Kadın Sahabilerden olup, Resulullah'ın kayınvalidesi. İsmi Zeyneb, künyesi Ümmü Ruman olup, bununla meşhurdur. Nesebi; Ümmü Ruman Zeyneb binti Âmir bin Uveymir bin Abdi şems Kinaniyye-i Firasiyye'dir. Kinane kabilesinin Be nî Firas koluna mensuptur. Yemen'lidir. Bi'setten önce doğup, hicretin dokuzuncu yılında Hudeybiye musalahasından sonra Medine-i Münevvere'de vefat etti.
Hazreti Ebu Bekr'den önce Yemen'de Abdullah bin el-Haris-i Ezdi ile nikahlandı. Bi'setten önce Yemen'in Serat şehrinden, Mekke'ye göç ettiler. Kocası müşrik olarak vefat etti. Bundan Tufeyl adında bir oğlu oldu. Bundan sonra Hazreti Ebu Bekr ile evlendi. Bu evlilikten Hazreti Aişe-i Sıddika ve Abdurrahman adında iki çocuğu oldu. İslam dini tebliğ edilmeye başlayınca, kocası Hazreti Ebu Bekr ile beraber Müslüman oldu. Kızı Aişe, Resulullah Efendimiz ile nişanlandı. Hicret-i Nebe vî'den sonra Medine-i Münevvere'ye hicret ettiler. Kızı Aişe burada Resulullah ile evlendi. Peygamber Efendimizin kayınvalidesi olmakla şereflendi. Hicretin 9. (m. 630) senesinde Medine-i Münevvere'de vefat etti. Resulullah Efendimiz cenaze namazını kıldırıp, defninde bulundu. Kabre bizzat Resulullah Efendimiz indirdi.
Ümmü Ruman'ın faziletleri çoktur. Peygamber Efendimiz onu Cennet'le müjdeleyerek; “Her kimi, Cennet hurilerinden birine bakmak sevindirirse, Ümmü Ruman'a baksın.” buyurdu. Yine hakkında mağfiret diledikten sonra; “İlahi! Ümmü Ruman'ın Senin yolunda ve Resulünün uğrunda çektiği sıkıntılar Sana hafi (gizli) değildir.” buyurdu.
Çok sayıda Eshabı Kiram'ın medfun buluduğu Cennetü'l-Bakî Kabristanlığı'nın bugünkü hali.
Ümmü Ruman, Resulullah'ı çok severdi. Kızı Aişe'nin, Resulullah'a gelin olmasına pek taraftar olup, gerçekleşmesine de çok memnun oldu. İslamiyyet'in ilk günlerindeki müşriklerin zulüm ve işkencesinde Ebu Bekr-i Sıd dîk'in büyük destekçilerindendi. Çok iyilik ve ikram severdi. Hadis-i şerif ile övüldü. İbadeti çok sever, çok namaz kılardı. Bir gün namaz kılarken hafif sallandı. O anda içeri giren Hazreti Ebu Bekr onu gördü. Namazı tamamlayınca; “Namazda sallanma. Zira Resulullah'tan işittim. Buyurdu ki: “Sizden biriniz namaza durduğu zaman herhangi bir yerini kıpırdatmasın. Yahudiler gibi de sallanmasın. Çünkü dimdik durup sağa sola kıpırdamamak, namazı tamamlayan şeylerdendir.”