Erzurum müftüsü ve müderris. 1302 (M. 1885)'de zengin ve kültürlü bir ailenin çocuğu olarak Erzurum'da doğdu. Babası ulemadan Erzurum müftüsü Muhammed Hamid Efendi'dir. Tahsilini önce Salih Efendi'den sonra dedesi Ahmed Tevfik Efendi ile babası Hamid Efendi'den yaptı. Babasından icazet aldı. 1910 yılında Erzurum Müftü müsevvidliğine tayin edildi. 1913 yılında babası Hamid Efendi vefat edince, yerine Erzurum Müftülüğüne getirildi. Sadık Efendi, müftülük vazifesinin yanında babasının vefatıyla boşalan İbrahim Paşa Medresesi müderrisliğini de üzerine aldı. Yine bu sıralarda Erzurum'daki Mekteb-i İdadi ve Mekteb-i Rüşdiye'de din dersleri verdi. 16 Şubat 1916 yılında Ruslar Erzurum'u işgal edince, Müftü Sadık Efendi de Erzurum'an göç etti. Bir müddet Kayseri'de kaldı, sonra da Konya'ya geçti. Orada kaldığı sırada Konya Müftülüğü teklif edildi. Tayin işlemlerine başlanacağı esnade gördüğü bir rüya üzerine bu tayinden vazgeçti.
Müftü Sadık Efendi ailesi ile sürdürdüğü bu göç yolculuğunun sonunda İstanbul'a kadar uzandı. Daru'l-Hilafe'de dersler verdi. İlmî çevreler ile temasta bulundu. Bir yıl on dört gün süren hicret yolculuğundan ve çok sıkıntılı geçen günlerden sonra, Rusların Doğu Anadolu'dan çekilmeleri üzerine 1917 yılının son günlerinde Erzurum'a döndü. Şehir yakılıp yıkılmış, âdeta bir harabeye dönmüş, savaştan önce 70 bin nüfusa sahip olan Erzurum, savaş sonrası 8 bin 500 nüfusa düşmüştür. Müftü Sadık Efendi çok zor şartlar altında hayatını sürdürmeye çalışırken, diğer taraftan vahşi Ermeni çeteleriyle amansızca mücadele etmeye başladı.
Sadık Efendi ve bir grup vatanperver Erzurumlu, dinî ve insanî bütün haklarını korumak için harekete geçtiler. 3 Mart 1919'da Erzurum'da Vilayat-ı Şarkiyye ve Müdafa-i Hukuk-u Milliyye Cemiyetini kurdular. O zaman Erzurum'da bulunan 15. Kolordu'nun silahlarını da galip devletler teslim almak için Erzurum'a gelmişlerdir. Kolordunun başında Kazım Karabekir Paşa bulunmaktadır. Kazım Karabekir Paşa, bu heyeti sürekli oyaladı. Müftü Sadık Efendi, Kazım Karabekir ile iş birliği yaparak bu konuda halkın Karabekir Paşa'ya yardımcı olmalarını sağladı. 7 Haziran 1920 tarihinde Kazım Karabekir Paşa, Şark Cephesi Komutanı olarak Erzurum'a gelmiştir. Müftü Sadık Efendi Kazım Karabekir Paşa'nın yine yanında yer aldı. Erzurum'un en büyük binalarından olan tarihi Ulu Camii boşaltarak ordunun emrine verdi.
11 Haziran 1920'de Müdafa-i Hukuk Cemiyeti merkezi tarafından yayınlanan ve halkı, orduyu desteklemeye çağıran tarihi beyannameden binlercesinin en ücra köylere kadar dağıtılmasını sağladı. Aynı tarihte verdiği bir fetva ile, “Düşmanla savaşan ordumuza yardımın farz”, olduğunu halka duyurdu. Ordunun yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını karşılamak üzere komiteler kurup, toplanan malzemelerin cepheye ulaşmasını sağladı.
Müftü Sadık Efendi, bu kesif çalışmaları yanında ilmi çalışmalarını da ihmal etmedi. Erzurum'daki medreselerde ders verirken, modern bir programla hizmete açtıkları **“Erzurum Daru'l-Hilafe”**de dersler verip, idarecilikte bulundu. Cumhuriyet'in ilanından sonra, Rus işgali ve Ermeni mezalimi sonucu harabe haline gelen Erzurum'un cami, mescit ve medreselerinin imarıyla meşgul oldu. Bazı tarihî eserlerin yok olmasını önlemeye çalıştı. Erzurum'da hâlâ (2015) devam ettirilmeye çalışılan “Bin Bir Hatim” geleneği Pir Ali Baba adında salih bir zât tarafından başlatılmış, Birinci Cihan Savaşı ve Milli Mücadele yıllarında kesintiye uğramıştı. Bin Bir Hatim faaliyetleri Müftü Sadık Efendi'nin girişimi ile 1937 yılında yeniden canlandırıldı. 1380 (m. 1960) yılında Erzurum'da vefat etti. Erzurum Asrî Mezarlığındaki aile kabristanına defnedildi. Cumhuriyetin ilanından sonra Solakbay soyadını almıştır.
Dinî ilimlere vâkıf, Arapça ve Farsça'yı iyi bilen Sadık Efendi'nin feraiz konusunda basılmamış Mühezzebu'l-Metalib fi'l-Feraiz, coğrafya konusunda, Dinî Yönden Coğrafya adlı eserleriyle mantıkla ilgili, Tasavvurat ve Tasdikat üzerine bir şerhi vardır. Merhum Ali Ulvi Kurucu Bey'in Sadık Efendi için yazdığı mersiyenin son beyitleri şöyledir:
Serhat şehri cihana imanda örnek olsun Hep ağlayan gönüller tekmil imanla dolsun Tarihe devr açarken fatihlerin hayatı Arş-ı hüdayı sarsar bir alimin vefatı.