TAŞKESENLİ AHMED EFENDİ

Ahmed Efendi Anadolu'da yetişen büyük velîlerden
A- A+

Anadolu'da yetişen büyük velîlerden. 1264 (m. 1848) senesinde, Bingöl'ün Karlıova ilçesine bağlı Hacılar köyünde doğdu. 1327 (m. 1909) senesi Mart ayının yirmi dördünde 61 yaşında iken Erzurum'da vefat etti. Kalabalık bir cemaat ile kılınan namazdan sonra Taşkesenli Camii bahçesine defnedildi. Daha sonra sevenleri tarafından üzerine türbe yaptırıldı.

Babası, o yörede sevilen âlim ve fazıl bir zât olan Molla Mahmud Efendi'dir. Ailesi onyedinci asırda Bağdat civarından gelip Hacılar köyüne yerleşmiştir. Dedelerinin hepsi âlim olup, ömürlerini insanlara doğru yolu anlatmakla geçirmişlerdir. Ahmed Efendi, tahsil çağı gelince, çeşitli medreselerde ilim öğrendi. Sonra Şeyh Ali Palevî ve Abdullah-ı Melekanî'nin derslerini takib etti. Tasavvufta ilerlemek için Seyyid Sıbgatullah Arvasî'nin dergahına giderek teslim oldu. Burada Seyyid Sıbgatullah Arvasî'nin en büyük halifelerinden olan Şeyh Abdurrahman-ı Tagî ile tanıştı. Sıbgatullah Arvasî'nin vefatından sonra yerine geçen Abdurrahman-ı Tagî'ye bağlandı. Onun sohbetlerinde kemale gelerek, icazet aldı. Abdurrahman Tagî, insanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını öğretmesi için Ahmed Efendiyi Erzurum'a gönderdi. Erzurum'a giden Ahmed Efendi, Sultanmelik Mahallesinde yerleşti. Yaz aylarında Erzurum'a yakın olan Taşkesen köyünde ikamet edip, burada insanlara doğru yolu anlatırdı. Bu yüzden Taşkesanî veya Erzurumlular arasında Taşkesenli Şeyh Ahmed Efendi olarak meşhur oldu. Erzurum civarında çok talebe yetiştirdi.

Hocası Abdurrahman Tagî'nin vefatını duyan Ahmed Efendi, hemen Bitlis'e giderek, hocasının mezarını ziyaret etti ve ağlayarak şu mânâya gelen beytleri söyledi: “Evimin uzaklığından dolayı size geç geliyorum. Bana iyilikle imdad eyleyin. Fakir ve katıksız olarak kapınızda durmuş eşiğinize yüz sürmekteyim. Tarafınızdan ricam ve kanaatim o ki, irşad için gelenleri reddetmeyiniz. Rahmet bulutları eksilmesin türbenizin üstünde mağfiret yağmurları yağdırsınlar ey hayırlı üstad! Ben Ahmed'im, kapınızda bir köpeğim. Uzak da olsa yerim, imdadınızı yakından isterim.”

Ahmed Efendi görüşmediği halde Sultan Abdülhamid Han tarafından tanınmakta olduğu bilinmektedir. Erzurum Pasinler'in Tuylar köyünden bir zat, Sultan Abdülhamid Han'ın ikamet ettiği Yıldız Sarayında diğer bir arkadaşı ile birlikte nöbet tutmakta iken, Sultan bir ara balkona çıktı ve askerleri yanına çağırdı. Balkonun yanına gittiklerinde, Sultan diğer nöbetçiye hiçbir şey sormadan bir miktar para vererek hamama gitmesini söyledi. Sonra bu askerin gusletme imkanı bulamadan nöbete geldiği anlaşıldı. Erzurumluya dönerek; “Siz tarikat ehlisiniz. Hocanız kimdir?” diye sordu. Erzurumlu asker de; “Taşkesenli Şeyh Ahmed Efendi.” cevabını verince; “Evet o zâtla tanışıyoruz.” diyerek içeri girdi. Biraz sonra da elinde bir Kur'an-ı Kerim ile geri gelerek Erzurumlu askere; “Bu Kur'an-ı Kerimi hocan olan kardeşime verirsen memnun olurum.” dedi. Erzurumlu, memleketine döndüğünde Ahmed Efendi'nin huzuruna gitti. Ahmed Efendi onu görünce; “Emanetimi getirdin mi?” diye sordu. O zât da, Sultanın verdiği Kur'an-ı Kerimi hemen hocasına teslim etti. Bu Kur'an-ı Kerim hâlen aile kütüphanesinde muhafaza edilmektedir.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası