Fıkıh ve kelam âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Muhammed bin Muhammed bin Abdülkerim Pezdevî'dir. Künyesi, Ebü'l-Yüsr'dür. 421 (m. 1030)'da doğdu. Büyük bir âlim olan dedesi Abdülkerim, İmam-ı Muhammed Matüridî'nin talebesidir. Ebü'l-Yüsr bin Muhammed Pezdevî; babasından, Ebu Ya'kub Yusuf bin Muhammed, İmam Ebü'l-Hattab ve pek çok Hanefî fıkıh âliminden ilim öğrendi. Bunların arasında Ebu Ya'kub Yusuf bin Muhammed Nişaburî, Şeyh Ebü'l-Hattab bilinenleridir.
Ebü'l-Yüsr Pezdevi hazretlerinin Marifetü'l-huceci'ş-şeriyye adlı eserinin kapak sayfası (sağda) ve yazma nüshasının ilk sayfası (solda).
Fıkıh ilminde üstün derecelere sahip oldu. Kendisine Sadrülislam denildi. Semerkand'da ve Buhara'da kadılık yaptı. Felsefecilere ve bidat fırkalarına karşı Ehl-i Sünnet itikadını en güzel savunup, onları susturan âlimlerden biri oldu. Bu konuda Usulü'd-din isimli kitabını yazdı. Hayatının büyük bir bölümü Buhara'da geçti. Orada pek çok talebe yetiştirdi. Çok kitap yazdı. 493 (m. 1099) senesi Recep ayında Buhara'da vefat etti. Büyük âlim Necmeddin Muhammed en-Nesefî, Abdülkerim bin Muhammed es-Sanaî, Muhammed bin Tahir es-Semerkandî, Abdullah bin Muhammed el-Hulevî Muhammed Pezdevî'nin talebelerindendir. Yazdığı kitapların en kıymetlilerinden biri, İmam-ı Muhammed Şeybanî hazretlerinin Camiu's-sagîr'ine yaptığı ta'liktir. El-Vakı'at Zelletü'l-Kari ve El-Mebsut ismindeki eserleri meşhurdur. Talebesi Ömer Nesefî; “Hocam Ebü'l-Yüsr, Maveraünnehr ülkesinde herkesin üstadı, imamların imamıydı. Ona her taraftan insanlar gelirdi. Doğu ve batı illeri onun kitaplarıyla doluydu.” buyurdu.
Ebü'l-Yüsr Pezdevî fıkıh, tefsir, hadis ve kelam ilimlerinde otorite idi. Maveraünnehir'de yetişmesi sebebiyle İmam-ı Matüridî mezhebinde idi. Fakat İmam-ı Eş'arî'nin eserlerine de vakıftı. Nitekim; “İmam-ı Eş'arî'nin eserlerinin büyük bir bölümünü inceledim.” demiştir. Ebü'l-Yüsr bin Muhammed Pezdevî Usulü'd-din kitabının önsözünde buyuruyor ki: “Kelam ilminde İshak el-Kindî, İsfirazî ve bunların yolunda gidenlerin yazdığı kitaplardan, yazarlarının, hak olan Ehl-i Sünnet itikadından uzaklaşmış, sapıtmış olduklarını gördüm. Bu kitapları okumak uygun değildir. Çok tehlikelidir. Hele onları kabul etmek, insanı Ehl-i Sünnet itikadından uzaklaştırır. İslam ismini taşısa bile, içi küfürle doludur. Bu sebeptendir ki, Ehl-i Sünnet âlimlerinin hiçbirisi onların kitaplarından hiç nakil yapmamışlardır. İshak el-Kindî gibi Abdülcebbar, Ebu Ali el-Cübbaî, el-Ka'bî ve İbrahim Nazzam da Mutezile bozuk fırkasına bulaşmış, mensubu olmuşlardır. Bunların hiçbirisinin kitabını; şüphe meydana gelmemesi, Ehl-i Sünnet itikadının bozulmaması ve bidatlere sebep olmaması için, asla okumamalıdır. Muhammed bin Heysan dahi bidat ehlinin kötülerindendir. Bunların hiçbirisinin kitabından bir şey öğrenip amel etmek helal değildir. Ehl-i Sünnet itikadından ayrılan bu bidat fırkalarının kitapları yayılmaya, insanlar arasında tefrika sokmaya, hak yoldan saptırmaya başlamış olduğunu görünce içim sızladı. Hem bunlara cevap verip susturmak, hem de Ehl-i Sünnet itikadının unutulmaması için bu kitabı yazdım. Bu kitapta Ehl-i Sünnet itikadını anlattım. Bunları okuyan Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat yolunda olur. Bu yol ki, Sevgili Peygamberimizin, O'nun temiz eshabının ve onların izinden giden salih Müminlerin yoludur.”
Ebü'l-Yüsr bin Muhammed Pezdevî, yazmış olduğu Usulü'd-din kitabında buyuruyor ki: “Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat itikadına göre, büyük günah işleyenler tövbe edemeden ölseler dahi, Cehennem'de ebedî kalmayacaklardır. Allahü teala dilerse, bir kimsenin şefaatiyle onları affedip Cennet'e koyar. Mu'tezile ve Kaderiyye fırkalarına göre, büyük günah işleyener tövbe etmeden ölürlerse, kâfirler gibi ebedî olarak Cehennem'de kalırlar.” “Ehl-i Sünnete göre, gayrimüslimlere ve bazı Müminlere kabir azabı vardır, haktır. Ebü'l-Yüsr bin Muhammed Pezdevî hazretlerinin; Felsefecileri ve bidat fırkalarını susturarak, Ehl-i Sünnet itikadını anlattığı Usulü'd-din adlı eserinin kapak sayfası. Kabre girenleri, Münker ve Nekir sorguya çekeceklerdir. Mu'tezile ve Rafızîlerin çoğu, kabir azabına, Münker ve Nekir'in sual soracaklarına inanmadılar.” “Ehl-i Sünnete göre mizan terazisi vardır. Bununla ameller tartılacaktır. Herkes hesaplaşacaktır. Mu'tezile'ye göre, mizan yoktur, amellerin tartılması imkansızdır, hesap yoktur.” “Ehl-i Sünnet'e göre, sırat köprüsü vardır ve Cehennem üzerinde kurulmuştur. Rafızîler, Mu'tezile ve bazı bidat fırkaları sırata inanmadılar.” “Ehl-i Sünnet'e göre, evliyanın kerameti haktır. Bütün bozuk fırkalar, evliyanın kerametine inanmadılar, batıldır dediler.”