Libya bağımsızlık hareketinin önderlerinden. İsmi Ömer bin Muhtar bin Ömer bin Ferhad'dır. 1279 (m. 1862)'de Berka'nın Defne bölgesindeki Butnan'da doğdu. Libya'daki en büyük Arap kabileleri arasında sayılan Menife'ye mensup Gays ailesindendir. İlk eğitimini babasından aldı. Ardından tahsil için kardeşi Muhammed ile birlikte Senusîler'in Zenzur Zaviyesi şeyhi Seyyid Hüseyin el-Garyanî eş-Şemsî'nin yanına gönderildi; babasının vefatı üzerine de onun himayesine girdi. Zenzur'da zaviyedeki eğitiminden sonra, Senusîyye'nin kurucusu Muhammed bin Ali es-Senusî'nin 1276 (m. 1859)'da vefatından kısa bir süre önce yerleşip merkez zaviyesini faaliyete geçirdiği Cağbub kasabasına gitti.
Libya bağımsızlık hareketinin önderlerinden Ömer Muhtar (sağda ve Ömer Muhtar'ın sekiz sene kalıp tahsilini tamamladığı Cağbub Medresesi (solda).
Burada hareketin ikinci önderi Mehdi Muhammed bin Muhammed es-Senusî'nin yanında tahsilini tamamladı. Sekiz yıl kaldığı bu zaviyede İslamî eğitimi Şeyh ez-Zirvalî el-Mağribî el-Cevvanî'den, dinî ilimleri ise Falih bin Muhammed ez Zahirî'den aldı. Eğitim yıllarında Mehdi es-Senusî'nin dikkatini çekti. Mehdi es-Senusî, 1313 (m.1895)'te Cağbub'dan ayrılarak Kufra'da yeni kurulan Tac köyüne gidip burasını merkez zaviye yapmak istediğinde Ömer el-Muhtar'ı da beraberinde götürdü. Burada tahsilini tamamlayanlar Trablusgarp vilayetinde açılan zaviyelerden birine şeyh olarak gönderildiğinden Ömer el-Muhtar da 1315 (m. 1897)'de, Cebelülahdar'daki kabilelerden Osmanlı Devleti'ne genelde tam itaat göstermeyen Merc kasabası yakınındaki Ubeyd kabilesine ait Kasur Zaviyesi'ne şeyh tayin edildi. Bu kabileyi kısa zamanda Osmanlı idaresine yaklaştırdı ve buradaki diğer Arap kabileleri arasında devam eden kavgaları da sona erdirdi. Özellikle Ubeyd kabilesini cihat hareketinin öncü kuvveti olacak şekilde eğitti. Bu zaviyede iken çocuklara İslamî eğitim vermesi, yolculara ve çevredeki fakirlere ikramda bulunması, müntesiplerinin günlük işlerine yardımcı olması gibi faaliyetleriyle şöhreti arttı. Mehdi es-Senusî, 1317 (m. 1899)'da Kufra'daki zaviyesini Çad sınırları içinde Borku bölgesindeki Garu'ya taşıyınca onunla birlikte gidenler arasında Ömer el-Muhtar da vardı.
Ekim 1911'de İtalyan askerleri Trablus'a çıkartma yaparken gösteren bir resim (sağda) ve İtalyan askerlerinin masum halka zulümlerinden bir numune (ortada) ve kurşuna dizilmekte olan mücahitler (solda).
Çad'ın güneyindeki Veday Sultanlığı topraklarının Fransızlar tarafından işgalini önlemek için bölgede yapılan seferlere katıldı. Bir müddet sonra Ayn Galaka'da açılan zaviyeye şeyh tayin edildi. Ancak Mehdi es-Senusî'nin 1320 (m. 1902)'de Garu'da ölmesi üzerine buradaki faaliyetler yavaşladı. Ömer el-Muhtar, Ayn Galaka'da bulunduğu süre içinde eğitim ve tebliğle meşgul olduktan sonra 1321 (m. 1903) yılında Kasur Zaviyesi'ne döndü. Mehdi es-Senusî'nin vefatının ardından oğlu İdris'in henüz on üç yaşında olması sebebiyle geçici olarak hareketin başına getirilen yeğeni Ahmed Şerif es-Senusî'nin, 3 Şevval 1329 (m. 27 Eylül 1911)'de İtalya'nın Osmanlı Devleti idaresindeki Trablusgarp vilayetine çıkarma yapması üzerine nasıl bir tavır takınılacağını kararlaştırmak için Kufra'da yaptığı toplantıya katıldı. Ardından Cebelülahdar'da döndü ve Ubeyd kabilesini cihada hazırlayıp onlardan 1000 kişilik bir mücahit birliği kurdu. Böylece İtalyanlar'a karşı ilk saldırıda bulunan birlikler arasında yer aldı. Yerli ahali, yaklaşık yirmi yıl süren savaş süresinde dağlara çekilip İtalyanlar'a baskınlar düzenleyerek çarpışmalara katıldı.
Ömer el-Muhtar, 1330 (m. 1912)'de Osmanlılar'ın Uşi (Ouchy / Lozan) Antlaşması sonucunda kuvvetlerini buradan çekmesinin ardından geride kalan askerleri Mısır'a götürmek isteyen Aziz el Mısrî ile ona engel olmak isteyen Ahmed Şerif es Senusî'nin adamları arasında çıkan çatışma sonrasında Ahmed Şerif es-Senusî tarafından ara buluculukla vazifelendirildiği gibi Berka bölgesinin kumandasını da üstlendi. Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine Osmanlı Harbiye Nezareti, Teşkilat-ı Mahsusa vasıtasıyla buraya bazı subaylarını gönderdiğinde, İcdabiye'de Şeyh İbrahim el-Misratî ile birlikte Osmanlılar'ın Afrika grup komutanı sıfatıyla faaliyette bulunan Enver Paşa'nın kardeşi Nuri Paşa ile görüşmek için Butnan'a gitti. Bu arada Ahmed Şerif es-Senusî'nin İstanbul'a götürülmesinin (1335/1917) ardından Osmanlı Devleti İdris es-Senusî'yi onun halefi olarak kabul etmişti. İdris es-Senusî'nin (I. İdris) genel vekili sıfatıyla direniş hareketinin kumandanlığına getirilen Ömer el-Muhtar, Cebelülahdar'a geldiği yıllardan itibaren başta Enver Paşa olmak üzere Türk subaylarından aldığı bilgiler ışığında emrine verilen gönüllüleri sayıları 100 ile 300 arasında değişen birliklere ayırdı.
Ömer Muhtar'ın merkez üssü Cebel-i Ahdar (sağda) ve Ömer Muhtar'ın Cebel-i Ahdar'da kullandığı mağara (ortada) ve Ömer Muhtar'ın bir grup mücahitin başında gösteren bir resim (solda). Önde soldaki Ömer Muhtar'dır.
Kabileleri de üç ayrı bölgede teşkilatlandırarak her biri için kaymakam ve kadı vazifelendirdi, bunların tamamını kendine bağladı. Yine Enver Paşa'nın Trablusgarp savaşı yıllarında askeri eğitim almaları için İstanbul'a gönderdiği, burada yetiştikten sonra geri dönerek direnişe katılan yerli subaylar da onun yanında yer aldı. İdris es-Senusî bazı ileri gelen şeyhler ve kabile reisleriyle birlikte tedavi gerekçesiyle 1340 (m. 1922)'de Mısır'a gitmiş ve yerine kardeşi Muhammed Rıza es-Senusî'yi vekil bırakmıştı. 11 Receb 1341 (m. 27 Şubat 1923)'te Ömer el-Muhtar son gelişmeleri görüşmek üzere bir heyetle birlikte Mısır'a gitti. Arap ve İslam dünyasına yardım çağrısında bulundu. İdris es-Senusî, Mısır'a güven içinde hayatını sürdürmesi karşılığında bu ülkenin İtalya ile anlaştığını ileri sürerek kendisinden talep edilen yardım konusunda herhangi bir şey yapamayacağını söyledi. Bu arada Ömer el-Muhtar'ın Mısır'a geçtiğini öğrenen İtalyanlar buraya bir heyet gönderip cihaddan vazgeçmesini ve Mısır'da yaşamasını, Berka'ya döndüğü takdirde kendisine bir köşk tahsis edilerek maaş bağlanacağını bildirdiler.
İtalyanlarla Senusilerin bir çatışmasını gösteren tablo (sağda) ve sağ baştaki Ömer Mutar'ı İtalyanlarla barış görüşmelerine giderken gösteren bir tablo (ortada) ve Graziani'nin planı gereği tellerle kapatılan Mısır sınırı (solda).
Libya hükümetinin Ömer Muhtar anısına bastırdığı bir kartpostal (sağda) ve Ömer Muhtar'ın bir başka portresi (ortada) ve Ömer Muhtar'ın İtalyan faşistleri tarafından tutuklanmasını gösteren bir resim (solda).
Bu teklifleri reddeden Ömer el-Muhtar dönüşü esnasında Ebyarülguba'da İtalyanlar'ın saldırısına uğradıysa da kurtulmayı başardı (7 Ramazan 1341). Haziran ayında İtalyanlar'la Senusîler arasında Ömer el-Muhtar'ın da katıldığı büyük bir çarpışma meydana geldi. İdris es-Senusî'nin kendisine hiçbir ümit vermemesi üzerine Ömer el-Muhtar, heyette yer alan Yusuf Ebu Rahil el-Mismarî ve Ali Hamid el-Ubeydî ile birlikte Ahmed Şerif es-Senusî'ye 14 Receb 1342 tarihinde bir mektup gönderdi. İtalyanlar'ın daha önce İdris es-Senusî ile imzaladıkları anlaşmaları iptal ettiklerini, Trablusgarp halkının başsız bırakıldığını, askerî bir düzeni olmayan birliklerle Cebelülahdar'da cihada devam edeceklerini bildirdi; kendilerine para, silah ve erzak göndermesini talep etti. Bu arada bütün bölgeleri gezerek Berka, Trablus ve Fizan'daki direnişleri tek bir idare altında toplamaya çalıştı. Libya'da henüz işgal edilmeyen şehirlerin bir an önce ele geçirilmesi için sabırsızlanan Mussolini 1344 (m. 1925)'te Emilio de Bono'yu Trablusgarp sömürge valiliğine tayin etti. Ömer el-Muhtar'a destek sağlayan Cağbub, Ucla, Calu, Fizan ve Kufra gibi yerlerin Cebelülahdar ile irtibatlarının kesilmesine karar verildi. Ahmed Şerif es-Senusî'nin kardeşi Seyyid Safiyyüddin'in idareci olarak bulunduğu Cağbub'u İdris es-Senusî'den aldığı emir üzerine direnmeksizin 29 Şaban 1348'da İtalyanlar'a teslim etmesi Ömer el-Muhtar'ı büyük bir destekten mahrum bıraktı. Ömer el-Muhtar kumandasındaki kuvvetler İtalyanlar'a karşı vur kaç taktiği uygulamaya başladılar.
Ömer Muhtar'ı duruşma esnasında gösteren bir fotoğraf (sağda) ve İtalyan Faşistleri tarafından idam edilişini gösteren bir resim (ortada) ve Ömer Muhtar'ın Türbesini ve bahçesinin genel görünüşü (solda).
İtalyan işgal ordusu ile direnişçiler arasında çarpışmalar hızlandı. Bunlardan ilki Rahibe'de meydana geldi ve burada çok sayıda İtalyan askeri esir alındı. İkincisi Akıretü'l-Matmura'da oldu. Ömer el Muhtar önemli adamlarından bir kısmını bu çarpışmada kaybederken İtalyanlar'a da büyük kayıplar verdirdi. 18 Şevval 1345'de Derne'de Ömer el-Muhtar'ın İtalyan ordusunun yedinci taburuna büyük zayiat verdirmesinin ardından İtalyan işgalindeki bölgelerde mevcut Senusî zaviyeleri ve camiler kapatılıp şeyhler tutuklandı. Bingazi işgal edildiği halde buranın çevresindeki Berka bölgesi direnişin merkezine dönüştüğü için İtalya 1347 (m. 1928)'de burayı topyekün işgale karar verdi. Berka bölgesine 1341-1348 yılları arasında Bongiovanni, Mombelli, Teruzi ve Sicilliani vali tayin edilmiş, ancak bunlar Ömer el-Muhtar karşısında başarısız kalmıştı. 1348'de Trablusgarp ile Bingazi birleştirildi ve sömürge genel valiliğine Pietro Badoglio getirildi. Yeni vali yerli ahalinin direnişini her çareye başvurarak kırmaya kararlıydı. Muhammed Rıza es-Senusî ve Şarif el-Garyani, İtalyanlar adına 25 Şevval 1347'de Ömer el Muhtar ile görüştüler ve direnişten vazgeçtiği takdirde Hicaz'a veya Mısır'a gidebileceğini, ayrıca kendisine para verileceğini söylediler. Bu teklifler reddedildiği gibi valinin bu yolda şahsî girişimleri bir sonuç vermedi.
12 Şaban 1348'da sömürge genel vali yardımcılığı ve Sirenayka valiliğine o güne kadar tayin edilenlerin en acımasızı olarak bilinen Rodolfo Graziani getirildi. Ömer el-Muhtar kumandasındaki mücahidlerin Libya'dan ve dış dünyadan yardım almalarını önlemek için buranın Fizan, Kufra ve Mısır ile bağlarının koparılması kararlaştırıldı. Bu amaçla 17 Şaban 1348 tarihinde Cebelülahdar'daki direniş siperleri uçaklarla bombalanırken 26 Şaban günü Fizan'ın merkez şehri Merzuk, 25 Ramazan'da ise buranın batısındaki Gat kasabası işgal edildi. 1346 yılında İtalya'ya sürgüne gönderilen Muhammed Rıza serbest bırakılıp Bingazi'ye dönünce Ömer el-Muhtar'a bir mektup yazarak İtalyanlar'a teslim olmasını istedi. Yine red cevabı alan İtalyanlar bu defa Rıza tarafından Cebelülahdar ahalisine hitaben yazılan bir mektubu uçaklarla yerleşim yerlerine attılar. Bundan da bir sonuç alamayınca bölgenin kırsal kesimlerinde yaşayan bütün halkı kamplarda toplamaya başladılar.
Ömer Muhtar'ın kabri ve kabir taşı (sağda) ve cenazesinin taşınmasını gösteren bir resim (ortada) ve Ömer Muhtar'ın kabrinin yeni hali (solda).
29 Rebiulahir 1349 tarihinde İtalyanlar'la yapılan Kerisse çarpışmasında Ömer el-Muhtar'ın yakın adamlarından Fudayl bin Ömer ile birlikte kırk adamı şehid oldu. Trablusgarp direnişinin önemli bölgelerinden olan Kufra'nın merkezi Tac köyü İtalyanlar'ın eline geçti (28 Şaban 1349). Direnişe en büyük destek Mısır'dan geldiği için Graziani, Akdeniz sahilindeki Sellum yakınında deniz kıyısından güneydeki Cağbub'a kadar uzanan yaklaşık 270 kilometrelik bir mesafeyi 2 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğinde dikenli tellerle kapattırdı. Böylece mücahidlerin yardım temin ettikleri tek yön de kesilmiş oldu. Bölgedeki yerli ahali önce Aynülgazale kampına kapatıldı, dört ay sonra da 1353 yılına kadar kalacakları Akıle, Makrun, Suluk ve Berika kamplarına doldurularak mücahitlerin yerlilerle irtibatı kesildi. Verimli arazilerin tamamı İtalya'dan buraya göç ettirilen ailelere verildi. Kamplarda bulunanların yarısı açlık ve hastalık yüzünden ölürken bazıları da mücahidlere bağlılıklarını devam ettirdikleri bahanesiyle idam edildi. Sadece Berika kampında miladi 1930-1932 yılları arasında 30.000 kişi öldü. Ömer el-Muhtar, yaşının ilerlediği gerekçesiyle Mısır'a gidip yerleşmesi yolundaki tavsiyelere karşılık mücadeleyi sürdürmeye kararlı olduğunu bildiriyordu.
Ömer Muhtar'ın esaret yıllarına ait bir resmi (sağda) ve Ömer Muhtar'ın mektuplarından biri (ortada) ve Ömer Muhtar'ın eşyalarından gözlükleri (solda).
Bu azminden ötürü kendisine “çöl aslanı” ünvanı verilmişti. Ancak 27 Rebiulahir 1350 tarihinde adamlarıyla birlikte sahabeden Seyyid Rafi'in kabrini ziyarete gittiklerinde İtalyan çemberi içinde kaldılar. Ömer el Muhtar burada İtalyanlar'a esir düştü, yapılan mahkemede “İtalyan tebaası bir isyankar” olarak yargılandı ve idama mahkum edildi (2 Cemaziyelevvel 1350). Ertesi gün de Suluk kampında tutulan 20.000 civarındaki halkın önünde asılarak idam edildi. Afrika'daki Avrupa sömürgeciliğinin karşısında en önemli direniş hareketlerinden birini ortaya koyan Ömer el-Muhtar, Berka halkının Senusîyye içinde kendi rızalarını kazananlara verdiği “seyyid” unvanı ile ve “şeyhü'şşüheda” olarak anıldı. Hayatı ve faaliyetleri pek çok araştırmaya konu oldu.