvvetlidir." buyurdu.

İmam-ı Süyutî "Tarihu'l-hulefa" kitabında diyor ki: Hadis-i şeriflerde; "Ümmetimin en merhametlisi Ebu Bekr'dir. Allahü tealanın emirlerini yapmakda en şiddetlisi Ömer'dir. Hayâsı en çok olanı Osman'dır. Ahkam-ı İslamiyyedeki zorlukları en çok çözen Ali'dir. Ümmetimin en emini Ebu Ubeyde bin Cerrah'dır. Ümmetimin en zahidi Ebu Zer'dir. İbadeti en çok olan Ebüdderda'dır. Ümmetimin en hâlimi ve cömerdi Mu'aviye bin Ebu Süfyan'dır." buyuruldu.

Resulullah'ın valileri: Diyarbakırlı Kadı Hüseyin'in "Hamis" kitabında diyor ki: Bazan, Acem şahı Husrev tarafından Yemen valisi yapılmıştı. İmana geldi. Resul Aleyhisselam onu vali olarak yerinde bıraktı. İlk İslam valisi Bazan'dır. Resul Aleyhisselam, Halid bin Sa'id'i, San'a şehrine, Ziyad bin Esed'i Hadramut şehrine, Ebu Muse'l Eş'arî'yi Aden şehrine, Ebu Süfyan bin Harb'i Necran vilayetine, Mu'aviye'nin büyük kardeşi Yezid'i Teyma şehrine, Attab bin Esyed'i Mekke şehrine, Amr bin Âs'ı Amman şehrine vali yapmıştır.

Resulullah'ın katipleri: Hazreti Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Sa'd bin Ebu Vakkas, Muhammed bin Seleme, Erkam bin Ebu Erkam, Abdullah bin Erkam, Mugire bin Şu'be, Übey bin Ka'b, Zeyd bin Sabit, Ebu Süfyan bin Harb ve oğlu Mu'aviye ve büyük kardeşi Yezid bin Ebu Süfyan, Halid bin Velid, Amr ibni Âs, Huzeyfe bin Yeman'dır. Bunlardan başka da katipleri vardı. Hepsi kırküç kişidir. İçlerinden en çok katiplik yapan, Zeyd bin Sabit ile Mu'aviye bin Ebu Süfyan idi. Yabancı memleketlere gönderdiği elçileri ondört kişidir. Bunlardan biri Amr bin Âs hazretleridir. Bunu Amman'a elçi olarak göndermiştir. Sonra Amman'a vali yapmışdır.

"İsti'ab fi ma'rifeti'l-Eshab"'da, ikibinyediyüzyetmiş erkek ve üçyüzseksenbir adet kadın Sahabînin hal tercemesi yazılıdır. Bu kitabı yazan hafız İbn-i Abdülber Yusüf bin Abdullah Kurtubî 463 (m. 1071)'de vefat etmiştir. "Mevahib-i ledünniyye" kitabında diyor ki: Resulullah'ın vefatına kadar imana gelenler sayısız ve hesapsızdır. Mekke fethinde onbin, Tebük gazasında yetmişbin, veda haccında doksanbin ve Resulullah vefat ettiği zaman yeryüzünde yüzyirmidörtbinden ziyade Sahabî mevcut idi.

"Fevayıh-ı Miskiyye" kitabında, İmam-ı Vakıdî'den alarak diyor ki: Sahabe-i kiramdan en son vefat edenler şunlardır: Abdullah bin Ebu Evfa hicretin seksenaltısında Kufe şehrinde vefat etti. Abdullah bin Yüsr, seksensekiz yılında Şam'da vefat etdi. Sehl bin Sa'd hicretin doksanbirinde yüz yaşında Medine'de vefat etdi. Enes bin Malik, doksanüç yılında Basra'vefat etdi. Ebü't-Tufeyl Amir bin Vasile, hicretin yüzüncü senesinde Mekke'de vefat etti. Sahabe-i kiramın en son vefat edeni budur.

Resul Aleyhisselam, vefatından sonra kimin halife olacağını hiçbir zaman, hiçbir kimseye açıkça bildirmedi. Vefatından sekiz gün önce, Hazreti Ebu Bekr'i kendi yerine imam tayin buyurarak, halife olacağına işaret eyledi. Resulullah hasta olmadan çok evvel bir kere mescide çıkmayıp namazı kılsınlar diye emir buyurdu. Hazreti Ebu Bekr bulunmadığı için Hazreti Ömer imam oldu. Resul Aleyhisselam, Hazreti Ömer'in sesini işitince; "Hayır, hayır, Allahü teala ve Müslümanlar Ebu Bekr'den razıdırlar, Ebu Bekr namazı kıldırsın!" buyurdu. Bir kere de Hazreti Ali'ye karşı buyurdu ki: "Eshabım arasında senin en üstün olmanı Allahü tealadan üç kere istedim. Allahü teala, Ebu Bekr'in en üstün olmasından razı oldu."

Resulullah Efendimiz kendisinden sonra Hazreti Ebu Bekr'in halife olacağını, birçok zaman işaret buyurmuştu. Mesela, Medine'ye hicret buyurup Mescid-i şerif yapılırken, mubarek eliyle temele bir taş koyup Hazreti Ebu Bekr'e; "Taşını benim taşımın yanına koy!" buyurdu. Sonra Hazreti Ömer'e; "Taşını Ebu Bekr'in taşının yanına koy!" buyurdu. Sonra Hazreti Osman'a; "Taşını Ömer'in taşının yanına koy!" buyurdu. Hazreti Osman taşını Ömer'in taşının yanına koyunca; "Benden sonra, bunlar halifelerimdir." buyurdu. İmam-ı Ahmed'in Müsned'inde ve Münavî'nin "Künuzü'd-dekaık" kitabında bildirilen hadis-i şerifte; "Benden sonra, şu ikisine tabi olunuz: Ebu Bekr ve Ömere…" buyuruldu. Bir kere bir kadın gelip bir şey istedi. "Sonra gel!" buyurdu. "Gelip sizi bulamazsam ne yapayım?" deyince; "Beni bulamazsan Ebu Bekr'e git! Benden sonra halifem odur." buyurdu. Vefat edeceklerine yakın; "Bana kağıt kalem getiriniz! Ebu Bekr'e birşeyler yazacağım." buyurdu ve sonra; "Allahü teala ve Müslümanlar Ebu Bekr'den razıdırlar." dedi. Allame İbnü'l-Hümam "Müsayere" adındaki kitabında diyor ki: Allahü teala, Hazreti Ebu Bekr'in halife olacağını Resulüne bildirmişti. Fakat ümmetine söylemesini emretmemişti.

Hazreti Ebu Bekr, Resulullah'dan iki sene ve birkaç ay sonra dünyaya geldi. Babası, Ebu Kuhafe Osman'dır. Yedinci babası olan Mürre, Resulullah'ın da yedinci babasıdır. İsmi önceden Abdülka'be idi. Resul aleyhisselam Abdullah olarak değiştirdi. Ebu Bekr, Bekr'in babası demektir. Bekr isminde oğlu yoktur. Fakat Arabistan'daki âdete göre oğlu olmak için bir erkek babası diye soyadı konulurdu. Bunun için kendisine Ebu Bekr demiş idi. Cehennem'den azat olduğu, çeşitli hadis-i şeriflerde bildirildiği için Atik, yani azat olmuş adam da denir. Resulullah'ın miracını işitir işitmez, inanarak kâfirleri şaşkına çevirdiği için Allahü teala Sıddîk ismini vererek şereflendirdi.

Beyaz yüzlü, zayıf, nurlu bir zattı. İmana gelmeden evvel Kureyş kâfirlerinin ileri gelenlerinden, büyüklerinden, sayılı olanlarından ve sözü tutulanlarından idi. İmana gelmeden önce de çok afif, ağırbaşlı, doğrulukla meşhur idi. Hiç şarap içmemiş, şiir söylememişti. Mekke'nin sayılı tüccarlarından olup pek zengindi. Çok hayır yapar, iyiliği severdi. İmana gelmeden evvel, Resulullah Efendimiz ile gençlik arkadaşı idi. Çok sevişirlerdi. Ticaret için gittiği yerlerde, ahir zaman Peygamberinin geleceğini, kendisinin ona sahabî olacağını, kâhinlerinden ve din âlimlerinden çok işitmişti. Resulullah çağırınca seve seve hemen imana geldi. Annesi Ümmü'l-Hayr da ilk imana gelenlerdendir. Fakat babası Osman, ancak Mekke'nin fethinde, çok yaşlı iken imana geldi. Eshab-ı Kiram arasında, babası, anası ve çocuklarının ve torunlarının hepsi imana gelen, Ebu Bekr'den başka kimse yoktu.

Mekke'de iken ve hicret ederken ve Medine'de her gazada ve harp olmayan zamanlarda Resulullah'ın yanından ayrılmadı. Bir iki defa izin ile ayrılmıştır. Resulullah'ın sadık dostu ve sır arkadaşı ve her işinde müsteşarı idi. "Allahü teala, beni dört vezir ile kuvvetlendirdi. İkisi melektir. İsimleri Cebrail ve Mikail'dir. İkisi de insandır. İsmleri Ebu Bekr ve Ömer'dir." hadis-i şerifi, şerefinin yüksek olduğunu göstermektedir. Eshab-ı Kiram, Resulullah Efendimizin yanında, halka olarak otururlardı. Resul Aleyhisselam, sağ yanına Ebu Bekr'i, sol yanına Ömer'i oturturdu. Ebu Bekr'in üstüne ve yok iken onun yerine, kimseyi oturtmazdı. Yeri boş kalırdı. Güzel huyları, cesareti, cömertliği, ilmi, zekası ve hele takvası Sahabenin hepsinden fazla idi. Hazreti Ali; "İçimizde en cesur Ebu Bekr'dir." buyurdu. Resulullah vefat edince, Arabistan'daki köylülerin çoğu dinden çıktı, mürted oldular. Hazreti Ebu Bekr, halife olunca mürtedlerle harp etmeyi emir buyurdu. Eshab-ı Kiram, bütün Arabistan'a karşı nasıl harp edebiliriz dediler. Kılıncını çekip ilerledi. Eshab-ı Kiram arkasından yürüdüler. Velleyl suresinin onyedinci ayet-i kerimesi ile sena buyuruldu. Resul Aleyhisselam'ın; "Ebu Bekr'in malı gibi hiçbir kimsenin malı bana faydalı olmadı." buyurduğu, İmam-ı Ahmed'in Müsned'inde ve Münavî'de yazılıdır. Ticaretten sağladığı bütün kazancını Resulullah için dağıttı.

Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
Başlık ResmiTarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.

Nurü'l-ayn fî ıslahı Camiu'l-fusuleyn adlı eserinin yazma nüshasının ilk iki sayfası. Eser Ümmü'l-kura Üniversitesi Kütüphanesi No: 5125'de kayıtlıdır.

Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
Başlık ResmiTarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.

Nişancızade'nin kitaplarında bildirdiği “Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Herhangi birisine uyarsanız, hidayete kavuşursunuz!” ve “Eshabıma söğmeyiniz! Eshabımdan sonra gelenlerden bir kimse, dağ kadar altın sadaka verse, Eshabımdan birinin bir avuç arpa vererek kazandığı sevaba veya yarısına kavuşamaz.” hadis-i şeriflerinin yazılı olduğu levha.

Halife iken, ağır bir sual çıkınca cevabını Kur'an-ı Kerim'de, bundan sonra bildiği hadis-i şeriflerde arardı. Bulamayınca Sahabeye sorardı. Hadis-i şerif ile çözemezler ise birlikte araştırırlar, söz birliği olursa, öylece yapardı. Söz birliği olmazsa, kendi içtihat ederdi. Hazreti Ömer halife iken, Kur'an-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde bulamadığını, Ebu Bekr'in içtihadında bulursa, ona uyardı. Bulamazsa, kendi içtihat ederdi.

Zekası şaşılacak kadar çoktu. Birgün Resul Aleyhisselam; "Allahü teala, bir kuluna, dünya ile ahiretten hangisini istersin dedi. O kul, Rabbimin yanında olan nimetleri isterim dedi." buyurunca Resulullah'ın vefat edeceğini hemen anlayıp çok ağladı. Eshab-ı kiram, Hazreti Ebu Bekr'in bu çabuk anlayışına şaşıp kaldılar. Resul Aleyhisselam; "Kur'an-ı Kerim'i en çok bilen, imam olur." buyurmuştu. Vefat edeceği zaman, Hazreti Ebu Bekr'in imam olmasını emredince, Eshab-ı Kiram arasında, Kur'an-ı Kerim'i en çok anlayanın kendisi olduğu haber verilmiş oldu. Hadis-i şerifleri ve Resulullah'ın edeplerini en çok bilen o idi. Eshab-ı Kiram, sıkıştıkları şeyleri ondan sorar, öğrenirlerdi. Kendisinden bizlere az sayıda hadis-i şerif ulaşmasının sebebi, Resulullah Efendimizden sonra az yaşadığı ve bu kısa zamanı, mürtedlerle ve asilerle savaşta geçirdiği içindir.

Rüya tabirinde, Eshab-ı Kiramın en üstünü idi. Tabiinin büyüklerinden olan ve rüya tabiri ile meşhur olan İbn-i Sirin, "Resulullah'dan sonra, rüya tabirinde en üstün olan Ebu Bekr'dir." demiştir. Arap kabilelerinin ve hele Kureyş kabilesinde olanların soylarını saymakta en bilgili idi. İleriyi görüşü, buluşu, tedbir alışı da herkesten üstün idi. Resul Aleyhisselam dünya işlerinin hepsini ona danışırdı. Bir hadis-i şerifte; "Cebrail bana dedi ki: Allahü teala Ebu Bekr ile danışmayı sana emrediyor." buyuruldu. Al-i İmran suresi yüzellidokuzuncu ayetinde; "İşlerinde onlara danış!" emri, Hazreti Ebu Bekr ve Hazreti Ömer ile müşavere etmek için geldi. Eshab-ı Kiram arasında, Kur'an-ı Kerim'in hepsini ezberleyen birkaç kişiden biri, Hazreti Ebu Bekr'dir.

Hazreti Ebu Bekr'in, Peygamberlerden sonra insanların en üstünü olduğunu gösteren ayet-i kerimeler ve pek çok hadis-i şerif vardır. Bunlardan birkaçını bildirelim:

Tevbe suresinin kırkbirinci ayetinde mealen; "Mağaradaki iki kişinin ikincisi." buyuruldu. Bu ayet-i kerime, Hazreti Ebu Bekr'i methetmektedir. Velleyl suresinin beşinci ayeti, Hazreti Ebu Bekr'in şanını bildirmekte olduğu, söz birliği ile haber verilmiştir. Yine bu surenin onyedinci ayeti, Hazreti Ebu Bekr için nazil oldu. Bakara suresinin 274. ayeti, Ebu Bekr hakkında nazil olduğu da bildirilmektedir. Çünkü sadaka vermenin çeşitli sevaplarına kavuşmak için geceleri onbin altını gizli olarak, onbin altını da gündüz göz önünde olmak üzere toplamda yirmibin altını sadaka vermiştir.

Deylemî'nin bildirdiği ve Münavî'de yazılı olan hadis-i şerifte; "Ebu Bekr-i Sıddik, insanların en iyisi ve en üstünüdür. Yalnız Peygamber değildir." buyuruldu. Yine Deylemî'nin bildirdiği ve Münavî'de yazılı hadis-i şerifte; "Ebu Bekrin ismi, gök ehli arasında atiktir. Yeryüzünde de atiktir." buyuruldu. Ebu Nu'aymın bildirdiği ve Münavî'de yazılı hadis-i şerifte; "Ebu Bekr, Allahü tealanın ateşten azat ettiği kimsedir." buyuruldu.

Bir hadis-i şerifte; "Peygamberlerden başka Ebu Bekr'den daha üstün bir kimse üzerine güneş doğmadı." buyuruldu. Bir hadis-i şerifte; "Hiçbir kimse, bana sohbeti ile ve malı ile Ebu Bekr kadar faydalı olmadı. Eğer Rabbimden başka dost edinseydim, Ebu Bekr'i dost edinirdim." buyuruldu. Bir hadis-i şerifte; "Ümmetimden en önce Cennet'e girecek olan, Ebu Bekr"dir." buyuruldu. Deylemî'nin bildirdiği ve Münavî'de yazılı bir hadis-i şerifte; "Ebu Bekr'i sevmek ve ona şükretmek, ümmetimin hepsi üzerine vaciptir." buyuruldu. Hatib-i Bağdadî'nin bildirdiği ve Münavî'de yazılı hadis-i şerifte; "Kıyamet günü, insanların hepsi hesap olunur. Yalnız Ebu Bekr olunmaz." buyuruldu.

Bir hadis-i şerifte; "İyi huylar üçyüzaltmış tanedir. Allahü teala dilerse, bir kuluna bu huylardan birini verir. Bu huyundan dolayı, onu Cennet'e sokar." buyuruldukta, Hazreti Ebu Bekr; "Ya Resulallah! O huylardan birisi bende var mıdır?" dedikte; "Evet, sende o huyların hepsi vardır." buyuruldu. Birgün, "Ey mutmainne olan nefs!.. ayet-i kerimesi sonuna kadar okundu. Hazreti Ebu Bekr; "Ya Resulallah! Bu ne güzel şeydir!" dedikte; "Sen ölürken, melek, sana böyle söyleyecektir." buyurdu.

Hazreti Ebu Bekr, bir kere Sahabeden birine incindi. Resul Aleyhisselam bunu işitince, Eshab-ı Kiramı toplayıp; "Allahü teala, beni size Peygamber gönderdi, inanmadınız. Yalnız Ebu Bekr inandı. Bana malı ile canı ile yardım etdi. Benim hatırım için bu arkadaşımı incitmeyiniz!" buyurdu. O günden sonra hiç kimse, Hazreti Ebu Bekr'i incitecek bir şey söylemedi ve yapmadı.

Bir hadis-i şerifte; "Cebrail aleyhisselama, Ömer'in üstünlüklerini sordum. Cebrail bana, Ömer'in üstünlüklerini, Nuh Aleyhisselamın peygamberlik zamanı kadar, (yani 950 sene) anlatsam bitiremem. Bununla beraber, Ömer'in bütün iyilikleri Ebu Bekr'in iyiliklerinden birisi kadardır dedi." buyurdu. En çok kimi seviyorsun, ya Resulallah denildikde; "Aişe'yi." buyurdu. Erkeklerden kimi dediklerinde; "Aişe'nin babasını." buyurdu. Ondan sonra kimi denildikte; "Ömer bin Hattab'ı." buyurdu.

Birgün, Hazreti Ebu Bekr ile Hazreti Ömer'i göstererek; "Bu ikisi Peygamberlerden başka, Cennet'teki insanların en üstünüdür." buyurdu. Birgün, Resulullah Efendimizin sağ yanına Hazreti Ebu Bekr, sol yanına Hazreti Ömer geldiler. Mubarek elleri ile her birinin elinden tutup mescid-i şerife girdi ve; "Kıyamet günü, üçümüz böyle geliriz." buyurdu. Birgün Hazreti Ebu Bekr'le Hazreti Ömer'i görünce; "Bu ikisi benim gözüm ve kulağım yerindedir." buyurdu. Birgün bu ikisine karşı; "Beni ikiniz ile kuvvetlendiren Allahü tealaya hamd olsun!" buyurdu. Bir hadis-i şerifte, ikisine karşı; "İkinizin uyuştuğunuz her şeyde, sizden ayrılmam." buyurdu.

Deylemî'nin bildirdiği ve Münavî'de yazılı hadis-i şerifte; "Her Peygamberin halili vardır. Benim halilim Ebu Bekr'dir." buyurdu. Bir hadis-i şerifte; "Her Peygamberin ümmeti arasından çok sevdiği kimseler vardır. Benim seçtiğim, Ebu Bekr ve Ömer'dir." buyuruldu. Bir hadis-i şerifte; "Ümmetimden, la ilahe illallah kelimesini istediğim gibi, Ebu Bekr ile Ömer'i sevmelerini de istiyorum." buyurdu. İbn-i Adî'nin bildirdiği ve Münavî'de yazılı olan hadis-i şerifte; "Ebu Bekr ile Ömer'i sevmek imandır. Bunlara düşmanlık küfürdür." buyurdu. Bu hadis-i şeriften dolayı, âlimlerin hepsi, Hazreti Ebu Bekr ile Hazreti Ömer'e söğmek ve düşmanlık etmek küfür olduğunda söz birliğine varmışlardır ve Allahü teala, Şiîlere lanet etsin demişlerdir.

Bir hadis-i şerifte; "Ebu Bekr'in imanı, bütün insanların imanları toplamı ile tartılsa, Ebu Bekr'in imanı daha ağır gelir." buyuruldu. Hazreti Ali buyuruyor ki: "Hangi iyilikte birinciliği kazanmak istedimse, Ebu Bekr'i hepsinde kendimden ilerde buldum." Yine buyuruyor ki: "Resulullah'dan sonra insanların en hayrlısı Ebu Bekr ile Ömer'dir. Bir Müminin kalbinde, benim sevgim ile Ebu Bekr'e ve Ömer'e düşmanlık bir arada bulunamaz." Hazreti Ali her hutbesinde; "Ya Rabbi! Hulefa-i Raşidin'i ıslah eylediğin gibi, bizi de ıslah eyle!" derdi. Hulefa-i raşidin kimlerdir denildikte, gözleri yaşla dolup; "Onlar, benim çok sevdiğim, Ebu Bekr ile Ömer'dir." buyurdu.

Tarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.
Başlık ResmiTarih ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi.

Nurü'l-ayn fî ıslahı Camiu'l-fusuleyn'in bir başka yazma nüshasının ilk iki sayfası. Eser Melik Suud Üniversitesi Kütüphanesi No: 3777'de kayıtlıdır.

Hazreti Ömer daima; "Ebu Bekr bizim seyyidimizdir." derdi. Yine o; "Keşke, Ebu Bekr'in göğsünde bir kılı olsaydım." buyurdu. Yine o; "Cennet'te, her an Ebu Bekr'i görmek isterim." derdi. Yine Hazreti Ömer; "Hiçbir iyilikte, Ebu Bekr'e yetişemedim." buyurdu.

Hazreti Ebu Bekr'in re'feti, merhameti pek çok olduğu için ona; "Evvah." derlerdi. Cebrail Aleyhisselam'ın Resulullah ile konuştuğunu, yalnız Hazreti Ebu Bekr işitirdi.

Büyük âlim Bedreddin Aynî "Zeynü'l-mecalis" kitabında diyor ki: Hazreti Ebu Bekr-i Sıddîk; "İnsana zarar dilinden gelir." atasözüne göre Allahü tealanın razı olmadığı bir şeyi söylememek için on iki sene mubarek ağzına taş koyardı. İslamiyete veya edebe uygun bir şey söyleyeceği zaman, taşı çıkarırdı. Yaz günlerinde oruç tutar, kış günlerinde tutmazdı. Allahü tealadan o kadar çok korkardı ki bir kuş görüp; "Ey kuş ne mutlu sana ki meyveleri yersin. Yapraklar arasında gölgelenirsin. Kıyamette hesaba çekilmezsin. Keşke, Ebu Bekr de senin gibi olsa idi." demişti. Bir kere de; "Keşke bir yeşil ot olaydım. Hayvanlar beni yiyeydi. Böylece, kıyamet günü yaratılıp hesaba çekilmeseydim." buyurdu.

Resulullah Efendimiz vefat edince Ensar bir araya toplanıp bizden bir emir, Muhacirlerden de bir emir olsun dediler. Hazreti Ebu Bekr, bunu işitince, Hazreti Ömer'i yanına alıp oraya geldi ve; "Halifeler Kureyş kabilesindendir." hadis-i şerifini okudu. Hazreti Ömer de; "Ey Ensar! Resulullah'ın Hazreti Ebu Bekr'i imam yaptığını unuttunuz mu? Hanginiz Ebu Bekr'den daha üstün olduğunu söyleyebilir?" dedi. Ensarın hepsi birden "Ebu Bekr'den daha üstün olmayı söylemekten Allahü tealaya sığınırız." dediler. Hepsi Ebu Bekr'i halife seçtiler. Hazreti Ali ile Hazreti Zübeyr orada yokdu. Ertesi gün bunlar da mescide gelip Eshab-ı Kiramın hepsi Hazreti Ebu Bekr'i söz birliği ile halife yaptı.

Tefsir kitablarında diyor ki: Fetih suresinin; "Arap'tan size uymayanlara söyle..." mealindeki emri, Hazreti Ebu Bekr'in hilafetinin hak ve doğru olduğunu göstermektedir. Çünkü bu ayet-i kerime geldikten sonra, Müslümanları kafirlere karşı gaza etmeye çağırmak, Hazreti Ebu Bekr'in mürtedler ile gazaya çağırmasından sonra olduğu muhakkaktır. Bu ayet-i kerimede mealen; "Ona itaat ederseniz, Allahü teala size sevap verir." buyuruluyor. Hazreti Ebu Bekr'in hilafeti haksız olsa idi, ona ita'at edenlere sevap verilir denilmezdi.

Emir Cemaleddin Yusüf Zahirî'nin "Mevridü'l-letafe" kitabında diyor ki: Allahü teala, bütün insanlar arasında üç kimseye halife demiştir: Âdem Aleyhisselam'a, Davud Aleyhisselam'a ve Hazreti Ebu Bekr'e.

Hazreti Ebu Bekr, Hazreti Ömer'i hakim yaptı, Hazreti Osman'ı katip yaptı. Ebu Ubeyde de emniyet amiri idi. Resulullah'ın gümüş yüzüğünü parmağına taktı. Halife olunca da ticaretini bırakmadı. Eshab-ı Kiram ticaret yapmasını uygun görmeyip kendisine Beytülmaldan günde yarım koyun ve senede 2500 akçe gümüş ve yazlık ve kışlık birer kat elbise verildi.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları