Osmanlı âlimlerinden. Osmanlı şeyhülislamlarının yetmişincisidir. İsmi, Abdullah'tır. “Vassaf diye bilinir. Akhisarlı Şeyh Mecdüddin soyundan Mehmed Efendi isminde bir zatın oğludur. 1073 (m. 1662) senesinde Akhisar'da doğdu. Ancak 1070 (m. 1662) tarihi ile 1074 (m. 1666) tarihleri arasında doğduğunu söyleyen kaynaklar vardır. 1174 (m. 1761) senesinde İstanbul'da vefat etti. Eyüp Sultan civarında Siyavuşpaşa Türbesi yanına defnedildi. Çocukluğundan itibaren ilim tahsiline yöneldi. İlk öğrenim ve eğitimini memleketinde gördükten sonra İstanbul'a geldi. Boyabatlı Kara Halil Efendi'nin hizmetinde ve ilim meclisinde bulundu. Aklî ve naklî ilimleri tahsil edip, onun yanında Süleymaniye Darülhadisi'nde mülazim (stajyer) olarak vazife yaptı. 1111 (m. 1699) senesinde yapılan imtihanı kazanıp müderrislik diplomasını aldı. Bu arada hocası Kara Halil Efendi'nin kızıyla evlendi. Sırasıyla; Yunus Paşa Medresesi, 1112 (m. 1700)'de Ali Paşa Medresesi, 1118 (m. 1706)'da Çavuş Paşa Medresesi, 1120 (m. 1708)'de Ebezade Abdullah Efendi merhumdan hareket-i dahil payesini almış ve 1128 (m. 1715)'te Beşiktaş'ta Sinan Paşa Medresesi, aynı sene Kürkçübaşı Medresesi, oradan da Eyüp Sultan'da Zal Mahmud Paşa Medresesi'ne buradan da 1132 (m. 1719)'da Musile-i Süleymaniye payesiyle Gevher Han Sultan Medresesi'ne buradan da Şehzade Medresesine geçmiştir.
Vassaf Abdullah Efendi'nin yazmış olduğu Hayal-i Behcet-abad adlı Mesnevî'nin yazma nüshasının ilk iki sayfası.
1137 (m. 1724) senesinde Selanik kadılığına tayin edildi. 1140 (m. 1727) senesinde Mısır kadılığına nakledildi. Bir sene sonra İstanbul'a davet edildi. 1143-1174 (m. 1730-1734) tarihleri arasında Başmakçızade Abdullah Efendi ile İshak Efendi'ye fetva eminliği yaptı. 1147 (m. 1734)'de Mekke payesi aldı. 1148 (m. 1735) senesinde İran'da Şah Tahmasb'ı tahtından indiren Nadir Şah'ın iki ülke arasındaki uzlaşma isteği üzerine, İran'a gönderilen Kara Mehmed Paşazade Vezir Kara Mustafa Paşa başkanlığındaki elçi heyetine Anadolu payesiyle katıldı. Bu vesileyle; İsfehan, Kandehar ve Semerkand şehirlerini de ziyaret etti. Oralardaki ulema ile ilmî müsahebelerde bulundu. Gerek İranlılar, gerek ziyaret ettiği şehirlerdeki ulema Vassaf Abdullah Efendi'nin ilmini ve irfanını övmüşlerdir. Bundan dolayı bazı eserlerde Vassaf Abdullah Efendi'ye İranî Abdullah Efendi ve İran Kazaskeri Abdullah Efendi denilmiştir. Vassaf Abdullah Efendi 1152 (m. 1739)'da İstanbul'a döndükten sonra 1154 (m. 1741) senesinde Anadolu kazaskerliğine getirildi. Fakat çok geçmeden 1155 (m. 1742) senesinde vazifeden ayrıldı.
Vassaf Abdullah Efendi'nin medfun olduğu Eyüp Sultan civarında, Siyavuş Paşa Türbesi haziresindeki kabirler.
Yedi yıl devlet hizmetinden uzak kaldıktan sonra 1162 (m. 1749) senesinde Rumeli kazaskerliğine getirildi. 1168 (m. 1755) senesinde Seyyid Murtaza Efendi'den boşalan şeyhülislamlık makamına Padişah Sultan Üçüncü Osman Han tarafından tayin edildi. Bu vazifede beş ay kadar kaldıktan sonra ihtiyarlığı ve rahatsızlığı sebebiyle vazifeden ayrılıp emekli oldu. Bir müddet Bursa'ya gönderildi. Daha sonra dönüp Emirgan'daki evine çekilip ilim ve ibadetle meşgul iken yüz yaşını geçmiş olarak vefat etti. Vefat ettiği Emirgan'daki bu konağın yerine daha sonra Sakıp Sabancı tarafından müze haline getirilen Atlı Köşk'ün bina edildiği belirtilmektedir.
Vassaf Abdullah Efendi zamanın ileri gelen âlimlerinden olup, aklî ve naklî ilimlerde derin âlim, güzel yazı yazan bir hattat, fazilet ve güzel ahlâk sahibi bir zattı. Siyahî Ahmed Efendi'den hüsn-i hat meşk etmişti. Nasihat özelliğinde güzel şiirleri olan Abdullah Efendi, “Vassaf” veya “Abdî” mahlasını kullanırdı. Fen terimlerini açıklayan risalesi vardır. En büyük zevki okumak ve okutmak idi. Okuduğu eserlerin kenarlarına notlar alırdı. Kendisi için “Vassaf'ı cihana vasfetmek muhaldir.” denirdi. Oğullarından Mehmed Es'ad Efendi 82. Osmanlı şeyhülislamıdır. Diğer oğlu Yahya Efendi ise müderris olup, 1160 (m. 1747)'de vefat etti. Babasının yanına defnedildi. Bir de kızının olduğu bilinmektedir.
Eserleri: Yazmış olduğu eserlerin önemlileri şunlardır:
1- Hayal-i Behcetabad: Nasihat özelliğini taşıyan binbeşyüz beyti içine almıştır. Mestan Hasip Barış tarafından 1992'de İstanbul Üniversitesi'nde yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. Yazma bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi bölümü No: 2529'da kayıtlıdır. 2- Zemzeme: Kelam ilmine dair bir eserdir. 3- İrşad-ı Ezkiya: Nahiv ilminde meşhur olan Kafiye adlı eserin manzum olarak tercümesidir. Konya Kütüphanesi'nde 490 numarada kayıtlı bulunmaktadır. 4- Ünvanü'ş-Şeref kasidesi'ne yazdığı nazire: Hicrî dokuzuncu asırda yaşayan meşhur âlim ve ediplerden Şerefeddin ibni'l-Makarrî İsmail Yemenî'nin Ünvan adlı kıymetli eserine naziredir. Arabî olarak yazılması, Abdullah Efendi'nin Arabî ilimlerdeki derecesini gösterir. Bu eserin özelliği, bir satırda beş ilmi toplamıştır. Yani düz okunduğu hâlde düz ilim ve her satırın birinci kelimeleri dik olarak boyuna okunsa diğer bir ilim, üçüncü kelimeler bunun gibi boyuna okunsa başka bir ibare ile diğer bir ilim ifade eder. 1279'da Matbaa-i Amire'de basılmıştır. 5- Fetava-i Vassaf: Fetvalarının toplandığı eseridir. Vafatından sonra bir araya getirilmiştir. 6- Divançe.
Bir Şiiri:
Dildade-i şevk isen rızaya,
İhramda tâbi ol Hüda'ya,
Ahır yine hak olur bu tenler,
Bilmem neye kibreder edenler.
Evkatını eyleme izaat,
Nadan ile etme akd-i sohbet,
İrfana bulunsun intisabın,
Bil kadrini kabil-i hitabın.
Olsan O makuleye mülaki,
Ya meclise gelse ittifaki,
Pend eyleyüp itme nefsin itab,
Mesdud-i yed-i kazadır ol bab.
Açıklaması: Eğer Allahü tealanın rızasına kavuşmak istiyorsan, kerem ve cömertlikte Allahü tealaya tâbi ol. Yani ikram edici ve cömert ol. Sonunda bu tenler toprak olacaktır. Fakat bilmem ki kendini beğenip üstün görenler neden kibrederler. Vaktinin kıymetini bil, boş yere geçirme. Cahillerle de sohbet etme. İlim ve irfan ehliyle Allah adamlarıyla beraber ol. Hak ve hakikati söyleyenin kıymetini bil. Allah adamlarının bulunduğu o sohbet meclisine kavuşursan veya o meclis sana nasip olursa, nasihat dinle, kendini yorma. Zira o kapı Allahü tealanın kudretiyle kapalıdır. Yani senin orada konuşman uygun değildir.
Bir başka şiiri:
Biz ol sevdager-i peçide kalay-ı diliz Vassaf,
Meta-ı hahişin asudeyiz hüsran u sudından,
Bilinmez arifin fevtinden evvel kadr-ı asarı,
Mehekk-i hak ile sencidedür nakd-i hıred şimdi,
Libas ü cüssenin yoktur medarı hüsn-i irfanda,
Çerağ-ı meclisin ruşensiz olmaz şemadanında.