Medineli Müslümanlardan (Ensar'dan). Ebu Ya'la ve Ebu Abdurrahman künyeleri vardır. 58 (m. 677)'de, yetmiş beş yaşında Kudüs'te vefat etti. Hazreç kabilesinin Neccar kulundandır. Muhammed ve Ya'la adında iki oğlu vardır. Ana ve babası Müslüman idi. Onun için Müslüman bir aile ocağında yetişti. Yaşı küçük olduğu için, Resulullah Efendimizin gazalarına katılamadığı söylenir. Peygamberimizin vefatından sonra Şam'da, Filistin'de, Beytü'l-Mukaddes'te ve Humus'ta vali olarak bulundu.
Şeddad bin Evs Eshab'ın faziletlilerindendir. Geniş bir bilgiye sahipti. Devrinde, her ilimde kendisine müracaat edilirdi. Yumuşak huylu, açık sözlü, hiddet zamanında gadabına hakimdi, sahipti. İbadet ve Allahü tealanın beğendiği işlerde çok gayretliydi. Kalbi Allahü tealanın korkusu ile doluydu. Yattığı zaman tefekküre dalardı. Allahü tealanın rahmeti ile birlikte, azabını da hatırlar; “Ya Rabbî! Cehennem ateşini düşündükçe uykum kaçıyor.” derdi. Allahü tealanın emir ve yasaklarına uymakta çok titiz olup, bunları güler yüz, tatlı dille insanlara anlatırdı. Şeddad hazretlerinin hususiyetlerinden biri de, ağzından, lüzumsuz ve olur olmaz sözlerin çıkmamasıdır. O, riya ve gösterişten çok sakınırdı.
Ebu Eş'as es-Sağanî şöyle rivayet eder: “Şam Cami-i şerifine gitmiştim. Orada Şeddad bin Evs hazretleri ile karşılaştım. Bir yere gidecekti. Nereye gideceğini, sordum. Hasta bir arkadaşını ziyaret edeceğini söyledi. Ben de kendileriyle gelebileceğimi söyledim ve beraber gittik. Oraya varınca, hastaya, durumunun nasıl olduğunu sordular. Hasta; “Nimeti içerisinde olduğunu.” söyledi. Bunun üzerine, Şeddad hazretleri şöyle buyurdu: “Günahlarının affedildiğini sana müjdelerim. Çünkü, Peygamber Efendimiz; “Allahü teala buyurur ki: “Mümin olan kullarımdan birini imtihan ettiğim zaman, o bu imtihanı hamd ile karşılarsa, yatağından anasından doğduğu günkü gibi, günahlarından temizlenmiş olarak kalkar.” buyurdu.
Şeddad bin Evs Sahabenin ileri gelen âlimlerinden idi. Gayet fasih ve hikmetli konuşurdu. Ebüdderda buyurmuştur ki: “Her ümmetin bir fakihi vardır. Bu ümmetin fakihi de Şeddad bin Evs'dir.” Şeddad, Peygamber Efendimiz ve Eshab'ın büyüklerinden hadis-i şerif rivayet etmiştir. Oğulları Ya'la ve Muhammed ile Mahmud bin Rebî', Mahmud bin Lebid, Abdurrahman bin Ganem, Beşir bin Ka'b ve başkaları da ondan hadis-i şerif bildirmişlerdir. Kitaplarda 50'den fazla hadis rivayeti yer alır.
Şeddad bin Evs hazretlerinin bildirdiği hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
“Akıllı kimse, kendini hesaba çekip, ölümden sonrası için çalışan kimsedir. Aciz olan da, nefsine, arzu ve isteklerine tabi olur ve Allahü tealadan olmayacak şeyler bekler.”
“Allah'ım! Sen, benim Rabbimsin. Ben de senin kulunum. Beni sen yarattın. Ben sana gücümün yettiği kadar verdiğim söz üzerindeyim. Yaptığım kötülüklerden sana sığınırım. Bana ihsan ettiğin nimetini sana itiraf ediyorum. Günahımı da sana itiraf ediyorum. Günahımı bağışla. Çünkü günahları ancak sen bağışlarsın. Yaptığım şeyin kötülüğünden sana sığınırım.”
“Allah'ım! Gözüme, kulağıma ve bedenime, sıhhat ve afiyet ihsan eyle. Senden başka ilah yoktur. Allah'ım! Kaza ve kaderine rızayı, öldükten sonra ebedi se'adet ve mutluluğu, cemalini müşahede lezzetini, sana kavuşma arzusunu, zararlardan ve saptırıcı fitnelerden muhafaza buyurmanı, senden ister, zulmetmek ve zalim olmaktan, başkasına tecavüz etmek veya tecavüze uğramaktan veya affedilmeyecek bir günah işlemekten sana sığınırım.”
“Allahü teala her şeyi iyi yapmayı emretti. Hayvan kestiğiniz zaman iyi kesiniz. Sizden biriniz hayvan keseceği vakit, bıçağını bilesin, hayvana eziyet vermesin.”
“Tövbe, günahı temizler. İyilikler, kötülükleri yok eder. Kul, rahatlık zamanında Rabbinizi zikrederse, Allahü teala, onu beladan kurtarır.”
“Ey insanlar! Dünya, hazır bir metadır. Ondan, iyiler de kötüler de yer. Ahiret, hak bir vaattir. Ahirette, her şeye kadir olan Allahü teala hükmeder. Orada hak ne ise o olur. Batıl hükümsüz kalır. Ey İnsanlar! Sizler ahiret adamlarından, ahireti düşünüp, ona hazırlananlardan olunuz. Dünya adamlarından, ahireti unutup dünyaya dalmışlardan olmayınız.”
“Siz, Allahü tealadan, korkarak, amel yapınız. Biliniz ki, amellerinize göre arz olunursunuz. Allahü tealaya mutlaka kavuşacaksınız. Kim, zerre miktarı hayır (iyilik) işlerse, onun karşılığını görür. Kim de zerre kadar (kötülük) yaparsa onun karşılığını da görür.”
Yine, Ubade bin Nesi naklediyor: “Şeddad bin Evs ağlarken görüldü. Ona niçin ağlıyorsun? diye soruldu. “Resulullah'tan duyduğum bir hadis-i şerifi hatırladım da, onun için ağlıyorum. Resulullah Efendimiz bu hadis-i şerifinde, “Ümmetim için, şirk ve gizli şehvetten korkuyorum.” buyurdu. O zaman ben, “Ya Resulallah! Ümmetin senden sonra şirke düşecek mi?” diye sordum. Resulullah; “Evet, gerçi onlar, Güneş'e, Ay'a ve puta tapmayacaklar. Fakat işlerinde riyakarlık yapacaklar. (Allah için değil de O'ndan başkalarının rızası için yapacaklar.) Gizli şehvet ise şudur: Onlardan biri, oruç tutar, oruçlu olur, sonra şehvete sebep olan bir şeyi görür ve orucunu terk edip bozar.” buyurdular.”
Biz Peygamberimiz ile beraber idik. “Yanımızda yabancı (Ehl-i kitap) birisi var mı?” buyurdu. “Yok, ya Resulallah.” dedik. Kapının kapatılmasını emrettiler. “Ellerinizi kaldırın, La ilahe illallah (Allahü tealadan başka ilah yoktur) deyiniz.” buyurdu. Ellerimizi kaldırdık. Bu hal bir müddet devam etti. Sonra mübarek ellerini indirip, şöyle buyurdu: “Sana hamdolsun, ya Rabbi! Beni bu kelime ile gönderdin. Bana, onu emrettin. Bana, onunla Cennet'i vaat ettin. Vaadinde duran yalnız sensin.”
Bundan sonra; “Sizi müjdelerim. Allahü teala sizi mağfiret buyurdu (bağışladı).” buyurdular. Şeddad; Resulullah'tan duydum. “Kim riya ile namaz kılar, oruç tutar, sadaka verirse, o Allahü tealaya ortak koşmuş olur.” dedi.