Osmanlı şeyhülislamı. 1233 (m. 1818)'de Bodrum kazasında Saravolos nahiyesinin Sandime (Sayzima) köyünde doğdu. Bodrumlu Hacı Ömer Efendi'nin torunu, Hacı Mehmed Efendi'nin oğludur. İlk tahsilini memleketinde yaptı. Ardından İstanbul'a giderek Akşehirli Ömer Efendi'nin derslerine devam etti ve ondan icazet aldı. 1266 (m. 1850)'de imtihana girerek ibtida-i haric derecesiyle Fatih Medresesi'nde müderrisliğe başladı. Müderrisliği süresince aralarında Arapkirli Hüseyin Avni'nin de bulunduğu çok sayıda talebeye icazet verdi. Sultan Abdülaziz'in cülusundan sonra onun büyük oğlu veliaht şehzade Yusuf İzzeddin Efendi'nin hocalığını yaptı. 1281 (m.1865)'te Tophane müftülüğüne tayin edildi. Ertesi yıl bilad-ı hamse mevleviyetine ulaştı. 1283 (m.1867)'de memuriyeti Tophane azalığına nakledildi. Bir yıl sonra Dar-ı Şura-yı Askerî müftülüğüne getirildi ve kendisine Meclis- i İntihabı Hükkami'ş-şer' azalığı da verildi. Bu sırada Haremeyn payesini aldı.
Ömer Lütfi Efendi'nin bir fetvası.
Ömer Lütfi Efendi'nin Küçük Çamlıca'da kendi yaptırdığı Bodrumî Camii'nin haziresindeki kabri.
1285 (m.1869)'da İstanbul payesini elde etti ve Meclis-i İmtihan-ı Kur'a azalığına getirildi. Ertesi yıl bütün memuriyetlerini bırakarak Meclis-i Tedkıkat-ı Şer'iyye azası oldu. 1289 (m.1873)'te Üsküdar Bidayet Mahkemesi başkanlığına tayin edildi. 1291 (m.1875)'te İstanbul kadılığına getirildi. Bu sırada Anadolu kazaskerliği payesini aldı ve kısa bir süre sonra fiilen Anadolu kazaskeri oldu. Ardından hacca gitti. Rumeli kazaskerliği payesini almadan 16 Cemaziyelevvel 1306 (m.18 Ocak 1889)'da Uryanizade Esad Efendi'nin yerine şeyhülislamlığa getirildi. İki yılı aşkın bir süre vazife yaptıktan sonra Sadrazam Kıbrıslı Kamil Paşa hükümetiyle birlikte 29 Muharrem 1309 (m. 4 Eylül 1891)'de şeyhülislamlıktan azledildi.
Mecelle Cemiyeti'nin hazırladığı nizamname doğrultusunda daha önce nizamî mahkemelerin baktığı huzur mürafaaları, Ömer Lütfi Efendi'nin şeyhülislamlığı döneminde Mecelle Cemiyeti'nin lağvedilmesiyle yeniden ihdas edilmişse de onun azlinden sonra tekrar nizamî mahkemelere intikal etmiştir. Mezar taşındaki bilgilere göre 18 Zilkade 1314'te (20 Nisan 1897) vefat etmiş ve Küçük Çamlıca'da yaptırdığı Bodrumî Camii'nin haziresine defnedilmiştir. Oğlu Mekke payeli Faik Ahmed Efendi'nin kendisinden önce vefat ettiği, bir kızı ile torununun kaldığı belirtilir. Murassa' imtiyaz, murassa' Osmanî, murassa' Mecidi nişanları ile altın ve gümüş imtiyaz madalyaları verilen Ömer Lütfi Efendi'nin fazilet sahibi bir kişi olduğu, iyi derecede Arapça ve Farsça bildiği nakledilir. Hayır sever bir zat olup Küçükçamlıca'nın doğu yamacında bir cami yaptırmıştır.
Kitabesinde İkinci Abdülhamid Hanın ihsanı ile 1309 (m.1891)'de ihya edildiği belirtilen caminin bir çeşmesiyle bir kuyusu bulunmaktadır. İbrahim Hakkı Konyalı, caminin temiz ve bakımlı, ancak tamire muhtaç bir durumda olduğunu, caminin yanındaki konağı ile bağ ve bahçesinin metruk vaziyette bulunduğunu kaydeder. Bodrumi Camii sokağında yer alan, 70 m² alanda yığma taştan yapılmış caminin minberi ahşap olup Selamsız semtindeki Fatma Hatun Camii'nin minaresinin bir eşi olan tahta minaresi 1970'te yıkılmıştır. Artan ihtiyacı karşılayamadığı için mevcut binaya ilaveten 350 m² alan üzerinde yeni bir cami inşa edilerek 1999'da ibadete açılmıştır. Avlu kapısından girildiğinde sol tarafta ve caminin giriş kapısının karşısında Ömer Lütfi Efendi'nin mermer lahdi yer almaktadır. Caminin karşısında Ömer Lütfi Efendi'nin eşi Fatma Hanım tarafından 1311 (m. 1893)'te yaptırılan ve 1925'ten itibaren meşruta olarak kullanılan bir mektep bulunmaktadır.
Eserleri.
1- Münehhevatü Haşiyeti'l-Hayalî ala Şerhi'l-Akaid: Akaidü'n-Nesefî üzerine Sa'deddin et-Teftazanî'nin yaptığı şerh için Fatih Sultan Mehmed devri Osmanlı ulemasından Hayalî'nin kaleme aldığı haşiye ile ilgili olarak yapılmış bir çalışmadır. Ömer Lütfi Efendi, eserin girişinde Hayalî'nin eserinin mevcut nüshalarında birtakım hatalara rastladığını, Haşiye'de bulunması gereken bazı ibarelerin mevcut nüshalar da yer almadığını, birtakım ibarelerin ise metne sonradan ilave edildiğini belirlediğini, bu sebeple hataları düzeltmek amacıyla bu eseri kaleme aldığını belirtir.
Ömer Lütfi Efendi'nin yazdığı Münehhevatü Haşiyeti'l-Hayalî ala Şerhi'l-Akaid adlı eserinin ilk sayfası.
“Allahü teâlâ rahmetini yüz parçaya ayırdı. Bunlardan doksandokuzunu yanında tuttu. Geride kalan bir parçayı ise, yeryüzüne indirdi. Bu bir parça rahmet sebebiyle, mahlûklar birbirine merhamet etmektedir.” Hadis-i Şerif
Ömer Lütfi Efendi eserin 1291'de (m. 1874) telif edilip 1292 (m.1875)'te temize çekildiğini kaydeder. Kitap 1293'te (m. 1876) İstanbul'da basılmıştır. Ayrıca kütüphanelerde yazma nüshaları mevcuttur.
2- Risale fi duhuli benati'l-ibn fi'l-vakf: Vakıftan hak sahibi olan erkek evlatların kız çocuklarının da hak sahibi olup olmayacağına dairdir. Risalenin girişinde verilen bilgilerden Ömer Lütfi Efendi'nin 1293 (m.1876)'da konuyla ilgili olarak verdiği bir fetvanın tartışma konusu yapıldığı, o dönemde şeyhülislam olan Akşehirli Hasan Fehmi Efendi'nin karşı görüş beyan ettiği ve Darülfetva'dan buna göre fetva çıkarıldığı, bunun üzerine risalenin kaleme alındığı anlaşılmaktadır. Nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi. AY, nr. 3322'de kayıtlıdır. Kaynaklarda Ömer Lütfi Efendi'ye Emsile Şerhi adlı bir eser nisbet edilmekteyse de yazma nüshasının mevcudiyetine dair herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır.