UBEYDULLAH NEHRİ

Seyyid Ubeydullah bin Taha el-Hakkarî eş-Şemdinî en-Nehrî Doğu Anadolu evliyasından
A- A+

Doğu Anadolu evliyasından. Seyyid Ubeydullah bin Taha el-Hakkarî eş-Şemdinî en-Nehrî, büyük âlim ve tasavvufta kutb-ı irşad Seyyid Taha Hakkarî'nin oğludur. Seyyid Abdülkadir Geylanî hazretlerinin soyundandır. Takriben 1243 (m. 1827-28) senesinde dünyaya geldi. 1301 (m. 1883) senesinde Mekke-i Mükerreme'de vefat etti. Cennetü'l-Mualla'dadır.

İlk tahsilini babasından aldı. Babası vefat edince, amcası Seyyid Salih Nehrî'nin ders ve sohbet halkasına katıldı. Burada kemale erdi. Şeyh Salih kendisine hilafet verdi. 1281 (m. 1864) senesinde amcasının vefatı üzerine, Hakkari'nin Şemdinan (Şemdinli) kazasına tabi Nehri kasabasındaki tekkede postnişin oldu. 1293 (m. 1876) senesinde babasının halifelerinden Seyyid Fehim Arvasî ile beraber hacca gitmek üzere yola çıktı. Evvela İstanbul'a geldiler. Sultan Fatih semtinde bugün de mevcut olan Reşadiye Oteli'nde kaldılar. Tahta yeni çıkmış olan Sultan Abdülhamid Han onların İstanbul'u teşrifini duyunca sarayına davet edip ikram ve iltifatta bulundu. 12 günlük misafirlikten sonra Mısır'a gitmek üzere merasimle limana kadar uğurlandı.

Sadece âlim ve mürşid değil, aynı zamanda civarda sözü geçen bir emir idi. Hac dönüşü 93 Harbi'nde 10 bin kişilik milis kuvvetleri ile Ruslara karşı müsademe etti. İran Şahı Muhammed Kaçar, Sünnî olup, Taha Hakkarî'yi severdi. Bu sebeple Şah, Osmanlı hududuna yakın Urmiye çevresindeki Sünnî köylerinde ailenin irşat faaliyetinde bulunmasına yardımcı olurdu. Şeyh Taha'nın vefatından sonra gelen Şah bu havalideki Sünnîlere zulme başlayınca, köylüler Şeyh Ubeydullah'dan yardım istedi. Şeyh Ubeydullah, 93 Harbi'nde büyük yararlık gösteren 10 bin kişilik milisleriyle İran hududunu geçerek bu köyleri geri aldı. Bu sefer İran, Büyük Devletler'den yardım istedi. Bunlar, Doğu Anadolu'da müstakil bir Ermenistan'ın kurulmasına en büyük engel olarak gördükleri Şeyh Ubeydullah'ın cezalandırılmasını Osmanlı hükumetinden resmen istedi. Hadise milletlerarası bir hâl alınca, Seyyid Fehim'in arabuluculuğu ile Şeyh Ubeydullah silahlarını bıraktı ve oğlu Seyyid Abdülkadir ile beraber 1299 (m. 1882)'de Mekke ve Taif'te ikamete tabi tutuldu. Ertesi sene de (1301) Kabe-i Muazzama'yı ziyareti esnasında vefat etti. Mekke-i Mükerreme'de Cennetü'l-Mualla'da defnolundu. Şeyhin sürgüne giderken söylediği;

“Hep yetim gibi mahzun kaldı Nehri halkı, Daim olsun Cihan Sultanı Abdülhamid'in tahtı”

beyitiyle biten kaside meşhurdur. Tuhfetü'l-ahbab adlı mesnevisi vardır. Kendi hayatı ve yolu hakkında bilgiler ihtiva etmektedir. Şeyh Ubeydullah'ın Reşid, Alaeddin, Mazhar, Abdülkadir ve Sıddık isminde beş oğlu vardır.

Seyyid Abdülkadir Efendi, 1326 (m. 1908) senesinde Hicaz'dan İstanbul'a dönerek Heyet-i A'yan (senato) ve Şura-yı Devlet (Danıştay) reisliği yaptı. İttihatçıların kavmiyetçi politikalarına engel olmaya çalıştı. Doğu Anadolu'nun Ermenilere verilmesini önlemek için, Kürtlerin Erzurum ve Sivas Kongrelerine katılmalarını temin etti. Şark'taki bu nüfuzundan çekinildiği için, 1925 senesinde Şark'ta çıkan ve hiçbir alâkasının bulunmadığı isyan vesilesiyle İstanbul'dan alınarak Diyarbekır'a getirildi ve burada oğlu Muhammed ile beraber idam edildi.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası