SELEME BİN HİŞAM

Seleme bin Hişam bin Mugire bin Abdullah bin Ömer bin Mahzum el-Kureyşî el-Mahzumî Muhacirlerden olan Sahabi
A- A+

Muhacirlerden olan Sahabi. Meşhur İslam düşmanı Ebu Cehl'in kardeşi. İsmi Seleme bin Hişam bin Mugire bin Abdullah bin Ömer bin Mahzum el-Kureyşî el-Mahzumî'dir. Annesi Dibaa binti Amir'dir. Künyesi Ebu Haşim'dir. Hâlid bin Velid'in amcasıdır. Kardeşi Haris ile birlikte ilk Müslümanlardan oldu. Hişam'ın beş oğlu arasında Haris ile Seleme Müslüman olmuş, Ebu Cehl, As ve Hâlid nasipsiz güruhunun elebaşısı oldular.

Büyük kardeşi Seleme'nin iman ettiğini duyunca, Ebu Cehl'in hısımlığı hasımlığa çevrilmiş, kendi ailesinden bir ferdin, Peygamber Efendimizin safına geçmesini hiç hazmedememişti. Onu vazgeçirmek için her türlü yola başvurdu. Fakat bütün çabaları boşa çıktı. İmanın ulvi hazzını tadan kimsenin, tekrardan dönüp küfrün zehirini ağzına alması mümkün müydü? Hazreti Seleme, zâlim kardeşinin hareketlerine daha fazla tahammül edemedi. Habeşistan'a hicret etti. Böylece her ne kadar yer ve yurtlarından ayrı düşmüşler ise de can ve dinleri emniyette idi.

Bu Müslümanlar hicret edeli üç ay olmuştu. Receb, Şa'ban ve Ramazan aylarını orada geçirmişlerdi. Kulaklarına şöyle bir haber geldi: “Mekkeliler iman etti, Velid bin Mugire Müslüman oldu.” Bunun üzerine kendi aralarında, “Bunlar Müslüman olduktan sonra Mekke'de Müslüman olmayacak kim kaldı? Bize kendi kavim ve kabilemiz arasında yaşamak daha iyidir.” diyerek bir kısmı geri dönmeye karar verdi. Fakat Mekke'ye yaklaşıp da duydukları haberin asılsız olduğunu öğrenince hayal kırıklığına uğradılar. Mekke'ye, gelişigüzel girmek mümkün değildi. Mekke'ye girmek demek, müşriklerin reva görecekleri eza ve cefaları peşinen kabul etmek demekti. Böyle bir tehlikeyi savuşturmak için ekserisi Mekke'de bulunan akraba ve yakınlarının himayesine girmeyi düşündüler. Böyle olunca bir çeşit mülteci gibi kabul edileceklerdi. Nitekim bir kısmı öyle yaptı. Bazıları da himayeye girmediler ve Mekke'ye gizliden girerek uzun müddet geldiklerini sezdirmediler. Fakat bunların bir kısmı, bir süre gizlendilerse de müşrikler tarafından yakalandılar. İşte, Seleme bin Hişam, Velid bin Velid, Hişam bin As, Abdullah bin Süheyl ve daha birkaç Sahabi bu tutulup hapsedilen Müslümanlardandı.

Uzun müddet en yakınları tarafından işkenceye tabi tutulan ve zulmün her türlüsüne maruz kalan Hazreti Seleme, Iyaş ve Hişam Medine'ye hicret emri çıkınca bile esaret zincirinden kurtulamadı. Hatta bu yüzden Bedr, Uhud ve Hendek savaşlarına da katılamadı. Öz kardeşi Ebu Cehl, Hazreti Seleme bin Hişam'ı işkenceden işkenceye sokuyordu. Yoruluncaya kadar dövüyor, türlü hakaretler ediyor, aç susuz bırakarak günlerce acı ve ızdırap içine atıyordu. Bütün bu zulümleri yapmasındaki maksadı; “Belki tahammülsüz kalır da, dininden vazgeçer.” düşüncesinden ortaya çıkıyordu. Halbuki Hazreti Seleme'de kainata meydan okuyacak kadar kuvvetli bir iman; bitip tükenmez bir Resulullah sevgisi vardı. Uzun yıllar imanında en ufak bir tereddüde kapılmadan, usanıp bıkmadan, sabır ve azim içinde, reva görülen işkencelere aldırmadı.

Bu iman fedailerinin acıklı halini bilen, onların çektiği sıkıntıyı kendi ruhunda da hisseden Resul-i Ekrem Efendimiz, bir ay müddetle her sabah namazında şu duayı tekrar ederdi: “Allah'ım, Velid bin Velid'i kurtar! Allahım, Seleme bin Hişam'ı kurtar! Allahım, Iyaş bin Rebîa'yı kurtar! Allahım, Müminlerin zayıf olanlarını kurtar!”

Mekke müşriklerinin elinde bulunan bu üç Sahabi birbirlerinin amca çocuklarıydı. Mugire üçünün dedesiydi. Velid bin Velid, Müslüman olup Mekke'ye gidince hapsedilmiş, Iyaş bin Rebîa hicret esnasında Ebu Cehl tarafından kandırılarak götürülüp işkenceye tabi tutulmuştu. Bu üç Sahabi de bir aradaydı. Üçünü birbirlerine bağlamışlardı. Hazreti Velid bir fırsatını bularak kaçıp Medine'ye geldi. Peygamber Efendimiz, Velid'e diğer kardeşleri Seleme ile Iyaş'ın durumunu sordu. Hazreti Velid, onların ayaklarının birbirine bağlı bulunduğunu, şiddetli azap ve işkence içinde kıvrandıklarını haber verdi.

Peygamberimiz, bu mağdur Müslümanları müşriklerin ellerinden kurtarmak istiyordu. Bunun için bir defasında sordu: “Bunları kim kurtarıp Medine'ye getirir?” Hemen ayağa kalkan Hazreti Velid dedi ki: “Onları ben kurtarıp size getiririm, ya Resulallah!” Mekke'ye giden Hazreti Velid gizlice şehre girdi. Mahpuslara yemek götüren bir kadından Hazreti Seleme ile Hazreti Iyaş'ın bulundukları yeri öğrendi. Geceleyin oraya varan Velid, bağlandıkları ipi kesti, onları devesine bindirerek Mekke'den çıkardı. Mazlumların kaçtıklarını öğrenen müşrikler peşlerine düştülerse de, onları ele geçiremediler. Hazreti Velid kurtardığı iki arkadaşıyla birlikte Medine'ye geldiğinde yürümekten ayak parmakları parçalanmış, kanlar içinde kalmıştı. İki mümtaz Sahabinin kurtulduğunu öğrenen Peygamberimiz çok sevinmişti.

Hazreti Seleme artık rahattı. Peygamberimizin vefatına kadar Medine'de kaldı. Hazreti Ebu Bekr'in hilafetinde Suriye seferine katılan mücahitler arasında yer aldı. Hazreti Ömer'in halifeliği sırasında vuku bulan Şam yakınlarında Mercu's-Sufr Savaşı'nda, 14. (m. 635) senesi Muharrem ayında şehit düştü. Ecnadin'de şehit olduğu rivayeti de vardır.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası