Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerinden. İsmi Hüseyin bin Ali bin Abdülkafî bin Ali bin Temmam bin Yusuf bin Musa bin Temmam el-Ensarî el-Hazrecî es-Sübkî'dir. Künyesi Ebu Tayyib olup lakabı Cemaleddin'dir. 722 (m. 1322) senesi Recep ayında doğdu. 755 (m. 1354)'te Şam'da vefat etti.
Babası, Takıyyüddin-i Sübkî, onu birçok âlimin derslerinde ve sohbetlerinde bulundurdu. Başta babasından olmak üzere, Şemseddin-i İsfehanî, Senkelunî ve Ebu Hayyan gibi âlimlerden ilim tahsil etti. Mısır'a varınca Yunus-i Debabisî'den ve başkalarından hadis-i şerif dinledi. Fıkıh ilmini Şeyh Mecdüddin-i Senkelunî'den öğrendi. Ebu Hayyan'dan nahiv ilmini okudu. Tahsil adındaki eseri onunla mütalaa edip tamamladı. Şeyh Şemseddin-i İsfehanî'den, kelam ve usul-i fıkh ilimlerini öğrendi. Abdullah bin Saig'den, Arap edebiyatının aruz bilgilerini okudu. Çok şiir yazdı. Aruzu çok iyi bilirdi.
Cemaleddin Sübkî, 739 (m. 1338)'de babası ile birlikte Şam'a gelmişti. Oradaki âlimlerden çok hadis-i şerif dinleyip ezberledi. Müzzî ve Zehebî'den çok ilim öğrendi. Sonra Mısır'a döndü. Sonra tekrar Şam'a geldi. Orada fetva verdi ve birçok ilmî münazaralarda bulundu. 745 (m. 1344)'te kadılık işlerinde babasına yardımcı oldu. Şamiyye-i Benaniyye, Azraviyye ve başka medreselerde ders okuttu.
İbn-i Kesir diyor ki: “O, hakikaten çok iyi hüküm bildirirdi. Bu hususta ortaya koydukları gayet isabetliydi. Kimseden bir karşılık kabul etmezdi. Kadılığı müddetince böyle bir şeyi kimse işitmedi. Fetva verirdi. Yüksek bir ahlâka sahip olup herkes tarafından hürmet ve saygı görürdü.”
Kadı Selahaddin es-Safedî, “A'yanü'l-asr” adındaki eserinde diyor ki: “Onun zihni bir yıldız gibi parlak, idraki, anlayışı çok yüksekti. İbn-i Malikî'nin Teshîl kitabını ezberledi. Nahiv ve edebiyat ilimlerinin ince bilgilerine sahip oldu. Tenbih kitabını da ezbere bilirdi. Bu kitaplar üzerine yapılan şerhleri ezberlemede bir eşi yoktu.”
Men İsmuhu'l-Hüseyin adlı bir eseri vardır.