Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Abdülaziz bin Ahmed bin Nasr el-Hulvanî el-Buharî'dir. Künyesi, Ebu Muhammed, lakabı, Şemseddin ve Şemsü'l-eimme'dir. Daha çok Hulvanî (veya Halvanî) diye anılır. Halvanî, tatlıcı demektir. 452 (m. 1060) senesinde Buhara'da vefat etti. Vefatı hususunda başka tarihler ve yerler de rivayet edilmiştir.
Şemsü'l-eimme Hulvanî, fıkıh ilmini Ebu Ali en-Nesefî'den, hadis ilmini Muhammed bin Salih'ten öğrendi. Ayrıca başka âlimlerle de görüşüp, sohbet etti. Kendisinden de; babası Muhammed Ali, Şemsü'l-eimme Serahsî, Ebü'l Fadl-ı Zernicerî ve başka zatlar ilim öğrendiler. Buhara'da, o zamanda bulunan âlimlerin imamı, en yükseği idi. Ömrünün sonuna doğru Keş (Şehr-i Sebz) şehrine gittiği ve orada vefat edip sonra Buhara'ya nakledildiği de rivayet edilmektedir. Şemsü'l-eimme Hulvanî, fıkıhtan başka hadis ve diğer ilimlerde de derin âlimdi.
Yedi tabaka olan fıkıh âlimlerini, Kemal Paşazade, "Vakfunniyyat" kitabında anlatırken; “Üçüncü tabakada olan âlimler, meselelerde müçtehit olanlardır. Bunlar, mezhep reisinin bildirmediği meseleler için, mezhebin usul ve kaidelerine göre ahkam çıkarırlarsa da, mezhep imamına uygun çıkarmaları şarttır. Tahavî (238-321 Mısır'da), Hassaf Ahmed bin Ömer (vf. 261 Bağdat'ta), Abdullah bin Hüseyin Kerhî (vf. 340), Şemsü'l-eimme Hulvanî (vf. 456 Buhara'da) Şemsü'l-eimme Serahsî (vf. 483), Fahrülislam Ali bin Muhammed Rezdevî (400-482 Semerkand'da), Kadıhan Hasan bin Mansur Ferganî (vf. 592) ve benzerleri gibi...” buyurmaktadır.
Şemsü'l-eimme Hulvanî buyurdu ki: “Misafire uyan mukim kimse, imam ikinci rekatte selam verince, kalkıp iki rekat daha kılarken, yalnız başına kıldığı bu üçüncü ve dördüncü rekatlerde Fatiha okumalıdır.” “Hayvan üzerinde kıbleye karşı durup, namazda iken, hayvan kıbleden dönerse, farz namaz kabul olmaz. Bir rükün miktarı kadar kıbleden ayrılmamalıdır.” “Elinde emanet bulunan kimse, emanet sahibi ölürse, emaneti vârislerine verir. Vârisleri yoksa, Beytülmala verir. Beytülmala verince zayi olacak ise, kendi kullanır veya Beytülmaldan nasibi olanlara verir.” “Ezana dil ile değil, ayak ile icabet etmelidir. Dil ile icabet edip mescide gitmeyen, namaza icabet etmiş olmaz.” “Ramazan ayının başlaması, hilalin görülmesi ile olur. Hilalin doğması ile başlamaz. Hesap hilalin doğduğu geceyi bildirdiği için, Ramazan-ı şerif ayının başlaması hesap ile anlaşılmaz. İki adil şahidin şehadet etmesi ile veya kadılık yapanın hüküm vermesi ile bir yerde Ramazan başlayınca, dünyanın her yerinde oruca başlamak lazım olur. Hac, kurban ve namaz vakitleri böyle değildir. Bunlar, vakitlerinin bir yerde malum olması ile başka yerlerde de öyle olmaları lazım gelmez.”
Eserleri: 1- "El-Mebsut": Fıkha dairdir. Süleymaniye Kütüphanesi, Ayasofya kısmı, 1381 numarada bir nüshası vardır. 2- "Meclis min mecalisi Şemsi'l-eimme el-Hulvanî fî sıfat-i eşrati's-saa ve makamati'l-kıyame": Eser, Şemsü'l-eimme Serahsî hazretlerinin hocasından dinlediklerini kaleme alması ile meydana gelmiştir. Bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi, Esat Efendi kısmı, No: 1446'da vardır. Kahire'de eksik olarak 1993'te yayınlanmıştır. 3- "El-Vakıat", 4- "El-Fevaid", 5- "Şerhu Edebi'l-kadı li-Ebî Yusuf", 6- "Şerhu'l-Câmi'i'l-kebir", 7- "Şerhu'l-Hiyelli'l-Hassaf", 8- "Kitabü'l-kesb", 9- "Kitabü'n-nafakat", 10- "Şerhu's-Siyeri'l-kebir", 11- "El-Basit fî ilmi'ş-şurut", 12- "et-Tebsıra".