SABUNÎ, Ebu Osman

İsmail bin Abdurrahman bin Ahmed bin İsmail bin İbrahim bin Amr en-Nişaburî Horasan'da yetişen meşhur hadis, tefsir ve Şafiî mezhebi fıkıh âlimi.
A- A+

Horasan'da yetişen meşhur hadis, tefsir ve Şafiî mezhebi fıkıh âlimi. Künyesi, Ebu Osman olup; adı, İsmail bin Abdurrahman bin Ahmed bin İsmail bin İbrahim bin Amr en-Nişaburî'dir. Horasan'da Şeyhülislam olarak meşhur olmuştur. 373 (m. 983) yılında Nişabur'da doğdu. Birçok âlimin kendisinden hadis-i şerif rivayet ettiği İsmail bin Abdurrahman, zamanın en büyük âlimlerindendi. Hayatını, İslamiyeti öğretmek, bidatleri ortadan kaldırmaya çalışmakla geçirdi. Hafızası çok kuvvetli idi. Zühtü, ilmi ve çok ibadet etmesiyle meşhur oldu. 449 (m. 1057) senesi Muharrem'in dördüncü Cuma günü Nişabur'da vefat etti. Cenaze namazını, Meydan-ı Hüseyin denilen yerde oğlu Ebu Bekr kıldırdı. Cenaze namazı çok kalabalık cemaat tarafından kılındı. Babasının mezarının yanına defnedildi.

Sabunî hazretleri, din ve dünya işlerinde izzet ve şerefin en yüksek noktasına ulaşmıştı. Bulunduğu yeri neşe ve huzur kaplardı. Öyle güzel ahlâkı vardı ki, herkes kıymetli sözlerini kabul eder, kimse muhalefet etmezdi. Horasan'ın ilk hadis âlimlerinden olup son derece güzel (fasih) konuşurdu. Tefsir ilminde de mütehassıstı. Onun için Zehebî; “Ebu Osman es-Sabunî zamanında Horasan'ın şeyhülislamı idi.” dedi. Abdülgafir el-Farisî; “O, zamanın bir tanesiydi. Senelerce Müslümanlara vaaz ve nasihatta bulundu ve namaz kıldırdı. Çok hadis-i şerif bildirdi. Çok kitap tasnif etti. Birçok âlim kendisinden hadis-i şerif dinledi. Dinde olmayan ve sonradan ortaya çıkan bidat olan şeyleri ortadan kaldırdı.” buyurdu. Hafız Ebu Bekr el-Beyhekî; “Ebu Osman es-Sabunî şeyhülislam olup, Müslümanlara hakkıyla dinlerini ve dünyalarını öğretirdi.” dedi.

İmamü'l-Haremeyn; “Mekke-i Mükerreme'de idim. Bazı mühim ilmî meselelerde müşkülüm ve tereddüdüm vardı. Rüyamda Resulullah Efendimizi gördüm. Bana; “Sen Ebu Osman es-Sabunî'nin itikadı ve bildirdiği üzere ol.” buyurdular.” diye anlattı. Sükkerî; “Ben Ebu İshak-ı İsferainî'nin kitabını okudum. Orada Ebu Osman es-Sabunî hazretleri için; “O, İslam'ın kılıcıdır, dalaleti yok edendir.” yazıyordu.” dedi. Ebu Bekr bin Fûrek bir gün Sabunî hazretlerinin ilim meclisinden çıktı ve şöyle buyurdu: “Ben, bu gencin zeka ve konuşmasına hayranım. Zira Arabî ve Farisîyi çok güzel konuşuyor ve herkesi hayrete düşürüyor. Dersini dinlemeye herkes geliyor.”

Sükkerî, kitabında şöyle anlatır: “Ebu Osman es-Sabunî hazretleri, bir gün hocası İmam-ı Sehl Su'lukî hazretlerinin dersinde bir mesele üzerinde konuştu. Hayâsından dolayı, hocasının yüzüne bakamadı. Hocası; “Ey İsmail! Başını kaldır da öyle konuş.” buyurduğunda; “Efendim, sizin yüzünüze bakarak konuşmaktan hayâ ederim.” dedi. Bunun üzerine İmam-ı Sehl hazretleri de; “Bu gencin aklına, zekasına ve hayâsına bakın ne güzel.” buyurdu.” Sabunî hazretleri, vefat edeceği vakit çocuklarını yanına çağırdı. Onlara vasiyetini bildirdi ve onları sesli ağlamaktan, bağırıp çağırmaktan ve üst başlarını yırtmaktan men etti. Sonra Ebu Abdullah Hassatî'yi yanına çağırdı ve Yasin sure-i şerifesini okumasını istedi. O da okudu. Ebu Osman es-Sabunî hazretlerinin bir ara rengi değişti ve şu hadis-i şerifi okudu: Resulullah buyurdular ki: “Kimin son sözü Lâ ilâhe illallah olursa, o kimse Cennet'e girer.” Bu hadis-i şerifi söyler söylemez vefat etti.

Ebu Sa'id şöyle anlatır: “Ebu Osman es-Sabunî hazretlerinin, vefat etmezden önceki son ilim meclisinde bulunuyordum. Meclis çok kalabalıktı. Kendisi için yüksek sesle; “Senin ömrün yetmiş yedi senedir.” dedi. Çok geçmeden vefat etti. Vefat ettiği zaman yetmiş yedi yaşındaydı.” Fıkıh âlimi Ebü'l-Mehasin bin Ebü'l-Hasan Kettan bir rüyasını şöyle anlatır: “Rüyamda çok güzel bir köşk gördüm. Ebu Osman es-Sabunî hazretleri oradaydı. Yüzünü kıbleye dönmüş, insanlara vaaz-ü nasihat ediyordu. Uyku ile uyanıklık arasında bir ses duydum: “Ben Rabbime kavuştum. Rabbim bana rahmet etti. Beni sevenlere de rahmet etti.” buyurdu.” Ebu Hasan bin Zafer-i Hüseyin hazretleri, bir rüyasını şöyle anlatır: “Rüyamda Seyyid Nakib Zeyd bin Ebi'l-Hasan'ı gördüm. Yanında pırlanta mücevher dolu bir tabak vardı. “Bunları nereden aldınız?” dedim. Cevap olarak; “Ebu Osman es-Sabunî hazretlerinin ruhunun üzerine serptiler, onlardan kalanı topladım.” buyurdu.”

Şöyle anlatılır: Bir Yahudi, bir akşam bir rüya gördü. Rüyasını şöyle anlattı: “Ben Ebu Osman hazretlerini, vefatından sonra rüyamda yeşil elbiseler içinde gördüm. Bir koltuğa oturmuş, etrafında meleklerden büyük bir topluluk vardı. Onlar da güzel elbiseler içindeydiler. Ebu Osman es-Sabunî'ye; “Rabbin sana ne muamele yaptı?” diye sordum. O, cevap olarak; “Allahü teala beni affetti. Cenaze namazımı kılanları da affetti.” diye buyurdular. “Ben ne yapsam da sizler gibi olsam?” diye sorunca; “Eşhedü enlâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah söyle.” buyurdu. Ben de rüyamda böyle okudum.” Sabahleyin o Yahudi, doğruca Ebu Osman hazretlerinin kabrine gitti. Orada bir topluluk vardı. Onlara rüyasını anlattı ve Müslüman oldu. “Ben, Allah rızası için Müslüman oldum. Mal mülk için değil.” dedi ve oradan ayrıldı.

Ebu Osman es-Sabunî hazretleri, ilimde üstün derecelere kavuştu ve hocasını geçti. Birçok âlim kitaplarında kendisinden bahsettiler. Zamanındaki ve daha sonraki şairler, kendisini meth-ü sena eden şiirler söylediler. Vefatı sebebiyle İmam Ebü'l-Hasan ed-Davudî, Ebu Osman için bir mersiye söyledi.

Göçtü ilim deryası İsmail bu âlemden.

Çoktur onun için keder ve hüzün.

Bulmak dengini mümkün mü onun?

Her şey feryat etti hüzünle için için.

Sorar her şey İsmail'i yeryüzünde,

Nerede edep timsalimiz, nerede?

Vefatıyla yer, gök döktü göz yaşı,

Garip oldu onsuz ilim sanki.

Aldatmasın, kardeş dünya seni,

Gördüklerin geçici hepsi,

Ne kadar çok olsa malın,

Gelicidir ölüm daim.

Eserleri: Ebu Osman es-Sabunî hazretleri birçok eser yazmıştır. Bunların en önemlileri, Akidetü's-Selef ve El-Fusul fi'l-usul'dür.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası