NUMAN BİN BEŞİR

Numan bin Beşir bin Sa'lebe bin Sa'd bin Halas bin Zeyd bin Malik bin Sa'lebe bin Ka'b bin Hazrec Eshab-ı Kiram'ın ensar gençlerinden.
A- A+

Eshab-ı Kiram'ın gençlerinden. İsmi Numan bin Beşir bin Sa'lebe bin Sa'd bin Halas bin Zeyd bin Malik bin Sa'lebe bin Ka'b bin Hazrec olup, Ensar-ı Kiram'ın Hazrec kolundandır. Künyesi Ebu Abdullah'tır. Annesi Abdullah bin Revaha'nın kız kardeşi Amre binti Revaha'dır. Anne ve babası Sahabedendir. Numan, Hazreti Peygamberin vefatından sekiz buçuk sene evvel dünyaya geldi. Hicretten sonra dünyaya gelen ilk muhacir çocuğu olan Abdullah bin Zübeyr, “Numan benden altı ay büyüktür.” demiştir. 65 (m. 684) senesinde Humus yakınlarında şehit oldu.

Hazreti Peygamber'in vefatında küçük yaşta idi. Resulullah'tan işittikleri yanında, Hazreti Aişe ve Hâlid bin Abdullah bin Revaha gibi Sahabilerden rivayetleri vardır. Kendisinden oğulları Muhammed ve Beşir, Urve, Şa'bî, Ebu Kılabe, Humeyd bin Abdurrahman, Hayseme bin Abdurrahman, Semmak bin Harb, Salim bin Ebü'l Ca'd, Ebu İshak es-Sebiî, Abdülmelik bin Umeyr ve başkaları rivayette bulunmuştur. Toplam 124 hadis-i şerif rivayet etmiştir. Bir şiir divanı vardır.

Hazreti Peygamber'in vefatında Sahabe-i Kiram halife seçmek üzere toplandı. Ensar halifenin kendilerinden olmasını istiyorlardı. Numan bin Beşir'in babası ayağa kalkıp, “Ey Ensar cemaati! Vallahi bizim bu dini kabulde yarışmaktan ve din yolunda müşriklerle çarpışmaktan maksadımız ancak Rabbimizin rızasını ve Muhammed Aleyhisselam'a itaat faziletini kazanmaktı. Bize bu yolda ne insanlara hakim olmak, ne de dünya ve dünya malı yaraşır! Allah bize bu hususta velinimet ve nimettir. Biliniz ki; Muhammed Aleyhisselam Kureyş'tendir. O'nun kavmi de, bu işe herkesten daha çok layıktır ve önce gelir! Vallahi hiçbir zaman bu işte Allah beni onlarla niza eder, çekişir halde görmeyecektir! Allah'tan sakının! Onlara ne aykırı davranın, ne de onlarla çekişin!” dedi.

“Âlimler ve hikmet sahipleri ile oturup kalk. Kötülük ve günah işleyen kimselerden uzak kal.” Hadis-i şerif

Eshab-ı Kiram'ın ensar gençlerinden.
Başlık ResmiEshab-ı Kiram'ın ensar gençlerinden.


Bunun üzerine Hazreti Ebu Bekr'e biat edildi. Kufe ve Mısır'dan Medine'ye gelip Hazreti Osman'ı şehit eden isyancılar, taşkınlıklarını giderek arttırmışlardı. Halife olarak kendisine biat edilen Hazreti Ali suçluları cezalandırmak için ortalığın yatışmasını bekliyordu. Eşkıya bundan yüz buldu. Eshab-ı Kiram'ın büyüklerinden Talha, Zübeyr, Numan bin Beşir, Ka'b bin Acre ve başkaları bu hale çok üzüldüler. “İşin sonunun böyle olacağını bilseydik, isyancılara mukavemet ederdik.” dediler. Katiller, bunu haber alınca, bu Sahabileri de şehit etmeye karar verdi. Bunun üzerine Numan bin Beşir, Hazreti Osman'ın kanlı gömleğini ve zevcesi Naile'nin katiller tarafından kesilen parmaklarını bir mendil içine koyup Şam'a götürdü. Şam valisi Hazreti Muaviye'ye arz ederek yardımını istedi. Hazreti Muaviye'nin kumandanlarındandı. Suriye ve el-Cezire valiliğine oradan da Kufe valiliğine tayin edildi. Halife Yezid de onu yerinde bıraktı. Yezid'in vefatından sonra Şamlıları toplayıp Mekke'de halifeliğini ilan eden Abdullah bin Zübeyr'e biat etmeye davet etti. Humus halkı kendisine karşı çıktı. Kendisiyle aynı düşüncede olan ve Arap'ın en kahraman kumandanlarından Dahhak bin Kays, Merc-i Rahıt denilen yerde mağlup olup öldürüldü. Numan bin Beşir, Humus'tan ona yardım göndermişti. Mağlubiyet üzerine Numan, Humus'u gizlice terk etti. Ancak arkasından yetişip Selemye yakınlarında kendisini şehit ettiler. Halife Yezid gibi Emevî ailesinden Mervan bin Hakem halife oldu. Numan bin Beşir kerim, cömert, iyiliksever ve yiğit idi. Şiirde mahareti vardı.

Rivayet ettiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:

“Cehennemliklerin azap cihetiyle en hafif olanı, ayağında ateşten bir nalın ve nalın bağı olan kimsedir ki, ayağındakiler sebebiyle, tıpkı tencerenin kaynaması gibi, başında dimağı kaynar. Öyle tahammülfersa bir azap duyar ki, en az azap görenlerden olduğu halde, kendinden şiddetli azap çeken olmadığını zanneder.”

“Kısas (cezası) ancak kılıçla icra edilir.”

Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalbdir.”

“Ya (namazda) saflarınızı düzeltirsiniz, ya da Allahü teala kalblerinize muhalefet (tohumları) atar.”

Resulullah Aleyhisselam, bayramlarda ve Cumada; “Sebbihi'sme Rabbike'l-a'la, Hel etake hadisü'l-ğaşiye” okurdu. Bazen Cuma ve bayram bir günde birleşirlerdi. Resulullah bu surelerin her ikisini de (Cuma ve Bayram) namazlarında birlikte okurdu.

“Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte Müminlerin misali, bir bedenin misalidir. Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler.”

“Dua, ibadettir.” Resulullah sonra mealen şu ayeti okudu: “Rabbiniz; “Bana dua edin ki size icabet edeyim. Bana ibadet etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler var ya; alçalmış ve hakir olarak cehenneme gireceklerdir.” buyurmuşlardır.” (Mümin suresi: 69)

Ben Muhammed Aleyhisselam'ın minberinin yanında idim. Bir adam; “Ben Müslüman olduktan sonra başka bir amelde bulunmamış olmama kıymet vermem, ancak hacılara su dağıtmam hariç.” dedi. Bir diğeri; “Bende Müslüman olduktan sonra başka bir iş yapmamış olmama ehemmiyet vermem, ancak Mescid-i Haram'ı imar edip bakımını yapmam hariç.” dedi. Bir üçüncüsü de; “Allah yolunda cihat, söylediklerinizden daha üstün bir ameldir.” dedi. Hazreti Ömer onlara müdahale ederek konuşmalarını men etti ve; “Muhammed Aleyhisselam'ın minberinin yanında sesinizi yükseltmeyin, bugün Cumadır. Namazı kılınca ben huzura girer, ihtilaf ettiğiniz hususu sorarım.” dedi. Arkadan Cenab-ı Hak şu ayeti indirdi: “Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram'ı onarmayı Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihat edenle bir mi tuttunuz” Allah katında bir olmazlar, Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez. İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.” (Tevbe suresi: 19-20)

Numan bin Beşir, Resulullah'ın yanına geldi. Parmağında altın yüzük vardı. “Cennete girmeden önce, niçin Cennet zinetini kullanıyorsun?” buyurdu. Demir yüzük kullanmağa başladı. Bunu görünce, “Niçin Cehennem eşyası taşıyorsun?” buyurdu. Bunu da çıkardı. Bronz, yani tunçtan yüzük taktı. Bunu görünce, “Niçin sende put kokusu duyuyorum?” buyurdu. “Nasıl yüzük kullanayım, ya Resulallah?” dedi. “Gümüş yüzük takabilirsin. Ağırlığı da bir miskali (dört buçuk gramı) geçmesin ve sağ eline tak!” buyurdu.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
İslam Alimleri Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi Yayınları