ÜMMÜ HİRAM

Ümmü Hırâm bint Milhân el-Ensâriyye Hala Sultan olarak tanınan kadın Sahabilerden
A- A+

Hala Sultan olarak tanınan kadın Sahabilerden. Ümmü Hiram künyesi olur. Babası Milhan bin Hâlid, annesi Müleyke (Me lî ke) binti Malik'tir. Hazreç kabilesinin Be nî Neccar koluna mensuptur. Nesebi; Ümmü Hiram binti Milhan bin Hâlid bin Zeyd bin Hiram bin Cündeb bin Amr bin Ganem bir Adî bin Neccar'dır. Bi'setten önce Medine'de doğup, 28 (m. 648) senesinde Kıbrıs'ta şehit oldu.

Ensar-ı Kiram'ın büyüklerinden Enes bin Malik'in teyzesidir. Resulullah'ın da teyzeleri tarafından akrabası olup, süt teyzesidir. Cahiliye devrinde Amr bin Kays ile evlendi. İman ile şereflenip, Müslüman oldu. Kocası iman etmeyince, ayrıldılar. Ondan Kays ve Abdullah adında iki oğlu oldu. Eshab-ı Kiram ve Ensar'ın büyüklerinden Ubade bin Samit ile evlendi. Bundan da Muhammed adında bir oğlu oldu.

Medine-i Münevvere'deki evini Resulullah Efendimiz ziyaret ederdi. Resulullah'a çok ikramda bulunup, hizmet etmekle şereflenirdi. Yine Resulullah ziyareti esnasında evinde uyumuştu. Gülerek uyandı. “Ya Resulallah! Niçin güldünüz?” diye sordu. Hazreti Resulullah da; “Ya Ümmü Hiram! Ümmetimden bir kısmını gemilere binip, kafirlerle gazaya giderler gördüm.” buyurdu. Ümmü Hiram; “Ya Resulallah! Dua et, ben de onlardan olayım!” dedi.

Hala Sultan diye bilinen Ümmü Hiram'ın Güney Kıbrıs Larnaka'da kendi adıyla anılan camii.

Peygamberimiz de arzusunu geri çevirmeyip, kabul etti: “Ya Rabbî! Bunu da onlardan eyle.” diye dua buyurdu. Resulullah tekrar uyuyup, yine gülümsiyerek uyandı. Tekrar gülme sebebini sorunca; “Bu defada ümmetimden bir kısmının padişahların tahtlarına kuruldukları gibi debdebeli bir kalabalık halinde gazaya gittiklerini gördüm.” Ümmü Hiram bu sefer de; “Ya Resulallah! Dua et, ben de bir gazi olarak onların arasında bulunayım.” deyince Peygamberimiz; “Hayır, sen öncekilerdensin.” buyurdu. Böylece onun deniz seferinde bulunacağını önceden haber vermiş oldu.

Resulullah'ın vefatından sonra kocası Ubade bin Samit, Şam'a gönderilen il mî heyet içinde olduğundan Humus'a yerleştiler. Halife Hazreti Osman'ın izniyle, Hazreti Muaviye, Kıbrıs Adası'ndaki insanların da saadete kavuşmaları, Cehennem'den kurtulmaları için 28 (m. 648) senesinde bir deniz seferi düzenledi. Bu sefer Müslümanların ilk deniz savaşıydı. Bu sefere gönüllü seçilen kimseler arasında Eshab-ı Kiram'ın ileri gelenleri de katıldı. Bunlar Hazreti Ebu Zer, Hazreti Ebüdderda, Hazreti Ubade bin Samit ve hanımı Ümmü Hiram idi. Hazreti Muaviye, bu orduya Hazreti Abdullah bin Kays'ı kumandan tayin etti.

Deniz yoluyla yolculuk başladı. Hazreti Ümmü Hiram, seksen altı yaşında olmasına rağmen bu zahmetli yolculuğa katlanıyor, oradaki insanlara İslamiyet'i bildireceklerini, onların da kurtuluşa, saadete kavuşacaklarını düşünerek, teselli buluyordu. Bu uğurda şehit olmak en büyük arzusuydu. Çünkü şehitler hakkında Peygamber Efendimiz:

“Şehitleri yıkamayınız. Çünkü kıyamet gününde her yere misk-ü anber gibi koku saçacaklardır.”

“Şehidin kul borcundan başka bütün günahlarını Allahüteala affeder.”

“Kanının ilk damlasıyla şehidin bütün günahları bağışlanır.”

“Şehit Cennette makamını görür.”

“Kabir azabından kurtulması için kendisine imdad ve yardım olunur.”

“Şehidin başına, dünyadan ve dünyadakilerden daha hayırlı ve değerli olan Yakuttan Vakar Tacı konur.”

“Şehit, yakınlarından yetmiş kişiye şefaat eder.”

“Şehitler Cennetteki nimetleri görünce: Keşke, Allah'ın bize neleri ikram ettiğini, kardeşlerimiz de bilselerdi de cihattan çekinmeseler, çarpışmaktan korkup düşmandan yüz çevirmeselerdi, derler.” buyurmuşlardı.

Bu müjdelerin yanında birkaç günlük zahmetin hiç kıymeti olmadığını, en iyi Peygamberimizin arkadaşları biliyordu. Çektikleri eziyet ve sıkıntılar bunu çok güzel anlatıyordu. Ümmü Hiram da bu arzu ve istekle yaşının çok ileri olmasına rağmen ordunun içindeydi.

Mısır'dan gelen İslam askerleri de kendileriyle birleşince Kıbrıs Rumlarına: Müslüman olmalarını, yoksa cizye vermelerini, bunu da kabul etmezlerse savaş yapacaklarını bildirdiler.

Ensar-ı Kiram'ın büyüklerinden olan Ümmü Hiram hazretlerinin kabri.

Kıbrıslılar teslim olmayacaklarını bildirince şiddetli çarpışma oldu. Kıbrıs Rum donanması İstanbul'a kaçtı. Hazreti Ümmü Hiram, çok yaşlı olmasına rağmen, yerinde duramıyor, bir an önce neticeye varmak istiyordu. Genç askerler, Hazreti Ümmü Hiram'ın bu haline şaşıyorlar, ona bakarak gayrete geliyorlardı. Rumların donanması kaçınca savaş sahilde devam etmeye başladı.

İslam askeri bir çıkarma hareketiyle iç kısımlara daldılar. Askerlerle çıkarmaya katılan Hazreti Ümmü Hiram, Larnaka yakınlarında atının ayağının sürçmesiyle düşerek çok özlediği şehitliğe kavuştu. İslam askerlerinin karşısında tutunamayan Rumlar eman dilediler. Barış teklif edip, cizye vermeyi kabul ettiler.

Hazreti Ümmü Hiram'ın kabri Kıbrıs'ta Larnaka şehrinin Tuz Gölü kıyısındadır. Osmanlılar Kıbrıs Adası'nı 978 (m. 1570) senesinde fethedince kabrini imar ettiler. Hala Sultan deyip, kabri üzerine türbe, yanına tekke ve cami yaptırdılar.

Ümmü Hiram, alemlere rahmet olarak yaratılan, iki cihan Sultanı Hazreti Muhammed'in akrabası, Eshab-ı Kiram ve Ensar'dan mücahide ve şehit olması gibi pek çok üstünlükler sahibidir. Fazilet ve kemali çoktur. Resulullah'a hizmet edip, hürmet gördü. Müslümanlar Ona daima hürmet edip, duasını alırlardı. Kabrinden dahi yüzyıllardır feyiz ve bereket saçmaktadır. Kabri devamlı ziyaret edilir. Kurak zamanlarda Müslümanlar onu araya koyarak Allahütealadan yağmur isteğinde bulunurlar.

Türkler ona Hala Sultan deyip çok hürmet eder. Osmanlılar zamanında ve sonrasında gemiler Hala Sultan Türbesi istikametinde geçerken, toplarını çevirirler ve mübarek makamı ziyaret maksadı ile selamlarlardı. Ümmü Hiram cihat hakkında hadis-i şerif rivayet etti. Kendisinden Enes bin Malik, Ubade bin Samit, Amr bin Esved, Ata Yesar, Ya'la bin Şeddad bin Evs hadis-i şerif rivayet ettiler.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası