UMEYR BİN VEHB

Umeyr bin Vehb bin Halef bin Vehb bin Huzafe El-Cumahî Muhacir Sahabi
A- A+

Muhacir Sahabi. İsmi Umeyr bin Vehb bin Halef bin Vehb bin Huzafe El-Cumahî'dir. Künyesi Ebu Ümeyye'dir. Doğum tarihi belli değildir.

İlk zamanlar Umeyr bin Vehb, Kureyş müşriklerinin cesurlarındandı. Kendisi Mekke'de Peygamberimizin Eshabına eziyet eder dururdu. Umeyr'in oğlu Vehb, Bedr'de esir edilen müşrikler arasındaydı. Kendisi de Bedr'de karnından kılıçla yaralanarak ölüler arasına düşmüş, ölmüş sanılarak bırakılmıştı. Gecenin serinliği çökünce ölüler arasından çıkıp Mekke'ye dönmüş ve yarası iyileşmişti.

Umeyr bin Vehb, Hicr'de Safvan bin Ümeyye ile oturup Bedr'de kuyuya atılanları ve uğradıkları musibetleri anlatınca, Safvan bin Ümeyye: “Vallahi, onlardan sonra, yaşamakta hayır yoktur! Bedr'de ölenlerden sonra yaşamanın, Allah belasını versin!” dedi. Umeyr bin Vehb: “Vallahi doğru söyledin! Eğer üzerimde olan ve ödeyecek karşılığı da bulunmayan borçla, benden sonra açlıktan ölmelerinden korktuğum çoluk çocuk olmasaydı, muhakkak gider, Muhammed'i öldürürdüm! Hem benim için, onların kabul edecekleri bir mazeret, bahane de vardır: Oğlum onların ellerinde esirdir. “Şu esir olan oğluma geldim.” derim. Haber aldığıma göre; o çarşılarda da dolaşırmış.” dedi.

Umeyr'in bu sözleri Safvan bin Ümeyye'yi sevindirdi ve ona: “Senin borcun bana aittir. Senin adına, onu ben öderim! Çoluk çocuğuna da, kendi çoluk çocuğumla birlikte, sağ oldukları müddetçe bakar, geçimliklerini en geniş şekilde sağlarım! Mekke'de çoluk çocuğunu benden daha geniş geçindiren bir kimse bulunmadığını sen de bilirsin!” dedi. Umeyr bin Vehb: “Ey Ebu Vehb! Biliyorum bunu! Sen benim işimi de, kendi işini de gizli tut!” dedi. Safvan bin Ümeyye: “Öyle yaparım!” dedi.

Umeyr, kılıcının keskinleştirilmesini ve zehirlenmesini emretti. Safvan bin Ümeyye, Umeyr'in hayvanını ve yolluğunu hazırlattı. Umeyr bin Vehb, Medine'ye gelip, Mescidin kapısında devesini bağladı. Kılıcını kuşandı. Hazreti Ömer, Müslümanlardan bazılarıyla birlikte Bedr gününden bahsediyorlar, Allah'ın kendilerine olan ikramlarını ve düşmanlarına gösterdiklerini konuşuyorlardı. O sırada, Hazreti Ömer Umeyr bin Vehb'i Mescidin kapısı önünde, hayvanını bağlamış, kılıcını kuşanmış görünce: “Bu köpek, Allah düşmanı Umeyr bin Vehb'dir! Vallahi, ancak kötülük için gelmiştir! Aramızı bozan, Bedr gününde de Kureyşliler için sayımızı tahminleyen o değil miydi?” dedikten sonra, Peygamberimiz Aleyhisselam'ın yanına girdi ve: “Ey Allah'ın Resulü! Şu Allah düşmanı Umeyr bin Vehb, kılıcını kuşanmış olarak gelmiş!” dedi. Peygamberimiz; “Onu benim yanıma gönder!” buyurdu.

Hazreti Ömer geri geldi. Onun boynundaki kılıcının kayışını sımsıkı tutup göğsünde topladı. Ensardan, yanında bulunan zatlara da: “Resulullah Aleyhisselam'ın yanına giriniz, yanında oturunuz ve kendisini bu habisten koruyunuz! Çünkü, o güvenilir bir kimse değildir!” dedikten sonra, onu Peygamberimiz Aleyhisselam'ın yanına soktu. Sevgili Peygamberimiz Hazreti Ömer'in Umeyr bin Vehb'in kılıcının kayışını sımsıkı tuttuğunu görünce, ona; “Ey Ömer! Onu serbest bırak! Sen de ey Umeyr! Bana yaklaş!” buyurdu.

Umeyr bin Vehb, Peygamberimiz Aleyhisselam'a yaklaşıp: “Sabahınız hayrola!” diyerek Cahiliye devri selamı ile selam verdi. Resulullah Efendimiz: “Ey Umeyr! Allah bize senin selamlaşmandan daha hayırlı bir selamlaşmayı, Cennetliklerin selamlaşmasıyla selamlaşmayı ikram etmiştir!” buyurdu. Umeyr: “Vallahi, ey Muhammed! Ben bu selamlaşmayı yeni işitiyorum!” dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam, ona: “Ey Umeyr! Seni buraya getiren nedir?” diye sordu. Umeyr: “Şu elinizde bulunan esir oğlum için geldim! Onun hakkında ihsanda bulununuz!” dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam: “Öyle ise, şu boynunda asılı kılıcın işine?” diye sordu. Umeyr: “Allah kılıçların belasını versin! Onlar bize ne sağladı, ne işimize yaradı ki?” dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam, Umeyr bin Vehb'e; “Bana doğru söyle: Sen buraya ne için geldin?” diye tekrar sordu. Umeyr; “Ben bundan başka bir şey için gelmedim! Ancak, esir oğlumun işi için geldim!” dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam, ona: “Senin Hicr'de Safvan bin Ümeyye'ye koştuğun şart ne idi?” diye sorunca, Umeyr korktu ve: “Ben ona ne şart koşmuşum da?” dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam: “Evet! Sen ve Safvan bin Ümeyye Hicr'de oturdunuz! Kureyş'ten, kuyuya atılan ölüleri andınız. Sonra da, sen: 'Eğer üzerimde borç olmasa, yanımda da geçindirilecek çoluk çocuk bulunmasa, muhakkak çıkar gider, Muhammed'i öldürürdüm!' dedin. Safvan da, beni öldürmene karşılık, senin borcunu ödemeyi ve çoluk çocuğunu geçindirmeyi üzerine aldı! Allah ise, yapacağın işle senin arana girdi!” buyurdu.

Umeyr: “Sana bunu kim haber verdi? Vallahi, yanımızda bir üçüncü kişi bulunmamıştı. Bu söz, senin dediğin gibi, benim aramla Safvan'ın arasında idi. Buna, benden ve ondan başka hiç kimse vakıf değildi. Buraya gelinceye kadar geçireceğim geceleri de gizli tutup benden hiç söz etmemesini de Safvan'a emretmiştim.” dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam: “Bunu bana Cebrail haber verdi!” buyurdu.

Bunun üzerine, Umeyr bin Vehb: “Ben şehadet ederim ki; sen, muhakkak Allah'ın resulüsün ve doğrusun! Ya Resulallah! Biz, göğün haberinden, bize getirmiş olduğun şeylerde ve sana inen vahiyde seni yalanlardık. Bu işte, benden ve Safvan'dan başka kimse yoktu. Vallahi, bu haberi sana ancak Allah getirmiştir! Beni İslamiyete hidayet eden ve işte şu yere sevk eden Allah'a hamdolsun!” dedikten sonra, hak şehadetiyle şehadet getirdi. “Ben şehadet ederim ki; Allah'tan başka ilah yoktur! Ve yine şehadet ederim ki; Muhammed, Allah'ın kulu ve resulüdür!” dedi.

Bunun üzerine, Sevgili Peygamberimiz Aleyhisselam; “Kardeşinize, dinini iyice öğretiniz! Kendisine Kur'an-ı Kerim de okuyunuz, öğretiniz! Onun esirini de serbest bırakınız!” buyurdu. Buyruğu yerine getirildi. Umeyr bin Vehb; “Ya Resulallah! Ben, Allah'ın nurunu söndürmeye çalışan ve dinindeki kimselere şiddetle işkence yapan birisi idim. Ben şimdi istiyorum ki; bana izin veresin de, Mekke'ye gidip Mekkeli müşrikleri Allah'a, Resulullah'a ve İslamiyete davet edeyim! Umulur ki, Allah onlara hidayet eder. Hidayet nasip olmayanlara da, daha önce senin Eshabına dinleri hususunda yaptığım gibi işkence yapayım.” dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam da, ona izin verdi.

Umeyr bin Vehb, Medine'ye doğru yola çıktığı zaman, Safvan bin Ümeyye Mekkeli müşriklere: “Birkaç gün içinde, gelecek olan haberle müjdeleneceksiniz. O, size, Bedr vakasının acısını unutturacaktır!” der, gelen kafilelerden haber sorar dururdu. Nihayet, gelen bir süvari, ona Umeyr'in Müslüman olduğunu haber verdi! Safvan da, Umeyr ile hiç konuşmamaya ve kendisine hiçbir iyilik ve yardımda bulunmamaya yemin etti. Umeyr ise Mekke'ye gelince, halkı İslamiyete davet etmeye koyuldu. Kendisine karşı koyanlara şiddetle işkence yaptı. Umeyr'in sayesinde birçok insan Müslüman oldu.

Umeyr bin Vehb, bir gün Kâbe'nin yanında Safvan bin Ümeyye ile karşılaşıp, ona: “Sen büyüklerimizden birisin! Bizim taşlara taptığımızı ve onlar için kurbanlar kestiğimizi görmüyor musun?! Din mi bu? Ben şehadet ederim ki; Allah'tan başka ilah yoktur! Muhammed de, Allah'ın kulu ve resulüdür!” dedi. Safvan ona bir kelime ile bile cevap vermedi, sustu. Umeyr daha sonra Medine'ye hicret etti ve Uhud'dan itibaren savaşlara katıldı. 22 (m. 643)'ten sonra, Hazreti Ömer'in hilafeti zamanında vefat etti.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası