TAŞKESENLİ MUHAMMED SIDDIK EFENDİ

Şeyh Muhammed Sıddık Efendi Erzurum'da yetişen maneviyat önderlerinden
A- A+

Erzurum'da yetişen maneviyat önderlerinden. Daha ziyade "Horasan Müftüsü" olarak meşhur olan Taşkesenli Şeyh Muhammed Sıddık Efendi, 1332 (m. 1914) yılında Erzurum'un Sultan Melik Mahallesi'nde dünyaya gelmiştir. Babası Taşkesenli Şeyh Ziyaeddin Efendi, dedesi ise Şeyh Ahmed Efendi'dir. Annesi Karayazı Erenler Köyü'nden Şeyh İbrahim Efendi'nin kızıdır. Şeyh Muhammed Sıddık Efendi, Şeyh Şahabeddin Efendi'nin küçük kardeşi ve aynı zamanda talebesidir.

Birinci Dünya Savaşı'nda dünyaya gelen Şeyh Muhammed Sıddık Efendi, henüz iki aylık iken babasını kaybetmiştir. Abisi Şeyh Şahabeddin Efendi tarafından okutulan ve yetiştirilen bu zatın tahsil hayatı, Erzurum'un işgali ve ailenin tehcir edilmesi gibi çok zorlu dönemlere rastlamıştır. Bütün bu ağır şartlara rağmen; fıkıh, kelam, hadis, tefsir ve mantık okuyarak icazet almış; aynı zamanda ilk ve orta öğrenimini de Erzurum'da tamamlamıştır.

1952 yılında müftü olarak Erzurum-Tekman ilçesinde vazifeye başlamış, ardından Horasan Müftülüğüne atanmıştır. Burada altı yıl vazife yaptıktan sonra Erzurum Merkez Vaizliği görevine getirilmiş ve halk arasında "Horasan Müftüsü" olarak ün kazanmıştır. 1960 ihtilalinde tutuklanarak Sivas'a götürülmüş, oradaki vakur duruşu ve fıkhi meselelere getirdiği mantıklı izahlarla dikkat çekmiştir. Sinema hakkında sorulan bir soruya verdiği; "Bu bir alettir; iyi yerlerde kullanılırsa helal ve faydalı, kötü yerlerde kullanılırsa haram ve zararlıdır; tıpkı insanın dili gibi" cevabı, o dönemde büyük takdir toplamıştır.

Sivas'tan döndükten sonra bir yandan vaizlik görevini yürütmüş, diğer yandan Bitlis'te Şeyh Taha Efendi'den manevi irşad dersi alarak halife olmuştur. Evinin alt katını medreseye dönüştürerek yüzlerce talebe yetiştirmiştir. 13 Şubat 1985 tarihinde vefat eden Şeyh Muhammed Sıddık Efendi, Erzurum Asri Kabristanı'nda amcası Muhammed Sırrı Efendi'nin yanına defnedilmiştir.

Hikmetli Sözleri ve Şiirleri

Günah Hastalığının İlacı:

"Tevbe kökünü istiğfar yaprağıyla karıştırıp, gönül havanında tevhit tokmağıyla güzelce dövmeli, insaf eleğinden eleyip göz yaşıyla hamur etmeli, aşk ateşinde pişirip muhabbet balına katarak, gece ve gündüz kanaat kaşığıyla yemeli..."

Kaside'den Bir Bölüm:

"Gurubum geldi ey Saki, bana medle'e görünmez mi, Ölümüm geldi ey mevla, bana lütfun görünmez mi. ... Niçün böyle ümitsizlik içinde kaldın Ey Sıddık, 'Üd'uni estecip lekum' senedi kafi gelmez mi..."

Münacaat'tan Bir Bölüm:

"Hasta hâlim, dilperişanım meded yarab meded, Dembıdem artmakta efganım meded yarab meded. ... Maksadi görmek cemalin, el meded yarab meded..."

Vefatından Sonra Hakkında Yazılan Manzume:

"Vakıfta yerin boş kaldı, Camide kürsün boş kaldı, Cübben sensiz kaldı, Bizler yetim kaldık, Seni özledim ben NUR YÜZLÜM, seni." (Cevat Taşkesenligil, 29.04.2002)

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası