YUNUS BİN UBEYD

Ebu Abdullah veya Ebu Ubeyd Tabiîn'in büyüklerinden.
A- A+

Tabiîn'in büyüklerinden. Haramlardan ve şüphelilerden çok sakınan, ilim ve hikmet sahibi bir zattır. Künyesi, Ebu Abdullah veya Ebu Ubeyd'dir. Basralıdır. Eshab-ı Kiram'dan Hazreti Enes bin Malik'i gördü. 139 (m. 756) yılında vefat etti.

Hadis ilminde hafız, sika (güvenilir) bir zat olup, İbrahim-i Teymî, Sabit el-Benanî, Hasan-ı Basrî, Muhammed bin Sirin, Abdurrahman bin Ebu Bekr, Hakem bin el-A'rec, Sa'id bin Cübeyr, Ata bin Ebu Rebah ve daha birçok büyük zatlardan hadis-i şerif rivayet etti. Kendisinden oğlu Abdullah, Süfyan-ı Sevrî, Şu'be bin Haccac, Ebu Ca'fer er-Razî, Hammad bin Zeyd, Hammad bin Seleme, Yezid bin Zeri', Bişr bin Mufaddal ve daha birçok âlimler rivayette bulunmuşlardır. Manifaturacılık yaparak nafakasını temin ederdi. Kul hakkına girmekten çok korkar, şüpheli olmak korkusu ile mubahların çoğunu terk ederdi. Malını methetmezdi. Bir gün çırağı bir kumaşı müşteriye gösterirken; “Ya Rabbî! Bu Cennet kumaşından bana da nasip et.” dediğini gördü. Bunun kumaşı methetmek manasına gelebileceğini düşünerek kumaşı sattırmadı.

SEN RAZI OLMAYACAKTIN!

Müşteriler, kusurlu bir malı, kusursuz zannederek alırlar ihtimalini düşünerek, havanın bulutlu ve kapalı olduğu günlerde pazara çıkıp satış yapmazdı. Dinlerini korumak için dünyalıklarını feda eden bahtiyar kimselerdendi. Dünya ticaretinin ahiret kârı yanında bir hiç olduğunu ve bir kimsenin yetişip yükselmesinde helal lokmanın şart olduğunu bildirirdi.

Buyurdular ki; “Helalden bir kuruş bulsam, hemen bununla buğday alırım. Onu un yapıp bu undan çorba pişiririm. Bu çorbadan hangi hastaya içirirsem, hasta Allahütealanın izniyle şifa bulur.”

“İnsanın, vera sahibi olduğunu konuşmasından anlarım, insanın yaptığı iyi amellere bir şeyler karışır. Ama dilini muhafaza edebilirse bu durum müstesnadır. Ona bir şey karışmaz. Hikmeti şudur ki, insan çok namaz kılar, çok oruç tutar ama, iftarını haramla açarsa, tuttuğu orucun faydasını göremez. Gece namaza kalkarsa kalbinde riya ve ucb hali bulunabilir. (Ucb, yaptığı amelleri beğenmektir.) Gündüz olunca da yalan yere şahitlik yapması boş ve lüzumsuz sözler etmesi düşünülebilir. Böyle olunca da yaptıkları iyilikler hiç olur. Ama dilini tutabilirse bütün amelleri iyi olur. Kanaatim böyledir.”

“Kendimi, rüyasında hoşuna giden ve gitmeyen şeyleri gören kimse gibi görüyorum. İnsanlar da uykuda olup çeşitli rüyalar görüyorlar, öldükleri anda uyanacaklar ve uykudan uyanan kimsenin, uykuda gördüklerinden, elinde bir şey kalmadığı gibi, dünyada güvendikleri, gönül bağladıkları şeylerin hepsini kaybetmiş olarak ahetmekden, pişman anlayacaklardır.”

Yunus bin Ubeyd'in manifatura dükkanında, fiyatları, iki yüz dirhem ile dört yüz dirhem arasında değişen kumaşlar satılıyordu. Dükkanında kardeşinin oğlu da çalışıyordu. Yolda bir kimseyi kumaş satın almış gidiyor görünce, kumaşı tanıyıp, kendi dükkanından alınmış olduğunu anladı. O kimseye; “Bu kumaşı kaça satın aldınız?” diye sordu. O kimse dört yüz dirheme aldığını söyleyince çok üzüldü ve; “Bu kumaşın değeri iki yüz dirhemdir. Geri dönüp paranızın üstünü alınız.” buyurdu. O kimse; “Bu kumaş, bizim orada beş yüz dirhem eder, ben aldanmış sayılmam.” deyince; “Olsun. Siz, gidip iki yüz dirhem paranızı alınız.” dedi. O kimse gelip, iki yüz dirhemini aldı gitti. Yunus bin Ubeyd, dükkanda tezgahtar olarak bulunan yeğenine; “Kumaşı bu kadar pahalı yaniye sattın?” diye sordu. Yeğeni; “Vallahi kendi rızası ile aldı.” dedi. Yunus bin Ubeyd; “O razı olsa da, sen razı olmayacaktın.” buyurdu.

“Allahütealanın rahmeti, Arafat'ta o kadar çok ki, bundan hiç şüphe etmiyorum. Lakin ben, o rahmete kavuşanların arasında bulunabilecek miyim bilemiyorum. Hatta benim yüzümden onlarında rahmetten mahrum kalmalarından korkuyorum.”

“Dışı, içine uymayan birini görmek isterseniz bana bakın.” Kendisine; “Niçin böyle söylüyorsun?” diyenlere şöyle cevap verdi: “Ben, yüz kadar iyi huyun bulunduğunu sayıyorum, fakat onlardan bir tanesini kendimde göremiyorum. Kötü huyları sayıyorum. Hepsinin kendimde mevcut olduğunu görüyorum.”

Yunus bin Ubeyd'in, Hazreti Hasan'dan rivayet ettiği hadis-i şerifte şöyle buyuruldu: “Sağdaki melek, soldakinin âmiridir. Kul, bir günah işleyince, soldaki melek; “Bunu yazayım mı?” diye sağdakine sorar. Sağdaki; “Beş günah işleyinceye kadar yazma!” der. Kul beşinci günahı da işleyince soldaki melek yine; “Yazayım mı?” diye sorar. Sağdaki melek; “Hayır yazma. Belki bir iyilik işler.” der. Kul bir iyilik işlediği zaman, sağ taraftaki melek der ki: “Bize bir iyiliğin on misli yazılacağı emri verildi. Gel, bu yaptığı iyiliğin on misli sevabının beşini önceden işlediği beş günaha karşılık silelim. Beşini yazalım.” Bunun üzerine şeytan sıkılır. “Ben bu insanlarla nasıl baş edeceğim.” diye sızlanır.”

Yunus bin Ubeyd hazretlerinin kıymetli sözlerinden bazıları şunlardır:

“Uygunsuz bir sözü terketmek, nefse bir gün oruç tutmaktan daha ağır gelir. Ben, çok sıcak bir günde, insanları çekiştirmemeyi, insanlar hakkında uygunsuz sözler söylememeyi, o gün oruç tutmak ile mukayese ettim. O sıcak havada oruç tutmanın dili tutmaktan daha kolay geldiğini gördüm.”

“İki şey var ki, bunlar bir kimsede tamam olursa, o kimsenin diğer bütün halleri bu iki hali sayesinde tamam olur. Birincisi, namazı vaktinde kılacak, ikincisi dilini kötü veya yersiz sözlerden koruyacak. Bir kimse dilini yersiz sözlerden koruyabilirse, Allahüteala ona mutlaka diğer amellerini düzeltmesini ihsan eder.”

“Vera, şüpheli olan şeylerin hepsini terk edip, her an nefsini hesaba çekmektir.”

“Nafileleri hafife alan bir kimse, farzları da hafife alır.”

“Bir tek tesbihi veya tehlili (Yani, Allahütealanın bütün ayıp ve kusurlardan uzak olduğunu, kendisinden başka ibadet olunmaya layık ilah bulunmadığını) bildiren “Sübhanallah” ve “Lailaheillallah” ulvî kelimelerini bilerek ve inanarak okumayı, dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlı ve bereketli bilmeyen kimse, dünyayı ahirete tercih edenlerdendir.”

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Rehber İnsanlar Sayfası